
Gece gözüme bir gram uyku girmemişti , odamdaki balkona bir minder sererek üzerine uzanmış ve gece boyunca gökyüzüne bakarak yıldızları izleyip durmuştum . Şimdi ise saat öğleni geçmişti. Ben ise bahçede kendime has bir yer bulmuş ve hem düşünüp hem de kahvemi yudumluyordum.
Erdem bey aklımın hiç bir köşesinden çıkmıyordu. Onu nedense çok merak ediyordum . Acaba o da beni merak ediyor muydu? Benim ki de soru muydu ! Merak etmese dün Aykut'u arkamızdan yollamazdı. Bu düşüncelerim yüzünden istemsizce gülümsedim. DNA testi ne zaman sonuçlanacaktı hiç bir fikrim yoktu ama artık sonuçlanmasını ben de çok istiyordum . Çünkü artık bu bilinmezlik canımı sıkmaya başlamıştı ! Herkes her şeyi öğrensin istiyordum . Yani amacım o aileye girmek değildi , ben sadece beni kötü bir insan olarak görmelerini istemiyordum . Çünkü bu durum beni daha çok üzüyordu...
"Mucize !" arkamdan Lara'nın konuşmasıyla oturduğum yerden kafamı kaldırarak ona baktım. "Efendim ."
O da karşımdaki sedire oturmuştu “Bir iyi bir de kötü haberim var hangisinden başlamamı istersin “ diye sorduğunda bir süre yüzünü inceledim dalga mı geçiyor yoksa ciddi mi diye . Ciddi olduğunu fark edince “Amacın ne ?” Dedim bıkkınca . Şuan sadece yalnız kalıp kahvem ve kendim ile birlikte güzel, kaliteli bir zaman geçirmek istiyordum ama maalesef bu durumu bazı dış etmenler yüzünden icraata dökemiyordum !
“Kızım bir cevap ver önce hangisini duymak istersin “ dediğinde bu sefer de gözlerimi devirdim ve “İyi haber olsun o zaman “dedim başımdan savurmak istercesine .
“Pekala, İyi haber telefonlarımız geldi “ Cebinden çıkardığı telefonumu bana uzattığında şaşırmıştım ama hiç oyalanmadan da elinden telefonumu almıştım. Telefonumu açıp incelemeye başladığımda sevinçle Lara'ya baktım. “Kim getirdi ?”
“Aykut.” Dediğinde kafamı salladım. Başka kim olabilirdi ki zaten !
“Peki kötü haber ne ?” diye telefonumu incelerken konuştuğumda o da hiç oyalanmadan beni cevapladı.
“Erdem kapıya adamlarını dikmiş “ Bir kaç saniye ne diyeceğimi bilemedim, açıkçası şaşırmıştım ama bence bu çokta kötü bir haber değildi. Yani daha kötülerini duymuşluğum vardı. Mesela üvey evlat olduğumu öğrenmem gibi !
“Ne olacak ki ?" Umursamaz konuşmam ile bana bakmıştı. "Bundan hoşlanmazsın diye düşünmüştüm . "
"Hoşlanmıyorum ama takmıyorum artık bu olanları, sende takma salla ." Her şeyi oluruna bırakmak en iyisiydi. Her şeyi de ben düzeltemezdim ya canım !
Kahvemi elime almış ve keyifle bir yudum almıştım ki dışarıdan gelen bağırış sesleriyle elimdeki kahveyi masaya bıraktım ve ne gürültüsü olduğunu anlamlandırmaya çalıştım .
Lara'ya 'Ne oluyor ?' der gibi baktığımda, bilmiyorum dercesine omuzlarını silkmişti. Belki de bu onun dilinde hiçbir şeyi umursamıyorum da olabilirdi çünkü bu kız harbiden, umursamaz bir insandı ! Ben bunları düşünürken, tekrar seslerin yükselmesiyle Sinirle ayağa kalktım . Tam yürüyecekken Lara'nın gülüşünü duymam ile tersçe ona baktım. Benimle eş zamanlı olarak ayağa kalkmıştı ve yanıma gelmişti "Hani takmıyordun ?" dediğinde cevap vermeyip omzuna çarparak geçtim . Onu diyen ağzımı eşek arıları soksun! Gerçekten bir rahatça kahve içirmeyeceklerdi bana!
Hızlı adımlarla ilerleyip açık kapıya ulaştığımda dışarıdan gelen bağırış seslerinin sahiplerini sonunda görebilmiştim. Görebilmiştim görmesine ama dedemin burada olmasını ,beklemiyordum ! Gerçi niye şaşırıyordum ki? Haberi aldığı gibi buraya damlayacağına emindim !
"Hakan ! Sen nasıl bu duruma izin verirsin !" diye gür sesiyle konuştuğunda kafamdakileri silip dikkatimi onlara verdim, olayı anlamaya çalışıyordum. Uzun sayılmayacak bir zamanın ardından, kafamda bazı şeyler yerine oturmuştu. Dedem büyük ihtimalle, erdem beyin korumalarının burada olmalarına kızıyordu.
"Ali bey-...! Hakan amca tam konuşacakken elini kaldırarak onu susturmuştu. Dedem yaşlı olmasına rağmen, her yerde sözü baskın gelirdi. Bu an da o anlardan biriydi, karşısındaki erdem beyin korumalarına bakarken her an her şeyi yapabilecek gibi duruyordu.
"Kim sizin başınız !" diye sorduğunda dedem tahminimin doğruluğunu kanıtlamış oldu, adamların arkasından konuşarak gelen Aykut ile çoğu kişinin bakışları ona kaymıştı.
"Benim. bir sıkıntı mı var ?" diye sorduğunda aynı zamanda da adamlarının arasından geçerek dedemin karşısına dikilmişti. Dedem elinde olsa şuan onu ve geri kalan herkesi, bir kaşık suda boğacak gibi duruyordu.
"Var sıkıntı . Buradan adamlarını alıp gideceksin ." dedemin konuşmasıyla, olayın büyüyeceğini anlamıştım ama araya girerek bütün okları kendime çevirmek istemiyordum .
"Ali bey, Erdem beyden bana gelen talimat, mucize hanımı korumak bu yüzden dediğinizi yapamam."
"Demek öyle ! " dediğinde kaşları bir hayli çatılmıştı. Cebinden telefonunu çıkarıp birini aradığında dikkatle ona bakmaya devam ediyordum . Ne yapmaya çalışıyordu bu adam ?
"Alo bana erdem denilen adamın numarasını at çabuk !" demiş ve karşısındaki ne dediyse tahammül seviyesi bitmiş gibi bu sefer de ona bağırmıştı.
"Sen açtın zaten başıma her şeyi ! At diyorsam at uzatma ! Ben ne yapacağımı bilirim !" kiminle konuşuyordu hiç bilmiyordum ama şu kesin ve net ses tonu her an her şeyi yapacağının habercisiydi. Telefonu kapatıp hırsla yanına hakan amcayı çağırmıştı. Hakan amca da onu bekletmeden yanına geldiğinde "Hakan git bana bir sandalye getir . "demişti.
Ne yapacaktı sandalyeyi ? Lara sanki beni içimden geçenleri anlamış gibi yanımda, sessizce kulağıma doğru konuşmuştu.
"Sandalye fırlatacak herhalde!" dediğinde tersçe ona baktım. Yemin ederim bu kızla takılan sabır taşı yutmuş olmalıydı.
"Tamam ali bey ."Hakan amcanın konuşmasıyla Laradan gözlerimi alıp onlara baktım. Hakan amca dedemin sözünü ikiletmeden onu onayladı ve bizden tarafa doğru gelmeye başladı. Bizi gördüğü anda ise adımlarını hızlandırmıştı. Yanımıza geldiğinde önce arkasına baktı ve gözleriyle dedemi kontrol etti, daha sonra ise ciddiyetle bize baktı . "Kızım burada durmayın. Pek iyi şeyler olmayacak çünkü ." dediğinde kalbim bir kuş misali çırpmaya başlamıştı. "Hakan amca ne olur bir şey yap ." diye ona yalvardığımda kafasını eğmişti.
"Yapacağım bir şey yok . Sizde burada durmayın içeriye geçin ." demiş ve içeriye girmişti. Bir süre geçtiğinde Hakan amca dedemin istediği sandalyeyi getirmiş ve ona vermişti. Dedem ise tam onların karşısına geçerek erkeklere has bir şekilde oturmuştu.
Eş zamanlı olarak telefonuna gelen mesaj sesiyle herkes pür dikkat onu izliyordu.
Dedem cebinden telefonun çıkarmış ve kısa bir uğraş sonrasında telefonu kulağına dayamıştı.
"Alo! " diye gür sesiyle konuştuğunda ne yapacağını hepimiz merakla izliyorduk. Telefonu kulağından çekip hoparlöre aldığında artık hepimiz ne konuşacaklarını duyabiliyorduk .
"Efendim ?" Erdem beyin konuşmasıyla kalbim telaşla daha da hızlı atmaya başlamıştı.
"Ben Ali Dağhan, Mucize Dağhan'ın dedesiyim."
"Biliyorum sizi Ali bey hayırdır ?" Biraz öncekinin aksine ses tonu sert bir hal almıştı. Onlara karşı büyük bir nefret beslediği aşikardı.
" Hiç hayır değil . Şimdi bir kez açık ve net bir şekilde konuşacağım sende beni ikiletmeden dediklerimi harfiyen yapacaksın erdem bey !"
"Ben anladım sizi ali bey siz kendinizi yormadan, ben kesin ve net bir şekilde konuşayım en iyisi . Adamlarım geri çekilmeyecek ve mucizeyi korumaya devam edecekler. " dediğinde ikisinin de geri adım atmaması beni korkutuyordu. Yanımdaki Laraya baktığımda bana 'sakin ol' dercesine omzumu sıkmıştı. "Kimi kimden koruyorsun sen !" dedem öfkeyle konuştuğunda bakışlarım ona kaymıştı. Biraz önceki rahat oturuşunu bozup öne doğru eğilmişti dedem.
"Sonuçlarının ne olacağının farkındasın değil mi !" diye sertçe konuştuğunda içimden bunun devam etmemesi için dua etmeye başlamıştım . Gerçekten ben sonuçları görmek istemiyordum .
"Elbette ." Erdem beyin rahat bir şekilde konuşmasına akıl sır erdiremiyordum resmen . Belki de dedemi tam olarak tanımadığındandır bu rahatlığı...
Dedem yerinden kalkıp dik bir konuma gelmişti. "Pekala . Bazı şeyleri yaşına vermek gerekiyor ." dediğinde kafamı olumsuz anlamda salladım. Ne yapacağını anlamıştım " Bir ön gösteri yaparsak paşa paşa dediklerimi yaparsın !" demiş ve daha karşıdakiler ne olduğunu anlamadan silahını çıkartmış ve Aykut'a doğrultmuştu.
"Dede dur !" diyerek ona doğru koşmaya başlamışken bu sefer de herkes silahlarını birbirine doğrultmuştu. İki tarafın arasına geçtiğimde Aykut'un önüne geçerek kollarımı iki yana açtım . "Dede yalvarırım dur !" diye konuştuğumda, dedem bu yaptığım karşısında şaşkınlıkla kalakalmıştı. "Mucize ? Ne yapıyorsun kızım ." dediğinde gözümden bir damla yaş düşmüştü. "Dede dur lütfen benim yüzümden bir kişi daha zarar görmesin ! "
"Bunun seninle alakası yok kızım ! çekil oradan ." diye sakin bir şekilde konuştuğunda, kafamı olmaz dercesine sağa ve sola salladım . Etrafı resmen ölü sessizliği sarmıştı. Konuşmaya devam edecekken Erdem beyin, telefondan gelen sesi ile şaşkınlıkla kalakaldım .
"Tamam ,senin dediğin olsun ali bey, adamlarımı geri çekeceğim ama bir kaç gün sonra her şey ortaya çıktığında hiç bir kuvvet beni durduramayacak !" demiş ve telefonu kapatmıştı.
Aykut bu sözleri duymasıyla, silahını indirip geri beline takmış ve biz daha ne olduğunu anlamadan adamlarına emir vererek arabalarına binmiş ve gitmişlerdi. Her şey çok hızlı gelişmişti.
Dedeme kırgın bir şekilde bakıp bende hızlıca içeriye doğru gitmiştim. Daha yeni tanıdığım adam benim için endişelenirken dedem beni umursamamıştı bile !
...
"Mucize bu yaptığın çocukluktan başka bir şey değil!"
Dolaptan kıyafetlerimi bulduğum herhangi bir valize teperken, onun ne dediğini umursamıyordum . Artık canıma tak etmişti. Bir sağa bir sola savrulmaktan kendi benliğimi unutur olmuştum. " Ne dersen de etki etmeyecek dede !"
" Sen bir herif için seni büyüten aileden vaz mı geçiyorsun ?" dediğinde hareketlerim durmuştu. Gözümdeki zor durdurduğum yaşlar tekrardan akmaya başlayınca cılız sesimle ona bakmadan konuştum . "Ne düşünürsen düşün kendimi açıklamayacağım ." Valizi toplamaya devam ederken bulanık gören gözlerim yüzünden, kendime içimden küfür ettim.
"Muciz-..."
"Ne ! mucize ne !" diye bağırdım ve sinirle elimdeki pantolonu yere fırlattım . Sonra yaptığımın farkına vararak durgunlaştım. Sakin olmalıydım ama sabrımın sonlarındaydım.
"Dede bak ! ben daha 17 yaşındayım beni büyük bir insan olarak mı görüyorsunuz bilmiyorum ama ben bazı şeyleri kaldıramıyorum! Anlıyor musun beni ,Kaldıramıyorum . Benim şimdi tek derdimin sınavlarım olması gerekirken, ben sizin yaptığınız hatayı düzeltebilmek için uğraşıyorum ama siz ne yapıyorsunuz ? " demem ile dedem kaşlarını çatmış ve üzerime doğru bir adım atmıştı.
"Ne yapıyoruz ? " demesiyle gözümden tekrardan yaşlar akmaya başlamıştı. Bunlar gerçekten olayları basit mi zannediyorlardı ? Erdem gibi bir adam bu işin peşini bırakır mı zannediyorlardı? Şimdiden böyle olaylar yaşanırken herkes her şeyi öğrendiğinde daha beter bir durumun içinde olacaktım ve olacaktık! Ben bir kez daha bir kişinin ölümünü ya da benim yüzümden zarar görmesini istemiyordum .
"Mahvediyorsunuz dede !" dedim
"Biz mahvediyoruz öyle mi ! " Kendimi halsiz bir şekilde yatağın üstüne bıraktım. yüzümü ellerimin arasına alarak ağlamaya devam ederken dedemin konuşmasıyla yutkunmakta zorlandım .
"Ben her şeyi yeni öğrendim ama ne olursa olsun seni torunum bildim. Bu olayı öğrendiğimde Vedat'a kızamadım bile. Çünkü sen kabul etmesen de benim öz be öz torunumsun mucize!.. Yanlışında doğrunda senin yanında oldum! Vedat'ın yanında olmadım ama senin hep bir adım arkanda oldum! bir dediğini iki etmedim. Senin uğruna ben onu bile affettim! Bir 'Dede ' değişine dünyaları sığdıramamışken sen..." Kafamı kaldırıp ona baktığımda bir kaç saniye duraksadı. " Neyse Tamam dediğin gibi olsun kapı açık dilediğin yere gidebilirsin !" arkasına döndü ve kapıya doğru ilerledi. Bana bakmadan tekrardan konuştu. " Vedat'a sadece neden kızdım biliyor musun ?" niye, diye sormak istiyordum ama alacağım cevap beni korkutuyordu.
"Sana bu durumdan bahsetmesine kızdım ! " Dediğinde tekrardan ağlamaya başlamıştım. Demek istediğini çok net bir şekilde anlamıştım. Beni bebekken kaçırıp almalarına değil, Vedat babamın bana bu durumdan bahsetmesine kızmıştı. Bir şey dememe izin vermeden ,dışarıya çıktığında sesli bir şekilde ağlamaya başladım. Kimse olacakları ön göremezken bir tek ben mi görebiliyordum? Yoksa ben mi yanılıyordum ?
Vedat babamın, hapishaneden çıkması mümkünken , tekrar içeriye girmemesi kim engelleyecekti ? Ben mi ?!
Erdem beyi bu kısa sürede çok net bir şekilde tanıma fırsatı bulmuştum . Geri adım atacak bir adama benzemiyordu . Kanıtlarda mevcutken onu içeriye atmasını kim engelleyebilirdi ? Kimse bir şey yapamazdı, hatta ve hatta dedem bile bu duruma engel olamazdı. Ben bu durumun farkındayken onlar neden farkında olmuyordu .
Dedemin beni çok sevdiğini ve her şeyden yeni haberinin olduğunu bende biliyordum ! Bende onu tahmin edemeyeceği kadar çok seviyordum ama her şey bununla bitmiyordu ! DNA testi ortaya çıktığında ben onları korumak zorunda kalacaktım . Bana olan sevgileri ya da benim onlara olan sevgim korumayacaktı !
Vedat babamı affedemezdim ama kolay kolayda onu silip hayatımdan da def edemezdim. Çünkü o beni büyütmek için elinden gelen her şeyin fazlasını yapmıştı. Bende nefret etmek istiyordum ama maalesef olmuyordu... Benim için yaptıklarını görmezden gelemiyordum.
Gerçek ailemin de pek bir farkı yoktu. Onlardan da bu durumu sakladığım için büyük bir vicdan azabı çekiyordum. Her iki tarafın arasında kalmak beni gerçekten çok yoruyordu. Gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum!
"Mucize iyi misin ?" içeriye sakince giren Lara ile gözyaşlarımı durdurmaya çalıştım . Burnumu çektiğimde Lara cebinden çıkardığı peçeteyi bana uzatmasıyla hızlıca aldım . "İyiyim, dedemle atıştık." dediğimde yanıma oturdu.
"Bağırış sesleriniz aşağıya kadar geliyordu duydum. O da kötü olmuş baya ."
"Ben kimsenin kalbini kırmak istemedikçe üstüme geliyorlar . Lara o kadar ikilem içinde kaldım ki sana anlatamam! Bir yanım bağıra çağıra gerçek ailene her şeyi söyle derken diğer yanım ise bütün kötü olasılıkları yüzüme çarpıyor! Gerçekten bunaldım . Şu göğsüme oturan öküz kalkmak bilmiyor asla ! Ne yapacağım ben !" dedim ve ellerimi yüzüme kapatarak sakinleşmeye çalıştım.
"Erdem yani gerçek baban DNA testinden, her şeyi yakın zamanda öğrenecek zaten mucize ?" dediğinde ellerimi yüzümden çektim ve ona baktım.
"Bunun bende farkındayım !" İstemsizce yüksek sesle konuştum.
"Ne yükseliyorsun kızım bana! ben mi dedim iki tane aile edin kendine diye !" Bana karşılık verdiğinde geri durmadım .
"Salak salak konuşma ya, ben istedim de buldum değil mi ? "
"Yanlış dua falan mı ettin, naptın !" dediğinde sertçe kafasına vurdum.
"Lara bak sabrımı sınayıp durma seni gebertirim ! Şuan şaka kaldıracak durumda değilim . Bana destek ol köstek değil!"
"Of ben ne bileyim mucize, bir kere sabrım yok benim böyle şeylere hiç gelemem, !"
" Al işte sen olsan bir tarafın sıkışınca tüyer giderdin ! " dedim bende sinirle
" Bir kere geliyorum hayata, zora gelemem çeker giderdim. " dediğinde alnımı sertçe ovmaya başladım. " Ama işte sen ben değilsin "dediğinde bir kaç saniye duraksadım . Gitmek çözüm olur muydu ki ? İki taraftan da uzaklaşsam mesela ? Ortam bir tık da olsa sakinleşir miydi !?
"Bende mi gitsem acaba Lara ?" diye sorduğumda bana garip bir şekilde baktı. "Sen bana uyma mucize, genellikle bana bunları sol taraf üflüyor sen sağ tarafı dinle !" dedi ve ayağa kalktı.
Bu kız harbiden deliydi.
" Babam aradı İstanbul'a dönmem gerekiyor onu haber vermek için gelmiştim aslında ben. " dediğinde gözlerim resmen parlamıştı. Buradan gitmek ve bir süre birbirimizden uzaklaşmak bence hepimiz için iyi olacaktı. "Tamam gidelim ." deyip ayağa kalktığımda şaşkınlıkla bana baktı. "Sen nereye ?" diye sorduğunda onu umursamadım ve kalan valizimi toplamaya devam ettim.
"İstanbul'a işte!" Arkamdan söylenmelerini duymazdan gelerek valizimi toplamaya devam ettim. Biraz daha düşünürsem kafayı yiyeceğimden emindim çünkü .
...
Ertesi gün
"Her şey tamam mı ?" Lara'ya sorduğum soruyla bana bakmıştı. "Mucize sadece telefonum var yanımda ?" diye bıkkınca konuşmasıyla gözlerimi devirdim.
"Aman be tamam, hadi hazırsan bin de havaalanına gidelim geç kalmayalım ." dediğimde oyalanmadan o da arabaya binmişti.
Bende arkama dönerek dedeme baktığımda hala bana karşı tavrını koruduğunu görmek beni üzmüştü ama belli etmedim. Dün yanına gidip olayı kendi açımdan açıklamaya çalıştım, ne kadar anladı beni bilmiyordum ama biraz da olsun aramızdaki buzlar erimişti. Onların düşündüğü gibi yediğim kaba tükürecek bir insan değildim .
"Dede görüşürüz " diyerek eline uzandığımda öptürmeden geri çekti. Her zaman bunu yaptığı için buna alınmadım. Elimi tutarak kendine doğru çekip bana sarılmasıyla bir kaç saniye şaşırdım, kendime geldiğim ilk anda ise anında ona karşılık verdim .
" Kendine dikkat et torunum." torunum diyerek bana hitap etmesiyle yüzümde kocaman bir gülümseme meydana geldi.
"Dede bir şey aklıma takılıyor " deyip ondan ayrıldığımda gözlerimin içine baktı ve . "Söyle ." dedi.
"Erdem bey beni kaçırınca neden gelmedin? Nerede olduğunuzu biliyorum kızım dedin ama gelmedin" dediğinde kaşlarını çatmıştı. "Gelmemi mi istiyordun ?" dediğinde tersçe ona baktım . Gerçekten bu sorduğu soru muydu ? "Sence ?"
"Bazı engeller çıktı gelemedim. Bana kalsa seni orada bir dakika bile bırakmazdım ama ..." Sanki ağzından bir şey kaçıracakmış gibi son anda susmasıyla kuşkuyla ona baktım . "Ne gibi bir engel ?" diye sordum. "Boş ver sen bunları. Bende biraz buradaki işleri toparlayıp geri döneceğim zaten Babaannen İstanbul'da o size bakar. " konuyu aniden çevirmesiyle benden sakladığı bir şeyler olduğunu anlamıştım. Bir şey sormadım zaten sorsam bile bana cevap vermeyeceğini biliyordum .
"Tamam , sende kendine iyi bak " el sallayarak ondan uzaklaşıp arabaya bindim . Bu işin içinde bir iş vardı ama çözememiştim ama en yakın zamanda ortaya çıkacağına emindim .
"Sonunda gelebildin !" arabaya bindiğimde Lara'nın konuşmasıyla çok oyalandığımı fark etmiştim . "Anca oldu , Gidebiliriz ." dediğim an şoför arabayı çalıştırıp bahçeden dışarıya çıkmıştı. Arkama dönüp dedeme baktığımda arkamızdan hüzünlü gözlerle bize bakıyordu.
Kafamı arkama yaslayıp dışarıyı izlemeye başladığımda biraz da olsa ruhum huzur bulmuştu.
...
Uykuyla uyanıklık arasında Lara'nın koluma dokunmasıyla ona baktım . "Geldik mucize ! Hadi inelim." dediğinde karnımın guruldamasıyla elimi karnıma götürdüm . Uçak sabah saatlerinde olduğu için kahvaltı yapmadan çıkmıştık.
"Karnım aç !" diye isyan ettiğimde
"Tamam in simit falan alırız . " demişti Lara ,buna karşılık olarak bende kafa sallayıp aşağıya indim . Ben inince Lara ve koruma da inmişti. Koruma bagajdan valizimi alırken, kafamı kaldırıp etrafa baktım ve tam o an gördüğüm kişiyle olduğum yerde kalakalmıştım.
"Lara benim gördüğümü sende görüyor musun ?" dediğimde Lara bıkkınca soluk bırakıp bana döndü . "Neyi mucize ?" diye sormuş ve baktığım yere bakmıştı. Bir kaç saniye sonra o da benim gördüğümü görmüş olmalı ki tepkisi kaçınılmaz olmuştu "Heh hadi hayırlı olsun ."
Erdem bey gözlerini benden ayırmadan arabasına yaslanmış ve karizmatik bir şekilde oradan bize doğru bakıyordu. Tam olarak onunla göz kontağı kuramasam da bana baktığını hissediyordum . Gözlüğünü çıkartıp elini kaldırarak bana gel dercesine hareket yapmıştı.
"Bana mı yapıyor o hareketi ?" diye tedirginlikle sormam ile Lara sabır çekip konuştu. "Yok bana diyor !"
"Mucize hanım valiziniz . " konuşan adam ile göz kontağımı erdem beyden sonunda kesebilmiştim. Nasıl haberi olmuştu . Hani adamlarını geri çekmişti, Yalan mıydı ? Bu adamı ben gerçekten hafife alıyordum .
"Git hemen konuş gel şu herifle mucize, uçak kaçmasın ." dediğinde kafamı salladım . Böyle bir şey demeden gitmek pek uygun olmazdı . "Tamam çok uzun sürmez ." deyip ona doğru ilerledim .
Yanına yaklaştıkça birbirimizin yüzlerini daha net bir şekilde görebiliyorduk. Karşı karşıya geldiğimizde arabaya yaslanmayı bırakıp dik bir konuma gelmişti. "Nereye mucize ?" diye sorduğunda onu umursamadım .
"Geçmiş olsun erdem bey , toparladınız mı ?" dediğimde kafasını olumsuz anlamda salladı. "Normalde daha istirahat etmem gerekirken , senin Urfadan gideceğini öğrendim . " demesiyle derin bir nefes bıraktım . İşte başlıyoruz . Dedemden sonra ikinci bir vaka daha geliyordu !
"İstanbul'a yani memleketime döneceğim, malum buraya pek hazırlıklı gelemediğim için bazı şeylerim eksik ." dediğimde bu göndermeli konuşmama hafifçe gülümsedi .
"Konuşmamız yarım kaldı, anlatacakların yok mu bana ? "
"Aman erdem bey kalsın . Zaten her şeyi yakında öğreneceksiniz ." dediğimde bende istemsizce gülümsedim .
"Madem ikimizde bir şeylerden eminiz neden bazı şeyleri erteliyoruz ?" dediğinde anlamadan ona baktım .
"Anlamadım, neyi erteliyoruz ?"
"Mucize bugününü benimle birlikte, baba- kız olarak geçirmeye ne dersin ?" diye aniden sorduğunda şaşkınlıkla ona bakakaldım .
" Benimle mi ?" diye şaşkınca sorduğumda söylediğimi fark edince içimden kendime kızdım ,başka kime diyecekti adam Allah aşkına !
Gülerek "Seninle tabi ki . Başka kim olacak ?" demesiyle istemsizce yanaklarım kızardı. Utanmıştım.
"Yani olur ama ben..." İstanbul'a gideceğim diyecektim ki bakışlarındaki umut sözlerimi yutmama neden olmuştu. "Tamam olur ." dediğimde ağzımdan çıkana şaşırırken bir yandan da belli etmemeye çalışıyordum . O ise olumlu tepkime büyük bir şekilde gülümsedi. Onun gülümsemesiyle istemsizce bende gülümsedim.
" Laraya söyleyeyim o zaman ben ." dediğimde kafasını olumlu anlamda salladı. "Tamam bekliyorum seni burada ." dediğinde içimdeki kelebekleri durdurarak onun yanından koşarak uzaklaştım .Lara'nın yanına geldiğimde ise mal gülümsememi yüzümden silmeye çalıştım .
"Kızım sen bugün beni bekletmeye yemin mi ettin ?" Lara'nın isyanlı bir şekilde konuşmasıyla gülmemek için kendimi durdurdum eğer gülersem çenesinden kurtulamazdım ,çünkü haklıydı.
"Lara ben gelemeyeceğim ." dediğimde "Niye bir şey mi dedi ? Tehdit mi etti ?" diye sinirle konuşmasıyla şaşkınlıkla ona baktım." Yok hayır öyle bir şey yok . Ben şey kendi isteğimle ..." dedim utanarak yemin ederim herkese sağ gösterip sol vuruyordum . "Kendim kalmak istedim ." dediğimde bir kaç saniye gözlerimin içine bakmıştı. Bu durum yüzünden göz devirmek istesem de kendime zor da olsa engel oldum .
"Tamam sen bilirsin benlik sıkıntı yok !" dediğinde bana inanmış gibiydi.
"Görüşürüz o zaman dikkat et kendine" dedim ve gülümsedim . O ise bana kafasını sallamıştı. "Sende ." demiş ve arkasını dönmüşken onu durdurup sarılmak istedim ama sonra bu yaptığımın abes kaçacağını düşünerek vazgeçtim. İçeriye girip gözden kaybolduğunda yanımdaki korumayla birbirimize bakakalmıştık "Şey sende gidebilirsin ben dedeme haber vereceğim ." dediğimde kafasını tamam dercesine bir kere eğdi ve arabaya bindi .
Gözden kaybolduğunda kalabalığı geçerek tekrardan erdem beyin yanına gittim . "Hallettin mi ?" diye sorduğunda ona kafa salladım .
"Evett şimdi soruyorum sana Benimle ne yapmak istersin ?" diye sormasıyla içim kıpır kıpır olmuştu. Bu durum beni ikilemde bıraksa bile kendimi alıkoyamıyordum . Acaba hata mı yapıyordum , Biraz daha bazı şeyleri ağırdan mı almalıydım ? düşüncelerimi bölen şey karnımın guruldamasıydı . Sesi ikimizde çok net bir şekilde duymuştuk . "Galiba başlamadan bir kahvaltı yapmalıyız ." demiş ve gülmüştü. Onun gülüşüne bende eşlik etmiştim.
"Atla bakalım arabaya gidelim ." dediğinde oyalanmadan arabaya bindim . Belki her şey şimdiden oluruna giriyordur kim bilebilir ki ?
...
"İstediğin başka özel bir şey var mı onu da getirteyim . " dediğinde kafamı hızlıca olumsuz anlamda salladım . Hatta bu kadar şey bile fazlaydı . Geldiğimiz yer bir kahvaltı salonuydu ve burası çok güzeldi . Resmen burada yöresel atak geçiriyordum . Yanımıza gelen garson ile kafamı kaldırıp ona baktım . Elinde büyük ve uzun boy pide vardı . Masaya koyduğunda kafasını eğip "Afiyet olsun ağam var mı başka bir isteğiniz ." dediğinde aniden ben atıldım .
"Hayır teşekkür ederiz, bu kadar şey bile fazla ." dediğimde kafasını salladı ve afiyet olsun diyerek uzaklaştı .
"Hadi bakalım başla ." dediğinde hiç itiraz etmeden sıcak pideden kopardım ve direk buranın meşhur biber reçelli yumurtasına daldırdım . Hiç oyalanmadan ağzıma attığımda karşımda bana gülümseyerek bakan adam ile bir kaç saniye duraksadım .
Bana bakmasını devam ettirirken hafifçe gülümsedim ve yemeğe devam ettim . Bir kaç defa daha aynı işlevi tekrarladığımda fark ettiğim şey ile ona baktım . "Sen neden yemiyorsun ?" dediğimde "Efendim ?" diye dalgın bir şekilde tekrardan sormuştu. Bu adam bana bakıp ne düşünüyordu böyle ?
"Sen neden yemiyorsun diyorum ?" Bu dediğime gülümsedi . "Ben tokum . " Onun dediğine aldırmadan bir dilim pide koparıp üzerine de yumurtadan alıp ona doğru uzattım . Buna şaşırsa da kendini toparlayıp ağzını açıp uzattığım pideyi yedi . Bu durum beni sevindirirken mutlulukla konuştum . "Çok güzel değil mi ?" Beni kafasını sallayarak onayladı ve bende yemeye devam ettim .
...
Karşımdaki balıklı gölü izlerken bir yandan da işsiz gibi balıkları sayıyordum . "Ben seni saymış mıydım ya ?" diye sessizce konuştuğumda düşünceli bir şekilde oraya bakıyordum . " Al bakalım ." Arkamı döndüm, erdem beyin bana uzattığı dondurmayı gördüğümde sonunda nereye gittiğini öğrenmiş oldum. Biraz önce hemen geleceğim buradan ayrılma deyip gitmişti.
Elindeki dondurmayı alıp teşekkür ettim . "Bunu almayacak mısın " diye konuştuğunda arkamı dönüp tekrardan ona baktım ki gördüğüm şey ile gülmeden duramadım . Bana uzattığı balonu göstererek konuştum . "Harbiden bana mı aldın ?" diye sorduğumda bir kaç saniye duraksadı .
"Sevmez misin ? Ne sevdiğini bilemediğim için-..." kendini açıklamak için konuşması resmen içimi burkmuştu . Aniden onun konuşmasını bölerek balonu elinden aldım . "Severim ! Çok teşekkür ederim " dedim mutlulukla . O da gülümsedi .
"Buranın efsanesini biliyor musun ?" diye sorduğunda kafamı olumsuz anlamda salladım . "Bilmiyorum ne ki ?"
"Efsaneye göre, Hz. İbrahim , Nemrûd'un baskı ve zulümlerine rağmen inandığı kutsal değerlerden asla taviz vermediği için onu burada dev bir ateşe atıyorlar . Ancak Allah'ın mucizesiyle ateş suya, odunlar ise balıklara dönüşüyor ve balıklı göl meydana geliyor ."
"İlk defa duyuyorum İlginçmiş " dediğimde bana baktı . "Merak ettiğin başka yerler var mı oraya gidelim ." dediğinde anında onu cevapladım . "Ben pek bilmiyorum sen nereye götürürsen ben oraya gelirim sonuçta amacımız beraber vakit geçirip birbirimizi tanımak ." dedim ama bu söylediklerime yanaklarım acayip derecede ısınmıştı. Söylerken olan cesaretim resmen uçmuştu. Ona baktığımda gülümsemiş ve ben daha ne olduğunu anlamadan bana sarılmıştı. Ben şaşkınca kalırken gözlerim kocaman açılmıştı. Kafamı öptüğünde ne yapacağımı bilemez şekilde öylece duruyordum . Ense tarafımda hissettiğim ıslaklık ile ağladığını fark etmem ile ondan ayrıldım .
"Neden ağlıyorsun ?" dedim kısık çıkan sesimle .
"Özür dilerim kızım , hepsi benim yüzümden oldu. Benim yüzümden sen yıllarca ailenden uzakta yaşadın ." dediğinde ağlamasına içim burkuldu ama aklıma takılan soruyu sormadan edemedim .
"Nasıl senin yüzünden oldu ?"
Bir kaç saniye duraksadı "Boş ver en iyisi bunları sonra konuşalım ." dediğinde merak etsem de üstüne gitmedim. Yeni şeyler öğrenip canımı sıkmak istemiyordum artık ! "Tamam "
"Gel baba kız ciğer yemeye gidelim gezmekten karnın acıkmıştır." dediğinde kafamı sallayarak onu onayladım . "Sever misin ciğer ?" diye sorduğunda, eş zamanlı olarak yürümeye başlamıştık. "İstanbuldakileri pek sevmiyordum ama vedat babam bir keresinde buraya getirdiğinde sevmiştim. " Kırdığım potun farkına vardığımda gözlerimi yumup dilimi ıssırdım .
"Ne güzel ." dediğinde sesi durgun çıkmıştı. "Mucize babanla ilişkiniz nasıldı ? Yani sana hiç zarar verdi mi ?" diye sorduğunda hızlıca kafamı olumsuz anlamda salladım . "Hayır Vedat babam öyle bir insan değil onu yanlış tanımanı istemem ."
"Annen nasıldı ?" dediğinde zorla yutkundum .
"O da iyi bir insandı." dedim durgun bir ses tonuyla .
"Annen ile pek aranız iyi değilmiş gibi sanki ." dediğinde gülerek önüne geçtim . "Şimdi bunları boş versene sen, bak bugün güzel bir gün olsun istiyoruz ikimizde ,neden böyle sorular soruyorsun. Sonra konuşalım. " dedim ve önüme dönerek ilerlemeye devam ettim . Gülümsemem yüzümde donarken bunu belli etmemeye çalıştım . Göz pınarlarım akmak için benle şavaşırlarken zor da olsa buna engel oldum .
Annem benim yaralı kanadımdı...
...
"Bu çok güzel!" dediğimde hızlıca bir yudum daha aldım . Ciğercide bir güzel karnımızı doyurmuştuk ve sıra kahve içmeye gelmişti ve bu içtiğim kahve çok güzeldi. "Neydi bunun adı ?" dediğimde gülümseyerek beni cevapladı . " Fıstıklı Menengiç kahvesi bu ."
"Bayıldım buna ben ya ! Peki sen ne içiyorsun ?" diye sorduğumda bıkmadan tekrardan beni cevapladı . "Bende mırra içiyorum . Tadına bakmak ister misin ?" dediğinde merakla kafamı salladım . Kahvesini bana uzatmasını beklerken elini kaldırmasıyla şaşkınca ona baktım . "Neden kaldırıyorsun elini ?" diye sordum .
"Bir bardak da sana mırra isteyeceğim ." dediğinde elini tutarak indirdim .
" Seninkinden bakayım tadına " dediğimde güldü ve bana uzattı . " İğrenirsin diye düşünmüştüm ,bu yüzden teklif etmedim . " dediğin kafamı salladım ve bir yudum kahvesinden aldım ama almaz olaydım .
Yüzümü buruşturarak "Bu ne be !" dediğimde koskoca adam kahkaha attı .
"Acı olur bu biraz ." dediğinde su içerek tersçe ona baktım " Keşke bunu baştan söyleseydin !" dedim.
İkimizde bir süre susup birbirimize baktık ve ilk konuşan ben oldum ."Erdem bey biz nasıl bir yola girdik farkında mısınız ?"
"Çok engebeli bir yol ama aşacağız." dediğinde kafamı salladım ve kahvemden bir yudum daha aldım .
"Bakın benim çocukluğumda gençliğimde iyi geçti ,tabi ki arada her çocuk zorluk yaşamıştır ama ben bir şekilde atlatmayı bildim . Dediklerim size belki ters gelebilir ama ben Vedat babamdan tek bir kötü söz dahi duymadım . Ailedeki herkes beni kendi canlarından biriymişim gibi beni benimsedi . Bakın bunu siz kötü olun diye söylemiyorum bunlar olan durumlar . Demek istediğim ben bazı şeyleri kolayca silip atamıyorum . Sonuçta bu zamana kadar onları ben ailem bildim . Beni anlayabiliyor musunuz ?" dediğimde sıkıntıyla etrafa bakıp bir soluk bıraktı. sabahtan beridir gözlerini benden ayırmayan adam şimdi bana bakmıyordu .
"Anlamak istemesem de anlıyorum seni, bu normal bir durum ama alışmalısın. Çünkü ben artık seni bırakmam ! "
"Bende istemiyorum , ben sadece sizi ve ailenizi tanımak istiyorum ."dediğim an güldü "Aileni" diyerek beni düzeltti. Utançla ona bakıp kafamı salladım . Haklıydı artık bir şeyleri kabul ediyorsam, bazı şeylere de alışmalıydım .
Her şeyi geçtim abilerimin tepkileri ne olacaktı? İşte beni meraklandıran tek şey de buydu. Ben düşüncelerimle savaşırken erdem beyin telefonunun çalmasıyla ona baktım . Telefonunu açıp kulağına dayadığında hiç bir şey demeden öylece karşıdakini dinledi ve sonrasında oturduğu yerde kıpırdanıp "Tamam hemen getir ." dedi .
"Ne oldu erdem bey ?" dediğimde bana baktı "DNA testi sonuçlanmış Aykut alıp getirecek birazdan" demesiyle kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlamıştı .
Yarım saat kadar bekleyişimiz sonucunda sonunda Aykut gelebilmişti. Zarfı masanın üzerine koyup gittiğinden beridir ikimizden biri cesaret edip o zarfı alamadı. " Açmayacak mısın ?" diye sabırsız bir ses tonuyla konuştuğumda sanki bunu bekliyormuş gibi bir hışımla zarfı aldı ve yırttı, gözlerini kapatıp kağıdı zarfın içinden çıkartıp açtığında gözlerini de eş zamanlı olarak açtı. Ben ise adım adım onun tepkilerini izliyordum . Önce boş boş baktı sonrasında ise yüzünü büyük bir şaşkınlık aldı . Ben tepkilerini anlamlandırmaya çalışırken bu sefer de bana baktı . "Sonuç ne ?" diye merakla konuştuğumda, o ise şoktan çıkamadan , elindeki kağıdı bana uzattı . Ellerine baktığımda ne kadar çok titrediklerini fark ettim ve o an bir şeylerin ters gittiğini anladım .
Elindeki kağıdı korksam da aldım ve okuduklarımla aynı kal bana da gelmişti.
"Sıfır mı ? Nasıl yani ya ?" dediğimde şaşkınca ona baktım . "Bu ne demek oluyor ?" diye sorduğumda "Kızım değilmişsin . " Nasıl oluyordu bu ya ?
"Bir dakika bir dakika bu kesin bir şey mi ?" dediğimde hala şoktan çıkamamış gibiydi. "Sen kızım değilmişsin ."
"Sen benim Nidam değilmişsin !" o kendi kendine durgun bir şekilde konuşurken, ben ise olayı anlamlandırmaya çalışıyordum .
"Erdem bey bakın bir sakin olun, belki bu yanlış olabilir. " dediğimi umursamadı, durgun bir şekilde ayağa kalktı . Ne yapacak diye bakarken yavaş adımlarla hiçbir şey demeden yıkılmış bir şekilde beni arkasında bırakarak, dışarıya doğru gitti.
Yüreğimin üstünden kalkan o ağırlık tekrar yerini bulmuştu. Erdem beyin arkasından öylece bakarken uzun süre ne yaşadığımı düşündüm.
"İşte bu kadar basitsin sen mucize !" diye kendime kızdım . Kafamı masaya dayayıp, etrafı umursamadan ağlamaya başladım . Allah'ım ben nerede yanlış yaptım ?
"Mucize kızım ?" baş ucumda konuşan kişiyle istemsizce kafamı kaldırıp baktım.
"Baba ?" Şaşkınca kalakaldım .
Devam edecektir ....
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.52k Okunma |
1.38k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |