
Yazım yanlışları olabilir kusura bakmayın
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnnn💞
Eve gelip üstümü değiştirmiştim. Canım çok pis tatlı çekiyordu ve mutfağa girdim. Normalde mutfağa girmem yasaktı. Ama şuanda ne annem vardı ne de babam vardı. Onlar gelene kadar bir şeyler yapabilirdim. Ne yapsaydım düşündüm ve buldum
Sufle yapacaktım
Hemen bütün malzemeleri çıkarıp tezgaha koydum. Yumurtayı kırıp şekeri ekledim ve sonra kalan malzemeleri de ekledim. Sufle kabına karışma biraz döküp çikolata parçası koydum ve üstüne karışımından biraz daha döktüm. Ben karışımı yaparken tencereye su koymuştum. Hemen kapları tencereye koydum ve sufle'nin pişmesini bekledim. Süre dolunca çıkardım ve tezgaha koyup soğumasını bekledim.
Yaklaşık bir aydır tatlı yemiyordum ve şuanda evde kimse yok diye tatlı yapmıştım.
Hemen bir tanesini alıp yemeğe başladım çok güzeldi , sufle yemeği çok özlemişim. Birinci bitince ikinciyi de aldım , ne kadar bırakmak istesem de yapamadım. İç sesim bildiğin hazır evde yoklar hepsini ye diyordu.
Kendime engel olamadım ve onunda yemeğe başladım. O kadar dalmışım ki , annemlerin geldiğini fark etmemişim. Sufleyi yemeye devam ediyordum. Bir anda içeri annem girdi "ben geldim Firuze" dedi. Elimdeki ve tezgahtaki sufleyi gördü. "Firuze ne yapıyorsun sen" diyip yanıma geldi ve sufleyi elimden alıp " Firuze ben sana tatlı ve abur cubur yemek yok demedim mi, yapma dedikçe niye inatla yapıyorsun. Yine eskisi gibi mi olmak istiyorsun, herkes senle dalga mı geçsin." Dedi ve sonra sufleyi çöpe attı. Ve konuşmaya devam etti " Eğer kilo aldıysan yine diyete gireceksin, şimdi çık odana. Sakın aşağı ineyim deme sana çok kızgınım."
Cümleleri biter bitmez odama doğru adım attım. Hala arkamdan sesi geliyordu. Odaya geçip yatağın kenarına çöktüm. Ve kendimi daha fazla tutamayıp ağlamaya başladım.
Ben ortaokulda, ilk yıllarda çok zorbalanmıştım. Aslında kilolu değildim, kilom normaldi. Ama sınıftaki kızlar benimle dalga geçmeye devam ediyordu. Annem tek çözümmüş gibi bir diyetisyen bulmuştu.
Onların velileri ile konuşabilir di .
Doğruya o Derya Demirel'di
Böyle bir konuyu konuşmasıyla rezil olurdu. Kızı ile dalga geçilmiş, saygınlığı giderdi.
Veliler ile konuşamadı ama en azından "kimseyi umursama kızım sen kilolu değilsin her halinle güzelsin" diyebilir di.
Diyetisyenle konuşmuştu. Diyetisyen " Bu yaştaki bir çocuk için en iyi kilo , zaten daha gelişme çağında diyet gerekmiyor " demişti ama annem kabul etmeyip. Tatlı ve abur cubur yememi yasaklamıştı.
O günden beri kiloma çok dikkat ediyordu. Ve ben en son geçen sefer tatlı krizine girdim diye de bir aydır tatlı yemiyordum. Ama bugün kendime engel olamayıp yemiştim.
Herşey onların istediği gibiydi. Yiyeceğime kadar onlar karar veriyordu. Gerçekten kelimenin tek anlamıyla bıkmıştım.
Sonra ağlarken uykunun kollarına teslim olmuştum. İnsan ağladıktan sonra içi rahatlıyor du sanki. Ağladıkça daha çok mayışmıştım ve uykuya dalmıştım.
Bugün gerçekten garip bir gündü. Yeni başlangıçlar yapmıştım ama eski şeylerden kopamamıştım. Hala özgür değildim her şeyime ailem karışıyordu.
Sabah gözlerimi açtığımda yerdeydim, ağlarken uykuya dalmıştım. Ayağa kalktım ,her yerim tutuşmuştu. Lavaboya gidip yüzümü yıkayıp, dişlerimi fırçaladım. Okula gideceğim için formamı giyip. Makyaj masasına geçip oturdum. Dün ağladığım için mi bilmiyorum ama yüzüm çok solgun duruyordu . Yüzüme biraz renk katmalıydım, kimse beni böyle görmemeliydi. O yüzden biraz makyaj yapıp , çantamı alıp aşağı indim.
Kimse evde yoktu her zamanki gibi . Masaya baktım kahvaltı hazırlanmıştı benim için. Ama hiç bir şey yiyesim yoktu , dünden beri iştahım gitmişti.
Kendime biraz daha gelip ayılabilimek için kahve yaptım ve evden çıktım. Her zaman ki gibi Aziz abi vardı . Beni okula hep o bırakıyordu. Arabaya adımladım ve kapıyı açıp bindim . Yol boyunca sessizdik. Okulun önüne gelince Aziz abi "iyi dersler"dedi . Bende teşekkür edip çıktım arabadan.
Okula doğru giriş yaptım ve okul binasının önünde İlayda 'yı gördüm. Hemen yanına koşar adımlarla gittim .
İlayda; benim kardeşim dediğim,her şeyimi anlattığım ve gözümü kırpmadan güvendiğim tek kişiydi. Dokuzuncu sınıfın ilk günü tanışmıştık ve şuana kadar aramız hiç bozulmamış tı.
İlaydanın yanına gelince, "günaydınnnn" dedim, n'eleri uzatıp. Sanki dün hiç birşey olmamışta mutlu gibi davranıyordum . Başıma ne gelsede göstermeyi sevmezdim. Hele ki en sevdiğim arkadaşımı kendi olaylarım için hiç üzemezdim. Ne yaşandıysa kendi içimde yaşamayı tercih ediyordum.
Hem annem bana hep bunu söylemişti
"Sen Firuze Demirel'sin, güçlü duracaksın güçlü durmazsan seni ezerler. Bizim gibi dimdik olacaksın "
Gerçekten güçlü olmak zorunda mıyım ?
Sevdiğim birine sarılıp, içimden geldiğince ağlamak güçsüzlük müydü gerçekten
Aslında tam tersi olmamalı mıydı hani çoğu kişi iyi geldiğini söylüyordu. Aslına bakarsan annem için çoğu doğru da yanlıştı
İlayda'da bana gülümseyip, günaydınnn dedi. Beraber sınıfa doğru adımladık.
İlayda konuşmaya başladı;
"Ay ben şiir ödevini yapmayı unuttum" dedi
Bende " edebiyat son ders o zamana kadar yazarız bitane şiir sana bişi olmaz" dedim
İlayda;
"Doğru son dersti. Kankamın edebiyatının iyi olması harika bir şey ya" dedi
Ben bir şey demeyip tebessüm ettim ve sınıfa girip yerimize yani cam kenarı ikinci sıraya oturduk.
Ben piyano çalmayı yanı sıra şiirde yazıyordum ve edebiyatıda çok seviyordum.
Ve bunu kendim yaptığım için daha çok seviyordum. Ailemin zoruyla değildi. Kendi fikrim ve sevgim üzerine edebiyatı ve şiir yazmayı seviyordum.
İlk dersimiz biyolojiydi hoca geldi ve derse başladık. Hocayı çok sevmesem de derse katılmaya çalıyordum. Çoğu dersler bitti ve öğle arasına girdik.
İlaydayla aşağıya yemekhaneye indik ve oturduk. İlayda bize bir şeyler alacağını söyleyip gitti. Aramızda paranın lafını yapmıyorduk . Bazı günler o bazı günler ben yiyecek bir şeyler alıyorduk.
İlayda elinde çay ve poğaçalar la geldi . " Teşekkürler" dedim " oda ne demek " dedi
Aslında çok yiyesim yoktu ama ilaydanın ısrarıyla biraz poğaça yiyip çay içtim. Hem bir şeyler yiyip hemde konuşuyorduk aramızda. Sonra gözüm bir yere takıldı
Bı kaç masa ötede Aras oturuyordu.
Aras; on birinci sınıfa gidiyordu ve ben onu ilk gördüğüm de elektronik gitar çalıyordu. Bildiğin hayran kalmıştım zaten içimde bir yerde çalmak isteği vardı ama ailem izin vermemişti. İlk göz göze gelmemiz ben dokuzuncu sınıfken yapılan müzik kulübü gösterisinde olmuştu ama hiç konuşmamıştık.
O günden beri müzik kulübü gösterilerinde hep en önde oturuyordum. Benim elektronik gitara ayrı bir ilgim vardı ve Arasta çok iyi çalıyordu. Hep onu dinlemek için en önde oluyordum
Sonra ben Arasa bakarken bı anda kafasını kaldırdı ve göz göze geldik . Hemen gözlerimi kaçırıp İlaydayla konuşmaya devam ettim .
Öğle teneffüsü bitti ve diğer derslere girdik. Son dersimiz edebiyattı ve benim için oldukça güzel geçti.
İlayda içinde bir şiir yazmıştık tenefüste zaten. Zil çalınca çantaları alıp aşağı indik .
Bugün piyano dersim yoktu çünkü okul çıkışı kursa gidicektim . Annem matematik kursu ayarlamıştı inatla. Ben edebiyat yapabiliyorken neden matematik yapmak zorundaydım ki . Matematiğim kötü değildi aslında ama annem en iyisi olsun istiyordu.
İlaydayla vedalaşıp arabaya bindim. Aziz abi gelmişti. Ve eve doğru yola koyulduk.
Umarım beğenmişsinizdir oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın 💞💞
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |