
“Ya Vera gidelim işte bir haftalığına tatile” Nevanın dudak büzen görüntüsüne göz devirip telefonu mutfak tezgahının üstüne koyup onların beni göreceği açıyla düzelttim. “Ya Neva ben zaten İzmirdeyim…Yetiyor bana buranın havası. Siz gelin benim yanıma kalacak yer masrafı da çıkmaz işte.” Kızlar bu teklifimi biraz düşündükten sonra kabul edip 2 gün sonrası için uçak bileti alıp bavullarını hazırlamak için telefonu kapadılar.
————————————————-
Evin önünde iki bavulunu zorla çekiştiren Nevanın diğer bavulunu alıp evin içine girdim. Kızlar ve annem çoktan sohbete başlamışlardı. “Maşallah güzel kızlarsınız… Keşke bir oğlum daha olsaydı da birinizi gelin alabilseydim” deyip gülmeye başlayan anneme kızlarda gülerek eşlik etti. “Tövbe de be anne Abim zor gitti zaten başından.” dedim tekli koltuğa otururken. Annemin telefonu çalmaya başladı. Ekranı bana gösterdi: Oğluşum yazıyordu. Yüzümü ekşitip annemin cevaplamasını bekledik. “Anne?” diyen Baran abimin sesini duyduğumda onun sesini uzun zamandır duymadığım aklıma geldi. “Efendim Oğlum”, “Nasılsın?” , “İyiyim oğlum… Bir şey mi oldu?” , “Yok olmadı bir şey… Anne Vera ile konuştun mu hiç? Nasılmış..” , " Sen arasana oğlum… Kardeşin sonuçta , niye aramıyorsun?” annemin dediğiyle bakışlarımı anneme çevirdim. “Anne açmaz o benim telefonumu biliyorsun” dediğinde annem bana bakıp telefonu elime tutuşturdu. Ayağa kalkıp kızlarla mutfağa ilerledi. Telefonun ekranına baktım. Abim bana bakıyordu. “Hayırdır?.. Beni sormalar falan?.. Abi olduğun yeni mi geldi aklına” dedim soğuk ama kırgın bir sesle. “Vera…Ben hatalı olduğumu biliyorum… Özür dilerim.. Sana o öyle davranmamam gerekirdi… O gün seni orada bıraktığım için bana daha ne kadar kızacaksın?… 1 yıl oldu Vera… daha kaç kez özür dilemem lazım?” onun konuşup hatırlattığı olayla kalbim tekrar sıkıştı. Gözlerim dolduğu için telefonun kamerasını elimle kapattım.
*FLASHBACK* **yazardan
Vera ve Baran arabaya bindiler. Vera yengesi şuan onlarla olmadığı için ön koltuğa oturdu. Baran arabayı çalıştırdı ve mezarlık bölgesinden uzaklaştı. Bugün babalarını ziyaret etmişlerdi. Annelerinden habersiz buraya gelirlerdi. Vera düşüncelere dalmıştı.
" Ölmeseydi şimdi nasıl olurduk acaba?” diye mırıldandı kendi kendine ama Baran bunu duymuştu. " Burada olmadığı için düşünmene gerek yok Vera..” dedi soğuk bir sesle. Babasını sevmiyordu ama Vera için onunla mezarını ziyaret ediyordu. Babalarını seven tek kişi Veraydı. “Niye?.. Sen ve annem onu sevmiyorsunuz diye mi?.. " dedi abisine dönerek sinirle. “Babam kimin yüzünden öldü Vera?!” dedi Baran kendini tutamayıp.. Aralarında hararetli bir tartışma başlamıştı. Baran arabayı kenara çekti. “Yani benim mi suçum Abi?.. Ben ister miydim beni kurtarmasını sanki! Ben ölseydim keşke.. Sende benim yüzümden mezarlığa ayda iki kez gitmek yerine eşinle mutlu vakit geçirmeye devam ederdin!” Vera sinirle söylediği cümlelerden sonra arabadan indi. Baran onu tekrar arabaya bindirmek yerine ordan uzaklaştı. Vera ormanlık alanda yolun kenarına oturdu ve abisinin geri döneceğini düşünerek bekledi…ama abisi geri dönmedi. Vera eve geri dönerken yağmur başladığı için bir yandan ıslanmıştı. O gün eve dönünce abisini engelledi. Baran ise Verayı aramaya çalıştığında ulaşamayınca sinirinin dinmesini bekledi.
—————————
“Vera?! Duyuyor musun beni?” Abimin sesiyle kameradan elimi çektim. “Duyuyorum… Önemli bir şey demiyorsan kapatıyorum artık..” dedim elim kırmızı tuşa giderken. “Vera… Abisinin gülü… Nolur affet… Yalvarıyorum sana…” dediğinde ona göz devirip. “Keşke her şey böyle telefondan göründüğü gibi olsa be abi… Sen daha benim yanıma gelip özür dilemeden affedemem ben seni” dedim ve telefonu kapattım. Koltuktan kalkıp kızların kaldığı odaya ilerledim. Kapıyı açtığımda kızlar üstlerini giyinmiş saç ve makyaja geçmişlerdi. Kapının pervazına yaslanıp “Ooo nereye böyle?” dediğimde bana baktılar. Duru kolumdan tutup beni içeri çekti, valizinden bir mayo ve elbise çıkarıp bana uzattı. “Denize gitmeye karar verdik. İstanbuldan senin için aldık.. İndirimdeydi…” dediğinde elindekileri alıp odama gittim ve hazırlandım. Evden hep birlikte çıkıp annemin arabasını aldık arabayı Melis kullanıyordu. Plaja geldiğimizde ücretsiz olan kısma ilerleyip yanımızda getirdiğimiz kamp sandaleyelerinin üstüne eşyalarımızı koyup denize girdik.
Yüzmeye geleli iki saat oluyordu. Ben sandalyede oturmuş dinlenirken kızları izliyordum. Kuruduğum için hep tuz olmuştum. Tekrar denize girmek istiyordum. Sandalyeden kalktığımda kızların birilerine el salladığını gördüm. El salladıkları yöne baktım… Alaz, Tuna ve Kerem?… Ben şaşkın bir şekilde onlara bakarken Alaz bana doğru gülümseyerek geldi. Kerem ve Tuna tişörtlerini çıkarıp denize girdiler. Alaz önümde duruyordu. Yüzündeki sırıtma gitmiyordu. Kulağıma yaklaştı… “Buldum seni… güzelim” sonunu oldukça sessiz söylese de duymuştum kalbim sıkışıyordu. Tuhaf hissediyordum iyi anlamda. “Güzelim derken?” dedim sırıtarak ona doğru bir adım attığımda şaşırdı. Kollarımı birbirine dolayıp ona baktım. Kaşını kaldırıp bana baktı. “Sensin işte…” dedi ve sırıtıp tişörtünü çıkarttı. Gözlerimi yüzünde tutmaya çalıştım. Denize doğru ilerlerken bana döndü. Benim durduğumu görünce geri dönüp beni omzuna atıp denize ilerledi. Çırpınarak beni bırakmasını söyledim. Kızların kahkahalarını duyabiliyordum. Alaz beni denize attığında aniden gelen tenime soğuk gelen suyla bütün sinir hücrelerim üşüdü. Kendimi tekrar suyun üstüne çıkardım. Alaza vurup onun boynuna sarıldım ve onu suyun altına çekmeye çalıştım. Hepimiz eğleniyorduk.. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi…
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |