

Alin Duran & Boran Duran
Nabeerrr??
bende hastayım
gerçekten ölüyorum
Uzun bir zaman geçti bölüm yazmayalı bazı sorunlar oldu.
neyse şimdi burdayız
iyi okumalar canlarrıım
❤️
Küçükken en büyük hayalim çimlerin üzerinde uzanıp gökyüzüne uzun uzun bakmaktı aslında bir çok kez değişti bu fikrim daha sonra resime merak sardım gördüğüm her şeyi çizmek istiyordum daha çok içimde ki tarif edemediğim korkuları bir kez denemiştim bunu ama sonra bunun iyi bir fikir olmadığına karar vermiştim daha sonra müzik söylemek istemiştim sesimden duyulsun korkularım istemiştim çünkü bana korkuların veya acıların anlatılması ya da duyguların belli edilmesi zayıflık gibi öğretilmişti.
Aslında şu üç ayda sadece Poyraz abimin sesini kulaklarımda duyuyordum küçük Alin sanki bir şeyleri bana hatırlatmak istercesine içimde kıpır kıpır yeniden bir umuda tutunuyordu.
Güzel kızım biri seni susturmaya çalışırsa sen daha çok bağır, sesini daha çok duyur, konuşamıyorsan, resimle, şarkı söyle, sessiz kalma ben seni her zaman anlarım gözlerimin içine baktığında kimin sana zarar verdiğimi bile anlarım sakın korkma duygular zayıflık değildir ben seni neşeyle renklerle büyütüyorum kimsenin o renkleri söndürmesine izin verme.
bu sözler son üç aydır kulaklarımda çınlıyordu işin tuaf kısmı ben artık sadece Poyraz Duranın sesinden başka bir ses duymuyordum sebebi diğerlerinin kaçıp gitmemden korktuğu için çekindiğini düşünmemdi.
Annem Ezgi herkesin yanında bana sarılıyor, öpüyor, kokluyordu banyodan çıktığımda koşarak gelip saçlarımı kurutup örüyordu ama konuşmakta çok çekiniyordu kalbimi kırmaktan korkuyordu.
Alaz Duran o gün onu aramıştım bütün içimdekileri dökmüştüm ama o bir daha ses etmemişti, gelmemişti bende bir daha sorgulamadım belki gerçekleri benim ağzımdan duymak ona ağır gelmişti bilemiyordum.
Boran Duran o ise kırılma noktasıydı çünkü ondan korktuğumu düşünüyor ve benden köşe bucak kaçıyor ama geceleri ben uyurken sessizce beni izliyordu sabaha doğru ise yatağıma bir oyuncak bırakıp gidiyordu her sabah böyle uyanıyordum ilk gün tavşan bir peluş koymuştu yeni değildi ama hiç oynanmadığı için eskimemişti, ikinci gün bir barbie bebek bırakmıştı sarı saçları kesilmiş sanki yeniden tarz edilmiş gibiydi korkutucu değildi ram tersi hoşuma bile gitmişti kim yaptıysa baya güzel bir çalışma olduğunu düşünüyordum, en son bu sabah uyandığımda yanımda koca bir oyuncak ayı ile uyandım ve tekrar söylüyorum bu oyuncakların bir tanesi bile yeni olmayan hiç oynanmamış oyuncaklardı etiketleri koparılmamış nerdeyse hepsi benim doğum tarihimden önce alınmıştı sanki bana bir şeyleri hatırlatmak istediğinin farkındaydım en azından zarar vermeden yapmayı deniyordu.
Poyraz Duran zaten benim anılarım baş rolüydü resmen aklımda sürekli o ve bana bir şeyleri öğretme çabası vardı aslında gün geçtikçe daha iyi anlamıştım Poyraz bana yaşama tek başıma nasıl tutunacağımı öğreten kişi olduğu için hatırlamam daha kolaylaşıyordu.
Çiçek Hazanoğlu(Duran) yani ablam aslında onunla da yeni yeni tanışıyorduk ama hiç yabancılık çekmiyorduk sanki ben hiç kaybolmamışım o hiç komaya girmemiş gibiydi konağın terasında gizli gizli Pars enişteyle buluşmak için beni gözetleme bekçisi yapıyordu resmen çılgındı hastaneden çıkalı baya süre geçmişti ikisi de kızları Frezya hakkında konuşuyorlardı.
Duman Duran onunla anlaşmak imkansızdı sabah uyanınca oyuncak görüyorum demiştim ya bazen oyuncakla birlikte çeşit çeşit alakasız şeylerde görüyordum mesela bir sabah yanımda tatlo peluş bir köpekle uyanmıştım ama yorganın altında hareket eden cismi fark edip yorganı kaldırdığımda bir yılan görmeyi beklemiyordum çığlığım konakta duyulmuş ve herkes odama çullanmıştı yan konaktan Kara ve annesi bile koşmuştu Duman ise sakinlikle abartma zehri yok onun diye bir açıklama da bulunmuştu.
Pardon da gerçekten ben mi abartıyorum? Akli melekelerimle oynuyordu hele bir sabah banyoya gözlerim kapalı girmiştim yüzümü yıkayıp aynaya bakmak için gözlerimi açtığımda arkamda elinde bıçak ağzında kanlı bir gülüşü olan palyaço görmemle mankenle adeta karate yapmıştım evet manken diyorum manyak herif gerçekten psikopattı ve işin asıl tuaf tarafı bazen gerçekten korktuğum için başka yerde uyumak istiyordum ve benimle konuşmadan uyuyan birini seçmem gerekiyordu bende her seferinde eceline koşan gariban gibi her sabah beni korkutan adamın yani Dumanın odasına girip karanlıkta yolu ezbere biliyormuş gibi yanına kıvrılıyordum o ise gözlerini kırpmadan sırtını duvara yaslamış gözlerini pörtleterek açmış aynadan beni izliyordu bunun beni korkutması lazımken tam tersi güven veriyordu.
gerçekten akli meleklerimi yitirmiştim bunun başka bir açıklaması olamazdı.
Caner Duran o ise başka bir kaos sebebiydi bana komik olduğunu düşündüğü ama komik olmayan şakalar yapıyordu mesela merdivenlerden inmişim mutfağın kapısını tam açtığımda kafamdan aşağı bir buzlu kova su dökülüyor sonra kafama kova giriyordu ya da merdivenlerden inmeye son iki basamak kala ayağım kayıyor götümün üstüne şak diye oturuyordum manyak sıvı yağı döküp muz kabuğu koyuyordu ve daha nice şakalar oluyordu.
Çınar ise bam başka bir dünyaydı resmen gerçekten Boran yanımdan ayrıldığında benim uyuduğumu bile bile yanıma kıvrılıp sessizce kitap okuyordu masallar ama özellikle pamuk prenses ve kırmızı başlıklı kızı 483919203939293391 falan okumuştur şu an sayılarla random attığımı düşüneceksiniz ama gerçekler böyleydi.
Bulut Duran o ise artık sanki bedenlerimiz ve ruhlarımız gerçeği kabullenmiş gibiydi ikiz olduğumuzu bize daha çok bana anlatmak istiyorlar gibiydi çünkü o ayağını köşeye vurduğunda benimde serçe parmağım acıyordu veya bazen aynı anda aynı kelimeleri hatta cümleleri söylüyorduk işler gerçekten gittikçe tuhaflaşıyordu.
aslında kısacası hepsi kendini hatırlatma girişini başka bir yöntemle yapıyordu bir tek Alaz Duran o sanki hiç var olmadığını düşünmemi istiyor gibi geliyordu bana çünkü aradığımda bile benimle konuşmak gibi bir tenezzülde bulunmamıştı.
Günler böyle geçerken şu an elimde ki testere ile karşımda ki adama yarım ağız sinsi bir gülüş atmakla meşguldüm testerenin gür sesi düşüncelerimi bastırmama yardımcı oluyordu.
”yazık olucak senin gibi adama be rıfatcım”adam sandalyeye bağlı korku dolu gözlerle bana bakıyordu.
dudak büzdüm”hala anlatmak istemiyor musun?”sessizliğini korkurken ona yaklaştım testereyi masa da ki bağlı ellerine yaklaştırdım testere ve bileğinin arasında milim vardı.
Rıfat”dur dur! Manyak karı! Söyleyeceğim söz”kaşımı sorgularcasına kaldırdım.
Rıfat”Alpaslan beyim evini bir ormanın içine kurdu. Ormanda bir çok adam koruma olduğu için içeri girmek nerdeyse imkansız”ablam Çiçeğin bebeğini bulmak için gizlice konaktan kaçmış ve gecenin üçünde bu adamı tehdit ediyordum.
”Rıfatçım yazık olucak bileğine Erim bize daha eğlenceli bir şeyler getir lütfen ben sıkıldım bu durumdan”dudak büzerek baktım.
Erim elinde demir bir çubuk getirdi sırıttım elinden alıp Rıfatın ağzından sokmaya başladım “tamam! Dur Ormana girmenin tek yolu Alpaslan annesi melihayı gizlice ziyaret etmek için iniyor şehre annesi Meliha elli yaşında sarı kısa saçları, mavi gözleri yürüme engelli huzur evinde kalıyor Alpaslan onu kendi işlerine bulaştırmamak için oraya bıraktı her hafta çarşamba günleri gider”sırıttım.
”sonunda! Ama biliyor musun sırf beni oyaladığın için bu demiri boğazından saplamaya karar verdim”tam iticekken bileğimi bir el tuttu Pars Hazanoğlu namı değer eniştem beni buraya gelene kadar takip etmiş sonra da eğer planımı ona anlatmazsam beni aileme şikayet edeceğimi söylediği için yanıma almıştım şimdilik!
”tamam! Dur artık serçe parmağını kestin diri diri iğne işe bıçakladığın yarayı diktin ona bu korku yetecektir bırak gitsin”kaşlarım çatıldı.
”karışma işime”ama bileğimde ki eli sıkılaştı.
”Alin iki tane çocuğu var bende bu adamın meraklısı değilim ama o çocuklara babalarını vermel zorundasın!”yutkundum.
sinirle çubuğu bir başka tarafa fırlatırken öfkeyle onu ittim”ona buna acıyarak mı iş yapacağım lan ben! Benim kim olduğumu biliyor musun!? Ben yeraltının tanınan isimlerinden yüzümü geç nefesimi hissettirmeyen Lilithim, dünyaca ünlü otel zincirleri, kozmatik markaları ve 50 ülke de bulunan LovasValettenin sahibi Derin Locasım merhamet benim kitabımda yok! Pars Hazanoğlu”buruk bir gülümseme işe kulağıma eğildi.
”bunların hiçbiri umrumda değil sen Alin Duransın bir zamanlar kardeşim Kara ile birlikte evcilik oynayan Alinsin, Alazın küçük kızısın, Boranın zaafısın, Poyrazın üzerine titrediği tek kişisin o yüzden belki bu anlattığın iki kişi de merhamet olmayabilir ama o içinde ki Alin Duran bana bir zamanlar abi yerine koyduğu Pars Hazanoğluna sözünü tutacak!”kaşlarım çatıldı gözlerimi irkilerek kapattığımda onu gördüm daha gençti ben onun kucağındaydım.
”Meyhamey ne demey Payşşcıım?”Pars güldü.
”sana kötülük yapan birine iyilik yapmaktır Alincim”
”o şaman ben meyhameyliyim Okşay bana vuydu ama ben ona pişikleyini verdim”
”söz ver bana hep böyle merhametli kalacaksın bir çocuğa veya kadına zarar vermeyeceksin masum insanlara değil kötü insanlara hat bildireceksin”
”şöş”
yerimde titredim resmen kısaydı, sesler kesik kesikti ama hatırlamıştım öfkeyle çıktım depodan onu umursamadan arabamı çalıştırdım tam sürecekken kapım açıldı ve bindi.
kaşlarım çatıldı”manyak herif! Hareket eden arabaya binerken korkmadın mı?” Güldü ama cevap vermedi.
araba hareket ederken gözlerim karanlık yoldaydık hiç konuşmadık tahminlerimce kızını düşünüyordu sonunda konağa varmıştık ben kendi konağıma o kendi konağına ilerlerken”Pars abi”diye seslendim.
bana döndü”bunu kimseye söyleme olur mu ablama bile”başını olumlu salladı ben konaktan içeri girdim ama gözleri dolu dolu bir Boran görmeyi beklemiyordum sanırım söylediğimi duymuştu.
sessiz çaresiz bir tebessüm sundu”bir zamanlar en çok abin bendim biliyor musun? Hatta kafan karışırdı bazen en çok Poyrazı mı yoksa beni mi seviyorsun sen bile bilemezdin şimdi Poyrazı hatırlıyorsun bunun için üzülmüyorum aksine çok mutluyum şimdi Pars’a bile abi diyorsun ama bir tek beni hatırlayamıyorsun üzülmüyorum gerçekten ama içimde bir yerlerde kırılan bir şeyler çok batıyor Alin sen benim kızımdın, tek zaafımdın şimdi ise bana yabancısın tamam hatırlamıyor olabilirsin ama hiç mi yaklaşmak istemiyorsun, hiç mi tanımak istemiyorsun ben Alazdan bile önce geldim çünkü seni öğrenmem uzun sürmüştü ben geldim Alin yine de geldim ama sen Alazı bile beklerken bir tek beni görmek istemiyorsun neden?”sessizliğimi korurken o arkasını dönüp gitmişti.
kocaman adam benim yüzümden şu an ağlıyarak odasına gidiyordu resmen açıkcası çok garibime gidiyordu.
bölüm sonu
Boran haklı mıydı?
bölümü nasıl buldunuz…
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |