
Önümdeki kahvemden bir yudum aldım. Sahile yakın bir yerde olan bir kafeye gelmiştik. Onlar sohbet ederken ben telefonda geziniyordum. Üstten gelen bildirime baktım.
Alaz: Vallahi sohbetin çok sardı Veracım
Siz: Çok sağol Alazcım
Alaz: Ne demek Veracım
Telefonu kapatıp sohbeti dinlemeye başladım. Alaz karşımda oturuyordu. Sırıtarak bana baktığı için bende geriye yaslanıp onun gibi sırıttım. “Kızz Vera uzun zamandır sevgilin yok senin de… Birlikte bir randevuya mı çıksak?” diyen yanımdaki Duruya baktım. “Ne randevusu Duru?.. Hiç sevgili yapcak havamda değilim bu aralar derslerimle ilgileniyorum, biliyorsunuz” dedim bıkkın bir nefesle. En son ki sevgilim beni aldattığı için dövünce neredeyse polislik oluyordum. Bu yüzden şuan kimseye güvenim yoktu. “Hemen sevgili ol demedim zaten tanışırsınız sadece” Melis de Duruyu destekleyince onlara kaşımı kaldırıp ‘ciddi misiniz’ bakışlarımı attım. “İstesem bulurum ben birini herhalde… Canım kimseyle tanışmak istemiyor sadece…” önüme döndüm Alaz bana tek kaşını kaldırmış bakıyordu. “Canın istese çoktan isterdi be Vera” dedi Neva. Onlara aldırmadan Alazdan gözlerimi kaçırıp kahvemden son yudumumu içtim.
————————-
Kızlar randevuya giderken Kerem ve Tunayı da götürdükleri için şuan Alaz ile birlikte eve gidiyordum. Arabaya bineli 10 dakika oluyordu. Başımı camdan Alaza çevirip ona kısaca baktım. Onu İzmirde burada görmek tuhaftı. Ona bakarken daldığımı fark etmem Alazın sesini duymamla oldu. “Aşık mı oldun Vera? Bakakaldın öyle” sırıtıyordu. “Yok Alaz ya dalmışım öyle duvara bakarken..” dedim bende ona sırıtarak. Kırmızı da durdu ve bana baktı. “Aşk olsun Vera…Duvar mıyım ben?” ciddi bir şekilde söylediği cümleyle sırıtmam daha da genişledi. “ Aynaya bak bakalım duvar mısın Alaz” alayla söylediğim şeye göz devirdi. “Niye gitmedin randevuya gitseydin..” dedi bir anda ciddi bir şekilde. “Gidesim gelmedi… Sen gitseydin tutan mı vardı sanki?”, “ Sen gitmeyince ne yapıcam ben orda… sıkıcı olurdu yani ondan..” , “Ha öyleli yani?!” dedim sırıtarak sonradan eklediği cümleye hitaben. “Ee gidelim o zaman Alaz.. madem çok gitmek istiyordun” kısa süreliğine bana baktı. “Gitmek istiyorum demedim Vera, değiştirme konuyu” tekrar yola baktı. “Ayrıca sen bulurmuşsun zaten kendine birini.. Bana da ayarlasana, ev arkadaşım iyi birini bulursun dimi bana?” sırıtarak dediğine karşılık verdim. “Buluruz ya Alazcım… Dert etme sen, elini sallasan ellisi talibin olur zaten gerek yok bana..Asıl sen bana birini bulsana böyle eli yüzü düzgün, efendi birini” dedim virajı dönen Alaza baktım. Yüzü ifadesizdi ama elleri direksiyonu çok fazla sıkıyordu. " Bulurum…” yüzüme bakmadan dediği cümleyle sırıtışım yüzümden silindi. Başımı cama çevirip içimden kendime sövmeye başladım. “Bok bulurum…” Alazın bir şey mırıldandığını anladım ama müzik sesinden tam duyamamıştım. Alaza döndüm “Bir şey mi dedin?”, " Yoo demedim bir şey..”
———————————————————
Kızlar İzmire geleli bir hafta olmuştu. Bugüne bilet aldıkları için havaalanına gelmiştik. Tuna ve Kerem de onlarla gidiyordu. Kızlar benimde dönmem için ısrar etseler de ben kabul etmemiştim. Okulun açılmasına daha vardı. Benimle beraber onlara el sallayan Alaza dönmeden “Sen niye gitmiyorsun canım ev arkadaşım?”, “İşlerim var canım o yüzden..” El sallamayı bırakıp Alaza döndüm. “Ne işin varmış senin burda?” Kollarımı birbirine dolayıp ona şüpheyle baktım. “Gizli bir iş Vera… Ne oldu niye merak ettin?” dedi o da benim gibi kollarını dolayıp yüzüme doğru eğildi. Geri adım atmadım ve gözlerine bakmaya devam ettim. “Sordum sadece, merak ettiğimden değil.” sırıtışı büyüdü. “Kesin öyledir… Neyse sen taksiyle mi gidersin yoksa ben mi bırakayım?” Yüzümden uzaklaştı ve cebindeki anahtarı çıkarıp salladı. “Tabii ki de seninle gidiyorum… Araba varken niye taksiye bineyim?” dedim ve elindeki anahtarı alıp arabayı park ettiği yere doğru koştum. “Azıcık yavaş be… ayı kovalıyor sanki.” arkamdan duyduğum cümleyle durdum ve ona baktım. “E sensin işte.. Kendini tanıman ne kadar da güzel Alazcım pardon ayıcım.” dedim sırıtarak Alazın gözleri şaşkınlıkla açıldı. Gülümseyip bu sefer beni kovalamaya başlayınca bende daha hızlı koşup arabaya bindim ve kapıyı kapattım. O şoför kapısını açmaya çalışıyordu. Bende kahkaha atarak onun çırpınışlarını izliyordum. Bir kaç dakika sonra kapıları açtım. Bana gıcık olmuş bir şekilde bakan Alaza gülmeye devam ediyordum. “Sen gül gül… son gülen iyi güler Vera hanım…” dedi arabayı çalıştırırken. Ona döndüm ve gülmeyi bırakıp “Son gülen ben olacağım için sıkıntı yok Alaz bey” Bana göz devirdi “Onu sonradan görürüz..”
————————
Halının desenlerini incelerken abimin sesini duymamla kendime geldim. Karşısındaki Alaza bakıyordu, Alaz da ona bakıyordu. “Ne var?” ters bir sesle söylediğime karşı bana döndü. “Bu çocuk doğruyu mu söylüyor şimdi?” sorduğu soruyla onların konuşmasını dinlemediğim için ilk önce durakladım. " Ayy Abi sende… yalan mı söyleyecek sanki çocuk” derken Alaza baktım sırıtıyordu. “Sevgilin yani?” dediğinde abime şok olmuş bir şekilde döndüm. “Pardon?” bende hatlar kopmuştu sanırım…‘ben bu kısmı nasıl kaçırdım’ diye düşünürken Alaz konuştu. “Öyle miymişim?” bana tek kaşını kaldırıp sırıtarak bana bakan Alazdan bakışlarımı abime çevirdim. “Niye sordun ki abi sen şimdi bunu?.. Sebep?”
Ellerimi saçlarımın arasından stresli bir şekilde geçirdim. “Aynı evde kalmanızın başka bir sebebi yoktur herhalde diye düşündüm” abimin dediğiyle rahat bir nefes verdim. “Niye?… Sadece sevgililer mi aynı evde kalıyor abi?.. Ev arkadaşı arıyordum o denk geldi” derken Alazı gösterdim. “Hem sanane ya özürünü diledin git artık…” dedim onu kovarcasına. Yerinden kalkıp Alaza ters bir bakış atıp evden çıktı. Bıkkın bir nefes verip koltukta geri yaslandım. Alaz bana tek kaşını kaldırıp bakıyordu. “Ne var?” dedim onun gibi tek kaşımı kaldırıp. “Hiç…”, “İşin vardı senin sanki?..” dediğimle sırıtıp yerinden kalkarken " Yani gizlice defol git diyorsun.. E iyi o zaman..” dedi önümde bir süre durup eyvallah deyip gitti. “Ya sabır…” dedim o kapıyı çekip gittiğinde.
—————————————
Elimdeki bavula bakıyordum. Alaz elimdeki bavulu alıp arabanın bagajına koydu. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde şuan Alazla İstanbula dönüyordum. Annem bana el sallayıp eve girdiğinde bende ön koltuğa oturdum. Bir anda iş için dönmem gerekmişti. Neymiş reklam çekimlerinde artık benimde bulunmam lazımmış. Sanki bundan önce bulunuyordum da. En azından maaşıma zam geliyor diye düşünürken Arabanın içinde yankılanan telefon sesiyle tabletin ekranına baktım. Alaz açtı… Konuşulanları dinlememek için başımı cama çevirdim. “Efendim Anne” , “Oğlum, Gelecek misin Ankaraya?”, “Yok anne… Acil bir misafirim çıktı, onunla İstanbula dönüyorum.” dediğinde bana baktığını hissettim. “Ay o da gelsin kalın bir gün ne olacak sanki..” Annesinin sesi çok samimi geliyordu. Aslında daha bir hafta vardı reklam çekimlerinin başlamasına. Ben abim annemlerin yanına kalmaya geldiği için dönmeye karar vermiştim.
“Kabul eder mi bilemedim şimdi… Çok utangaçtır kendisi..” dediğinde Alaza dönüp şaşkınlıkla ona baktım. İşaret parmağımla kendimi gösterek “ben mi?” diye mırıldandım. Başını onaylarcasına salladı. “Oğlum ikna edersin sen onu.. Çok özledim seni biliyorsun..” diye devam etti annesi arkadan bir kız çocuğu sesi eklendi. “Abiii… geliyor musun?!!” Alazın yüzünde bir gülümseme belirdi. “Geliyor muyum acaba?..” diyerek bana döndü. Bende bıkkın bir nefes verdim. “İyi gidelim..” dedim.
“Geliyormuşum Arya’m..” , “Abi, yanındaki abla kim?” Aryanın sorusuyla Alaz bana kısaca bakıp gülümseyerek cevap verdi. “Gelince tanırsın…” telefonu kulağına götürüp bir şey fısıldayıp kapattı. Merakla ona baktım. “Ne dedin ?” , “Çok mu meraklısın sen?.. Gidince öğrenirsin Vera, merak etme.” Arabayı ankara yoluna çevirdi. Bakalım şimdi neler yaşayacaktım.Tabletten güzel bir müzik açıp yolu izlemeye devam başladım.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |