2. Bölüm

2. Bölüm

Öykü Özaydın
only.book

Sızlayan gözlerimi açmakta epey zorlandım.Hastane odasındaydım.Nasıl gelmiştim buraya?Polisler beni kurtarmış mıydı? O pislikler yakalanmışmıydı? Hepsi birer soru işaretiydi.Ellerimi kaldırıp bileklerime baktım.Sargılıydı.Ayak bileklerimde aynı şekildeydi.Bana bakan iki meraklı göz vardı.Hemşirelerdi

"Uyandı"

dediler aynı anda.Bir tanesi gençti.Daha büyük görünen savcıya haber ver, dedi.Konuşmaya mecalim yoktu.Konuşmaya devam etti.

"Şimdi savcı gelecek bildiklerinizi anlatın sonra bi süre uyutulacaksınız"

Nasıl konuşabilirdim.Ayrıca uyutulmak istemiyordum.Bunları düşünürken içeri muhtemelen savcı dedikleri adam girdi.Tek beyaz yönü teniydi.Siyah gözleri ve dağınık siyah saçları vardı.

"Bildiklerini anlat"dedi

soğukça.Konuşmaya çalışıyordum ama başaramıyordum.Tatlı bir kız geldi.

"Savcım ben doktoruyum.Eğ-"

konuşacakken lafını böldü.

"Peki banane bundan"

"Savcım şuan konuşamaz"

"Niye ağzı dili yok mu?"dedi

bana bakarak.

"Savcım şuan yaşadığı şoktan dolayı konuşması imkansız lütfen rahat bırakın"

yeniden söze başladı.

"Zaten uyutulması gerekiyordu.Sizin için ilaçlara ara verildi"

ayağa kalktı savcı dedikleri adam.Nasıl bir anlayıştı?Çözememiştim.Odayı terk etti.Doktor da gitti.Sadece yanımdan hiç ayrılmayan hemşireler vardı.İlacın etkisiyle kendimi bıraktım.

~

Gözlerimi yeniden açtığımda dinlenmiş hissediyordum.Yanıma baktığımda- Ne? Bizim kızlar uyukluyordu? Nasıl öğrenmişlerdi.Neden eve gitmeyip burada kalmışlardı?

Gelen hemşireye baktım.

"Uyanmışssınız" dedi şen şakrak,

hemşirenin sesiyle bizimkiler uyandı. Seren

" Kızım kış uykusuna mı yattın 3 gündür uyuyorsun?"

"NE?"diye bağırdım.

Kızlar irkilmişti. Anında odama giren ise savcıydı. Kızlar savcıyı görünce dışarı çıktı.

"Konuş" dedi savcı.

"Sizin benimle tam olarak ne alıp veremediğiniz var?" dedim.

Evet bir savcıya bunu sormuştum. Salaktım.

"Bak sana cevap veremem ifadeni almam gerek konuş" dedi

Bu kadar soğuk olmasa konuşacaktım heralde.

"Taksiye giderken dar bir sokak var oradan geçerken peşime biri takıldı koşmaya başladım. Yüzünü görmedim. Koşarken bezle beni bayılttı.Bağlıydım.Ağzımı açtılar ve gittiler.Sonra ağzımla pencereyi açıp dışarı bağırdım.Sonra ferhat denen adam beni sandalyeye bağladı.Ne kadar kaldığımı bilmiyorum.Sizin geldiğinizi anlayıp beni arka bahçeden arabaya bindirdi.Kafamı çarptım ve sonra buradaydım."

Herşeyi bir anda anlattığım için hem ben hem savcı şaşkındı.

"Kaç adam vardı ve adresini biliyorsan söyle"

"3 adam vardı patronları Cengiz, sanırım beni kaçıran adam Ferhat ve bir de Sabri diye biri vardı."

Savcı şaşkındı."Bu kadar net ifade veren ilk kişi sen olabilirsin Sezin hanım, bu arada ben Emir. Savcı Emir."

zahmet oldu söylemeseydiniz demek vardı ama sustum. Savcı çıkarken içeriye resmen dalan Nefise' ye baktım. Meraklı gözlerle bana bakıyordu. Hepsi odaya doluştuğunda ağızlarından tek bir kelime çıktı.

"Anlat!"

~

Emir'in aklında tek bir soru kalmıştı.Bu olayın bu kızla ne alakası vardı.Kötü olansa sadece Ferhat denen adamı yakalamış olmalarıydı.Birazdan ifadesini alacaktı Emir.Terlemişti.Saatlerdir aynı şeyi düşünüyordu.Kapının çalmasıyla yerinde dikleşti. "Gel" dedi. Ahmetti gelen.

" Savcım Ferhatı odaya aldılar sizi bekliyorlar"

başıyla onayladı Emir.Kravatını düzeltip asansöre yöneldi.Normalde karşıydı.Doğal değildi ama bugün gününde de değildi.Hızla sola yöneldi ve kapıyı açtı.İfadeyi bizzat kendisi almak istemişti.Odada oflaya puflaya bekleyen kumral ve kahve gözlü bir adam vardı.Emir'in öznel düşüncesiydi ama bu adam gıcıktı.

Kendini bir halt zannediyordu.Ferhat büyük bir cesaret göstererek

"Ben birşey yapmadım" dedi.

Sinirleniyordu Emir "Lan bende inandım yanında eli kolu bağlı bir kızla kaçan adam birşey yapmamış allah allah bizde mi sorun var acaba" derken yapmacık sinirini konuşturuyordu.

İfadesizliği bırakıp sinirine büründü

"Lan anlat kızla işiniz ne?" diyen bir sinir küpüne bakmakla yetindi Ferhat.

Derin bir nefes vererek anlatmaya başladı.

"Hakan denen adamın kardeşi, adam tam pislik alacak verecek meselesi yüzünden kızı kaçırdık."demesiyle yüzüne okkalı bir tokat inmişti.

"Lan" dedi Emir sinirine yön veremiyordu.Öfkeyle soludu.

"Aptal, neyin alacak verecek meselesi de bu insan kaçakçılığına kadar vardı?" dedi.

"Susma hakkımı kullanıyorum" dedi.

Kaşınıyordu. Biri kaşımalıydı. Ani bir hışımla "Diğerleri nereye gitti?" dedi.

Hala cevap vermeyen Ferhat ise canına susamıştı. Sessiz kalamazdı, hassastı bu konularda, kıza acımıştı ama ifadesizliği baskın gelmişti. Art arda Ferhat'ın yüzüne inen tokatlar yüzünden polisler müdahale etmişlerdi.Emir'in siniri dinmemişti, ama dindirecek şeyi çok iyi biliyordu.Annesi...

~

Emir o gün annesiyle idi.Alışveriş yapacaklardı.Çok sevmezdi Emir alışveriş yapmayı ama annesiyle yapmak başkaydı.Girer girmez gördüğü mavi pamuk şekerlere kaydı gözü.Annesi gülerek Emir'e bakıyordu.Biliyordu oğlunun pamuk şeker sevdasını

"Anneciğim sen iki dakika şuraya otur ben hemen geliyorum."

Emir koşup küçük oturağa oturdu.Severdi annesini, daha bir kere kötü davranmamıştı.Huzurla annesini beklerken Avm'den içeri giren babasını gördü Emir.Babasını severdi ama çekinirdi.Babası gözleriyle annesini arıyor gibiydi.Bir anda pamukşekerlerin olduğu yere gitti.

"Lan" diye bağırdı.

Bütün insanlar pamuk şekerlere bakıyordu Emir'e göre. Annesini beklemekten sıkılmıştı.Ona pamuk şeker alacağını tahmin ediyordu.Pamuk şekerlere doğru yürüdü.Babası annesini bileklerinden kavrayıp itmeye çalışıyordu.Yerde bir pamuk şeker vardı.Bağırdı anne ve babasına

"Baba yapma"derken ağlamak üzereydi.

Babası hala annesini çekiştiriyordu.Yürüyen merdivenlere kadar çekiştirmişti babası.

"İn" diye kükredi.

O an Yasemin sadece oğlu için endişeliydi.Emir bağırarak annesi ve babasına koşuyordu ki annesinin çığlığıyla duraksadı.Yasemin kanlar içerisinde yatıyordu merdivenin bitiminde.Emir korkuyordu

"Anne" derken çığlık çığlığa annesinin yanına gelmişti.

Yasemin son gücüyle oğlunun ellerinden tuttu.Daha fazla dayanamayacağını anlamıştı.

"Oğlum Kendine iyi bak" derken son gücünü tükettiğinde elleri geri düştü. Babasıysa donup kalmıştı. Kalabalık etrafa toplanmıştı.

~

Emir mezarı gördü.Yanına çöktü annesinin. Yasemin Sardıç yazıyordu.Onun soyadı değildi.Boşandıktan sonra bu soyadı kullanmıştı.Keşke Emir de soyadını değiştirebilseydi.

"Annem" dedi.

" Bugün çok sinirlendim"

"Sen olsaydın sakinleştirirdin beni annem,bana pamuk şeker alırdın."

İçinden geçirdi, o da gelip yere düşürürdü.O günden sonra bir daha görmemişti babasını. Yurtta büyümüştü Emir. Her gününde babasına olan siniri katmerlenmişti. Bu yüzden savcı olmuştu. Eğer adaletle babası annesinin yanına yaklaştırılmasaydı annesi ölmezdi. Aslında o kıza yapılanlara bu yüzden çok sinirlenmişti. Ölebilirdi o ölürken adalet neredeydi? Artık Emir bile adaleti sağlayamıyordu. Derin bir iç çekti. Çalan telefonuna baktı. Ahmet'ti. Her haltı bunun haber vermesinden sıkılmıştı ama tatlı çocuktu.

"Söyle"dedi.

"Savcım yeni dava var gelmeniz gerek" telefonu kapadı Emir.Anlamış olmalıydı.

"Görüşürüz annem" derken sesinde derin bir şefkat vardı.

~

Bekliyorduk. Kızlara herşeyi anlatmıştım. Yaklaşık 3 gündür buradaydım. Bunalmıştım. Ama zaten taburcu olsam bile yine burada olacaktım. Yatmak eziyetti ama doktorluk değil. Bugün taburcu olacaktım. Eşyaları toplamış, hep birlikte doktoru bekliyorduk. Kapı açıldı. Doktordu gelen. Herşeyin normal olduğunu taburcu olabileceğimi söyledi. Bu doktorlar yani İrem'le önceden tanışıyorduk. Ama çok muhabbetimiz olmamıştı. Kolumda hala serum vardı. Bitmişti. Pansuman odasında çıkarttıktan sonra doğruca eve gittim. Kızlara ne kadar gelmeyin abim kızar desemde gelmekte ısrarcılardı. Abime kan kusmak istiyordum. Gelmemelerini istemem de bu yüzdendir. Zile bastım. Evde olmalıydı. Kapıyı açtı. Öfkeyle yüzüne baktım. Kükredi bana doğru

"Neredesin lan sen kaç gündür nelerle uğraşıyorum senin haberin varmı?"

tutamayacaktım kendimi. "Ne diyorsun sen be?" "Senin yüzünden ne boklara battım ven haberin varmı?"derken ağlayacaktım.Abim ilk defa yumuşak bakıyordu.

"Nasıl?" derken yumuşamıştı,ilkti.

"Senin yüzünden o pislik insanlar tarafından kaçırıldım,günlerdir hastanedeydim salak"derken ağlıyordum. Ne hakkınaydı? Ben bunlarla uğraşırken yüzüme kükreyemezdi. Artık hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Yere vurdu dizlerim. Günlerdir kendini tutan bedenim dağılmıştı. Seren yanıma koşarken abim montunu giyindi. Sesimi çıkaramadım. Zira gücüm yoktu. Bitmiştim. Bu sefer kendimi saldım ve derin bir boşluğa düştüm.

~

Odasından içeri girdi Emir. Sade severdi. Kapısının önündeki Emir ARAS yazısına boş boş baktı. Her odaya girerken yapmaktan vazgeçmezdi. Bugün üzerinden atamadığı bir gerginlik vardı. Birşey olacaktı hissediyordu. Kaç gündür o kızda takılı kalmıştı. Çok güzeldi. Şaşkınlıkla konuşmaya başladı. "Ne diyorum lan ben?Kızdan banane" derken üstündeki gerginliğin sebebini öğrendiğini hissediyordu.,O kızdı.,Sofranmaya başladı.,"Neden böyle oluyo-" derken kapıyı çalmadan içeri dana gibi giren Ahmet'e baktı. Tatlı çocuktu ama salaktı. Ahmet kızacağını hissetmişti savcının o yüzden söze girdi.

"Savcım Sezin hanım gelmiş,sizi bekliyorlar." doğru ya Sezin'di adı.

Asiydi. Fazlasıyla hemde. Neden bunları düşündüğünü hala çözemeden "Tamam geliyorum" dedi Ahmet'e. Ahmet başıyla onayladıktan sonra kapıyı örttü. Emir düşünceleriyle baş başa kalmıştı ama vakti yoktu.

~

Eve gelmemin 2. günüydü.Ama hemen ifadeye çağrılmıştım. İfademi vermiştim. Sanırım normal iken sormaları gerekiyordu. Saçmaydı. Sevmezdim adliye koridorlarını. Ama birini beklemeyi daha da çok sevmezdim. O lanet olası anlayışsız savcımızı bekliyordum şimdi de! Şaka değil, 15 dakikadır bekliyordum adamı. Kapının açılmasıyla irkildim. Gelmişti. Şükürler olsundu. Sert ve ifadesiz bakıyordu. Karşımdaki koltuğa oturdu. Gerilmiştim. Adam beni geriyordu! Derin nefesler alıp vermeye başladım. Konuşmaya başladı.

"Evet ifadenizi almam gerek konuşun."

"Ben ifademi bir kez vermişti-"derken sözümü kesti.

"Sana tekrar vermeni söyledim."

Normal biri olsaydı bu işin altından çıkamazdı. Şükretmeliydi. O gün verdiğim ifadenin aynısını anlattım. Kapı tıklatıldı.

"Savcım getirelim mi?"eliyle onayladı.

Neyi getiriyorlardı? Merak içinde beklerken kapıdan giren adamı görmemle gözlerim sonuna kadar açılmıştı. Kalbimin hiç bu kadar hızlı attığını hatırlamıyordum. Önümde aynı iğrençliğiyle Cengiz denen pislik duruyordu. Ama sorun bu da değildi. Ben ya çok üzüldüğümde bayılırdım. Ya da kalbim hızlı atmaya başladığında. Olmazdı. Bayılamazdım. Kalbim daha da hızlı atmaya başladı. Gözlerimin seğirdiğine emindim.

"Bu mu?"dedi Savcı

Duyabilecek ya da cevap verebilecek durumda değildim. Kalan son gücümle "Ben...Ben iyi deği-" derken daha fazla duramadım. Yere düşecektim. Ama beklediğimin tam tersi oldu. Düşmedim. O derin boşluğa kendimi bırakmadım.,Genellikle hep düşer bir yerlerimi vururdum, ama vurmadım. İki güçlü kol beni tutmuştu. Karanfil kokuyordu. Yeni farketmiştim. Kendimi bıraktım karanlığa,ama bu sefer güvenin içine..

~

Emir, karşısındaki kızın renginin bir anda solduğunu fark etti. Az önce kendinden emin duran o asi tavırdan eser kalmamıştı. Cengiz içeri girdiği andan itibaren Sezin’in nefes alışları değişmişti. Bunu gözden kaçırması imkânsızdı.

Kız bir şey söylemek ister gibi dudaklarını araladı.

“Ben… ben iyi deği–”

Cümle tamamlanamadı. Dizleri titredi, bedeni öne doğru savruldu. Emir refleksle yerinden kalktı. Düşmesine izin veremezdi. Kolları onu tam zamanında yakaladı.

Kalbinin bu kadar hızlı attığını hissedebiliyordu. Sezin’in yüzündeki korku, alışık olduğu ifadelerden çok farklıydı. O an, karşısındaki kişinin sadece bir tanık değil; ciddi şekilde yaralanmış biri olduğunu anladı.

“Doktoru çağırın.” dedi sert bir sesle.

Bakışları kollarında baygın duran kıza kaydı. İçinde gördüğünden çok daha fazlasıydı bu kız. Düşüncelere dalarken eline dökülen bir saç tutamıyla irkildi. Onun saçıydı. Kestane rengiydi, bir andan ise kumral. İçeri bir adam girdi. Sanıyordu ki doktordu. Daha önce görmemişti. Garipsemişti. Sedyeye bıraktı kucağındaki kadını. Doktor, Sezin'i sedyede götürürken gözlerini Sezin'den ayırmıyordu.

~

Yavaş yavaş gözlerimi araladım. Hastane yatağında yatıyordum. Garipsememiştim. Ama garip olan birşey vardı. Yatağın kol ve bacak kısımlarında garip yerler vardı. Doğruldum. İçeriye iki adam girdi. Birinin doktor diğerinin ise hemşire olduğunu düşündüm. Ama burası benim çalıştığım hastane idi ve ben bu ikisini hiç görmemiştim. Doktor hemşireye kaş göz yaparken bana bakıp dudaklarına iğrenç gülüşler yerleştirdiler. Ne oluyordu?"Evet Sezin Hanım" derken hemşire sol yanıma geçmişti. Az önce fark ettiğim çıkıntı ile uğraşıyordu. Bıraktı uğraşmayı. Kolumu aldı. Serum vardı. Ovalamaya başladı. Bir anda bir elini ağzımın üstünde tutarken diğer eliyle çıkıntı sandığım bölüme elimi kelepçeliyordu! Doktor da diğer elimi kelepçeledi.Elini kısa süreliğine ağzımın üstünden çekerken bağırmaya başladım. Yeniden elini ağzıma bastırdı.

"Bant getir" dedi.

Diğer adam masanın üzerinde duran kalın banttan bir parça verdi. Kafamı kaçırmaya çalışırken çenemi kavradı,ani bir atikle bantı yapıştırdı. Her bir yanım kelepçeliydi. Odada başka bir kapı vardı. Sedyeyle beni oradan çıkardılar.,Bilinmezliğe doğru ilerlerken kendimi bırakmak istedim ama olmadı. Sessizce gözlerimi kapadım.

 

2. Bölüm sonuu umarim begenmissindir.

 

 

 

 

Bölüm : 20.02.2026 23:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...