
Ertesi sabah erkenden kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve formamı giyip heyecanla merdivenlerden indim...
Annem sabah kahvaltısını hazırlarken beslenme çantamı koluma taktı ve başıma öpücük kondurdu bende anneme sıkıca sarıldım
”Dikkat et kızım yeni arkadaşlar edinirken dikkatli ol...” annemin yanağına öpücük kondurdum “Tabikide annem merak etme ben çok iyi arkadaşlar edinicem...”
Babam elimden tuttu ve beraber evden çıkarken İsmail'in babası onu okula gönderiyordu bende babamın elini tutmuş ilerlerken İsmail'in babası bizi durdurdu “İstersen kızın oğlumla gitsin okul yakın hem oğlum biliyor yolu.” babam elimi bıraktı ve diz çöktü başımı okşayıp konuştu “Olur mu kızım?” İsmail'e baktım ve başımı salladım.
Babalarımız bize baktı ve arkamızdan el salladılar... İsmail yürürken taşlara ayağımla vurarak ilerledim ardından yüzünü bana döndürüp konuştu “Sen şimdi 7 yaşında mısın?” başımı salladım “Evet ve sende 10 yaşındasın dimi? Matematikte iyiyimdir!” gülerken cevapladı “Doğru hesapladın ama şunu unutma başını belaya sokma sakın!”
“Neden? Ben kimseyle kavga etmem!” ciddileşerek cevapladı “Okul sandığın kadar masum değil kara fırtına! Eğer birine bir hata yaparsan o zaman neler yapacaklarını bilmek istemezsin!” sorgulayıcı bakışla cevapladım “Ne yaparlar ki...”
“Neler neler yaparlar bilmek istemezsin...abilerini çağırırlar-” sözünü kesip onu işaret ettim “Sen benim abim sayılırsın bende seni mi çağırayım?” gülümseyerek cevapladı “Olur tabikide! abi deme lazım olur” göz kırpıp önüme geçti ardından kollarını açıp konuştu “Okul burası kara fırtına ve senin sınıfın benim alt katımda olmalı.” beraber sınıfıma doğru ilerledik, kapıların önündeki kağıtları okuyup sınıfımı bulduk “ Senin okul numaran neden 61218” sorusunu cevapladım “ Çünkü ben yeni geldim burada çok çocuk var herkesin numarası kaçıncı geldiyse odur burada numaralar başkalarına verilmiyor” aklı başına geldi ve konuştu “Aaa bu yüzden benim numaram 23670”
Elimle başını işaret ettim “Ben senden küçük olmama rağmen anladım bunu yani senin aklında sorun var!” yanımdan ayrıldı ve bende sınıfıma girdim... Sınıfa girdiğimde utangaç bir kız oturmuş ağlıyordu ağır adımlarla yanına yaklaştım “İyi misin? Neden ağlıyorsun...” omuzlarını kaldırıp reddetti “Anlatmak istemiyorum!” yanında durup oturdum “Okulu sevmiyor musun?” başını iki yana salladı “Okul çok farklı bir yer buradayken ailemi göremiyorum ve oyuncaklarımla oynayamıyorum!” başımı eğdim ve konuşmaya devam ettim “Oyucaklarınla evdeyken oynayabilirsin...ailen seni okula gönderiyor çünkü okumayı öğren istiyor yani büyüyünce bir meslek sahibi ol istiyor!”
Kız göz yaşlarını silip cevapladı “Yani okul kötü bir yer değil mi! Öğretmenler bir canavar gibi değil mi?” başımı sağa sola salladım “Hayır değil tabikide! Öğretmenler bizim annemiz ve babamız gibiler...bize yeni şeyler öğretiyorlar!” gülümsedi ve saçlarını kulağının arkasına alarak konuştu “Bu arada ben Yasemin...Peki senin adın ne?” elini uzattı “Bende Fatma tanıştığıma memnun oldum!” elini tuttum...
Biraz zaman sonra öğretmenimiz geldi ve bizi tanımak için tahtaya kaldırdı... Utançla kalkıp giderken ayağıma çelme takıldı ve yere düştüm! Herkes eliyle beni işaret edip güldü bende yüzümü kapatıp sırama geçtim... öğretmen öğrencileri susturdu ve konuştu “Arkadaşınızla dalga geçmeniz hiç hoş değil çocuklar!”
Kimse öğretmeni dinlemedi ve bana çelme takan kız konuştu “Çünkü çok komik düştü öğretmenim! Kendisi çok ezik hepiniz gördünüz, utangaç biri ve eliyle yüzünü kapatıyor bu çok komik!” herkes daha çok güldü...Kız yanıma geldi ve ayağa kalkıp ellerimi yüzümden çektim... Parmağımı kaldırıp gözlerine baktım
“Komik olan sensin! Beni rezil eden sensin eğer ayağıma çelme takmasaydın düşmezdim! Kendi yaptığın şeye mi gülüyorsun? Acınası hâline acıdım doğrusu!” öfkeyle karşılık verdi “Benimle böyle konuşamazsın!” yüzümde sahte bir gülümseme oluştu “Öyle mi? Ben rezil değilim! Beni rezil etmeye çalışan sen daha rezilsin!” parmağını kaldırdı “Benimle uğraşma yoksa-” üzerine yürüdüm “Yoksa ne? Döver misin,abini mi çağırırsın? Ne yaparsın?” elini indirdi “Pişman olucaksın! Kimse benimle böyle konuşmaya cüret edemez!” yerime oturup duymazdan geldim...
“Duydun mu?Cevap versene susma konuş hadi!”
Öfkeyle ayağa kalktım ve yakalarıma yapıştı bende en büyük hamlemi yapıp yüzüne tükürdüm... Ellerini benden çekip ağlamaya başladı
“Annemi istiyorum lütfen! Yüzüme tükürdü iğrenç...” ağladığını görenler bu sefer ona gülmeye başladı bende hiç bişey olmamış gibi tahtaya kalkıp ismimi söyledim
“Benim adım Fatma Koçari buraya küçük bir köyden geldik, Yeni bir ortam demek yeni arkadaşlar demek bu yüzden heyecanlıyım!”
Herkes kendini tanıttı ve tüm dersler bittikten sonra ev zili çaldı... Çantamı alıp düşünceli adımlarla bahçeye çıktığımda daha ilk günden küçük kız abilerini çağırmış karşımda duruyordu!
Yüzümü eşkittim “Cidden daha ilk günden mi?”
Abilerinden biri bana tokat attı ve sinirle saçını çektim... Biri beni tutup ağzımı kapattı bende elini ısırdım ve hemen oradan kaçtım ama hala arkamda gelen abiler vardı...
O an ki telaşla yola çıkıp koşturdum... Hızla koşarken kenarda bir kutu gördüm ve kenardan kaçıp kutuya girdim...
Abileri hızla yanımdan geçti ve bende kutudan çıkıp hiç bişey olmamış gibi eve doğru yürümeye devam ettim...
Düşüncelere dalmışken eve geldiğimi farkettim ve içeri girerken biri kolumu tuttu
”Komşu kızı sen ne yaptın!" elimi kurtarıp konuştum “Bişey yapmadım...”
“Emin misin? İlk günden biriyle kavga etmedin dimi?”
“Ben mi? Hayır canım ben niye kavga edeyim ben sadece arkadaşlar edindim.” elimi cebime koydum “Fatma! Ben biliyorum ne olduğunu! Kız abilerini çağırmış yani benim sınıfımdaki abilerini!” gülerek cevapladım “Abilerimi? Senin sınıfındamı ne diyorsun oha hahaha?”
“Bilmiyor gibi yapma kıza ne yaptın?” başımı eğdim ve ellerimi birleştirip dizimin üstüne koydum “Şey... Yüzüne tükürdüm!” İsmail en başta anlamadı sonra anlayıp konuştu “İyi bişey olma-....Ne? Yüzüne mi tükürdün! Senin bu huyun nereden geliyor kara fırtına yada sana tükürük hokkası mı demeliyim?
Ayağımla toprağı eşeledim...“Bişey yapmadım ki...O beni rezil etti aynı senin gibi sinir bozucu biri!” ciddileşerek cevapladı “Benim gibi mi? Bir kere sinir bozucu olan ben değilim sensin ikincisi rezil ettiyse yüzüne tükürmene gerek yok bana yaptığın gibi!” öfkeyle ayağımı yere sertçe vurdum “Yaptım çünkü herkes bana güldü...Benimle dalga geçtiler.” gözlerim doldu ve istemsizce göz yaşlarım yanağımdan süzüldü bende koşturup evime giderken arkamdan seslendi “Fatma ağlanacak bişey değil gayet normal... Fatma!”
Annem beni selamladı ve bende hızla çantamı bırakıp ayakkabılarını çıkartıp odama koştum...
Odama geçince kendimi yatağıma attım ve yastıkla yüzümü kapattım... Düşüncelerin içinde kaybolmuşken bir ses duydum...
Ayağa kalkıp pencereme yakınlaştım o anda bir taş pencereme çarptı bende penceriyi açıp aşağıya baktım
“Aşağı inmen için kaç tane daha taş atmam gerek komşu kızı?” yüzünde ciddi bir tavır vardı...Camın kenarındaki taşı alıp yüzüne fırlattım “İnmicem dedim nazar boncuğu!”
Elinde tuttuğu taşlardan birini attı “Bizde taş bitmez!” pencereyi kapatıp hızla aşağı indim...
Kapıyı açıp dışarı çıktım ve yanıma gelip konuştu “Demek ki 5 tane taş gerekmiş!” omzuna vurdum “O kızın abileri beni dövmez dimi?” korkuyla sordum ve kahkahalar atarak cevapladı “Yok en fazla öldürürler... Fatma onlar sana bişey yapamaz korkma sadece akıllı ol bak akıllı olursan kimse bişey yapamaz!”
“İsmail anlamıyorsun ben bişey yapmadım onların kardeşi suçlu! Bana çelme taktı beni rezil etti! Elimde olsa saçını başını yolardım benimle dalga geçen insanlara yapmak istediğim şey bu!” benden iki adım uzaklaştı “O kıza yapacağını bana yaparsın şimdi en doğrusu uzak durmak...Her neyse onları takma onlar güler eğlenir sonra unuturlar eğer karşılık verirsen suçlu sen olursun!”
“Ben bana yapılan yanlışın altında kalmam! Bedelini ödetirim İsmail Fırtına” beni baştan aşağı süzdü “Boyundan büyük sözler söylüyorsun kara fırtına dikkat et altında kalma!” güldüğünü görünce ellerimi kavuşturup yüz çevirdim “Küçük kız tribi nerede görsem anlarım!” cevap vermedim ve arkamı döndüm “Tamam ben eve gidiyorum dediğimi unutma kimseyle kavga etme!”
Yanımdan ayrıldı ve bende eve girdim...
Ertesi sabah erkenden kalkıp aşağı indim annem beslenme çantamı koluma takıp beni sandalyeye oturttu ardından sohbet etmeye başladık ”Nasılsın kızım okulun ilk günü nasıldı? Dün hemen uyuduğuna göre yoğundu..” anneme bakıp cevap verdim “İyiyim anne biraz fazla koşturdum o kadar.” beslenme çantamı masaya bırakıp yemeğimi yedim.
Kahvaltımı yaptıktan sonra üstümü giyinip ayakkabılarımı giydim ardından kapıdan çıkarken annem seslendi... “Beslenme çantanı unutma kızım!” geri dönüp çantamı aldım çantamı aldıktan sonra kapıyı açtım ve ileri bir adım atıp kapıyı kapattım.. Kapıyı kapattıktan sonra okula doğru yürüdüm...
Hava çok güzeldi ama benim için hava sıkıcıydı...Biraz yürüdükten sonra okula geldim,okula geldiğimde öğrenciler koşuşturuyor bazıları ip atlıyor bazıları yakalamaca oynuyordu bende kalabalıktan geçip kendi sınıfıma girdim...
Türkiye'de yıl başı ilk defa özenle kutlanıyordu heryerde ışıklar, yılbaşı ağaçları,Noel baba figürleri etraf rengarenk ve cıvıl cıvıld8...Bizim sınıfımızda da büyük bir yılbaşı ağacı hemde benim sıramın yanında duruyordu... Hayranlıkla ağca bakarken etrafında dolaşırken biriyle kafa kafaya çarpıştım hemen geri çekilip özür diledim “Kusura bakmayın!” başını kaldırıp konuştu “Sıkıntı değil...”
Gözleri yeşildi ve saçları siyahtı teni bembeyazdı... Çekici bir çocuktu bende yüzüne gülümseyip sohbet başlattım “Sınıfa yeni mi geldin?” başını salladı “Evet buraya yeni geldim...” gülerek cevapladım “Hoş geldin bende yeni geldim burayı çok sevdim eminim sende çok seversin...”
“Ailem burada yaşamış ama ben yokmuşum o zaman bu arada adın ne?” utançla cevapladım “Fatma...Senin adın ne?” utanarak cevapladı “Eyüphan... Tanıştığıma memnun oldum Fatma!” elini uzattı “Bende memnun oldum Eyüphan!” elini tuttum ve biz konuşurken dün bana çelme takan kız geldi...
“Yeni biri daha mı geldi? Sınıfımız ahır oldu zaten önüne gelen giriyor!” Eyüphan başını eğdi ve bende başımı kaldırıp cevap verdim! “Madem sınıfa ahır diyorsun o zaman sen inek misin? Çünkü sende bu sınıftasın!” sinirle ayağını yere vurup çıktı... Eyüphan bana dönüp cevapladı “Ona hakettiği cevabı verdin Fatma bravo sana!” alkışladı ve bende gülümsedim...
Zil çaldı ve öğretmenimiz geldi herkes yerine geçti bende en önde yılbaşı ağacının yanına oturup öğretmene selam verdim...
“Gördüğünüz gibi yıl başı ağacımız burada bu kocaman yılbaşı ağacını kimler süslemek ister!” hemen el kaldırdım ardından Eyüphan el kaldırdı... Etrafıma baktım ama kimse el kaldırmamıştı....
“Sadece 2 kişi mi? Peki o zaman siz ikiniz beraber süsleyin bugün ders yerine sadece süsleme yapacaksınız!”
Bunu duyan öğrenciler el kaldırdı ama öğretmen kabul etmedi onların isyanını önemsemedi...
Eyüphan ve bana yılbaşı süsleriyle dolu büyük bir paket verdi
“İstediğiniz tüm süsler burada çocuklar ve ışıklar...En önemlisi yıldız! Yıldızı çantama koymuştum sanırım..” öğretmenim çantasından yıldızı çıkartıp bana uzattı “Yıldızı sen tak çünkü yıldız gibi parlıyorsun!” Eyüphan bana baktı ve konuştu “Evet Fatma sen tak en üste! yılbaşı ağacını yılbaşı ağacı yapan şey yıldızdır...”
İlk önce bir sandalye çektim ve üstüne çıkıp yıldızı taktım...
Yıldızı taktıktan sonra aşağı indim ve Eyüphan'la birlikte ağacı süsledik...
Ev zili çaldığında son olarak Noel Babayı ağacın yanına ekledik “Başardık çok güzel oldu!” birbirimize sarılıp ağacın ışıklarını açtık ve etraf ışıklarla daha güzelleşti...
Beraber çantalarımızı alıp sınıftan çıktık...
Eyüphan bana el sallayıp otobüse bindi bende yürüyerek giderken İsmail arkamdan seslendi “Yanındaki kimdi?” derin bir nefes alıp cevapladım “Yeni bir arkadaş edindim abi hem gözleri çok güzel hem de çok efendi biri!” yüz ifadesini değiştirdi “Abi derken?” yürürken cevapladım “Abi diyorum çünkü aramızda 3 yaş var kendi yaşıtlarıma arkadaş sana abi diyorum!” başını salladı “Peki tamam öyle olsun! Bu yeni arkadaşın nasıl biri neler yaptınız anlat bana sen fazla arkadaş canlısı değildin.” anlatmaya başladım ve eve geldiğimizde ikimizde ayrılıp evlerimize dağıldık...
Eve girip heyecanla bugün olanları anneme anlattım,annem yemek yaparken beni dinledi ve cevapladı herşeyi anlattıktan sonra dışarı çıkıp arkadaşlarımla birlikte oynamak için arka bahçeye gittim... Yanlarında tanıdık bir yüz vardı “ Eyüphan!” şaşkın bir ifadeyle bana baktı “Fatma! Burada yaşadığını bilmiyordum!” başımı salladım “Bende! Otobüsle evine gittiğini gördüm bu yüzden hiç düşünmedim ama sevindim!” gülerek cevapladı “ Evim en son site bu yüzden otobüsle gidiyorum! Bende seni gördüğümde sevindim!” kuzenim Ela konuşmamızı böldü “Siz ikiniz arkadaş mısınız? Ben sizin arkadaş olduğunuzu bilmiyordum ama sevindim!”
Birbirimize bakıp başımızı salladık biz oyun oynarken kar yağmaya başladı koşturarak verandaya geçip karın yağışını izledik...1-2 saat sonra kar yeri tamamıyla kapattı bizde evlerimize geçip üstümüze kalın kıyafetler, eldiven, atkı giyip yeniden buluştuk...
Buluştuğumuzda kardan adam yapıp kar topu oynadık... Biz eğlenirken İsmail geldi ve büyük bir kar topunu başıma fırlattı! Arkamı döndüğümde gülümseyip koşturmaya başladı bende arkasından koşturup elimdeki kar topunu onun başına attım...
Onu yakalamaya çalışırken karlar taşları kapattığı için taşa takılıp yere düştüm.... Düştüğümü görünce yanıma koşturdu “İyimisin Fatma?" Avcumda tuttuğum karı yüzüne fırlattım ve elimi tuttu “İyilik yapıyorum bumu karşılığı kara fırtına?” bir daha yüzüne kar fırlattım “Bana kara fırtına demeyi kes benim adım var!”
“Tamam öyle olsun...” ayağa kalkıp onu kara ittim...Karın üstüne düşünce üstüne çıkıp elime aldığım karları yüzüne fırlattım “Ne istiyorsun benden!” ellerini kaldırıp konuştu “Bişey istemiyorum sadece öylesine takılıyorum” ayağa kalktı ve bende ayağa kalktım “Takılacak biri değilim ben ve sende benden büyüksün git yaşıtın biriyle takıl!” ciddileşerek cevapladı “Kızları sevmiyorum! Sen küçük olduğun için seni sinir etmek hoşuma gidiyor”
“Bende kızım ama çocuk değilim! 8 yaşına girdim yani iki sene sonra 10 yaşında olucam büyüyorum! Büyüyünce yüzüme bile bakmazsın anlamına geliyor!”
Yanından ayrılıp arkadaşlarımın yanına gittim...
Eyüphan yanıma geldi ve soru sordu “İyimisin Fatma?” başımı salladım “Evet iyiyim...”
Arkadaşlarımla oyun oynarken sanki izleniyor gibi hissettim ve başımı kaldırınca İsmail'in balkondan bana baktığını farkettim... Başımı eğip arkadaşlarımla oynamaya devam ettim...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |