
"Dilediğiniz zaman anlatmaya başlayabilirsiniz, Minho bey."
"Ne anlatmam gerekiyor?"
"Bugünlerde nasılsınız?"
Bu soruyla bile içi burkulmuştu genç oğlanın. Nasıl olabilirdi ki? Sevdiği yanında olmadığı gibi dünyada bile değildi ve bütün bunların tek sorumlusu kendisiydi. Bunu biliyordu Minho. Bilmediği şey şimdi ne yapacağıydı. Mantığına göre en doğru şey şüphesiz onun yanına gitmekti. Belki de aynı binanın terasından o da atlamalıydı. Jisung'a yaşattığı her şeyi kendi de yaşamalıydı. Son bir defa bir hissi onunla paylaşarak bu hayata o da veda etmeliydi. Soğuk havanın tenini delip geçmesine, basınçla başının dönüp gözlerinin sonsuz bir karanlığa kapanmasına izin vermeliydi.
Ama kalbine gelince, o kalmasını söylüyordu. En azından şimdi Jisung'u, güzel meleğini kalbinde, zihninde, anılarında yaşatabiliyor. Ona son bir minnet gösterebiliyordu birlikte geçirdikleri yılların hatrına. Geceleri gözüne uyku girmiyor, baktığı her köşede, her ortamda, her anda gözleri onu arıyor, derin bir boşluk hissediyordu.
Derin bir nefes alıp konuşmaya çalıştı Minho. Başta sesi çıkmamış sadece mırıldanabilmişti. Çoktan sulanan, zaten hiç kuru kalmayan gözlerini psikoloğundan kaçırarak camdan dışarısını izlemeye başladı. Yağmur damlaları bir bir gökteki bulutlardan düşüyor, karşı binanın kiremitlerini ıslatıyor ardından kayıp gidiyordu. Tıpkı Jisung'u gibi. Ne olurdu onu kollarının arasında sonsuza kadar yaşatabilseydi? Ama olmadı. Gökyüzüne baktı Minho.
"O-orada mısın Sungie? Beni duyuyor musun güzel bebeğim? Meleğim, aşkım, sevgilim. B-ben.. Ben seni çok özledim. Bu adam meğer sensiz bir hiçmiş güzelim. Çok çaresiz ve muhtaç hissediyorum. Nefes alamıyorum. Seni bekliyorum ama sen asla dönmüyorsun bir tanem.. Dün yatağıma uzanıp titreyerek ağlarken.. Eskiden uyuyabilmek için her gece yaptığım gibi saçlarını okşadım. Gözünün önüne düşen her teli incelikle kulağının arkasına sıkıştırdım yine. Sana zarar vermekten korkarak dudaklarına minik bir öpücük kondurdum, ardından yüzünün her bir santimine, o güzel çehreni öptüm doya doya.."
Minho bunları anlatırken güçsüz düşmüş, oturduğu koltuktan kalkarak yere diz çökmüştü. Çaresizce ağaç yapraklarının arasından akan yağmur damlalarını izliyordu. Belki meleği bu asil, narin yağmur damlalarından biri olarak onu ziyarete gelirdi kim bilir?
Ardından sesi titreyerek, aralıksız göz yaşı dökerken bir taraftan nefeslenmeye çalışarak konuşmaya devam etti Minho.
"Seni öpmeye yeltendiğim ilk sefer ne oldu biliyor musun sevgilim? Başımı kaldırıp yatakta senin tarafına eğildim. Öpücüğümü sana ulaştıracağımı umarken başım boşluğa düştü ve ne olduğunu anlayamadığım bir anda çarşafla buluştu dudaklarım. Orası boştu sevgilim... Sen yoktun. Söylesene neden yoktun?! Neden öpemedim seni?! Neden Jisung neden?! Kafayı yiyorum! Sanki her an yanımdaymışsın gibi davranmaya devam ediyorum ama artık yoksun! Neden bana, bize bunu yaptın sevgilim? Şimdi her şey çok daha yoluna mı girdi sanıyorsun?! Ölüyorum Jisung! Sensizlikle sınanıyorum ben! İnsanlar bana deli muamelesi yapıyor, acıyarak bakıyorlar bana! Bense her sabah uyansam da gözümü kapalı tutup senin beni öperek uyandırmanı bekliyorum eskiden olduğu gibi.. Sanki birlikte yiyebilecekmişiz gibi kahvaltı hazırlıyorum.. Birlikte korku filmi izleriz diye atıştırmalıklar hazırlıyorum. Sen yalnız izleyemezsin ki bebeğim. Çok korkarsın. Biliyorum bu yüzden senin için korkmuyormuş gibi davranıp seninle ilgilenirdim hep. Oysa şimdi.. Şimdi her korktuğunda bana sokulmuyorsun. Sımsıcak nefesini boynumda hissedemiyorum. Sanki hiç varolmamışsın gibi. Kafayı yiyorum Jisung!"
Jeonhun, Minho'nun yoğun bir ağlama krizine girdiğinin farkındaydı lakin bunu yaşaması içine atmasından daha iyiydi. Bu nedenle sesini çıkarmayıp sadece Minho'nun sözlerini dinledi. Önemli bulduğu kısımları not aldı. Minho şizofren değildi. Sadece henüz kabullenemiyor, Jisung hâlâ onunlaymış gibi yaşıyordu. Belki de bu ona iyi geliyordu. İnkar etmek. Zaten kim böylesine trajik bir olayı kabullenebilirdi ki bu kadar kısa bir zamanda? Minho'nun zamana ihtiyacı vardı.
...
Lütfen oy vermeyi ihmal etmeyin★🌊🩵
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |