7. Bölüm

~Yedinci Bölüm~

Minl3e
minl3e

"Jisung, kahvaltı hazır sevgilim!"

...

"En sevdiğin yeşil soğanlı omletten yaptım."

...

"Dünden biraz cheesecake de kalmıştı, çayla ondan yeriz."

...

"Jisung? Jisung!"

...

Telefonumun çalmasıyla kendime geldim. Arayan Chan'dı.

"Efendim hyung?"

"Günaydın Minho. Bugünkü psikolog seansını unutmadın değil mi?"

"Unutmadım hyung. Çıkacağım birazdan."

"Heh, iyi."

"Çıkışta Jisung'la lunaparka gideceğiz. Seungmin'i de alıp gelsene dörtlü date yapalım."

"Minho.."

"Efendim?"

"Yok bir şey. Size iyi eğlenceler."

Sona doğru sesinin kırıldığını hissettim. Yanlış bir şey mi söyledim acaba..? Neyse, Chan bu fazla takmamak lazım.

Biraz sonra altıma gri bir baggy jeans, üstüme kolsuz beyaz bir bluz giydim ve dışarı çıktım. Şehri her zaman olduğu gibi yağmur suları kaplamıştı. Şüphesiz trafik olacaktı. Neyseleyip arabama bindim. En sevdiğim şarkıyı, Jisung'la ikimizin şarkısını, açtım. Şarkıya eşlik ederken gözüm yan koltukta onu arıyordu. Sahi nerede bu çocuk? Telefonumu çıkarıp onu aradım. Normalde ilk saniyede açardı ama bu sefer cevap vermedi. Bir kaç defa daha aradım. Yine cevap yok.

"Of sevgilim.."

*57 dakika sonra*

Bu yoğun trafikte nihayet psikoloğumun ofisine varmıştım. Ah yine o lanet tablo! Kendimi hızlıca seansları gerçekleştirdiğimiz küçük odaya attım. Az sonra Jeonhun da içeri girdi ve karşımdaki yerini aldı. İşte yine başlıyoruz..

"Hoş geldiniz Minho bey."

Hafifçe iç çektim ve o konuşmaya devam etti.

"Bugün bana anlatmak istediğiniz bir şey var mı? Yoksa soru cevap şeklinde mi ilerleyelim?"

"B-ben.. Bilmiyorum.."

"Pekala.. Yağmur hakkında ne düşünüyorsunuz? Londra epey yağış alan bir yer."

Bir süre düşündüm. Neyi mi?

"Sizce yağmur cennettekilerin kokusunu dünyaya taşıyor mudur?"

Jeonhun bir kaç saniye ifadesizce bana baktı ardından derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.

"Eğer öyleyse, bu sizin için iyi bir şey mi?"

"Yastık kılıfından silinmeye başladı da.."

Boğazımdaki yumruyu gidermek için yutkunmam gerekti. Anlamamış gibi bir ifade ile bana baktı ve sorma ihtiyacı hissetti.

"Bay Han'ın kokusu mu?"

Başımı hafifçe sallayarak onayladım onu.

"Bir kişiyi unutmanın ilk adımı sesini unutmaktır derler.. Ardından yüzünü, sonra anılarınızı belki.. Ama kokusu.. Kokusu ne kadar süre geçse de unutulmazmış."

Jeonhun konuyu toparlamamı bekler gibi bana bakıyordu. Bir kaç ılık göz yaşı yanaklarımdan süzülürken bir defa daha yutkundum.

"Yakında kokusunu unutamadığım ama aynı zamanda bulamadığım için derin bir hasret içinde olacağım. Umarım yağmur bana sevgilimin tenini hissettirir."

"Ah.. Anlıyorum."

Elinde tuttuğu sekreterliğe takılı beyaz kağıda bazı notlar aldığını gördüm o anda. Bu içimde bir merak uyandırmıştı.

"Müsaadenizle bir soru sorabilir miyim?"

"Elbette, devam edin lütfen."

"Neden not tutuyorsunuz?"

"Birden çok danışmana hizmet vermek bazen kafa karışıklığına neden olabilir. Bu şekilde not tutarak her seans öncesi okuyoruz. Ayrıca bu şekilde danışmanlık sonu katettiğimiz yolu da net bir şekilde görebiliyoruz."

"Korkarım benim hikayemin sonu pek parlak olmayacak."

Fısıltı ile kurduğum cümleye, sıradan her insan gibi ağır bir tepki vermedi. Aksine insanı hayrete düşürecek kadar derin ve anlamlı bir şekilde, anlayışla baktı gözlerime.

"Erken tanı koymayın Bay Lee. Bu kişi herkesten iyi tanıdığınız kendiniz olsa bile. Bazen ihtiyacınız olan tek şey umut etmektir çünkü."

Kurduğu cümlelerin haklılığı ve asilliği ile sarsıldım. Okumuş adamın hâli bir başka cidden. Bu güzel sohbete biraz daha devam etmek, belki de biraz daha gerçeklikten uzaklaşmak adına hızlıca bir soru daha sordum.

"Peki danışmanlık hizmeti o kişi için bittikten sonra ne yapıyorsunuz kağıtları?"

Siyah çerçeveli gözlüklerini işaret parmağı ile düzelterek benimle göz teması kurdu bir defa daha.

"Değişir. Çoğunu dosyalar halinde arşivleyip saklıyoruz. Bazen, kendini tamamen iyileşmiş hisseden danışmanlarımız, anı olarak saklamak kimi zaman eski dertlerine gülüp mutlu olmak için bizden alıyorlar. Tabi bu seansların üzerinden bir kaç yıl geçtikten sonra oluyor."

Ard arda akan bir kaç göz yaşı daha feda ettim o an güzelime. Gerçi o benim için kendini feda etmişken bir kaç su damlası neydi ki? Bir hiç. Sesim titreye titreye, korka korka sordum o an.

"A-ama bu hiç bir zaman benim için geçerli olmayacak değil mi? Bir parçası toprağın altına sıkışmış, hayatının anlamını yitirmiş bir adam asla tamamen iyileşemez."

O an o çok olgun, anlayışlı, cesaretli psikoloğumun bile gözlerinin dolduğunu fark etmek içimin cayır cayır yanmasına sebep oldu. Ne kadar acınası bir hâlde olduğumu bir daha fark etmiştim sanki..

Lütfen oy vermeyi ihmal etmeyin★🌊🩵

Bölüm : 15.06.2025 23:03 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...