
" O kamerayı şu köşeye koyun… Onu da buraya getirin… Oyuncular hazır mı?.. Birazdan çekime başlarız..” yönetmen etrafı yönlendirmeyi bırakıp bana yöneldi. “Oyuncuları kontrol edebilir misin Vera?” dediğinde ilk önce Seranın yanına gittim. Onun hazır olduğunu anlayınca Alazın odasına yöneldim. Kapıyı çaldım. Kapıyı tişörtsüz ve saçını yeni yıkamış bir Alazın açmasını beklemiyordum. Onu içeri ittim. “Niye hazır değilsin? Birazdan çekim başlayacak.” dedim korkuyla bir yandan havluyu alıp ona uzattım ve saç kurutma makinesi aradım. Onu sandalyeye oturttum ve saçını kurutmaya başladım. " Kusura bakma… yemek yerken bir karışıklık oldu” saçını kurutma işi bitince askılardan birinden başka bir tişört alıp ona uzattım. Tişörtü elimden aldı. Ona bakmamak için arkamı döndüm. Yanından geçip makyaj masasına yöneldim ve ona sade bir oyuncu makyajı yapmak için ona geri döndüğümde ona çarptım ve sendeleyerek makyaj masasına oturdum. O da sendelediğimde hızlıca belimi tuttu. Ben dengemi sağlayınca elini çekti. Boğazını temizlemek için öksürdü. Ben de onu tekrar sandalyeye oturtup hızlıca makyajını yapmaya başladım.
“Kestik!!” yönetmenin sesiyle daldığım düşüncelerden çıktım. Alaz ve Seraya baktım. Gerçekten yakıştıklarını düşünmeden edemiyordum. Yönetmen bana döndü. " Bir tane daha modele ihtiyacımız var… Yedek olarak ayarladığınız biri var mı?” Gözlerim büyüdü. “Bir model daha mı? Üzgünüm ama sadece iki tane model ayarlamam söylendiği için bir yedek yok… Bu sıkıntı yaratır mı?” stresten parmaklarımı kıtlatıyordum. “Yüzü görünmeyecek biri olsa yeter… Sen yapsan nasıl olur Vera?” Kaşım şaşkınlıkla çatıldı. İşaret parmağımla kendimi gösterdim. “Ben mi?.. Ben bu tür konularda çok iyi değilim…”, “Ama birine daha ihtiyacımız var…Yoksa çekimi ertelemek zorunda kalacağım.” ellerimi tedirgin bir şekilde sağa sola sallayarak. " Peki yapacağım, ertelemenize gerek yok.” Yönetmenin gözleri büyüdü ve yanıma bir makyöz gönderdi. Alaz ve Seranın çekimi sürüyordu.
“Vera’cım sırtını Alaz ve Seraya yaslaman lazım… Evet oldu şimdi de yüzünü arkaya çevirip bir kolunu alazın boynuna dola… Mükemmel!!!” bir saat boyunca süren çekim sonunda bitmişti. Bana verdikleri 13 santim topukluyu hızlıca ayağımdan çıkarıp Alaza verdikleri odanın bir kenarına fırlattım. Odadaki koltuğa oturdum ve acıyan ayaklarımı ovmaya başladım. “Çok mu acıyor?” Alazın sesiyle başımı ona çevirdim. “Sana da verelim bir 13 santim topuk… Acıyor mu acımıyor mu kendin test et ne dersin?” hafif sinirli sesime güldü. “Nereden kabul ettiysem zaten.. Bir insan 1 saatte ne kadar işkence çekebiliyorsa çektim resmen..” , “Haklısın… Normalde 2-3 poz çekecekti…30 dan fazla poz verdik..” dedi halime kıkırdayarak.
“Evim evim canım evim!” Alazın açtığı kapıdan içeri girip 3’lü koltuğa uzandım. Alaz karsıma geçip kollarını birbirine dolarken sırıtarak beni süzüyordu. “Ne var?” dedim ona anlamazca bir bakış atıp. " Ayy ne oldu Alaz tip tip bakmasana!” koltukta oturur pozisyona geçtim. Hafifçe bana doğru eğildi ve gözlerini gözlerime dikti. “Bugün yemek sırası sendeydi sanki Vera’cım” ona göz devirdim. “İnternetten söyleyelim işte… Hiç yemek yapacak halim yok.” dedim koltuğa sırtımı yaslayarak. Alaz buraya taşındıktan 1 ay sonra yemek sırası koymuştuk. Bu kuralı 5 aydır sürdürüyorduk. Ona zamanlarda yaptırdığım reklam iş birliğini erteleye erteleye bugüne kadar gelmişti. Alaz elini önümde salladı. “Duyuyor musun Vera?.. Hamburger mi pizza mı?..” dediğinde ona kaşlarımı çattım. “Tabii ki de Çiğ köfte” dedim onun önerdiklerine yüzümü buruşturarak. Göz devirip bıkkın bir nefes verdi, elindeki telefondan girdiği siteden benim yediğim şekilde çiğ köfte seçerken koltukta bira ona doğru kaydım. Omzuna yanağımı hafifçe yasladım. “Nar ekşisi bol olsun… Turşusu da…” dediğimde başını bana çevirdi. Derin bir nefes alıp verdi. Dediklerimi de ekleyip siparişi verdi.
“Kesene bereket Alaz efendi.” dedim sandalyede geriye doğru yaslanarak. Alaz önündeki Tavuk dürümden bir ısırık alırken bana baktı. Elimdeki çiğ köfteye baktı. Ağzındaki lokmayı yuttu. “Güzel mi bari, Vera hanım?.. İstediğiniz gibi olmuş mu?..” Kıkırdarken ağzımdaki lokma gezime kaçınca öksürmeye başladım. Alaz yanıma gelip sırtıma vurmaya başladı. “Helal helal” gülüyordu. Kendime gelip ona baktım. Sertçe Omzuna vurdum. " Haram ettin dimi” dedim vurtmaya devam ederken o bana sürahiden bir bardak su doldurup uzattı. Elinden bardağım alıp içtim. “Hayır da demediğine göre.. Kesin doğru dedim.” karşıma oturmuş hâlâ gülüyordu. Ona göz devirdim.
Yemek faslı bitmiş mutfağı toplamıştım ve şuan oturmuş televizyondan kısmetse olur izliyordum. Ben… Vera Ateş…İki ay önce bunları saçma bulup bakmazdım bile… gerçi hâlâ saçma buluyorum ama izlemesi sardı. Alaz sonunda odasından çıktı ve oturduğum koltukta boylu boyunca uzanıp bacağımdaki yastığa başını yasladı. Gözlerimi televizyondan çekip ona baktım. “Ne yapıyorsun? Git başka yastık bul!” dedim onun başının altında yastığı çekmeye çalışırken. Ama sadece çalıştım, yastığı o kadar sıkı tutuyordu ki en sonunda pes ettim. “Amaaan iyi be al senin olsun.” dedim bana dik dik bakan gözlerine bakmayı kesip televizyona döndüm.
Önüme gelen jenerik ile televizyonu kapatıp bacağıma başını yaslayıp uyuyan Alaza baktım. Yanağına hafifçe dokundum. “Uyan..” dedim kulağına doğru eğilip. Tekrar başımı kaldırıp uyandı mı diye baktım ama o hâlâ uyuyordu. Uyuşan bacaklarımı hareket ettirmeye çalıştım. “Ama taş kafalıymışsın haa… Uyan Alaz” dedim bu sefer daha yüksek bir sesle. Onu dürtmeye başladım. Başını yastıkla birlikte kaldırıp koltuğa koydum ve koltuktan kalktım. Ama bacağım uyuştuğu için sendeleyip Alazın üstüne doğru düştüm. Kollarımı koltuğa yaslayıp ona değmemeye çalıştım. Alazın üstünden yavaşça kalkmaya çalıştım ama aniden belimi tutan eli ve bana bakan gözleri durmama yetti. Bana uykulu gözlerle bakıyordu. Sonra bulunduğumuz durumu anlayıp elini belimden çekti. Bende hızlıca doğruldum. Boğazımı temizleyip “Ayağım uyuşunca düştüm… kusura bakma.” dedim ona bakmadan. Sonra da odama doğru ilerledim. Yatağıma girip başımı yastığa bastırarak bağırdım. “Aptal aptal..” dedim boğuk bir sesle kendime. Alazın ışık kapama sesini ve adımlarını duydum. Kapıyı kapama sesini duyunca mutfağa gidip buz dolabından bir bardak soğuk su alıp içtim.
Arkamı döndüğümde Alaz kapı pervazına yaslanmış bana bakıyordu. “Bana da bir bardak koyar mısın?” korktuğumu belli etmeden ona da bir bardak su uzattım ve neredeyse kapıyı vücuduyla kapatan Alazın yanından sıyrılmaya çalıştım. Alaz sırıtıp yolumu kapadı. Ona baktım. “Ne yapıyorsun ya, bırakta geçiyim!” dedim yüzüne bakıp hafif yüksek sesle. Elindeki bardağı ona yakın olan tezgaha bıraktı ve bana döndü. “Niye kaçıyorsun ki?..İki sohbet edelim istedim sadece” sırıtarak bana doğru yaklaştı. Ona göz devirdim. Kollarımı birbirine bağladım. “Ne sohbet edeceğiz Allah aşkına… Yarın dersim var sohbet etmek için çok geç” dedim yanından geçmeye çalışırken elini kapıya yasladı. Sırıtmaya devam ediyordu. “Aşk olsun be Vera! Alt tarafı bir sohbet edecektik” , “Aşk falan olmasın… Çekil önümden " dedim ona ters ters bakıp kolunu ittim ve odama girdim. Arkamdan “Olsun Olsun… Aşk olsun” dediğini duydum ama cevap vermedim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |