11. Bölüm
Nisa / Alin Derin/Gerçek Ailem / 11.bölüm

11.bölüm

Nisa
soliito1

 

 

 

Engin&Derin

 

 

 

Merhabalar canlarımMm

 

 

 

 

 

Engin şeker parem üzümsüz kekim

 

 

 

 

 

”Gitme, kal
Gitme, kal
Ya da beni de yanına al da kalmayayım
Bir başıma bu diyarda
Sensiz olamam, yapamam
Beni de al yanına”

 

 

 

 

 

 

iyi okumalar

 

 

 

 

 

 

❤️‍🩹

gözlerimi açtığımda, bir hastane odasındaydım gözlerimin önüne ilk Erim belirdi endişeli yüzü, ağlamış gözleri”Abla”dedi.

doğruldum oda da olanların yüzlerine tek tek baktım annem, Boran, Poyraz abim, Caner, Çınar ve bulut bir de Kara, Ahmet, Pars çenem titreyecek gibi oldu aklıma olanlar geldi bedenim o anların her bir saniyesinde titredi ben Alin Duran namı diğer Derin Locas ve Lilith o Oktayı öldüreceğim.

kendimi sıktım Erimin gözlerine baktım”Engin nerde?”sesim o kadar soğuk çıkmıştı ki oda da ki herkes bunu beklemiyordu.

Erim ciddileşti”O yoğun bakımda patron”dedi kolumda ki serumu söktüm ayağ kalktık kapıya giderken önüme biri durdu kolumdan tutup yatağa geri oturttu.

Poyraz abim”Alin napıyorsun!?” Kızarak söylemişti onun gözlerine öyle bir baktım ki sanki beni tanıyamıyormuş gibiydi.

”adım Derin Locas eğer uzun geliyorsa lilith de diyebilirsin Poyraz Duran”gözleri şaşkınca bakıyordu ona bunu yapmak istemezdim ama şu an kaçmakta olan Oktayı bulmam lazımdı.

hızla ayağa kalktım Erim’e döndüm”şimdi götür beni”sessizce başını salladı bana karşı gelemeyeceğini biliyordu.

ne Erim ne de diğerleri itiraz etmeden yoğum bakımın oraya ilerledik camın arkasında Engini gördüm ama ağlamadım ciddi duruşumu hiç bozmadım öyle baktım ki eğer Oktayı bulursam Enginin bu halini aklıma kazıyıp onu böyle öldürecektim, Oktayı boğacaktım sonra ona o dört kurşunun hesabını soracaktım sonra gebersin gitsin.

sahi bundan bir kaç gün önce duygularımı öğrenmiştim şimdi bu kadar soğuk olmam benim bile tuafıma gidiyordu ”içeri girmek istiyorum”dedim

Erim derin nefes aldı bana öyle bakıyordu ki sanki yapmamı istemiyordu”ama doktorlar-“dedi

”Erim ne zamandır lafımı ikiletiyorsun içeri gireceğim”sesim de tek bir duygu tanesi gözümden akan tek bir yaş yoktu şu an ağlamanın sırası değildi, tabi ki sıra ona da gelecekti ama önce Oktaydı.

Erim”tamam ben halledeceğim patron”yanımızdan uzaklaştı gözlerim üstündeydi bir hemşireye önce elinde ki dolu parayı gösterdi ve bir şeyler dedi kadın parayı görünce sırıttı Erim bana döndü ve başını onaylarca salladı.

 

memnuniyet ile yanlarına gittim kadınla bir odaya girdik ve bana giymem gerekenleri verdi sonra beni odaya soktu o çıkarken ben Engine baktım yamacına gidip oturdum.

elini tuttum, saçlarını okşadım, dudaklarım titredi anlına anlımı yasladım ama ağlamadım güldüm”merak etme alacağım intikamımızı bu sefer onun canını acıta acıta alacağım sende o zamana kadar uyanacaksın ama uyanmazsan onu en acı şekilde öldüreceğim” kararım netti şu andan itibaren bu duygu seline girdiğim halleri bir kenara bırakıp Enginin intikamını alacaktım.

odadan çıkmadan yanağından öptüm son kes bakıp üstümdekileri atıp çıktım gözlerim ilk Erimi buldu”burda kal en ufak bir şeyde bana haber et” itiraz edecekti ki bakışlarımdan korkup kabul etti.

hızla hastaneden çıktım, kırmızı arabama binip tam çalıştıracakken arabamın kapıları açıldı sağ koltuğa Poyraz abim bindi arkaya ise Boran, Kara ve Pars bindi.

“napıyorsunuz siz?”kaşlarımı çatıp onlara baktım.

Poyraz abim”yardım edeceğiz”dedi

”neden?”eli saçıma gitti, anlıma eğildi ve öptü içimde bir şeyler sızlarken hemen toparladım kendimi ama o bana öyle yumuşak bakarken kendime engel olamıyordum.

Poyraz abim”çünkü ben senin abinim seni en çok destekleyenim” arkaya baktım.

Boran, Poyraz ile yakınlığımı kıskanmıştı”bende abinim!”dedi

Pars”o malı dövmem lazım”dedi

Karaya baktım öne eğildi yüzlerimiz yakındı”suç ortağına ihtiyacın var”dedi

”emin misiniz çünkü sadece dövmeye bilirim görecekleriniz mide bulandırıcı olacak bana karışmayacaksınız”kimseden ses çıkmayınca direksiyona döndüm

Boran, Karayı hemen geri çekti omuz silktim”siz bilirsiniz kemerlerinizi sıkı bağlayın çünkü hiç kibar süremeyeceğim”hepsi kendilerini hazırladı gaza öyle bir asıldım ki otoparktan, anayola çıkmamız saliseydi.

Poyraz abim”Alin yavaşla biraz kaza yapacaksın”onu dinlemedim ve daha hızlı sürdüm.

ormanlık araziye girdik önce sağa sonra sola ve Pars”manyak kadın duvara çarpacağız!”çünkü ormanın sonunda bir duvar vardı ve ben doğruca onun üstüne sürüyordum dördü de kelime-i şehadet getiriyor gözlerini kapatmışken duvar iki tarafa açıldı uzun bir karanlıktan sonra arabayı park ettim.

Arabadan inerken”Lilithin evine hoşgeldiniz”diyerek indim otoparkın ilerisinde beni bekleyen İnciyi gördüm koşarak üstüme atladı.

İnci ile aynı yaştaydık ama o benim aksime neşeli sarı saçlı, mavi gözlü beyaz tenli bir kadındı, Babam Locasın koruması altında olan bir kadındı.

”Derin seni çok özlemişim”diyerek yanaklarımdan öptü onu görmek gerçekten bana bile iyi gelmişti.

İlerlerken“İnci nasılsın?”diyerek gülümsedim.

arkamdan bir öksürük sesi duyuldu onlara döndüm İnci”bunlar kim?”dedi

”kısa kesicem abim Poyraz, Boran, Kara, Pars hepsi mardin aşiret ağaları”İncinin ağzı kocaman açıldı.

”sen şaka yapıyorsun?”diyordu.

Aklıma Engin gelmesiyle”mühim işlerim var babamı görmeliyim”diyerek hızlıca evin içine girdim.

inci”iyi ama Locas amca burda değil”

”şu an kim var?”diye sordum.

inci”Enginin babası Server amca”dedi.

Başımla onayladım bir kapıya geldiğimiz de diğerlerine döndüm”siz burda durun”diyip odaya girdim kapı ardımdan kapanırken Server amca ile göz göze geldik.

konuşmadık ama o anladı,

Gözlerime baktı ve anladı,

başını onaylarca salladı,

Memnuniyetle gülüp odadan çıktım.

bu sefer ki rotam bodrumdu arkamdan abimler de geliyordu, İnci dışarı çıkmak için gitmişti duvarda dijital bir ekran vardı elimi yerleştirdiğimde açıldı büyük koca televizyonlar, sayısını tahmin edemeyecekleri kadar bilgisayar kendi alanıma geçtim kulaklığımı taktım.

ekranları açtım parmaklarım klavye de hareket ediyordu Poyraz abim”Alin neye bakıyorsun?”evde bulunan teknoloji dikkatini çok çekmişti.

”Oktayın yerini tesbit edip, yakalatıp depoya gönderteceğim”merakla bakıyorlardı.

Boran”sonra ne yapacaksın?”elimle makas işareti yaptım anlamışlardı ve hepsinin yüzü buruşmuştu.

Uzun uğraşlar sonucu buldum telefonumu açtım kulağıma götürdüm o sıra da ağzıma ses değiştiriciyi taktım.”Alo Tolunay beni hatırladın mı Lilith ben şimdi sana birinin konumunu göndereceğim onu yakalayıp benim depoma götüreceksin karşılığında canını bağışlayacağım!”sesim keskindi.

Tolunay hoparlördeydi”Lilith canımı bağışlaman gereken bir şey yaptığımı hatırlamıyorum”sesi neşeliydi.

“O zaman telefonuna bir şey gönderdim bir bak istersen”telefondan hışırtı sesleri geldi.

Tolunayın sesini duyduğumda korkmuş bir sesi vardı”yarım saate deponda bil”telefonu kapattım.

yarım saat sonra benim depomdaydık adamlara Oktayın şeyini kesip üstünü giyik getirmelerini söylemiştim ne bir de ben mi kesecektim hayatta dokunmam o iğreç şeye,abimler ve Karalar beni bırakmamıştı duvarda asılı beyzbol sopasını aldım sopa yerde sürtüyordu Oktayın kafasında ki çuvalı adamlarımdan biri çıkarırken”Süpriz ex kocam”diyerek kafasına geçirdim sopayla ama o sıra Boran atladı ve Oktayı yumruklamaya başladı.

Tekli koltuğuma yayılarak oturdum ve elime biraz çekirdek alarak izlemeye başladım abimler de boş olanlara oturdu.

Boran, Oktayın saçından tutup kendine çevirdi”Ex kocam dedi lan sana!?”Oktayın yüzüne tükürdü.

kaşlarım çatıldı”Boran öldürme”dedim

Boran bana baktı”neden?”dedi

göz devirdim”Engin uyanırsa o karar verecek”bana anlayışla baktı Oktayı biraz daha hırpaladı.

O sıra telefonum çalıyordu açtım”Erim şu an Oktayın ebesinin nasıl sikildiğini görüyorum canım benim istersen sonra konuşalım”gözlerimi Oktayı döven Borandan alamıyordum.

Telefondan ağlama sesleri geliyordu sanırım Erimindi”o öldü”beyimden vurulmuşa döndüm.

O öldü..

Engin öldü..

o bizi bıraktı

aklıma bazı anılar geldi

Sahilde oturuyordum banktaydım sessizce denizi izliyordum korumalarım ardımdaydı ama içlerinden biri yanıma oturdu tabi ki Engin eli saçlarıma gitti yolunmuş saçlarıma bana baktığını anladığım da ona döndüm.

”neden beni kimse istemiyor neden ben yanlız olmak zorundayım”gözlerimden yaşlar akarken o tebessüm etti.

”yanlız değilsin ki ben burdayım”bir eli sırtıma, diğeri bacaklarımın altından beni kaldırdı ben ise hala onun yüzüne bakıyordum.

”ne olarak yanımdasın Engin?”arabaya binerken gözleri bana kaydı.

”yakın koruman olarak Derin”yine gerçeklerden kaçmak için o bahaneye sığınmıştı.

güldüm”yakın korumam öyle mi?”belki fikrini değiştirir benden hoşlandığını söyler diye onu zorlamak istemiştim.

ama o yüz ifadesini bozmadı”öyle”Engin tahmin ettiğimden de inatçıydı.

araba ne ara çalıştı, ne ara evin önüne geldi bilmiyordum içeri girerken bütün korumalar bize bakıyordu ama ben kafamı Enginin boyun girintisine koydum.

içeri girdi, merdivenlerden çıktı, odama girdi beni yatağıma bırakıp gidecekken tuttum kolunda”gitme!”sesim yalvarır gibiydi.

Engin derin nefes verdi”biz birlikte olamayız Derin çünkü baban Locas buna izin vermez, beni ve babamı kovar da duyguları gizlemek gerekir diye öğrendik aşkta bir duygu ve biz aşık bile değiliz sadece hoşlanıyoruz”kapıya doğru giderken hızlıca kalkıp kapıyı kapattım sırtımı kapıya yaslarken kilitledim.

Engin gözleri büyürken”napıyorsun?”ama onu dinlemedim üstüne yürüdüm.

kararım netti”o zaman biz de aşık olmayız”diyerek onu yatağa ittim bir bacağımı sağ tarafına diğerini sol tarafına koyarken kendimi onun kucağına yerleştirdim kollarımı boynuna dolarken dudaklarımızı birbirine değdirdim.

itiraz etmedi hatta karşılık verdi sırtım yatağı bulurken birbirimizin kıyafetlerini soyduk tam çıplak da değildik iç çamaşırlarımız ve yorgan bedenlerimizi kapatıyordu.

arada kesik kesik nefesler alıyorduk ama dudaklarımız uzun bir süre ayrılmadı benim ellerim onun ensesinde onun elleri kalçalarımın üstündeydi ama sanki Enginin aklına bir şey gelmiş gibi gözleri kocaman oldu kendini geri çekti.

Engin”Derin daha fazlasına gidemeyiz”yutkundum haklıydı.

kendini boş tarafa bıraktı”gidecek misin?”sesim titredi.

Enginin kıkırdama sesleri geldi”yok bugün burda kalabilirim”sevinçle yüzümü ona döndüm belimden tutup beni kendine daha çok çekerken benim gözlerim çoktan kapanmaya başlamıştı

Gerçekliğe döndüğüm de dudaklarımdan kopan sadece iki harfti ”ne!?”yutkundum içimde bir şeyler koptu ayağa kalktım Poyraz kolumdan tuttu Boran ve Oktay da bana bakıyordu.

Erim tekrarladı”Engin abim öldü”hıçkırıklarını duydum, bedenim zangır zangır titrerken ağlamıyordum, gözlerimi Oktaya dikmiş ona ne yapsam diye düşünüyordum telefonu sakinlikle masaya koydum.

Elimde ki telefonu öfkeyle duvara fırlattım ellerim saçlarıma giderken Oktay ile göz göze geldik masa da ki kerpeteni alıp yanına gittim sağ elini tuttum”sen bu elinle mi dört kurşun sıktın?” Kerpetenle tırnaklarını tek tek sökerken Oktay bağırıyordu elime bir uzun çivi alıp eline sağladım tam dört çivi vardı elinde Oktay bağırıyordu.

Adamlarıma”kaldırın onu!”dedim duvarda bir kaç tuşa bastım, büyük cam bir kabin belirdi, başımla işaret verdim Oktayı içine attılar.

kendimi kanepeye attım neşeye izliyordum gözlerimde ki intikam ateşini hepsi görüyordu”doldurun”dedim kapak kapandı ve kabinin içini su dolduruyordu.

Oktay bağırıyordu”hayır Derin!” En acı ölüm boğulmaktı gözlerin açık ama ciğerlerine su giriyor, nefes alamıyorsun ve o anın acısını hissediyorsun su Oktayın kafasını da geçti Oktay çırpınıyorken masa da ki silahı alıp dört kurşun sıktım önce karnına sıktım, sonra göğsüne sıktım, sonra bacağına ve tekrar göğsüne Engine sıkılan gibi her mermi de Oktay daha çok bağırdı, ki su dışarı boşalırken Oktay canını vermişti.

gözümü bile kırpmamıştım, biri beni kolları arasına aldı Poyraz abimdi beni yine anlamıştı, canımın ne kadar yandığını anlamıştı, elimde ki silahı alıp Borana uzattı.

Poyraz abim”korkma tamam mı?”ama benim yüzümde bir gülüş belirdi.

”korkmadım ki! Zevk aldım”yüzüm de ki sırıtış büyürken korumalardan birine başımla işaret verdim.

onlar Engini götürüyordu sence sadece bununla yetinecek miydim? Asla onu balıklara yem edecektim.

”neyse gidelim abi”diyerek önden sanki az önce adam öldürmemişim gibi ilerledim otoparka indik ama Pars”sen yan koltuğa canım benim dönüşte de midemi bulandırmana izin vermem”dedi omuz silktim ve sağ koltuğa oturdum.

zaman benim için geçmiyordu Engin ölmüştü, benim yoldaşım, canımdan bir parça, birbirimize aşık değildik ama yakınlığımız herkesin dikkatini çekiyordu gözlerim doluyor gibi hissediyordum ama göz yaşı bile akmadı yanaklarımdan araba ilerliyordu ama benim için hayat durmuştu.

Aklıma anılar geldi yağmurun altında birlikte dans etmiştik, yaşadıklarımı duyunca beni hiç yanlız bırakmamıştı.

‘yakın koruman olarak emrediyorum’

’beni ne olarak öptün?’

’yakın koruman olarak’

araba hastane bahçesine girdi dik yürüyordum, morga indik Erim elleri saçlarında dirsekleri bacaklarında yüzünü kapatmış oturuyordu.

kapı açıktı içeri girdim Enginin o soğuk yüzünü gördüm gözümden tek bir yaş aktı ama bağırmadım, haykırmadım sadece sessizce göz yaşları aktı belki biraz da titremiştim.

eğildim anlından öptüm dizlerimin üstüne çöktüm kafamı soğuk eline yasladım sesim çıkmadan sadece yaşlarım aktı

bölüm sonu

Ah ah Enginim kadersizim

ama sonuç olarak Oktay malından sonunda kurtulduk

görüşürüz canlarıımm.

 

Bölüm : 22.02.2026 06:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...