56. Bölüm

51. Bölüm / Kalp Yiyen Lotus

Cansu
lily_lily

Merhaba bir tanelerim 🤭💘

Bu bölümü kısa bir geçiş bölümü olarak düşünün 💫 'Bilinmeyen kişiden okuyacaksınız ve sebepsiz gelip sizlerin kafasını karıştırabilir ancak sakin olun... Bu bölüm ileri Askeri sahnelerimizde işimize epey yarayacak.

Bakalım, bilinmeyen kişiyi ve yanındaki kişiyi tahmin edebilecek misiniz?

Baya baya açık olduğunu düşünüyorum ama 🤭🤭🤭

Az önce bölümü attım ancak atılmamış gözüküyor, tekrardan atıyorum şu anda 🤯🤯🤯 kafam karıştı jxjxjxj

Oy✨️ vermeyi ve bol bol yorum yaparak okumayı unutmayınız 🫂

İyi okumalar dilerim 💜

.

Bilinmeyen Zaman

 

Bilinmeyen Kişi

 

Sonbaharda kupkuru olan ağaçlar tek bir tomurcuğa bakıyordu. Tek bir tomurcuk, onların yeniden yeşermesine sebep oluyordu.

 

Ancak yeraltında böyle bir şey yoktu.

 

Ne yeşermeye izin ne de yeşermeye güneş yoktu.

 

“Ne düşünüyorsun, Bataklık Çiçeği?” diye sorana dönmedim. Kim olduğunu biliyordum. Bunu dalgasına yaptığı da belliydi.

 

“Bana şöyle seslenme.” dedim, keskin bir dille. Robottan farksız sesimin hissizliği yabancı değildi.

 

“Tekrardan Bataklık Çiçeği olmak ister gibi bir halin var. Ne diye sesleneyim?” diye sordu, omuz silkerek.

 

“Haklılık payın var ama yanıldığın bir nokta da var.” dedim, düşünceli şekilde.

 

“Bataklık Çiçeği olmak istemiyorum, Lotus’a bürünmek istiyorum.” dedim, yutkunarak. Beynimin içindeki karmaşayı ben bile çözemezken başkaları nasıl anlayacaktı.

 

Bakışlarımı ondan çekmedim, kendimden emin olduğumu anlasın istedim. Kimseye bir şey kanıtlama ihtiyacım yoktu ama bilsin istedim. Ne farkı var dercesine kaşlarını çattı.

 

“İkisi de aynı kişi. Sensin. Yıllar önce kurtulmak istediğin halin. Ne farkı var?” diyerek sözlerimin ardına beklemeden sordu. Duraksadım. Bu kadar açık olmak yanlış mıydı?

 

“Bataklık Çiçeği onun oluşturduğu, esiri. Lotus ise ona ihanet eden eseri.” dedim, hareketsiz mimiklerimle. Karşımdaki adam sözlerime karşılık küçük bir kahkaha savurdu.

 

“Yanında olduğun kişiden pişman olman için çok geç.” dedim, ani bir yanılsamayla.

 

“Pişmanlık mı? Mümkünatı yok. Seni seçtim, pişman olursam yüzüme tükür.” dedi, kuşkusuz. Gururla sırıttım.

 

“Rusya’da işler nasıl?” diye sordum.

 

“Sensiz kesat.” diye yanıtladı. Aptalca sırıttım. Ciddiyetimi bozmak için elinden geleni yapıyordu. Aniden sordu.

 

“İntikamını aldın ama bir şeyler yapacak gibisin. Ne istiyorsun?” diye soran ses, zihnimde yankı yaptı.

 

“Yetmedi.” dedim, sırıtmamı sürdürerek. Yetmezdi tabii ki!

 

“Ne eksik kaldı?” diye sorduğunda saklamadan konuştum.

 

“Sadece onun tüm varlığını senin üzerine geçirmekle ve yeraltını yakıp yıkmakla biteceğini sanmıştım ama altı yılın yanında yaptıklarım hafif kalmış gibi gözüküyor. Sonuçta toparlanabildi. Ben yok olmasını istiyorum. Sence de öyle değil mi?” diye sordum. Evet demekten başka bir cevabı olamazdı. Bilirdim.

 

“Öyle.” dedi, düşüncelerinin arasında.

 

“Zihnimi ve bedenimi koruyabildim. Ancak kalbimi koruyamadım, ondan daha büyük bir istismar var mıdır? Sanmam.” diyerek daldığım köşeden bakışlarımı ona çevirerek ekledim.

 

“Hakkım var.” dedim, iyice arkama yaslanarak. İçim rahattı.

 

“Hakkın var.” dedi, beni tekrarlayarak.

 

“Senin de almak istediğin sana yetmeyen bir intikam var. Hadi, itiraf et.” dedim, arkama yaslanarak. Rahatlığım sözlerimin diken batmamış tarafıydı.

 

“Kendine zarar vermediğin sürece arkandayım. Biliyorsun.” diyerek sözlerimi onayladı.

 

“Öyleyse on senedir neyi bekliyorsun, Lotus?” diye sordu. Bu hitabı duymayalı yıllar olmuştu. Hele ki ondan duymak içimde eşsiz hisler oluşturuyordu. Gülümsemedim, taş gibi duran suratımla konuştum.

 

“Farenin deliğinden çıkmasını beklediğimi biliyorsun. Tam sırası. Her şey ortaya dökülmeye başlamışken.” dedim, kendimden emin bir şekilde.

 

“Çıkacağını sanmıyorum.” diyerek arkasına yaslandığında yüzümde bilmiş bir gülümseme oluştu.

 

“Varisinin yeni bir kalbi olmasına izin vermez. Dayanamaz, birkaç güne yeraltından çıkar.” dedim, kafamı arkama yaslayarak.

 

“Öyle olsun.” dedi. İnanmıyordu çünkü tüm bu olanlar zaten inanılmazdı.

 

Kalbini söküp aldıklarında geriye hiçbir duygu kalmazsa, kendine yeni bir kalp arayışında olduğunun farkına bile varmayacaksın. Sonra yoluna bir kibrit çıkacak, barut zaten kalbindeki boşluk olacak. Tutuşacaksın ve yanacaksın. Bunu anlayana kadar da Kül olmuş olacaksın.

 

Kalbini alanlar yeni kalp arayışına girmeni istemezler. Varisini bırakmayacak ve çıkacaktı. Biliyordum.

 

“Bu arayış seni kalp yiyen yapacak, Lotus.” dedi, dalgasına. Benimle dalga mı geçiyordu? Tam olarak bunu yapıyordu. Yerimde dikleşerek kollarımı masaya koydum ve konuştum.

 

“Kalpsiz yaptı. Neden kalp yiyen yapmasın ki?” dedim, sırıtarak. Ciddiyetimi anlayınca sırıtışı dağıldı. Zararsız kalmam, aldığım zarara ihanetti. Neden duruyordum ki?

 

En başa dönüp kalbini alanları yakmak istediğinde korların varsa şükret. Yoksa kendinde ara barutu, ateş seni bulur zaten.

 

“Ne yapmayı planlıyorsun? Küle döndüğünü düşünüyordum. Şimdiyse korlarınla yakıp yakmak istiyorsun. Sana anlam veremiyorum.” diyen yine oydu. Arkamda olsa da zararsız kalmamı istiyordu çünkü zarar görmemi istemiyordu.

 

“Buralardan uzaklaşıp hayatını yaşamanı istedim, sen yine tehlikeden vazgeçmedin. Hakkındır, hayatındır ama ne kadar güçlü olsan da onun karşısında onu yaralayacağın gibi yaralanacaksın da. Ben senin yaralanmanı istemiyorum. Arkandayım ama hiç onaylamıyorum. Bunu bil.” dedi, gözlerini üstüme dikerek. Başımı sallayarak konuştum.

 

“Bir çocuğun elinden oyuncağını alırlarsa ağlar. Benim elimden her şeyimi almışlar, yakıp yıkmaya hakkım yok mu?” diye sordum, başımı kaldırarak.

 

“Var, en çok senin hakkın var ama yıkılmanı istemiyorum. Sağ çıkarsın ama ölmeyi göze almışsın. Ben senin bir parça zede bile almanı istemezken.” dedi, ağır bir sesle. Yutkunuşuna takıldım.

 

“Sormayacak mısın, planımı?” dediğimde hayır dercesine başını salladı ve yavaşça konuştu.

 

“Sormayacağım çünkü kafanda ne tilkiler dönüyorsa bana bile söylemezsin sen!” dediğinde sırıttım. Boşuna ağzını yormuyordu.

 

“Aferin. Dersine iyi çalışmışsın.” dedim, dalga geçercesine.

 

“Yeraltından çıkacağını düşünmüyorum. Arkası sağlam ama bu riski almaz. Hele ki Lotus için, ona ihanet eden biri için.” dedi, sözlerimi umursamayarak.

 

“Aksine benim için her şeyi yapar. Onu iyi tanıyamadığını söyleme bana! İhanetim onu sarstı ama hala varisi olduğumu söylüyorken benim için bu riski alacak. Göreceksin. Ben de onu tekrardan bu sefer temelli olmak üzere bitireceğim.” dedim, kendimden emin dik duruşumu korurken.

 

“Üstelik yeraltı dediğimiz yer, kendi mahzeni, kendi oluşturduğu. Kurallar ona ait, çizgiyi aşabilir. Rusya’nın haberi olmazsa kurallarını esnetebilir.” dedim, ağır ağır başımı sallayarak.

 

“İş tek Rusya’dakilerle bitmiyor ki! İspanya, hatta İstanbul’dakiler... Hiçbiri onun oradan çıkmasına izin vermez. İkinci şansı vermeleri bile şaşırtıcıydı.” diyerek düşüncelerimin tersine konuştuğunda hayır anlamında başımı salladım.

 

“Onu piyon sanmaktan vazgeçmeyecek misin?” dedim, derin bir soluk alarak.

 

“Piyon gibi gözüken şah mı diyorsun?” diye sordu. Bilmiş bir şekilde sırıttım.

 

“Piyon gibi gözüken vezir. Benim tahtamda şah olsa da büyük tahtada bir vezir. Şah alt edilir ama iş vezirde biter. İhanet eden de vezirdir. Tahtanın asıl kazananı da.” dedim ve şüphesiz ekledim.

 

“Şah kadar az alanı yok, tüm alana sahip ve şahı koruyormuş gibi gözüküp yerine göz dikmiş biri. Çok zeki diyerek övmek midemi bulandırıyor ama mecburum.” diyerek ekledim.

 

“Bilemiyorum.” dediğinde arkama yaslanarak konuştum.

 

“Benim tahtamda kendini tahtanın sahibi sanan ama bir adımdan fazla öteye gidemeyen, korunmaya ihtiyaç duyan yaşlı bir şah ama büyüklerin tahtasında bir vezir. Vezir oyunu en başa çevirecek kadar değiştirebilir, biliyorsun değil mi?” dedim, mimiksiz.

 

“Piyonda vezire dönüşebilir.” diyerek bakışlarını üzerime sabitleyerek eklediğinde beklediğim cevabın bu olduğunu düşünerek ufak bir şekilde sırıtarak konuştum.

 

“Bu kadar hırslı her vezir zaten en başta bir piyondur.” dedim, başımı geriye atarak.

 

“Önceki vezirse yenilmiştir.” dedi, aklımdaki tilkileri okuyarak.

 

“Elbette! Aliye’nin de bu sözlerimden hiçbir farkı yok.” diyerek kafamı geriye attım.

 

“Bekleyelim ve görelim.” diyerek kendimden emin bir şekilde son sözü söyledim.

 

Evvel zaman içinde, yeraltının en dibinde... Masum olan tek bir şeyin olmadığı toprağın altında... Zaman az gitti uz gitti, dere tepe düz gitti. Ateşlerin Kül edemediği akrep ve yelkovan, yıllar sonra yine aynı noktada durdu, hatta yabancı bir el tarafından durduruldu.

 

Bir katil yine avına koştu ama bu sefer avın avcı olduğunu bilmeden...

 

Kurt, kuzu maskesi giydi. Vezir, piyona büründü. Tüm oyunu alt etmek isteyenlere karşı daha da sinsice, güçlenmek için...

.

Tekrardan ben 🤭

Bölümü beğendiniz mi?

 

52. Bölümü ya gece yarısı ya da yarın gün içerisinde atacağım 🤭🤭

Sizce;

'Bilinmeyen kişi kim? -->

'Bilinmeyen kişinin sohbet ettiği kişi kim? -->

Tahminleriniz saçma sapan da olsa, mantıksız da olsa çekinmeden yazın çünkü gerçekten merak ediyorum.

Tahmin edemeyeceğiniz düşünüyorum ama bakalım 🤭 İleri bölümlerde öğreneceksiniz... 🤍

Lotus 🪷 hakkında ne düşünüyorsunuz? -->

Okyanus'la kalın 🌊🌊🌊 Bilinmeyen kişiyle kalmayın sakın jsjsjsjsjxhsj

Bu bölüm;

1065 Kelime...

Bölüm : 02.05.2026 22:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Cansu / Okyanus'un Kül'ü / 51. Bölüm / Kalp Yiyen Lotus
Cansu
Okyanus'un Kül'ü

234.83k Okunma

20.4k Oy

0 Takip
59
Bölümlü Kitap
KARAKTER TANITIMIBölüm Günü - Duyuru 🌊☄️1. Bölüm / Yaralı Kuş2. Bölüm / Tanımadığım İnsanlar3. Bölüm / Bilinmeyen Rütbe4. Bölüm / Şüpheler ve İstekler5. Bölüm / Kabullenilmeyen Açık Yaralar6. Bölüm / Tesadüfi Başlangıçlar7. Bölüm / Şüphe Tohumları8. Bölüm / Marş İleri9. Bölüm / Askeriye Koridorları10. Bölüm / Künyelerin Tıkırtısı11. Bölüm / Karşı Konulamaz Yanlışlar12. Bölüm / Komutana Güven13. Bölüm / İpleri Elinde Tut14. Bölüm / Her An Tehlike15. Bölüm / Anestezi Direnci16. Bölüm / Umut Yıldızı17. Bölüm / İhtimallerin Çıkmaz Sokağı18. Bölüm / Saye19. Bölüm / Şarapnel (Geçmiş)20. Bölüm / Kül Olmamış Kor21. Bölüm / Barlas Nisyan EylerseZEHİRLİ KURŞUN22. Bölüm / Ölüm Kapanı23. Bölüm / Lahza24. Bölüm / Zorunluluk25. Bölüm / Tuğgeneralin Emri26. Bölüm / Dalgalı Deniz ve Doğan Güneş27. Bölüm / İstihbarat Görevi28. Bölüm / Gerçek Görünüşümle Operasyon29. Bölüm / Gökyüzü Gözler ve Gece Saçlar (Geçmiş)30. Bölüm / Kalbimin Attığını Hissediyorum31. Bölüm / Kapılma Dalga’ya32. Bölüm / Cesur Bir Teklif33. Bölüm / Gerici Takipte Hissettiğin Nabız34. Bölüm / Kan Kus Kızılcık Şerbeti İçBir Yıl Olmuş 🥹35. Bölüm / Diken Üstü36. Bölüm / Kapana Kısılmak37. Bölüm / Buzdan Kafesin İçindeki Dövüş38. Bölüm / Önemsenilme Duygusu39. Bölüm / Kül’ün Emareleri40. Bölüm / Kaçıngan Bağlanmalı Savcı41. Bölüm / Yalancının Mumu42. Bölüm / Hasta Çorbası43. Bölüm / Aras’ın Kül’e çevirdikleri44. Bölüm / Yalancının Külleri (Geçmiş)45. Bölüm / Papatya Alerjisi46. Bölüm / Eksik Parça47. Bölüm / Civciv Bozuntusu48. Bölüm / Kalbimin Tek Sahibi49. Bölüm / Düştüm Mapus Damlarına50. Bölüm / Birinci Şahıs İyelik Eki51. Bölüm / Kalp Yiyen Lotus52. Bölüm / Tutulması Gereken Sözler53. Bölüm / Delirmekle Ölüm Arasında54. Bölüm / Abimi Hatırlıyorum55. Bölüm / Ruhefza Esintisi
Hikayeyi Paylaş
Loading...