8. Bölüm

Tokat-8. Bölüm

Öykü Özaydın
only.book

Gözlerimi açtım. Sızlıyorlardı. Ve yine hastane odasındaydım. Doğrulmaya çalıştım. Kalbimdeki keskin acı izin vermedi. Zaten ben yine acı çekendim. Bütün acıları bana yüklendiği lakin benim yine sesimi çıkarmadığım bir dünyaydı. Ama bu seferki farklıydı. Benim yüzümden olmuştu. Umarım kalp nakli falan gerekmezdi. Keskin acı kendini gösterdi. Yüzümü ekşittim. Birşeyim yokken bile bir haltlar yeme potansiyelim vardı. İçeri doktor girdi. Tanıyordum. Hatta bu kişi Mert'ti. Kendisiyle ilgili son öğrendiğim gerçeğin şokundan hala çıkamamıştım.

"Normal odaya alın." dedi. Bir dakika. Şuan ben yoğun bakımda mıydım? Şaşkınlığımı belli etmeden surat ifademi korudum.

"Mert." dedim. Çıkacakken arkasına dönüp baktı.

"Ben çıkacağım iznin olursa." dedi.

"Çıkabilirsin." dedim. Bu kadar soğuk davranacak ne vardı?

O sırada aklıma biri düştü. Emir. Ne yapıyordu? İyi miydi? Beni söylemişler miydi? Umudum söylenmemesinden yanaydı. Normal odaya geçtim. Onu merak ediyordum. Bir kere göremez miydim? Kapı tıklatıldı.

"Gel." dedim. O muydu acaba? Kapının arasında gözüken sülietle o olmadığını anladım. Çimendi.

"Sezin uyanmışsın." dedi.

"Ya ne demessin ne kadar iyi geldi." dedim. Burada onuncu kalışım olabilirdi. Biri beni buradan çıkarmalıydı.

"Kızım sen salak mısın?" diye bir soru yöneltti.

"Oradan normal gibi mi gözüküyorum Çimen?" dedim. Normal değildim. Boşuna lafa gerek yoktu.

"Kız adamın ameliyatında madem bayılacaksın, çıksana ne diye diretip duruyorsun?" dedi. Haklıydı. Bende haklıydım.

"Çimen ben olmasaydım adam ölmüştü." dedim. İşte burada haklıydım.

Sözlerime derin bir iç çekişle cevap verdi. Ve yine kapı tıklatıldı. O. Emir, bana masum gözlerle kapı aralığından bakıyordu. Kalbini kurşun sıyıran oydu. Şimdi benim onun yanına gitmem gerek değil miydi?

"Gel." dedim. İçeri gelmesiyle Çimen'in odadan çıkması birkaç saniye aldı.

"İstemiyorsan giderim." dedi. Kalbinden vurulup yanıma gelen oydu. Onun beni kovması gerekiyordu.

"Ha-hayır." dedim. Kekelemiştim. Utancımı saklayabildiğimi sanmıyordum. Tek umudum domatese dönmüş olmamamdı. Ki döndüğüme eminim. Yanı başımdaki sandalyeye oturdu.

"İyi misin?" dedi. Nasıl olabilirdim?

"İyiyim." dedim. Harika, yalan söyleme yetilerim normalde çok iyi çalışır ama bu çocuğun yanında sıfırlanıyor. Bu defa iç çeken bendim. Doğruldum. Tek hamlede. Doğrulmayı başardım ama dudaklarımın arasından minik bir çığlık yükselmişti.

"Ben bu olayı bir kere daha yaşadım sanırım." dedi.

"Neyi? Hangi olayı?" dedim. Ne demek istiyordu? Yoksa ben mi salaktım.

"Yalan söylemeyi hiç beceremediğini." dedi. Kesin rezildim. Ve yine evet bir kere daha yaşanmıştı bu olay.

"Sessizliğini evet anlıyorum. Yalan söylemene gerek yok." dedi.

"Hıhı." dedim. Umursamaz bir edayla. Kapı çalındı. Çimen'di.

"Sezin abin geldi, kısa tutun bence hastanede uğraşamayız." dedi. Emir'e baktım. Ayrılmak istemiyordum. Zifiri karanlık gözlerdeki güvenden ayrılmak istemiyordum aslında. Başını hafifçe sola eğdi. Ben gideyim diyordu. O da sessizliğimi tamam olarak algıladı. Ağır adımlarla odadan dışarı çıktı. Derin bir nefes aldım. Biraz heyecanlanmış olabilirdim. İçeri pat diye giren abime baktım. Öfke kusacaktı.

"Bu sefer nerede olduğunu nasıl açıklayacaksın Sezin?" dedi. Cevap basitti.

"Açıklamayacağım." dedim. Bu zamana kadar onunla gelmiştim artık tektim hissediyordum. Yanağıma keskin bir acı doldu. Bana tokat atmıştı. Bu kadar mıydı sevgisi?

Dolan gözlerimi kontrol etmeye çalıştım. Başaramadım. Hıçkırıklarla ağlamaya başladım. İnsandım ben, herkesin dilediği gibi kırabileceği biri miydim? Ya da bu kadarını haketmiyordum. Elim yanağıma gitti. Kalbim ağrımaya başladı. Gözlerim seğirdi. İçeri biri daha girdi.

"Doktor." dedi sadece. Oydu hissediyordum. Dayanamadım ve kendimi bıraktım.

~

Sezin okuldan eve dönüyordu. İlkokul 4. sınıftı. O gün çok güzel geçmişti. Öğretmeninden bir sürü aferin almıştı. Koşarak eve gidiyordu. Hepsini bir an önce abisine göstermeliydi. Sırtında okul çantasıyla koşmak biraz zor olsa da değerdi. Yolda koşarken bir arkadaşını gördü ama aldırmadı Sezin.

"Neden koşuyorsun Sezin?" dedi.

"Öğretmenimden aldığım aferinleri abime göstereceğim." dedi Sezin. Küçük bir kahkaha sesi yükseldi.

"Kızım senin abinin umrunda mı sence ?" dedi. Umrunda olmalıydı.

"Sanane" dedi Sezin. Arkadaki kızın sesini duysada umursamadan son hız koşmaya devam etti. Hayır dedi içinden. Abim bana aferin diyecek umrunda olacak diye düşündü. Neden umrunda olmasındı ki?

Tam o anda ayağına bir taş takıldı. Yere düştü. Ağlamaya başladı Sezin. Etrafta kimse yoktu. Kalkmalıydı. Dizi çok acıyordu. Eline giren minik taşları ovalerken yüzünü ekşitiyordu. Ayağa kalktı. Hafifçe inlesede yoluna devam etti. Sırtında hala çantası vardı. Mucizeydi. Zili çaldı. Açılan kapıdaki abisine baktı dolu gözlerle.

"Abi" dedi Sezin. İçeri doğru bir adım attı.

"Bugün öğrermenimden bir sürü aferin aldım. Göstereyim mi?" diye sordu.

"Düştün mü sen?" diyen Hakan Sezin'e küçümseyici bakışlarla bakıyordu.

"Sana koşma, düzgün gel demedim mi?" diye sordu bağırarak. Ürken Sezin bir adım geriye çekildi. Anında yüzüne okkalı bir tokat inmişti. Ağlamaya başladı Sezin.

"Sus!" dedi Hakan. Sezin daha da şiddetli ağlamaya başlayınca tişortünden kavrayıp dışarı sürüdü.

"Abi yapma ne olur." diye ağlayan Sezin'e bakmadı bile. Kapıya koyup kapattı. Sezin ise o geceyi dışarda geçirdi.

~

Gözlerimi açtım. İyi gelmişti dinlenmek. Hala gözlerim kapanıyordu. Sakinleştirici vermiş olmalılardı. Başımı yana doğru eğdiğimde uyuklayan Emir'i gördüm. Neden gelmişti tekrar? Abim açısından riskliydi. Bunları şuan düşünmek istemedim. Yüzünü incelemek istiyordum. Derin derin bakmaya başladım. Hee yeri karanlıktı ama ben yine güven buluyordum. Sakinleştirici yüzünden gözlerimi kapatmak zorunda kaldım.

Bölüm : 07.03.2026 06:41 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...