12. Bölüm

12. Bölüm

Meri-sannn
meliyaaq

Gözlerimi mutfaktan gelen kokular sayesinde açtım. Yataktan kalkıp saçımı toplayarak mutfağa doğru ilerledim. Mutfak kapısına yaslandım. Yemeklerle uğraşan Alazı izledim bir süre sonra o beni fark edip bana döndü. “Günaydın.” dedi normal bir ses tonuyla. Akşam olanlar sanki hiç olmamış gibi davranmaya karar vermiştim. Masadaki içinde ne olduğunu bilmediğim milföyden bir tane alacakken Alazın sesini duymamla ellerimi çektim. “Elini yüzünü yıka Vera..”

Banyoya gidip geldim ve elindeki milföyü ısırarak beni izleyen Alazın yanına gittim. Parmak uçlarıma yükselip gözünün hizasına gelmeye çalıştım. Yüzümü sağa sola çevirdim. “İyi yıkamış mıyım anne?” dedim alayla.

Yüzündeki sinir olmuş ifade eğlenmemi sağladı. “Aferin bicirik” dedi o da beni sinir etmeye çalıştığının farkındaydım. “Bicirik ne be? Biraz daha yaratıcı mı olsan Alazcım.” dedim göz devirip sandalyeye oturdum.

Elini sandalyenin arkasına koydu ve bana doğru eğildi. Bakışları yüzümde gezindikten sonra yeşilimsi gözlerimde durdu. O kadar fazla baktı ki gözümde bir şey mi var diye parmağımla kontrol ettim. Benden uzaklaşıp ocaktaki tavayı masaya koydu.

“Bugün boş musun?..” tabağımdaki son lokmayı da yedikten sonra ona sorarcasına baktım. “Niye sordun?”

“Vera… Benim bir yere gitmem lazım…” dedi buruk bir sesle. Sanki gitme dememi istiyor gibiydi. “Benden ne istiyorsun o zaman?” dedim sesimden şaşırdığımı anlamasını istemiyordum bu yüzden sakince sordum.

Parmaklarıyla masanın zemininde ritim tutuyordu. Gergin olduğu belliydi, yutkunduğunda hareket eden adem elmasından gözlerimi çektim. “Sadece dün olanları unutmamanı istiyorum…” dediğinde gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Hatırlıyor muydu?

“Dün bir şey olmadı ki Alaz?.. Neyi unutmamı istiyorsun?” Bakışlarımı gözlerinden çekmedim. Gözlerimin derinine bakıyordu. O da biliyordu saklamaya çalıştığım hislerimi. “Vera’m… Neyden bahsettiğimi biliyorsun güzelim zorlama istersen hm?” dedi ciddi ses tonu gözlerimi kaçırıp saklanma isteğimi arttırıyordu.

“Alaz… Sanki gidip gelmeyecekmiş gibi konuşuyorsun… Nereye gideceksin sanki?” Sandalyeden kalkıp masayı toplamaya başladım. Masanın üstü temizlenince o da ayağa kalktı.

Ona döndüm, kalçamı tezgaha yasladım ve başımı yukarı çevirip yüzüne baktım. Ellerini yaslandığım tezgaha koyup bana doğru eğildi. “Kim bilir belki gelemem..” dediğinde kaşlarımı çattım. “Niye fanların seni kapana mı sıkıştırır?” dedim çokta önemli bir olay olmadığını düşünerek. Başımı yere eğerek kendi kendime fısıldadım. “Şuna bak sanki mafya babası..” Kısık sesle söylediğimi duymuş olacak ki kıkırdadı.

Başımı tekrar yüzüne çevirdim ama çevirmez olaydım. Kafamın üstünde hissettiğim acıyla dişlerimi sıktım. Alazın çenesi tam kafamın üstüneydi ve ben ona resmen kafa atmıştım. Çenesini tutarak tezgaha doğru eğilen Alaza korkuyla baktım. “Alaz iyi misin?.. Alaz..” Başını kaldırdı çenesini kontrol etti. Beni tekrar tezgahla arasına aldı ve gözlerime odaklanmış bir şekilde bana doğru eğildi. O bana yaklaşırken bende geriye doğru eğiliyordum. Artık esnekliğimin sınırına gelince ellerimi gövdesine koydum ve onu durdurdum.

Bakışlarını takip ettim. Gözleri yüzümü inceliyordu… Sanki unutmak istemediği bir şeye uzunca bakıyor gibiydi. Gözleri dudaklarımda uzun bir süre oyalandı. Gözlerime baktı, izin ister gibiydi. “Alaz gideceksin…” sesim kısık çıkmıştı. Benim de bakışlarım dudaklarında oyalandı. İzin vermek istiyordum ama o bana gitmesi gerektiğini söyledikten sonra bu mantıksız geliyordu.

Nefesini dudaklarımda hissedebiliyordum. Yüzümü başka tarafa çevirdim. İzin veremezdim. Onu kendimden ittim. Bir milim bile uzaklaşmadı. Kollarını belime sarıp başını omzuma gömdü. Kokumu içine çekiyordu. Başını kaldırırken kulağımda durdu. Kulağıma değen nefesi içimi titretti. “Seni seviyorum Vera’m… Geri geleceğim..” fısıltısı sanki çok uzak bir yere gidiyormuş gibiydi. Geri dönemeyecekmiş gibi hissettim. “Alaz… Başına tehlikeli bir iş açmadın umarım?” dedim kollarımı ona sardım. Başını omzuma gömdü. Tişörtümün açık bıraktığı omzum onun nefesiyle ısınıyordu. Kıkırtısını duydum sonra da omzuma bastırdığı dudaklarını hissetim. Soruma cevap vermemişti. Vedalardan hoşlanmazdım.

Bana baktı alnıma çok uzun bir öpücük kondurduktan sonra mutfaktan çıktı. Onu takip ediyordum. Kaç kez geçtiğim koridorda fark etmediğim bavulu görünce kalbim ağırlaştı. Gerçekten gidiyordu. Alaza baktım dış kapının kolunu tutarken tereddütlüydü. Bakışlarımı onun dışında her yerde gezdirdim. Alaz bana döndü ve tekrar sarıldı. O kadar sıkı sarılıyordu ki sanki beni de götürmek istiyor gibiydi. Bende kollarımı boynuna sardım ve saçını karıştırıp ondan ayrıldım. “Gitmen lazım… Kendine dikkat et.. Sakın karakola düşme ona göre…” dedim alayla. En son söylediğimle biraz gülmüştü. Benden uzaklaşmadan önce onu kazağının yakasından tutup kendime çektim. Ona doğru uzanıp dudaklarımı onunkilere bastırdım. Kısa öpücükten sonra sanki bir şey olmamış gibi Alaza kapıyı açtım. “Geri dönmek için umut olsun diye” dedim.

Parmakları dudaklarına giderken yüzünde bir sırıtma vardı. Bavulu da aldı ve giderken bana göz kırpmayı unutmadı. Merdivenlerden indi. Gözlerimin kadrajından çıktıktan sonra kapıyı ardından kapattım ve sırtımı kapıya yasladım. Yavaşça yere kayarak yere oturdum. Gözlerimden akmak isteyen yaşları tuttum. Alazla tanışalı sadece on ay olsa bile bu kısa sürede ona alışmıştım…onu sevmiştim… Gözyaşlarım beni dinlemeyi bıraktı ve akmaya başladı.

Korkmamın sebebi buydu işte… Sevdiğim herkes teker teker gidiyordu hayatımdan. Giden kişinin bende bıraktığı tek şey acı bir burukluk ve göz yaşı olurdu. Ama bu sefer umutta bırakmıştı. Sahte bir umut olsa bile ben bu farkı sevmiştim. O dönecekti…biliyordum… hissediyordum… Neden gitmek zorunda olduğunu bilmesem de o beni bulurdu.

Bölüm : 09.09.2025 22:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...