
Bazı insanlar cenneti arar.
Ama yanlış kapılarda.
Bir hapın içinde saklı bir mutluluk, bir kimyasalın içinde saklı bir birlik hissi, bir gecelik sınırsız sevgi yanılsaması…
Beynin kapıları zorla açılır. Ego susar. Sınırlar erir. İnsan kendini her şeyle bir hisseder. Korku yok olur. Yalnızlık kaybolur. Kalp büyür gibi olur.
Ama bu bir ödünç alınmış cennettir.
Bedeli sabaha saklanmış bir cennettir.
Çünkü o “birlik”, dışarıdan enjekte edilmiş bir ışıktır.
Işık senin değildir.
Sen üretmemişsindir.
Sen büyütmemişsindir.
Sen arınmamışsındır.
Oysa insanın içinde, yaratılıştan gelen bir sır vardır.
Allah insanın kalbine kendi ruhundan üflemiştir.
Ve insanın asıl aradığı şey, belki de o kayıp hissin geri dönüşüdür.
MDMA gibi maddeler beyni bir süreliğine cennet frekansına ayarlar.
Serotonin yükselir.
Dopamin parlar.
Sınırlar çözülür.
Ego geri çekilir.
Ama bu ilahi değildir.
Bu biyolojiktir.
Gerçek ilahi bağ ise zorla açılmaz.
Terbiye ile açılır.
Sabırla açılır.
Secdeyle açılır.
Gözyaşıyla açılır.
İnsanın Allah’a yaklaşması bir patlama değildir.
Bir yanma da değildir.
Bir olgunlaşmadır.
Tasavvuf ehlinin anlattığı “birlik” hâli, kimyasal bir sarhoşluk değil; şuurlu bir teslimiyettir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî aşkı anlatırken insanın yok olup bilinçsizleşmesinden değil, benliğin incelmesinden bahseder.
Yunus Emre “Bir ben var bende benden içeri” derken, beynin kimyasal olarak kapanmasını değil, kalbin hakikate uyanmasını işaret eder.
Geçici maddeler insanı “cennet benzeri” bir hisse taşır.
Ama Allah’la kurulan bağ, insanı cennetle uyumlu bir varlığa dönüştürür.
Aradaki fark budur.
Biri his verir.
Diğeri kimlik değiştirir.
Biri gece sürer.
Diğeri ömür sürer.
Fakat şunu da anlamak gerekir:
Allah’la bağ kurmak demek, her gün coşku içinde yaşamak demek değildir.
Bazen kalp daralır.
Bazen suskunluk olur.
Bazen imtihan gelir.
Ama bağ kopmaz.
Çünkü bu bağ bir duygu değildir.
Bir bilinçtir.
İnsan Allah’a gerçekten yöneldiğinde, artık dışarıdan ödünç cennetler aramaz.
Çünkü içinde sekine doğar.
Huzur çığlık atmaz.
Huzur bağırmaz.
Huzur sakin bir ırmak gibi akar.
Ve belki de en büyük mucize şudur:
Allah insanı, kimyasal sarhoşluklara muhtaç olmadan da genişletebilir.
Kalbi büyütebilir.
Sevgiyi çoğaltabilir.
Birlik hissini ilahi bir dengeyle verebilir.
Gerçek cennet hissi, beynin zorlanmasıyla değil, nefsin arınmasıyla gelir.
Kısa süreli bir yükseliş değil,
Uzun süreli bir yakınlık.
Ve insan anlar:
Aradığı şey aslında bir madde değilmiş.
Bir kapıymış.
O kapı da secdeymiş.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.91k Okunma |
264 Oy |
0 Takip |
185 Bölümlü Kitap |