
Bugün içimde bir his vardı. Onunla yani Emir'le buluşmak istiyordum. Şuan yaşlı teyzeye baktıktan sonra 50 kişiye daha bakmam gerekiyordu. O gelmeliydi. Düşüncelerimden beni çekip alan teyze oldu.
"Kızım benim neyim var acaba?" dedi.
" Size bir diz kremi vereceğim. Onu düzenli kullanırsanız ağrı kalmaz." dedim.
"Teşekkürler doktor kızım. Pek güzelsin maşallah." teyzelerin hepsi aynı şeyi söylüyordu. İki hastaya daha baktıktan sonra hemşire beni çağırdı.
"Doktor Hanım. Operasyonda 3 kişi yaralanmış, acil müdahale lazım." kısa bir süreliğine dilim tutuldu.
Acaba o muydu? Olamazdı. O olmamalıydı. Odamdan çıktım ameliyathaneye girmek için giysileri giydim. İçeri girdim. Hala normal değildim. Koşarak yanına geldim. O'ydu. Kalbim hızlı atmaya başladı. Kendimi kontrol etmeliydim. Başardım.
"Neyi var?"
"Kurşun kalbi sıyırmış, hayati tehlike var." Kalbim daha da hızlı atmaya başladı. Kendimi en zorladığım anlardan biriydi. Kalbime keskin bir sızı doldu. Bağırdım. İnanılmaz bir sızıydı. İçeri iki hemşire geldi. İki büklümdüm. Bir yandan kendime engel olamayıp inlerken O'na bakıyordum. Bir kez daha bağırdım. Kalbi durmuştu. Dümdüz giden çizgiye gitti gözlerim. Oraya kilitlendim.
"Ölüm saati-"
" Hayır. Hayır ölemez baskı yapın. Elektro şoku hazırlayın pes etmeyin." dedim. Bunu derken daha çok bağırıyordum. Bir çığlık koptu dudaklarımın arasından.
"Sezin. Git hadi. Dayanamassın. Gitmen gerek. Çabuk ol." derken hala gözlerim çizgiye kilitliydi. Elektro Şok verilirken hiçbir tepki vermiyordu. Bir kez daha bağırdım.
" Son bir kez daha." bana hüzünlü gözlerle baktı. En yüksek şok hazırlandı. Yapıldı. Çizgiye odaklandım. Ve oldu. Kalbi atmaya başladı.
"Başardık." dedi. Doktor. Son kez inledim. Artık kendimi tutmaya mecalim yoktu. Kalbimi tutarak kendimi bıraktım. Derin bir sessizliğe, ama onun olduğu bir dünyaya bıraktım kendimi.
~
Operasyona hazırlanılmıştı. Binada seri katiller vardı. İçeriye gir emri verilmesini bekliyordu bütün silahlı polisler. Etraftakiler uzaklaştırılmış, güvenceye alınmışlardı. Hazırlardı. Bağırdı Emir.
"Gir!" herkes içeri girerken eline silah alıp içeri girdi. Leş gibi kokuyordu. 4 katlı bir binaydı. Ekiplerin bir kısmı 4. Kata, bir kısmı 3,2,1. Katlara gidecekti. Zemin kat güvenli olmadığından orası aranmayacaktı. Emir yukarı katlara çıkmadı. Zemin kata bakacaktı. Oradan çıkmazlardı. Yine de 6. Hisleri bakmasını söylüyordu. 3 oda vardı. Birine girdi. Tuvaletti. Heryerini aradı fakat birşey çıkmadı. Diğer odaya girdi. Oturma odası gibiydi. Fazlasıyla büyük bir televizyon vardı. Buradan çıkabilirlerdi. Televizyona bir tekme savurdu Emir. Korkmuyordu. Çarşafla örtülmüş bir boşluğun ardında bir oda daha vardı. Patlayan bir silah sesi duydu. Tam o anda kalbinin yanından oluk oluk kan akıyordu. Keskin bir acıydı. 2 el daha silah patlama sesi duydu. Daha fazla ayakta kalamadı. O'nu düşündü ilk. Napacaktı. Üzülürmüydü ölmesine. Son nefesini verdiğini hissediyordu. Ve belki de kendini sonsuz sessizliğe bırakmıştı.
~
Çimen saatlerdir Sezin'in ameliyatdan çıkmasını bekliyordu. Eli ayağı titrediği için ameliyata almamışlardı. Henüz kızları aramaya cesareti yoktu. Neden kendini bu kadar zorlamıştı? Kalbine birşey olmamasına dua ediyordu saatlerdir. Telefonu çalmaya başladı. Ekrana baktı. Nefise. Açmayacaktı ama nereye kadardı? Telefonu açtı.
"Efendim"
"Kız ne demek efendim. Saatlerdir seni ve Sezin'i arıyoruz neden telefonlara bakmıyorsunuz?"
"Nefise" duraksadı. "Sezin"
"Ne olmuş Sezin'e, bak bilmediğimiz birşey varsa şuan şu dakika hastaneyi basarım."
"Sezin'in kalbi iyi değil. Ameliyattan çıkmasını bekliyorum."
"Ne!? Nasıl,ne oldu?"
"Nefise, Seren'i de al,hastaneye gelin." dedi ve kapattı Çimen. Kendini bu kadar zorlaması normal değildi. En ufak kalp çarpıntısında bayılırdı. Umudu birşey olmamasıydı. Emir denen çocuğu sevmişti. Belliydi. Ameliyathanenin kapısı açıldı. Doktor ve yanındaki hemşirenin yanına ilerledi Çimen.
"Durumu nasıl iyi mi?"
"Hayati tehlikeyi atlattı. Ama kalbinde hasar var. Bundan sonra çok dikkat etmeli. Yoksa yeni kalp bulmak zorunda kalırız." duydukları doğru muydu? Bu konuda çok fazla bilgiye sahipti ve sandığı kadarıyla bayılması yüzde elliye çıkabilirdi. Artık düzensiz kalp ağrıları da olacaktı. Sezin için bunlar çok fazlaydı. Oturdu. 15 dakika sonra kızlar yanındaydı.
"Ne oldu?" dedi Seren.
"Emir varya." dedi.
"Evet var."
"Yaralanmış kalbini sıyırmış. Sezin ameliyata girdi. Öldü sanmışlar adamı. Bizimki daha fazla dayanamamış. Artık kendini nasıl sıktıysa kalpte hasar var." dedi. Kızlar şok içinde Çimen'e bakıyordu.
"Bu nasıl olacak peki?" dediler aynı anda.
"Hayatı daha da zorlaşacak." derken Çimen koridorda sevgilisi Onur'u gördü.
"Ben geliyorum." dedi kızlara.
~
Gözlerini açtı Emir hastane odasında. Neden buradaydı? Tahminlerine göre çoktan ölmüş olmalıydı. O'nu merak etti. Ne yapmıştı acaba? İçeri bir hemşire girdi.
"Uyanmıssınız. Ben doktoru çağırayım." hiçbir ses çıkarmadı Emir. Doğrulmaya çalıştı ama kalbi sızlıyordu. İçeri giren doktor ve hemşireye baktı. O'nun gelmesini umuyordu.
"Nasılsınız iyimisiniz?" dedi doktor.
"İyi." dedi Emir. Doktor konuşmayı kesti. Birkaç ıvır zıvır şey söyleyip gitti. Dinlememişti Emir.
Hemşire arkasından çıkarken seslendi.
"Sezin Hanım burada mı acaba?" hemşire odaya girdi.
"Sezin Hanım ameliyatınız sırasında kalbini çok zorlamış sanırım. Ameliyat yeni bitti. Yoğun bakımda şuan." deyip çıktı.
Dili tutulmuştu Emir'in. Ne yapmıştı o? Şoku atlatamadı. Kendisi kalbinden vurulmuştu o kalbini feda mı etmişti? Sorular git gide çoğalıyordu. Kızı koruyayım derken zarar mı vermişti? Bütün sorulara sonra biraz zaman ayıracağını düşünerek gözlerini kapadı. Sezin yoğun bakımdan çıkar çıkmaz yanına gidecekti. O zamana kadar bir şekilde bekleyecekti. Gözlerini yumdu ve sadece zamanın hızlı geçmesini diledi.
Bölüm sonuu sizce devam etmeliyim? Yorumlariniz neler???
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |