
Anahtarla kapıyı açtım ve içeri girdim. Alaz arkamdan geldi ve bavulu yere bıraktı. Gözümü evin içinde gezdirdim. Ev berbat durumdaydı. Sakin kalmaya çalışıp derin nefes aldım. Su içmek için mutfağa ilerledim ve girdiğimde gördüğüm manzara çığlık atmama yetti. “Alaz!!” diye bağırdım. “Bu ne?! Bu mutfağın hâli ne Alaz!?” dediğimde ensesini kaşıyarak yanıma gelen Alazdan çıt yoktu. Cevap ister bir şekilde ona baktım. “Şey bir kaç acil şey oldu da unutmuşum..” dediğinde göz devirdim. Mutfak sanki parti verilmiş gibi berbattı. Alaza yaklaşıp işaret parmağımla onu dürttüm. “Topla… Ben giderken nasılsa öyle olsun lütfen” dedim dişlerimin arasından tıslarcasına. Odama ilerlerken bavulumu da alıp odamın kapısını sertçe kapattım.
——————————
Bilgisayardan gözlerimi çekip çalan telefonuma baktım. Neva arıyordu. “Alo”, “Ayy dönmüşsün, doğru mu?” neşeli çıkan sesine gülümseyip “evet döndüm..” , “Şey Vera bizim sana bir şey anlatmamız lazım sana mı gelelim yoksa dışarıda mı buluşalım?”, “Bizim derken?”, “Melis, ben, kerem ve Tuna” Kaşlarım kendiliğinden çatıldı. “Kerem ve Tuna ne alaka?” sorduğum soruyla titrek bir şekilde nefes aldığını duydum. “İyi tamam bana gelin bari.. " dediğimde rahat bir nefes alıp telefonu kapattı. Ben odamdan çıktım ve mutfağa gittim. Tertemiz olmuştu, kahve yapan Alazın yanına doğru ilerledim. Yalandan öksürüp onun dikkatini çekmeyi başardım. Bakışları bana döndü. Sırıtmaya başladı ve mutfağı gösterdi. “Olmuş mu Vera Hanım?” İma yaparak söylediğine karşı gülümsedim. “Olmuş olmuş… Senden iyi Ev beyi olur… İlerde evlendiğin kadın şanslı olur demedi deme” dedim bana alayla. Bana doğru eğildi , gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Bir şey söylemek için dudaklarını araladı , kahve makinesi ötünce bakışlarını çekti. Bende bakışlarımı ondan ayırıp arkasından geçtim ve buzdolabından sürahiyi çıkarttım. Bardakların olduğu dolabı açtım. Ne diyecekti diye düşünmemeye çalışıyordum. Dolaptan aldığım bardağa su doldurdum. Suyu içip sürahiyi yerine koydum, bardağı da elime alıp kapıya ilerledim. Alaz kahve koyduğu kupasını almış arkamdan geliyordu. Dış kapının önünden geçerken zilin çalmasıyla aklıma Nevaların geleceği gelmişti. Kapıya giderken Alazda merakla arkamdan geldi. Kapıyı açıp merdivenleri çıkan arkadaşlarımı bekledim.
El ele merdivenleri çıkan Neva ve Kereme şokla bakarken arkalarından aynı şekilde gelen Melis ve Tunayı görmeyi beklemiyordum. Alaza şaşkınlıkla döndüm o da benim gibi şaşkınlıkla onlara bakıyordu. Aynı anda karşımızda duran arkadaşlarımıza döndük. “Hayırdır… Ne oluyor?” Hayırdırı ben eklemiştim. Ben şokla arkamı dönüp karşımdaki koltuğa ilerledim. Diğerleri arkamdan teker teker geliyordu. Koltuğa oturdum, sağıma Melis soluma da Neva oturdu. Onların yanında ayakta bekleyen ve ellerini tutan Alazın arkadaşlarına baktım. Kızlara döndüm. “Anlatın..” dedim ve yarısı du dolu bardağı sehpaya koydum ve geriye yaslandım. Sırayla anlatmaya başladılar.
Melis: " Şimdi biz İzmirdeyken randevuya gitmiştik ya. O gün biz Neva ile ekilince Kerem ve Tunayla gidelim bari dedik. Rezervasyon bizim adımıza olunca gittik yedik. Gittikçe yakınlaşınca sonraki günlerde beraber takılmaya devam edince oldu bir şeyler..”
Neva: “Varmış içimizde bunca aydır bir şeyler de… O gün anladık işte.. Kızmadın dimi Vera?”
Gerilen ortama karşı güldüm. “Niye kızayım Neva… Ne var bunda kızacak.. Mutlu olun yeter” Tuna ve Kereme döndüm. “Kızlarımı üzerseniz sizi hüngür hüngür ağlatırım ona göre beyler..” dediğimde ikisinin birbirine dönüp yutkunmasına sırıttım. Onlar kızların yanında ayakta durmayı bırakıp yanlarına oturup Alaza döndüler. Bende kızlara dönerken Keremin kısık sesle sorduğu soruya kulak verdim. “Ne zaman topladın evi lan? Bir ara bize de gel temizliğe..” Alaza baktım Kereme sus işareti yaparken bana baktı ve göz göze geldik. Gözlerimi kısıp ona bakmaya devam ettim. Bir açıklama beklediğimi anlamıştı, Sonra diye işaret yapınca kızlarla konuşmama döndüm.
Kapıyı kapattım, sırtımı kapıya yaslayıp rahat bir nefes verdim. Önümde kollarını birbirine dolamış beni izleyen Alaza ‘ne var’ bakışımı attığımda bana göz devirdi. Bana doğru bri adım atıp hafifçe eğildi. Gözlerini yüzümde gezdirip gözlerimde durdu. Konuşmayınca ben dudaklarımı araladım. “Ne oldu yine?…” dedim istemsizce kısık çıkan sesime içimden söverken Alazın yüzünde sırıtışı belirdi. Ondan etkilendiğimi biliyordu. Ondan bakışlarımı çekip sağımdaki duvarda duran tabloya çevirdim. Benden uzaklaştı. “Yok bir şey… Başka zaman söylerim…“dedi ve odasına gitti. Bende onun kapı sesini duyduktan sonra elimi kalbime götürdüm ve iki üç kez vurdum. “Az yavaş be..” dedim kısık sesle kendime. Bende odama gittim ve uyumaya çalıştım.
———————————
“Ayy Tamam!” diye bağırdım. Zorla taşımaya çalıştığım sarhoş Alaza sinirlenerek. Alazı yandaki banka oturttum. Yanında ki boş yere oturdum. Ben buraya nasıl geldim yine diye düşünmeye başladım taksiyi beklerken.
*FLASHBACK*
İstanbula geleli 6 gün oluyordu. Setten çıkmış taksi beklerken telefonum çalmaya başladı. Alaz yazısını görünce açtım. “Alo.” , “Merhaba, hanımefendi… Telefonun sahibi sanırım içkiyi biraz kaçırdı.. Bende en son aradığı kişi olarak sizi aradım… " duyduğum yabancı sese başında şaşırsamda cevap verdim. “Şuan nerdesiniz acaba?” konumu söyledikten sonra telefonu Alaz aldı. “Vera.. Çabuk gel, özledim..” Sonunda kısık sesle söylediğine aldırmamaya çalışarak taksiye adresi söyledim.
Taksiden indim ve kulübe girdim. Kenarda barda oturan Alazın yanına gittim. Yanındaki kızlar ben gelince çekilmek yerine Alaza daha da yaklaştı. Onlara göz devirdim. “Alaz” müziği bastırmaya çalışıyordum. Alaza yaklaştım yanındaki kız kolunu tutmamı engelleyip kolumu tutunca sertçe kolumu çektim. Alazı dürttüm, Alaz başını tezgahtan kaldırıp bana baktı. Yüzünde kocaman bir gülümseme yerleşti. Oturduğu yerden kalktı. Bende ceketini alıp hesabını ödedim. Alazın dibinden ayrılmayan kız Alaza daha da yanaşmıştı. Alazın yanına gittim ceketini ona verdim ve çıkışa ilerledim. Alaz peşimden geliyordu. Kızı arkasında şok olmuş bir şekilde bıraktı. Sendeleyerek de olsa bana yetişti. Bir anda düşecek gibi olunca onu tuttum ve kolunu tutup yardımcı oldum. Tuttuğum kolunu omuzma atıp kendini bana yasladığında onu zorda olsa taşımaya çalıştım.
————
Gelen taksiyle düşüncelerimden sıyrıldım ve arka kapıyı açıp Alazı bindirdim. Yanına da ben oturdum ve evin adresini taksiciye verdim. Taksi harekete geçince bende arkama yaslanıp Alaza baktım. Başını cama yaslamıştı. Frenlerde başı cama çarpıyordu. Aldırmamaya çalıştım ama sonra elimle başını tutup omzuma yasladım. Eve varınca taksiye ücreti verip Alazı zorla indirdim ve eve girdik. Alazın odasına doğru Alazı taşımaya çalışıyordum. Yorulmuştum Alazı yatağına yatırdım, fırlatmışta olabilirim. Ellerimi belime koyup nefesimi düzene sokarken Alazın odasına göz gezdirdim. Nefesim düzelince Alazın üstüne battaniye serdim. Alazın yatağının yanına yere oturdum. Kızarmış yüzüne baktım. “Tek bu kadar içmezdi… Kerem ile Tuna nasıl bıraktı ki seni?” diye kendi kendime konuşurken Alazın sesiyle yerimde sıçradım.
“Sevgililerini aradılar… Onlar götürdü bende kaldım öyle..” Çok normal bir sesle konuşmuştu. “Uyandın mı?” dedim yerden kalkarken. “Yok uyurken cevap veriyorum ben böyle Vera..” benimle dalga geçerken yatakta doğrulmaya çalıştı. Hâlâ sarhoştu, ona göz devirdim. “İyi uyu sen o zaman yarın görüşürüz” dedim ve arkamı dönüp gidecekken bileğimden tuttu. İlk önce beni tutan eline baktım sonra da ona… “Ne oldu, ne diyeceksin yine?” dedim bileğimi elinden kurtarırken. Yatağın da boş olan yanına vurdu. Gösterdiği yere oturdum. “Söyle, dinliyorum..” dedim gözlerinin içine bakarak. Bana yaklaştı. “Şuan sarhoş bir erkeğe bu kadar yakın olman sence de tehlikeli değil mi?..” Sorduğu soruyla ağzımdan bir nefes kaçtı. Gülmemi tutuyordum. “Sen ve tehlike? Yan yana pek uymuyor..” Alazın dudakları hafifçe kıvrıldı. “Güveniyorsun yani bana…” , “Öylede denebilir… " Sırıtışım onun bana doğru yaklaşıp eğilmesiyle gitti. Gözlerine baktım, bana bir şey yapmayacağını biliyordum. Başını omzuma yasladı.
Nefesinin düzene girdiğini duyabiliyordum. “Alaz..” dedim sessizce. “Hmm?” verdiği cevap uyumadığını anlamama yetti. “Uykun geldi gibi uzan istersen…” Başını kaldırmadı, cevapta vermedi. “Vera’m… Biliyorsun dimi…” , “Neyi?..” derin bir nefes aldı. Nefesini verirken boynumda hissedebiliyordum. “Seni sevdiğimi…” Dudaklarımı birbirine bastırıp gözlerimi kapadım. Hızlanan kalbimin sesini duymasını istemiyordum. Nefesimi düzene sokmaya çalıştım. “Hmm?” cevap ister gibi çıkan sesiyle kendime geldim. “Sanırım..” dediğimde hafif kıkırtısını duydum. Başını kaldırıp gözüme baktı. “Çok belli ediyordum oysa ki…” Alazın dediğine karşı ayağa kalktım. “Alaz yarın unutacaksın zaten… Duymamış gibi yapacağım… Pişman olmanı istemiyorum..” , “Unutmam Vera… Kendimdeyim ben..” dedi o da benim gibi ayağa kalktı. Bana doğru yaklaştı aramızda bir adım mesafe kalınca bana doğru eğildi.
“Peki sen Vera… Unutmamı mı istersin?..” Gözlerimin içine bakıyordu. Yutkunup bir adım geri gittim ama o da her adımım da bana bir adım yaklaşıyordu. Bende durdum ve ona baktım. “Ne değişir ki?.. " , “Evet ya da hayır.” sorusunu devam ettirdiğinde bakışlarımı kısa bir süreliğine ondan kaçırdım. “Hayır..” ona tekrar baktığımda dudaklarında küçük bir gülümseme vardı. Gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu. “Ne değişti şimdi?..” Kollarımı birbirine doladım. “Çok şey…” dedi sadece anlamlı bir şekilde bana gülümseyerek bana bakıyordu. Ben onun bakışlarında ki anlamı anlamıyordum. Geçmem için yol verdi bende yanından geçip odama gittim. Yatağıma uzandığımda kalbimdeki hissi çözmeye çalışıyordum.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |