
Selamm biraz gecikti kusura bakmayın bazı nedenlerden dolayı atamadım. Yazım yanlışları olabilir. Oy vermeyi unutmayın canlarrrr💞💞💞
Kurs çıkışı eve geldim. Üstümü değiştirip, İlaydayı aradım. Ödev hakkında biraz konuştuktan sonra telefonu kapatıp ödevlerin başına geçtim. Hiç bir şeye hevesim kalmamıştı, ikide bir düşüncelere dalıyordum.
Ben de biraz kafamı dağıtmak için bir müzik açtım. Ve ayağa kalkıp kendimi ritme kaptırdım. Bütün düşüncelerimi bir kenara bırakıp, müzik dünyama adım atmıştım. Şarkının sessini fullemiştim. Kulaklarıma zarar verip, vermemesi umrumda değildi. Düşüncelerden kurtulmak için kelimeleri tek tek anlayarak dinliyordum. Sanki bir anlığına da olsa huzur içindeydim...
Müzik gerçekten çok iyi gelmişti, her şeyi bir anlığına da olsa unutmuştum. Biraz ders çalışıp, aşağıya indim.
Annem salonda telefonla iş hakkında konuşuyordu, babamsa yarınki toplantısına çalışıyordu. İçeri girdiğimde kimse beni umursamadı ve işlerine devam ettiler. Her zaman ki gibi görünmez olmuştum yada şuanda bana ihtiyaçları yoktu.
Dünkü olaylardan sonra annemle hiç konuşmamıştım. Ona çok kırgınım. Tabi onun umrunda da değildi. Bana yardımcı olduğunu sanıyordu ama beni mahvediyor du. Ona göre yaptığı doğru bir şeydi. Gerçekten de doğrumu orası tartışılır.
Ben hep bir umutla beklemiştim. Belki, işlerini bırakıp benimle ilgilenirler diye. Ama yaptıkları tek şey " Hadi Fatma ablanın yanına git,o sana bakar bizim işimiz var." Demek ti.
Belki,belki bir gün sadece bir gün bana sarılıp, beni öperler ve oyun oynarlar umuduyla beklemiştim. Ama yıllar geçti ne annem değişti ne de babam. Hala aynılar tek dertleri bu lanet olası iş ve saygınlıkları.
Salondan çıkıp, bahçeye çıktım. Ve salıncaklı koltuğa oturdum. Bu evde odamdan sonra en sevdiğim yer burasıydı. Küçükkende, kimsenin benle ilgilenmediği zamanlar gelip oturur ayaklarımla sallamaya çalışırdım. Belkide kendime uğraş bulmaya çalışmışımdır.
Rahatça oturduktan sonra. Kafamı yukarı gökyüzüne kaldırdım. Yıldızlar, ne kadar güzel ve özgürlerdi. Büyüklükleri ve küçüklükleri farketmeksizin hepsi parlıyordu. Büyük veya küçük olmaları umurlarında değildi parlıyorlardı. Bundan ne çıkardım biliyormusunuz
Kim olursan,nasıl olursan ol parlayabilirsin.
Rüzgar esmeye başlayınca içeriye girdim. Odama gidip uyudum,bugünde bitmişti.
Alarmın sesiyle gözlerimi açmıştım.
Lavaboya gidip, dişimi fırçaladım ve yüzümü yıkayıp çıktım.Okul olduğu için formamı dolaptan çıkarıp giydim.
Okul formam lacivert renk bir polo yaka tişört ve siyah etekti
Aslında ben etek giymeyi istemiyordum çünkü etek boyu kısaydı ve istediğim gibi hareket edemiyordum. Ama annem dinler mi "sen kızsın, erkek değil tabiki etek giyeceksin"
Yani bildiğin cinsiyetçilik yapıyordu.
Kendi bedenimde ne giyeceğime bile ben karar veremiyordum. Sanki bu beden bana ait değilmiş gibi.
Aşağıya inip kendime bir bitki çayı yaptım ve bardak termosa koydum.
Artık hazırdım okula gidebilirdim. Kapının önüne çıktım ve arabaya bindim. Yol boyu çok sessizdik. Tabi benim kafamın içi değil.
Okulun önüne gelince arabadan indim. Okulun bahçesine doğru adımladım. Okul ne kadarda kalabalıktı. Herkes grup olarak takılıyordu. Benim hiç grubum olmamıştı. Hatta annem bir ara arkadaşlarımı seçmeyede karar vermişti. Benle arkadaş olsun diye getirdiği kızların, hiç biriyle anlaşamamıştım. Hepsi egolu ve parasıyla övünen kızlardı.
Benimde aslında ilk başlar grup gibi bir ortamım vardı. Ama annem onların, benim derslerimi etkilediğini söyleyip. Onlarla konuşmamı yasaklamıştı.
Sahi ben neydim arkadaşlarıma bile karışıyordu. Ben kendi istediklerimi neden söyleyemiyorum. Neden hep susuyorum. Karşılık verip, istemediği mi söyledim de neden ceza almak zorundayım.
Neden ?
Düşüncelerimi şimdilik bir kenara bırakıp, sınıfa adımladım. Sınıfa gelince çantamı sıraya bırakıp oturdum.İlayda daha gelmemişti. Yine yalnızdım.
Şiir kitabım olan Orhan Veli'nin Bütün Şiirleri çıkarıp biraz okumaya karar verdim. Termos bardağıda masaya koydum. Bir yandan şiir okuyor bir yandan da bitki çayı içiyordum. Bir şiir dikkatimi çok çekti, çok beğendim.
Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız
Mısralarımda ;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma,ellerinizle ?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerin kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum ;
Her şeyi söylemek mümkün ;
Epice yaklaşmışım,duyuyorum ;
Anlatamıyorum.
Ne kadarda güzel bir şiirdi. Sanki şiir beni anlatıyordu. Belkide bende derdimi anlayamadığım için susuyordum.
Bir anda telefonum titreşti. Telefona bakıp, İlaydanın mesaj attığını gördüm. Nedense mutlu olmuştum ondan bildirim gelince. Yalnız değildim demek ki.Bildirime tıkladım ve okudum.
" Firuze bebeğim ben gelmiyorum, dişçiye randevum var. Endişelenme diye yazayım dedim."
Bende ona cevap yazdım " tamam canım geçmiş olsun. Ben sana akşam notları atarım."
Oda bana "teşekkür ederimmm💞" yazdı. Yazdığı mesaja kalp bırakıp telefonu geri bıraktım.
İlaydadan bildirim gelince sevinmiştim ama uzun sürmemişti. Okula gelmeyecekti. Evet onun sağlığı önemliydi ama yine yalnız kalacaktım.
Yazdığı mesaja kalp bırakıp telefonu geri bıraktım.
İlaydadan bildirim gelince sevinmiştim ama uzun sürmemişti. Okula gelmeyecekti.
Evet onun sağlığı önemliydi ama yinede yalnız kalacaktım.
İçeri coğrafya hocası girdi ve derse başladık.
Hoca bir yandan haritaları bir yandan ülkeleri anlatıyordu. Ama ben hiç oralı değildim. Kendi düşüncelerim arasında kaybolmuştum.
Sonra birinin sırtıma dokunduğunu hissettim. Tam karşıma baktığımda. Coğrafya hocası karşımda dikilmiş. Adımı söylüyordu. Öyle dalmıştım ki hocanın bana seslendiğini fark etmemiştim. O yüzden arkamda oturan çocuk beni uyarmıştı.
Bir anda neye uğradığımı şaşırdığım için. Ne demem gerektiğini unutmuştum. Sonra "efendim hocam" dedim. Hocada "kızım kaç saattir sesleniyorum niye cevap vermiyorsun" dedi
Bende " kusura bakmayın hocam, dalmışım "dedim. Hocada başını sallayıp. Tahtanın önüne geçti ve dersi anlatmaya devam etti.
Herkesin bana baktığını hissettim. Çok rezil olduğumu düşündüm. Keşke yer yarılsa da içine girsem diye düşündüm.
Şükür ki öğle arasına girmiştik. Yemekhaneye inip kendime bir su aldım ve sınıfa çıktım. Daha fazla kantinde durmak istemedim. Çünkü tek başımaydım,yanımda İlayda yoktu.
Diğer derslerede girmiştim. Şimdi çantamı alıp aşağıya inecektim.
Bugün okul hiç iyi geçmemişti ama en azından piyano çalacaktım. Piyano bana ilaç gibi geliyordu.
Aziz abi gelmişti yine.Arabaya bindim ve eve gittik.
Elimi yıkayıp, formamı çıkardım. Ve dolabı açtım. Beyaz renk bir bir tişört ve bej rengi dizime gelen bir kalem etek giydim. Annemin uygun gördüğü kombinlerdendi. Aslına bakarsan dolabımdaki kıyafetlerin hepsini annem seçmişti. Ona göre şıklık, rahatlıktan önemliydi. Ve ona göre tüm kıyafetlerimi seçmişti.
Biraz dinlenip öyle gidecektim. Okul saat üçte bitiyordu. Piyano dersimde dörtte başlıyordu.
Aşağıya inip mutfağa gittim. Annem öğle yemeği olarak salata yaptırıyordu. Artık bıkmıştım. Her gün salata salata nereye kadar.
Ama en azından piyano dersim vardı. Ve hocam iyi birine benziyordu. O yüzden yalnızlıktan biraz kurtulabilecektim.
Salatayı yedikten sonra çantamı (kol çantası)alıp arabaya adımladım.
Yunus hocanın evinin önüne gelince durduk. Arabadan inip kapıyı çaldım. Kapıyı Yağmur hanım açmıştı. Beni çok samimi bir şekilde içeriye davet etti. İçerisi huzur veren bir kitap kokusu ve kahve kokusu gibiydi.
Sonra koltukta oturan Yunus hocaya takıldı gözüm. " Hoş geldin Firuze derse başlayalım mı" dedi bende " hoş buldum, olur başlayalım" dedim
Müzik odasına gelince içim kıpır kıpır olmuştu. Gerçekten burası muazzamdı. Piyanoya yaklaşıp,oturdum. Hocada bir sandalye çekip.Piyano masasının karşısına geçti. Nedense bir durgun duruyordum.
Bir anlık gelen soruyla şaşırmıştım.
Yunus hoca " Firuze iyimisin bir dalgın gibisin" dedi.
Gerçekten şuanda mutluluktan ağlayabilirdim. Bir yetişkin beni düşünüp soru sormuştu. Bende gülümseyip " bir şeyim yok iyiyim hocam "dedim
Hocada "tamam o zaman başlayalım" dedi. Sonra konuşmaya devam etti " bu arada söylemeyi unuttum, oğlum Ateş gelcek derse onla tanışırsınız"
"Tamam hocam" dedim. Hocanın bir oğlu varmış. Acaba Ateş kimdi. Nedense tanıdık gelmemişti. Bende umursamamaya karar verip, piyano çalmaya başladım. Piyanonun ritmine ayak uyduruyordum. Bana huzur veriyordu. Daha şarkının yarısında iken kapı çalındı.
Ve kapı açıldı.
Kapıda beklemediğim bir isim vardı. Benim Ateş adında beklediğim yabancı Arastı.
En heyecanlı yerinde bitirdimm. Oy vermeyi unutmayınnn 💞
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |