
Sanırım biraz gecikti 👉🏻 👈🏻
Zaten ben normalde de düzensiz biriyim çok da önemli değil
Umarım severek okursunuz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın
Yorumlarınız benim için çok anlamlı
###############################
Dünya'ya istenmeyerek gelmek bebeğin suçu mudur ? O mu doğmak istedi de, o suçlu oluyor. Sonradan ne kadar alışsa da, ilk baş istemediği için anne o çocuğu sevmez. Bir sorumluluk, bakılmak zorunda olan gibi bakılır olan. Sırf nesil devam edilsin diye, çocuk mu sahip olunur ? Cevap ; Evet çünkü kendimden biliyorum. Belki de bu yüzden beni sevmiyorlardır. Annem çocuk sahibi olmak istemiyormuş ama çocuk sahibi olmuş. Neden mi ? Çünkü nesilleri devam etmeli ve ileride şirket için varis olmalıymış...
Evet belki sesli ağlamıyorum ama gözlerimden akan her gözyaşı damlası canım çok yakıyor. Benim derdim hiçbir zaman para değildi, beni gerçekten sevecek bir anne ve babaydı. Annemler ne yaptı peki ? Onlara sorsan ; bir sürü kursa, etkinliğe gönderdiler. Benim için para ödemişler ama hayır. Onların yaptığı tek şey beni bir kukla gibi kullanıp, her şeyde en iyi olmamı sağlamak.
Ben karşılaştırılmaktan bıktım. Her insan aynı şeylerde yetenekli olmak zorunda değil. Ben neden sevmediğim bir şey de en iyi olmalıyım ? Sevdiğim şeyler de iyi olmak bana gayet de yetiyor. Kıyaslama hiç de gerekmiyor ki. Onun iyi olduğu şeyler de ben kötüysem, benim iyi olduğum şeyler de o iyi değildir. İnsanları karşılaştırmak çok saçma, herkesin farklı yetenekleri var. Bu bir balığı ağaca çıkmak zorunda bırakmak gibi bir şey. Balık oksijensiz yapamaz ve sudan çıkamaz. O yüzden ağaca çıkamaz, bizler de böyleyiz...
Anne ve babamın benden haberi bile yok. Neden mi ?
Çünkü yine iş için evden ayrıldılar. Ben eve gittiğimde bile büyük ihtimalle evde olmazlar. Yani o derece ruhları duymaz.
Dışarıdan biri beni böyle görse deli diye adlandırır. Üstümde bana bir tık büyük olan civcivli pijamalarım, ayağımda ise terliklerle gecenin bu saatinde sokakta geziyorum. Normalde asla bu saatte çıkmazdım, en azından tek çıkmazdım.
Tek başıma bu saate çıkmak hiç de güvenli değil. Yıl olmuş 2026 ama biz kadınlar sokakta hala korkarak geziyoruz. Kadınlar tek çıkmaya korkar olmuş ya. Neden mi ?
Çünkü hiçbir şey yapmamamıza rağmen ve üstümüz başımızla da alakası olmamasına rağmen bir erkek bize karışabiliyor.
Hani şey diyorlar ya " üstünde ne vardı ? "
Bu kadar saçma bir soru olabilir mi ? Sırf kısa giyindiğimiz için o erkeğin bize dokunabileceği anlamına mı geliyor ?
Ona bakarsan bugüne kadar rahmetli olan tüm kızlarımızın üstünde mini etek, dekolteli kıyafetler mi vardı ? Hadi diyelim ki vardı, küçücük çocuklar peki ? Onlar da mı kısa giyindikleri için öldü. Benim lafım tüm erkeklere değil çünkü gerçekten adam gibi adamlar var. Kadınları el üstünde tutuyorlar ama bazı şerefsizler de var.
Tek olmam yetmezmiş gibi üstüne telefonumu da almayı unutmuşum. Ah benim salak kafam. Yavaş yavaş kendime gelmeye başlamıştım, ellerimle göz yaşımı sildim ve etrafıma baktım. Evden çok da uzaklaştığım söylenemezdi. Daha fazla kalırsam sorun olabilirdi, o yüzden geri dönmeye karar verdim.
Arkamda hissettiğim hareketlilikle hemen arkama döndüm. Siktir arkamda bir adam vardı. Adımlarımı hızlandırdım ve ana caddeye girdim. Burası daha kalabalık olmalıydı. Şükürler olsun ki biraz ileride bir kız ve erkek vardı. Arkama tekrar bakmak istedim ama yakınımdaysa korkusuyla dönmeye de korkuyordum. Vakit kaybetmemek adına da çok kısa olcak şekilde baktım. Bakmaz olaydım, adam peşimden gelmişti. Sanırım şu anda tek seçeneğim öndekilerin yanına gitmekti. Dikkat çekmemek için koşmamalıydım ama yavaş da ilerleyemezdim. Hızlı adımlarla öndekilerin yanına verdim.
Direkt korkudan sesimi kısıp konuştum " Yardımcı olur musunuz ? Sanırım arkadaki adam beni takip ediyor. " Sesim öyle titrek çıkmıştı ki sanırım ilk defa bu kadar çok korkmuştum. Dediğim şeyle kız şaşırdı, erkekse hemen arkasına döndü. Evet adam oradaydı ama telefonuna bakıyor gibi yapıyordu. Pislik herif anlamıştı sanırım haberi yok gibi davranıyordu.
Kız benim korktuğum anlamış olacak ki, koluma girdi. " Korkma, sana hiçbir şey yapamaz. " Ne kadar korksam da başımı salladım. Bu sefer de erkek olan konuştu. " Biz seni eve kadar bırakırız, bu pislik herif sana bir şey yapamaz. " Çocuğun sesinde nedense güven veren bir ton vardı.
Sanırım kurtulmuştum, bu devirde iyi insanlar da vardı.
" Çok teşekkür ederim. " Dedim, şimdi eskisi kadar korkmuyordum.
Beraber biraz ilerledik, benim içim de az olsa korku vardı. Ya o adam eve kadar takip ederse. İçim rahat değildi, arkaya doğru kısa bakışlar atıyordum. Adam yoktu sanırım yalnız olmadığımı anladığı için gitmişti.
Onlara doğru döndüm " Sanırım gitmiş, size de zahmet vermeyeyim. Ben tek giderim. " Erkek olan başını reddeder bir şekilde salladı. " Olmaz biz seni tek bırakamayız. " Kız da onu destekleyerek konuştu. " Gece gece tek kalma. "
Bu söyledikleri beni sevindirmişti ama bir yandan da mahcup hissetirmişti. Onların da işi gücü vardı, meşgul etmiştim. Utangaç bir sesle " Peki teşekkür ederim. " dedim.
Benim yönlendirmemle eve doğru yürüdük. Kızın adı Zehra erkeğinki ise Buğraymış. Ha bu arada ikizlermiş. Ben de zaten ilk gördüğümde çok şaşırdım çünkü çok benzetmiştim.
Evin önüne gelince teşekkür etme amacıyla Zehra'ya sarıldım. O da sarılmamı karşılıksız bırakmadı. " Herşey için çok teşekkür ederim. " Dedim. Buğra da abimmiş gibi bir tavırla " Gece tek çıkmak yok anlaştık mı ? " Yüzümdeki tebessümü gizlemeden " anlaştık " dedim.
Ben bahçeye gelene kadar beklediler ondan sonra da uzaklaştılar. Evin kapısına doğru ilerledim. İçimde umarım daha gelmemişlerdir diye geçirdim ve kapıyı tıklattım. Biraz bekledim ama kapıyı açan olmadığı için bu sefer zili çaldım. 1-2 dakika sonra kapıyı uykulu bir şekilde Fatma abla açtı. Sanırım onu uykudan uyandırmıştım. " Kızım sen evde değil miydin ? " Diye uykulu bir sesle beni azarladı. " Hava almaya çıkmıştım Sultanım. " Dedim ve masum masum baktım. Uykusu olduğu için çok sorgulamadan geri çekildi " iyi geç madem "
Odasına doğru ilerledi, ben de merdivenlere doğru ilerledim. Merdivenlerden çıkmaya başladım merdivenler bile bir dağ gibi geliyordu. Ya o ikizler olmasaydı, düşünemiyorum bile. O pislik adam neler neler yapardı. Bunun düşüncesi bile çok kötüydü. Halsizce kapıyı açtım ve direkt dolaba doğru ilerledim. Başka bir pijama ve gereken kıyafetlerimi alıp banyoya doğru ilerledim. Havlum zaten banyodaydı. Evet o adam bana dokunmamıştı hatta doğru düzgün yaklaşmamıştı.
Lakin bunun düşüncesi bile beni kötü ediyordu, üstümdeki kirden arınmalıydım. Gerçi o adam bana dokunsaydı bile kirli olan ben olmamalıydım. Onun ismi pis zihniyeti bizim hiçbir suçumuz yok ki.
Kıyafetlerimi çıkarıp kirli sepetini attım ve kendimi soğuk suya teslim ettim.
Saçımı kurutacak mecalim bile kalmamıştı, direkt yatağa girip battaniyeyi boğazıma kadar çektim ve kendimi uykunun kollarını teslim ettim.
Yarın hafta sonuydu, evet bu haftayı da bitirmiştim. Duydum sesle yerimden kıpırdanıp gözlerimi açtım bir dakika bu yüzüme doğru eğilen de kimdi ?
Aaaaa diye çığlığı bastım. Gözlerimi Geri kapattım ve hemen açtım. Ohh şükür karşımda annem vardı başka biri değil. Gözümü açınca karşımda bana doğru eğilmiş birini beklemiyordum, o yüzden bir anlık korkuyla çığlık atmıştım.
Yani sabah sabah insanlar böyle uyanmadığı için korkmam gayet normal. Böyle uyandırılma şekli mi vardı abi ya. Kendime geldiğimi anlayınca karşımdaki koltuğa oturdu. Sahi sabah sabah niye gelmişti ki, hani bana küstü neden geldi o zaman ?
Ellerimi saçıma attım doğru ya saçımı kurutmadan uyumuştum. Yanımdaki komodin'den tokamı aldım ve saçımı gelişi güzel bağladım. Yerimden doğruldum ve oturdum.
Bakışlarında bir soğukluk vardı, sanki kendi isteğiyle de burada değildi.
" Hadi kalkta aşağıya in. "
Acaba babam annemle konuşmuş olabilir mi ?
Onaylayan bir ifadeyle başımı salladım, o ise bir cevap beklemeden hızlıca çıktı. Bu kadar mı beni görmek istemiyordu ?
Geçmiş
( Derya ve annesinin konuşması yani Firuze'nin anneannesi )
- Kızım kalk, bebek acıkmış süt ver.
- İstemiyorum, istemiyorum ya. Bana sordunuz mu çocuk istiyor musun diye. Bu çocuk benim değil sanki ya. İğreniyorum, iğreniyorum, görmek dahi istemiyorum.
- Kızım ne diyorsun sen o senin kızın, o daha bebek.
- Anne bıraksak olmaz mı bu çocuğu, Ozan'a söylemeyiz. Hem ben bir yerde duymuştum, çocuklara çok iyi bakıyorlar.
İlahi bakış açısı ;
Derya konuşurken bile kendinden hem de annesinin elindeki bebekten nefret ediyordu. Onun hayatına karışmışlardı, çocuk sahibi olmak bile istemiyordu ki o. Sırf ilerde varisleri olsun diye zorlamışlardı onu. Gerçi Ozanlada aşk evliliği yaptığı söylenemez. Sırf şirketleri birleştirmek için evlendirmişlerdi. Derya ne kadar şikayetçiyse, Ozan da onun kadar şikayetçiydi bu konuda. Lakin Ozan susuyordu, çünkü konuşmanın işe yaramayacağını biliyordu.
Derya sabahtan beri perişandı, gecenin bir saatinde sancıları gelmişti ve gecenin bir saati kendilerini hastanede bulmuşlardı. O bile kızı olduğuna inanamıyordu ki, bir hayal olmasını istiyordu. Bu bebek ona uğursuzluktan başka birşey getirmeyeceğine inanıyordu. Doğum bittikten sonra dahada fenallaşmıştı. Doktorlar son çare olarak uyku ilacı verdi. Şimdi uyanmış, hıçkıra hıçkıra ağlayarak, bu çocuğu istemediğini dile getiriyordu.
Derya yüzüne yediği tokatla, başı yana savruldu. Odanın içi tokatın sessiyle yankılaşmıştı. Derya kafasını kaldıracak kadar kendinde bile değildi.
- Bir daha böyle birşey dediğini durmayacağım, hele ki Ozan ve ailesinin yanında. Adımız çıkar adımız, böyle birşeyi nasıl düşünürsün. Gerçek ortaya çıksa ne yapacaksın ha. Yeter kendine gel, benimde asabımı bozma.
Derya'nın o anlık aklına gelen fikir aslında hiç de iyi sonuçlanmamıştı. Kafasını kaldırıp, dolu gözlerle annesine baktı.
- Tamam susuyorum ama bunu bil ki bu bebeği asla sevmiyeceğim.
....
Firuze daha doğduğu gün annesi tarafından sevilmeme kararı alınmıştı. Annesinin gözünde o bebek değilde, pis bir yaratıktı ama Firuze'nin suçu neydi ki ? Bu dünyaya gelmek mi ?
....
Evet bu bölümde bitti ve şükür paylaşacağımmmmm
Sanırım biraz gecikti 👉🏻 👈🏻
Zaten ben normalde de düzensiz biriyim çok da önemli değil
Umarım severek okursunuz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın
Yorumlarınız benim için çok anlamlı
###############################
Dünya'ya istenmeyerek gelmek bebeğin suçu mudur ? O mu doğmak istedi de, o suçlu oluyor. Sonradan ne kadar alışsa da, ilk baş istemediği için anne o çocuğu sevmez. Bir sorumluluk, bakılmak zorunda olan gibi bakılır olan. Sırf nesil devam edilsin diye, çocuk mu sahip olunur ? Cevap ; Evet çünkü kendimden biliyorum. Belki de bu yüzden beni sevmiyorlardır. Annem çocuk sahibi olmak istemiyormuş ama çocuk sahibi olmuş. Neden mi ? Çünkü nesilleri devam etmeli ve ileride şirket için varis olmalıymış...
Evet belki sesli ağlamıyorum ama gözlerimden akan her gözyaşı damlası canım çok yakıyor. Benim derdim hiçbir zaman para değildi, beni gerçekten sevecek bir anne ve babaydı. Annemler ne yaptı peki ? Onlara sorsan ; bir sürü kursa, etkinliğe gönderdiler. Benim için para ödemişler ama hayır. Onların yaptığı tek şey beni bir kukla gibi kullanıp, her şeyde en iyi olmamı sağlamak.
Ben karşılaştırılmaktan bıktım. Her insan aynı şeylerde yetenekli olmak zorunda değil. Ben neden sevmediğim bir şey de en iyi olmalıyım ? Sevdiğim şeyler de iyi olmak bana gayet de yetiyor. Kıyaslama hiç de gerekmiyor ki. Onun iyi olduğu şeyler de ben kötüysem, benim iyi olduğum şeyler de o iyi değildir. İnsanları karşılaştırmak çok saçma, herkesin farklı yetenekleri var. Bu bir balığı ağaca çıkmak zorunda bırakmak gibi bir şey. Balık oksijensiz yapamaz ve sudan çıkamaz. O yüzden ağaca çıkamaz, bizler de böyleyiz...
Anne ve babamın benden haberi bile yok. Neden mi ?
Çünkü yine iş için evden ayrıldılar. Ben eve gittiğimde bile büyük ihtimalle evde olmazlar. Yani o derece ruhları duymaz.
Dışarıdan biri beni böyle görse deli diye adlandırır. Üstümde bana bir tık büyük olan civcivli pijamalarım, ayağımda ise terliklerle gecenin bu saatinde sokakta geziyorum. Normalde asla bu saatte çıkmazdım, en azından tek çıkmazdım.
Tek başıma bu saate çıkmak hiç de güvenli değil. Yıl olmuş 2026 ama biz kadınlar sokakta hala korkarak geziyoruz. Kadınlar tek çıkmaya korkar olmuş ya. Neden mi ?
Çünkü hiçbir şey yapmamamıza rağmen ve üstümüz başımızla da alakası olmamasına rağmen bir erkek bize karışabiliyor.
Hani şey diyorlar ya " üstünde ne vardı ? "
Bu kadar saçma bir soru olabilir mi ? Sırf kısa giyindiğimiz için o erkeğin bize dokunabileceği anlamına mı geliyor ?
Ona bakarsan bugüne kadar rahmetli olan tüm kızlarımızın üstünde mini etek, dekolteli kıyafetler mi vardı ? Hadi diyelim ki vardı, küçücük çocuklar peki ? Onlar da mı kısa giyindikleri için öldü. Benim lafım tüm erkeklere değil çünkü gerçekten adam gibi adamlar var. Kadınları el üstünde tutuyorlar ama bazı şerefsizler de var.
Tek olmam yetmezmiş gibi üstüne telefonumu da almayı unutmuşum. Ah benim salak kafam. Yavaş yavaş kendime gelmeye başlamıştım, ellerimle göz yaşımı sildim ve etrafıma baktım. Evden çok da uzaklaştığım söylenemezdi. Daha fazla kalırsam sorun olabilirdi, o yüzden geri dönmeye karar verdim.
Arkamda hissettiğim hareketlilikle hemen arkama döndüm. Siktir arkamda bir adam vardı. Adımlarımı hızlandırdım ve ana caddeye girdim. Burası daha kalabalık olmalıydı. Şükürler olsun ki biraz ileride bir kız ve erkek vardı. Arkama tekrar bakmak istedim ama yakınımdaysa korkusuyla dönmeye de korkuyordum. Vakit kaybetmemek adına da çok kısa olcak şekilde baktım. Bakmaz olaydım, adam peşimden gelmişti. Sanırım şu anda tek seçeneğim öndekilerin yanına gitmekti. Dikkat çekmemek için koşmamalıydım ama yavaş da ilerleyemezdim. Hızlı adımlarla öndekilerin yanına verdim.
Direkt korkudan sesimi kısıp konuştum " Yardımcı olur musunuz ? Sanırım arkadaki adam beni takip ediyor. " Sesim öyle titrek çıkmıştı ki sanırım ilk defa bu kadar çok korkmuştum. Dediğim şeyle kız şaşırdı, erkekse hemen arkasına döndü. Evet adam oradaydı ama telefonuna bakıyor gibi yapıyordu. Pislik herif anlamıştı sanırım haberi yok gibi davranıyordu.
Kız benim korktuğum anlamış olacak ki, koluma girdi. " Korkma, sana hiçbir şey yapamaz. " Ne kadar korksam da başımı salladım. Bu sefer de erkek olan konuştu. " Biz seni eve kadar bırakırız, bu pislik herif sana bir şey yapamaz. " Çocuğun sesinde nedense güven veren bir ton vardı.
Sanırım kurtulmuştum, bu devirde iyi insanlar da vardı.
" Çok teşekkür ederim. " Dedim, şimdi eskisi kadar korkmuyordum.
Beraber biraz ilerledik, benim içim de az olsa korku vardı. Ya o adam eve kadar takip ederse. İçim rahat değildi, arkaya doğru kısa bakışlar atıyordum. Adam yoktu sanırım yalnız olmadığımı anladığı için gitmişti.
Onlara doğru döndüm " Sanırım gitmiş, size de zahmet vermeyeyim. Ben tek giderim. " Erkek olan başını reddeder bir şekilde salladı. " Olmaz biz seni tek bırakamayız. " Kız da onu destekleyerek konuştu. " Gece gece tek kalma. "
Bu söyledikleri beni sevindirmişti ama bir yandan da mahcup hissetirmişti. Onların da işi gücü vardı, meşgul etmiştim. Utangaç bir sesle " Peki teşekkür ederim. " dedim.
Benim yönlendirmemle eve doğru yürüdük. Kızın adı Zehra erkeğinki ise Buğraymış. Ha bu arada ikizlermiş. Ben de zaten ilk gördüğümde çok şaşırdım çünkü çok benzetmiştim.
Evin önüne gelince teşekkür etme amacıyla Zehra'ya sarıldım. O da sarılmamı karşılıksız bırakmadı. " Herşey için çok teşekkür ederim. " Dedim. Buğra da abimmiş gibi bir tavırla " Gece tek çıkmak yok anlaştık mı ? " Yüzümdeki tebessümü gizlemeden " anlaştık " dedim.
Ben bahçeye gelene kadar beklediler ondan sonra da uzaklaştılar. Evin kapısına doğru ilerledim. İçimde umarım daha gelmemişlerdir diye geçirdim ve kapıyı tıklattım. Biraz bekledim ama kapıyı açan olmadığı için bu sefer zili çaldım. 1-2 dakika sonra kapıyı uykulu bir şekilde Fatma abla açtı. Sanırım onu uykudan uyandırmıştım. " Kızım sen evde değil miydin ? " Diye uykulu bir sesle beni azarladı. " Hava almaya çıkmıştım Sultanım. " Dedim ve masum masum baktım. Uykusu olduğu için çok sorgulamadan geri çekildi " iyi geç madem "
Odasına doğru ilerledi, ben de merdivenlere doğru ilerledim. Merdivenlerden çıkmaya başladım merdivenler bile bir dağ gibi geliyordu. Ya o ikizler olmasaydı, düşünemiyorum bile. O pislik adam neler neler yapardı. Bunun düşüncesi bile çok kötüydü. Halsizce kapıyı açtım ve direkt dolaba doğru ilerledim. Başka bir pijama ve gereken kıyafetlerimi alıp banyoya doğru ilerledim. Havlum zaten banyodaydı. Evet o adam bana dokunmamıştı hatta doğru düzgün yaklaşmamıştı.
Lakin bunun düşüncesi bile beni kötü ediyordu, üstümdeki kirden arınmalıydım. Gerçi o adam bana dokunsaydı bile kirli olan ben olmamalıydım. Onun ismi pis zihniyeti bizim hiçbir suçumuz yok ki.
Kıyafetlerimi çıkarıp kirli sepetini attım ve kendimi soğuk suya teslim ettim.
Saçımı kurutacak mecalim bile kalmamıştı, direkt yatağa girip battaniyeyi boğazıma kadar çektim ve kendimi uykunun kollarını teslim ettim.
Yarın hafta sonuydu, evet bu haftayı da bitirmiştim. Duydum sesle yerimden kıpırdanıp gözlerimi açtım bir dakika bu yüzüme doğru eğilen de kimdi ?
Aaaaa diye çığlığı bastım. Gözlerimi Geri kapattım ve hemen açtım. Ohh şükür karşımda annem vardı başka biri değil. Gözümü açınca karşımda bana doğru eğilmiş birini beklemiyordum, o yüzden bir anlık korkuyla çığlık atmıştım.
Yani sabah sabah insanlar böyle uyanmadığı için korkmam gayet normal. Böyle uyandırılma şekli mi vardı abi ya. Kendime geldiğimi anlayınca karşımdaki koltuğa oturdu. Sahi sabah sabah niye gelmişti ki, hani bana küstü neden geldi o zaman ?
Ellerimi saçıma attım doğru ya saçımı kurutmadan uyumuştum. Yanımdaki komodin'den tokamı aldım ve saçımı gelişi güzel bağladım. Yerimden doğruldum ve oturdum.
Bakışlarında bir soğukluk vardı, sanki kendi isteğiyle de burada değildi.
" Hadi kalkta aşağıya in. "
Acaba babam annemle konuşmuş olabilir mi ?
Onaylayan bir ifadeyle başımı salladım, o ise bir cevap beklemeden hızlıca çıktı. Bu kadar mı beni görmek istemiyordu ?
Geçmiş
( Derya ve annesinin konuşması yani Firuze'nin anneannesi )
- Kızım kalk, bebek acıkmış süt ver.
- İstemiyorum, istemiyorum ya. Bana sordunuz mu çocuk istiyor musun diye. Bu çocuk benim değil sanki ya. İğreniyorum, iğreniyorum, görmek dahi istemiyorum.
- Kızım ne diyorsun sen o senin kızın, o daha bebek.
- Anne bıraksak olmaz mı bu çocuğu, Ozan'a söylemeyiz. Hem ben bir yerde duymuştum, çocuklara çok iyi bakıyorlar.
İlahi bakış açısı ;
Derya konuşurken bile kendinden hem de annesinin elindeki bebekten nefret ediyordu. Onun hayatına karışmışlardı, çocuk sahibi olmak bile istemiyordu ki o. Sırf ilerde varisleri olsun diye zorlamışlardı onu. Gerçi Ozanlada aşk evliliği yaptığı söylenemez. Sırf şirketleri birleştirmek için evlendirmişlerdi. Derya ne kadar şikayetçiyse, Ozan da onun kadar şikayetçiydi bu konuda. Lakin Ozan susuyordu, çünkü konuşmanın işe yaramayacağını biliyordu.
Derya sabahtan beri perişandı, gecenin bir saatinde sancıları gelmişti ve gecenin bir saati kendilerini hastanede bulmuşlardı. O bile kızı olduğuna inanamıyordu ki, bir hayal olmasını istiyordu. Bu bebek ona uğursuzluktan başka birşey getirmeyeceğine inanıyordu. Doğum bittikten sonra dahada fenallaşmıştı. Doktorlar son çare olarak uyku ilacı verdi. Şimdi uyanmış, hıçkıra hıçkıra ağlayarak, bu çocuğu istemediğini dile getiriyordu.
Derya yüzüne yediği tokatla, başı yana savruldu. Odanın içi tokatın sessiyle yankılaşmıştı. Derya kafasını kaldıracak kadar kendinde bile değildi.
- Bir daha böyle birşey dediğini durmayacağım, hele ki Ozan ve ailesinin yanında. Adımız çıkar adımız, böyle birşeyi nasıl düşünürsün. Gerçek ortaya çıksa ne yapacaksın ha. Yeter kendine gel, benimde asabımı bozma.
Derya'nın o anlık aklına gelen fikir aslında hiç de iyi sonuçlanmamıştı. Kafasını kaldırıp, dolu gözlerle annesine baktı.
- Tamam susuyorum ama bunu bil ki bu bebeği asla sevmiyeceğim.
....
Firuze daha doğduğu gün annesi tarafından sevilmeme kararı alınmıştı. Annesinin gözünde o bebek değilde, pis bir yaratıktı ama Firuze'nin suçu neydi ki ? Bu dünyaya gelmek mi ?
....
Evet bu bölümde bitti ve şükür paylaşacağımmmmm
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |