
Acil servis kapısında volta vuruyordu genç oğlan. Yaşananların şokunu üzerinden atamamıştı hâlâ. Zaten nasıl mümkün olurdu ki soğuk kanlı durmak? Biricik, güzeller güzeli sevgilisi içeride can çekişirken. Arkadaşları Minho'ya sesleniyordu ama o dünyadan bir haber kendi iç dünyasında boğuluyordu.
"Minho.. Minho hadi gidelim artık.."
Minho öfkeyle transtan çıktı. Gözlerinde ateşle karşısındaki çocuğa baktı bir süre.
"Ne demek gidelim Chan? Jisung bu haldeyken mi?"
Chan derin bir nefes aldı. Arkadaşının bu hali onu çok üzüyordu. Jisung'u fazla görmemişti ama iyi biri olduğunu, Minho'nun onu ne kadar sevdiğini biliyordu. Arkadaşının yanına çömeldi sessizce ve omzunu okşadı.
"Tabi.. Bekleyelim bakalım."
Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri kovaladı. İki genç acil kapısında saatlerce beklediler. En son Minho, Chan'ın omzuna kafasını yaslayıp uyuya kalmıştı.
...
"Minho.."
"Hm?"
"Hadi gidelim sevgilim."
Minho gözlerini açtı usulca. Ofisindeydi. Sandalyesinde uyuya kalmıştı belli ki. Karşısında Jisung vardı. Gülümseyerek sol elini uzatıyordu ona.
"Hadi eve gidelim."
Jisung'un huzur verici güzel sesi tekrar tekrar yankılandı kulaklarında. Minho elini tuttu Jisung'un ve ayağa kalktı. Hafif sendeler gibi olmuştu ama neyseki Jisung onu son anda yakaladı ve dengesini kurmasına yardım etti. Jisung önde Minho arkada geniş holde ilerleyip sokağa attılar kendilerini. Hava yağmurluydu. Jisung'un en sevdiği. Asfaltı ıslatan su birikintileri şehrin ışıklarına aynalık ediyor, göz kamaştırıyordu. Jisung gülümseyerek arkasına baktı. Minho da Jisung'un güler yüzüne dalıp kayboldu gözlerinde, her zaman olduğu gibi.
Hava serindi. Hafif esen rüzgar tenlerini okşuyordu. Tıpkı o günkü gibi diye düşünmeden edemedi Minho. Anı bozmamak için bu anıları hafızasından silmeye çalıştı. Tabi imkansızdı. En azından kısa bir süreliğine geri plana atmayı başarabilmişti. Sokakta tek tük dolaşan insanların çoğu çiftti. Mutlu mutlu vakit geçiriyorlardı sevdikleriyle. Minho onların bu haline imrendi istemsizce. Gözünden bir iki damla yaş düştüğünü hissetti. O an sevgilisinin sesini işitti tekrar. Güzel bir tebessüm kapladı çehresini.
"Minho bak! Pamuk şeker!"
Minho sevgilisinin bir anaokulu çocuğu gibi heyecanlı haline baktı ve daha da büyüdü gülümsemesi.
"Gel bebeğim, alalım sana."
Jisung'u şekercinin önüne çekiştirdi ve seyyar satıcıya selam verdi.
"Hangi renk istersin bebeğim?"
"Hm.. Yeşil!"
"Pekala.. Bize bir yeşil bir pembe pamuk şeker ver abi."
Bir kaç saniye içinde adam, elindeki şekerleri Minho'ya uzattı. Minho ödemeyi yaptı ve yeşil şekeri sevgilisine verdi. Yeşil ve pembe çok alakasız iki renk gibi görünmelerine rağmen mükemmel bir uyum içindelerdi. Jisung gülümseyerek bir parça kopardı şekerden. Ağzına attı.
"Mükemmel!"
"Afiyet olsun sevgilim~"
Minho da kendi şekerini yemeye başladı. Bir yandan sevgilisini izliyordu. Jisung şekeri yemeği beceremiyor eline yüzüne bulaştırıyordu.
"Uzaylı gibi görünüyorsun, her yerin yeşil oldu.."
Minho Jisung'un bu haline kıkırdarken güçlükle konuşmuştu.
"Ben bu dünyada bir uzaylıyım."
Minho bu defa bir kahkaha attı ve sevgi dolu gözlerle baktı küçüğünün kirli yüzüne. En azından kan lekesi değil diye düşündü.
"Dur ben yedireyim."
Kendi pamuk şekerinden küçük bir parçayı Jisung'un ağzına tuttu. Jisung afiyetle sevgilisinin ona uzattığı pamuk şekeri yerken bile ağzının her yerine bulaştırmıştı. Minho baş parmağını sevgilisinin dudaklarından geçirerek boyayı temizledi. Sonra kendi ağzına götürüp yaladı parmağını.
İkisi birlikte gülmeye başladı. Birbirlerine bakıyorlardı uzun uzun aşk dolu gözleri ile. Derken bir şey oldu. Hafif hafif çiseleyen yağmur hızlandı ve kısa sürede bir fırtına başladı. Etraftaki her şey bulanıklaştı. Az önceki satıcı, sokaktan geçen sessiz çiftler bir bir gözden kayboldu. Jisung'un pamuk şekeri elinden düşüp yerle buluştu,eridi, suyu yeşile boyadı. Minho başını kaldırıp sevgilisine baktığında onu aradığı yerde bulamamıştı..
Lütfen oy vermeyi ihmal etmeyin★🌊🩵
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |