4. Bölüm

4. Bölüm

Kyula
kyulaseng

15 yıl sonra

 

Ertesi sabah kuş cıvıltılarıyla yatağımdan kalkıp üstümü giyindim belime silahımı alıp kahvaltıya oturudum.

 

Günyadın Fadime

 

Günaydın abi ben diyorum ki bugün keçileri ben gezdireyim sende şirketle uğraş.

 

Ha yani sen ilgilenirim diyorsun hepsiyle.... Tamam o zaman tataram sen ilgilen istersen Eyüphanı da yanına al-

 

Hayır abi ben kendim ilgilenirim!

 

Tamam kızma abicim ben sadece o kadar keçilerle uğraşmak zor olur diye öyle dedim.

 

Haklısın ama ben kendim hallederim...

 

Uzun saçlarımı normal bir şekilde toplayıp üstüme ceket geçirdim ardından arabaya geçip keçileri otlattığımız dağlığa geldim. Abimden aldığım anahtarla keçilerin kapısını açıp onları dağın eteğinde otlatmaya başladım o sırada telefonuma mesaj geldi.

 

Yardım ister misin? Bugün keçilere tek başına bakıyormuşsun.

 

Yardıma gerek yok ben hallediyorum

 

Yazdıktan sonra yukarıda dronların gezdiğini farkettim tam bakarken keçinin bir tanesi uçurumun kenarına yaklaştı oraya koşarken diğer keçiler ürktü ve etrafa yayıldı.

 

İsmail'den

 

Fırtına konağında sıradan bir gün yine başladı etrafta her zamanki gibi gerilim ve korku vardı. Erkenden kalkıp işe gittim dronlar ile çay yapanları izlerken şirkete girdim ve herkesle selamlaştıktan sonra dron izleme noktasına geldim

 

Günaydın abi ne yapıyorsun işler nasıl gidiyor var mı bir terslik?

 

Yok bir terslik iyi gidiyor.

 

Hazır ikimiz varken şu koçariye bir kaysana-

 

İso sen geçende ne olduğunu unuttun her halde-

 

Geçen gün geçti abi sen bir dronu o yana çevir bakalım orada neler oluyor.

 

Dron ile keçilerin otlatıldığı alana yaklaştı ve uzun saçlı bir kız başlarına durup onları bir arada tutuyordu o kız Fadime'ydi... Bilgisayara biraz daha yaklaşıp yakından baktım.

 

İso ha bu kızda senin gönlün mü var yoksa doğruyu söyle-

 

Yok be ne gönlü. Babamın katilinin kızında benim gönlüm olmaz onu bırak günahımı bile vermem ben bu kıza!

 

Neden onu izliyorsun o zaman?

 

Ben bir terslik olurda elime bir koz geçer diye izliyorum yoksa bana ne-

 

Eğer bir koz istiyorsan bu kızın yamuklusu var haberin olsun.

 

Yuktundum ve sordum

 

Yamuklusu? Nasıl nerede gördün.

 

Benim eşim geçende bir çocukla bu kızı yan yana yürürken gülüşürken görmüş ha bu bahsettiğim çocuk abisinin sağ kolu Eyüphan. Etrafta Fadime Koçari benim diye geziniyormus

 

Eyüphan ile Fadime yavuk- yamuklu öyle mi? Benim diyormus...

 

Öyleler yoksa neden yakın olsunlar.

 

İyiymiş güzel ama yazık bu kıza katlanmak zorunda acıdım Eyüphan'a-

 

Ayağa kalkıp arabaya doğru ilerlerken annem yanına çağırdı

 

İso gel benimle

 

Ben mi?

 

Yok amcan! Sen tabiki seninle birşey konuşmam gerek.

 

Annem yukarı ofisine çıktı ve bende arkasından gidip kapıyı kapattım

 

Geç karşıma

 

Karşısına oturdum ve bana bakıp konuştu

 

Adil yine bizim arazilerimize el koymuş!

 

Yine mi? Yeter artık durmuyor bu adam!

 

Eğer arazilerimize el koyuyorsa bizde ona karşılık bişey yapmalıyız çünkü bu yaptığı artık haddi hesabı aştı!

 

Ne yapıcaz?

 

Fırtınanın yüreğini koçarinin yüreği ile takas edicez. Fadime Koçari'yi kaçıracaksın!

 

Yüzümde tebessüm oluştu ve kabul edip plan yaptım.

 

Kardeşinin kaçırıldığını öğrenince nasıl deliricek ve arazileri bize geri verecek!

 

Kardeşini kaçırdıktan sonra ne yapıcam?

 

Benim aklımda var bişeyler sen kardeşinin boş bir zamanında korunaksız olduğu anda alıp kaçırıyorsun sonra bana yazıyorsun tamam mı.

 

Başımı salladım ve onayladım.

 

Fadime'den

 

Keçileri tekrardan ağıla toplayıp kapıyı kitledikten sonra arabaya bindim. Eve vardığımda arabayı park edip eve geçerken Eyüphan kolumdan tuttu ve beni durdurdu

 

Bir selam bile yok mu?

 

Yok

 

Beni niye görmüyorsun...

 

Yo görüyorum karşımdasın işte-

 

Onu mu diyorum benim sana olan ilgimi görmüyorsun... Ta buralara sırf senin için geldim Fadime

 

Eee? Ne yapayım bir kere başbaşa sütlaç yedik diye üstüme gelme yeter ya-

 

Bir kerede çay içmiştik başbaşa

 

Daha büyük birşey!

 

Alacağım kızım seni

 

Bekle alırsın!

 

Yüzüne bakmadan yukarı çıktım.

Duş alıp üstümü giyindikten sonra saçlarımın küçük tutamlarını alıp renkli boncuklarımı takıp ördüm ardından saçlarımı toplayıp mutfağa geçtim kendime tost hazırladım o sırada telefonuma mesaj geldi

 

Seni köyün çıkışındaki köprüde bekliyorum eğer gelmezsen herkese ikimizin arasında sevdalık olduğunu söylerim!

 

Telefonu sinirle kapatıp üstüme ceket aldım ardından arabaya binip köyün çıkışındaki köprüye vardım.

 

Arabayı durdurdum ve arabasının üstüne uzanmış yatan sarışın adama baktım..

 

Ecelini mi bekliyorsun burada Furtunacuk niye kapadın yolu? Bana bak ya arabanı çekersin ya üstüne sürerim

 

Arabam biraz su kaynatmış

 

Sana çekmiş desene

 

Kalkıp elleri yukarıda yanıma yaklaştı.

 

Kapıma yaklaşıp kapıyı açtı

 

Ne yapıyorsun?

 

Çok rica ediyorum acaba Fadime Koçari-

 

Bir anda bana sarılıp kemeri çıkarttı ardından silahımı alıp beni arabadan indirdi

 

Ne yapıyorsun manyak!

 

Bu ne silah mı?

 

İmdat imdat imdat yetişin- bırak lan beni bırak yoksa seni gebertirim.

 

Ha eğer biri seni duyar da gelir diyorsan burada kimse yok eğer Eyüphan salağı kurtarır diyorsan oda bak-

 

Beni itti ve aşağı baktığımda elleri bağlı yüzü yara bere içinde bağlanmış Eyüphan'la göz göze geldim.

 

Lan sen!

 

Sırıttı, sinirle arkamı dönüp sertçe ittirdim

 

Sen ne yaptın ha

 

Sağda solda Fadime Koçari benim diye geziniyormuş

 

Sana ne!

 

En sevmediğim Koçari türü!

 

Düşündü ve tekrardan konuştu

 

Yok en sevmediğim Koçari türü abin sonra sen! Şimdi müsadenle seni bağlicam.

 

Parmağımı kaldırdım

 

Seni gebertirim!

 

Müsade için teşekkürler!

 

Beni tek hamlede bacaklarımdan tutup omzuna aldı... Çırpınıp bağırdım

 

Geberticem seni!

 

Heheheh abisi kılıklı!

 

Bırak beni imdat

 

Sakin sakin sakin!

 

Seni varya mahvederim!

 

Korkma otomatik bunun kilidi

 

Beni arabasının bagajına yatırıp bagajı kapattı.

 

Fadime Koçari gidiyoruz!

 

Bağırdım ve beni arabayla eski taştan yapılmış bir yere getirdi burası mağaraya benziyordu korkuyla gözlerine baktım ve kolumdan tutup elindeki iple ellerimi bağladı ardından ağzımı kapattı ve akşama kadar beni yanlız başıma bıraktı...

 

Akşam ayak sesleri duyup uyandım... Gözlerimi açtığımda annesi elinde bir makasla bana bakıyordu.

 

Demek abin bizim arazilerimize el koydu!

 

Bırakın beni!

 

Gözlerim doldu ve gözümden yaşlar süzülmeye başladı o sırada İso'da içeri girdi ve bana baktı... Annesinin elindeki makasa bakıp yutkundum.

 

Annesi beni tutup örgülü mavi boncuk taktığım saçımı kesti ve gururla saçımı alıp bir beze sardı... İso gözlerini kapatmış öyle duryordu.

 

Sende ne naz yaptın!

 

Annesinin söyledikleri daha da sinirlenmeme sebep oldu ayağımla ona vurmaya çalıştım ama ayaklarım, ağzım ve ellerim bağlıydı...

 

Annesi ile yanımdan ayrılıp beni o soğukta kocaman mağarada yanlız bırakıp tekrardan gitti... Gece boyunca korkudan gözüme uyku girmedi kurt sesleri yakından geliyordu ellerim bağlıydı üstüme alıcak bir battaniyem bile yoktu kendimi ısıtmak için nefesimi bile kullanamıyordum ağzım kapalıydı... Hareket edemediğim için vücudum istemsizce titriyordu.

 

Ertesi sabah etrafa bakınırken İso elinde poşetle içeri girdi ve bana baktı ardından yanıma yaklaşıp konuştu

 

Ne yapıyorsun ha?

 

Yanıma oturdu

 

Özledin mi beni?

 

Gözlerimi ona diktim ve poşeti kaldırıp konuştu

 

Bak sana neler getirdim...

 

Arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı ardından diliyle dudaklarını ıslatıp bana döndü

 

Gel buraya yaklaş...

 

Eliyle ağzımdakine dokundu elleri dudaklarımın arasındayken sertçe dişlerimi geçirmek istedim hızla açıp elini geri çekti... Ayağımla sertçe bacağına vurdum

 

Salak şey çözsene lan elimi kolumu yüreksiz! Seni alt ederim canını okurum diye korkuyor musun!

 

Uuu çok korkuyorum... Çeyrek mafya titriyorum!

 

Diz çöktü ve elindeki ekmeği bana uzattı

 

Al ye!

 

Ölsem yemem senin o mundar elinden!

 

Neresi mundar ya gusül abdesti alıp geldim!

 

Sırıttı ve dahada çok yaklaştı... Yüzüme yaklaştığı an yüzüne tükürdüm. Diliyle dudaklarını ıslatıp eliyle dudağını sildi ardından tekrardan bana döndü...

 

Neden kaçırdın beni!

 

Bağırdım ve yanıma oturup ekmeği yerken konuştu

 

Sevdandan yandım tutuştum şimdi bu kızı abisinden istesem ebedi vermez! Dedim ne yapayım ne yapayım...

 

Dilimle dudaklarımı ıslattım ve bana dönüp sırıtarak ekledi

 

En iyisi kaçırayım..

 

Furtunacuk bak eceline yaklaşıyorsun! Yaklaşma! Niye kaçırdın beni!

 

Yemeğini bırakıp bir anda bana yaklaştı kısa bir süre burunalrımız bir birine değdi gözleri gözlerimdeydi... Etkileyici ve derin bakışları vardı elini dizime koyup mavi gözleriyle bana bakıp konuştu

 

Abin olacak adam bizden aldığı araziyi geri versin diye!

 

Başımı kaldırıp hafif gülümsedim

 

Abim o araziyi size vermez!

 

Hafifçe sırıttı ve arkasını dönüp gitti tam giderken durdu...Bana dönüp hızla yanıma yaklaştı ardından saçımı sertçe tutup kendine çekti ve fısıldayarak içten konuştu

 

Bütün gece annemin kestiği örgüyü gördüğünde abin bir seçim yapıcak Fadime Koçari! Ya arazisi yada kardeşi!

 

Saçımı ellerine dolayıp çekti ardından yavaşça saçlarıma dokunup ellerini geri çekti ayağa kalkıp utanmadan gözlerime baktı. O an kendimi çok kötü hissettim az önce saçlarıma izinsiz dokunup istemediğim kadar yakındı... Canımı yakıp hiç bişey olmamış gibi gözlerime bakması beni hayal kırıklığına uğrattı.

 

Benden biraz uzağa oturup gözlerini kapattı... Ellerimi çözmeye çalıştım ama bir türlü başaramadım bir yandan gözüm odaydı.

 

Gözlerini açmadan konuştu

 

Doyamadın mı beni izlemeye!

 

Seni yesem doymam izlemeyle nasıl doyayım!

 

Yüzünde garip bir ifadeyle ayağa kalkıp tekrardan yanıma yaklaştı kendimi geri çektim ve yaklaşıp konuştu

 

Bana bak seni görev icabı kaçırdım ha! Sakın bana sevdalanayım deme!

 

Yüzüne gülümsedim

 

Bu dünyada bir tek sen kalsan yine sana sevdalanmam Furtunacuk...

 

Elimle toprağı sıkıp avucuma aldım. Yüzüme gülümsedi

 

Korkma!

 

Dediğim an toprağı yüzüne fırlattım ve ayağa kalkıp gözlerini ovuşturdu

 

Ne yapıyorsun sen ya!

 

Ama az sonra sana yapacaklarımdan kork!

 

Ellerimi çözdüm ve sırtına atlayıp yere yatırdım ardından üstüne çıkıp ellerimle boğazını sıktım...

 

Nefes nefese altımdayken konuştu

 

Fadime Koçari!

 

Hıh

 

Bak sana zarar vermek istemiyorum!

 

Boğazını dahada sert sıktım. Susup boğazındaki ellerimi tutup bacağımdan tutunarak bir anda beni altına aldı... Üstüme çıktığında ellerimle boğazını tutup olabildiğince yüzümden uzak tuttum titreyen gözlerle yüzünü süzdüm...

 

Mavi gözleriyle yüzüme baktı titreyen ellerimle tek yapabildiğim boğazından tutup onu uzak tutmaktı... Vücudu vücudumaydı tüm ağırlığı üstümdeydi... Elleri elimde gözleri gözümde sessizce birbirimize baktık. Etraftaki tek ses ikimizin nefes nefese birbirimizin yüzüne nefeslerimizi vermemizdi. Üstümden kalkmıyordu aksine yüzünü yaklaştırıyordu... Bir çıtırtı duydum ve korkuyla başımı sağa çevirdim o anda abimle göz göze geldik ve İso üstümden kalkıp geri çekildi. Abim o anki sinirle sertçe yumruk atıp bayılttı bana sarılıp İso'yu arabaya taşıttı...

 

Az önce yaşananlar beynimde bir film sahnesi gibi tekrarlanırken daha sabah keçileri otlattığım yere geldik. Abim keçileri salıp İso'nun ellerini ayağını bağlayıp karşıma getirdi.

 

Dün gece elleri kolları bağlı olan bendim şimdi ise bunu bana yapan kişi karşımda elleri kolları bağlı gözlerime bakıyordu.

 

Abim elini indirdi ve gözlerimin önünde keçilerin içine attılar acımasızca... Biraz zaman sonra taşlarda ve keçilerin ayaklarında kan lekeleri oluştu... Yüzü yara bere içinde gözleri kapanmış yerler kan lekesi ve en önemlisi benim gözümden sadece bir damla göz yaşı aktı... Gözümden yaş aktığı an arkamı dönüp göz yaşımı sildim içimden “Hayır bir damla göz yaşı dökülmeyecek kişi için göz yaşı döktüysem buda benim ayıbım olsun bir daha olmasın! ”

 

İso'nun ailesi geldi ve hemen hastaneye kaldırdılar... Durumu ağırdı ailesi acıyla bağırıyordu benim aklımda hala saçlarıma izinsiz dokunması vardı.

 

Eve gittiğimde makası alıp abimin yanına gittim.

 

İyimisin abicim...

 

Abi... Onun dokunduğu saçları istemiyorum

 

Emin misin... Annemin örgüsünüdemi

 

Eminim... Hepsini kes çünkü o pis elleriyle annemin örgüsünede dokundu...

 

Abimin gözleri doldu ve onun dokunduğu yeri tutup abime kesmesini söyledim...

 

Abim saçlarımı kestikten sonra aynada kendime bakıp ağladım... Boncuklarımı alıp bir beze koydum ardından çekmeceye kapattım.

 

Ertesi sabah üstüme kazak giyip sağlık ocağına gittim. Kapıda beklerken İso ile göz göze geldik

 

Bu kızın ne işi var burda!

 

Yanına yaklaştım ve konuştum

 

Korktun mu?

 

Abisine bakıp konuştu

 

Abi istemiyorum bu kızı burada!

 

Hayır burada kalıcak dimi Fadime bişey yapmicaksın!

 

Söz veremem

 

Abii!

 

Sende amma korkak çıktın nazar boncuğu alt tarafı keçilerin altına attım seni

 

Abisi çıktı ikimiz başbaşa kaldık. Gözlerini kapatıp birkaç saniye dinledi...

 

Tekrardan gözlerini açmadan önce baş ucunda durdum

 

Tahmin ettiğim gibi yüzüme bakamıyorsun.Gözlerini açtı ve ağzından çıkan tek kelime...

 

Özür dilerim...Annemi dinlememeliydim hata yaptım. Sana yaşattığım bunca şeyden sonra yanıma geldin... Teşekkür ederim.

 

Gözlerim doldu ve belli etmeden arkamı döndüm...

 

Taburucu edildi ve evine gitti bende düşüncelerle arabaya binip evime gittim...

 

1 hafta sonra

 

Bugün Eyüphan'ın taburcu edilme günüydü keçileri toplayıp tekrardan eve geldiğimde...Benim odamda benim yatağımda oturan Eyüphanı gördüm

 

Eyüphan sen iyimisin?

 

Başını kaldırıp çorbaya baktı.

 

Bu çorbayı yapıp kenara koydular... Bana sen içirirmisin?

 

Çorbaya bakıp Eyüphan'a baktım ardından hafifçe başımı salladım ve yanına oturup çorbayı içirdim...

 

Eğer sen bana böyle bakmaya devam edersen benim acım ağrım kalmaz...

 

Gözlerimi kaçırdım ve sustum

 

Ben çorbayı içirirken İso ve abisi içeri girdi. İso sinirle bana bakıp seslendi

 

Fadime!

 

Çorbayı bırakıp ayağa kalktım İso konuştu

 

Onunla ilgilenemene gerek yok! Fırtına kanı ona ağır gelmiştir.

 

Sinirle Eyüphan'a bakarken gözlerini bana çevirip gözleriyle gitmemi söyledi bende başımı sallayıp odadan çıktım...

 

Odadan çıktıktan sonra dışarı çıktım ve ağaca yaslanıp derin bir nefes aldım... Biraz zaman sonra İso yanıma geldi ve ağacın dibine oturup konuştu

 

Annem hastaneye kaldırıldı...

 

Bana ne bundan! Senin annen ölürse ölsün!

 

Gözleri doldu ve yanından ayrılıp arabaya bindim... Arabayla giderken arabamın önünde durdu ve yolumu kesti.

 

Nereye gidiyorsun?

 

Çekil önümden!

 

Arabadan inip karşısına geçtim

 

Görüyor musun bu saçları? Sırf sen dokundun diye kestim bu saçları!

 

Saçlarıma bakıp sustu

 

Ne olur annemin iyleşmesine yardımcı ol çünkü doktor hanımla sen yakınsın eğer o ameliyat olmazsa annem ölebilir...

 

Senin amcan benim ailemi katlederken bende ağladım annem ölebilir diye ama beni kimse duymadı! Şimdi senin annen ölmüş ölmemiş bu benim umrumda bile değil! Eğer ölürse o gün hatırlat hayrına insanlara kaliteli çikolata dağıtıcam!

 

Bu kadar gaddar olma-

 

Annen sana beni kaçırmanı söylerken iyi niyetlemi söyledi? Hayır kötü niyetle söyledi! Sırf ben acı çekeyim istedi-

 

Eğer senin baban benim babamı öldürmeseydi annem asla böyle bir kadın olmazdı! Onu siz mahvettiniz!

 

Yutkunamadım gözlerimi kaçırıp arabaya bindim ardından eve gidip çarşaflarımı değiştirdim... Yatağa geçip uyumadan önce telefonumu alıp İso'yu engelledim...

 

Bölüm : 03.04.2026 11:12 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...