
Kalbin Terazisi
İnsan bazen dünyaya bakar ve içi kararır.
Savaşlar görür, zulüm görür, çocukların gözlerindeki korkuya şahit olur.
Haberler susmaz, ekranlar durmaz; kötülük sürekli konuşur.
Ve insanın kalbinde şu soru yavaşça dolaşmaya başlar:
“Bu kadar kötülük varken denge nerede?”
Oysa dünya, başıboş bir karmaşa değildir.
Bu âlem bir terazi üzerine kuruludur.
Kur’an’ın “mizan” dediği o ilahî ölçü, görünür görünmez her şeyin içinden geçer.
İyi insanlar vardır, çünkü kötü olma ihtimali vardır.
Kötüler vardır, çünkü insana irade verilmiştir.
Melekler vardır; saf itaati temsil ederler.
Cinler ve şeytan vardır; seçimin ve isyanın imkânını hatırlatırlar.
Peygamberler vardır; yolu göstermek için.
Şeytan vardır; o yoldan saptırmak için.
Bu karşıtlıklar bir çatışma değil, bir imtihan düzenidir.
Eğer sadece iyilik olsaydı, iyiliğin bir değeri olmazdı.
Eğer sadece nur olsaydı, karanlık fark edilmezdi.
Eğer insan hata yapamasaydı, tövbe diye bir kapı açılmazdı.
Denge tam da burada kurulur.
Kalbin Kararması ve Şeytanın Yeri
İnsan, hatasını inkâr ettikçe kalbini koruduğunu zanneder.
Oysa tam tersine, her inkâr kalpte küçük bir iz bırakır.
Kur’an’ın “pas” dediği şey böyle oluşur.
Bir günah değil belki, ama bir haklılık ısrarı.
Bir kibir.
Bir “ben yanlış yapmadım” cümlesi.
Kalp kararınca boşluk oluşur.
Ve şeytan zorla girmez.
O boşlukta yer bulur.
Şeytanın en büyük trajedisi şudur:
Allah’ı inkâr etmez.
Hakikati bilir.
Ama kibirden vazgeçmez.
Üzgündür belki;
ama bu üzüntü pişmanlık değildir.
Bu, kaybetmiş olmanın öfkesidir.
Çünkü affın kapısı tevazu ile açılır.
Allah’ın merhameti sonsuzdur ama zorla affetmez.
İnsan “yanıldım” demedikçe, kalp kapısını içeriden kilitlemiş olur.
Merhamet ve Adalet Arasındaki İnce Çizgi
Allah çok merhametlidir.
Öyle merhametlidir ki, isyan edene bile mühlet verir.
Şeytanı bile hemen yok etmez; süre tanır.
Ama bu süre, zulmün onaylandığı anlamına gelmez.
Bu, adaletin iptal edildiği anlamına hiç gelmez.
Allah sabreder.
Ama unutmaz.
Dünya adaletin tamamlandığı yer değildir.
Burası imtihanın kurulduğu yerdir.
Hesap, ertelenir; silinmez.
Bu yüzden bazen zalim rahat görünür.
Ama kalbi kurudur.
Mazlum ağlar.
Ama duası ağırdır.
Terazi burada şaşmış gibi görünür.
Ama ibre aslında yerindedir.
Sosyal Medya ve Kalbin Aldatılması
Sosyal medya kötüyü bağırarak anlatır.
İyilik sessizdir; reklamı yoktur.
Bu yüzden insan “her yer karanlık” zannına kapılır.
Oysa aynı gün, kimse görmeden yapılan bir sadaka vardır.
Bir annenin duası vardır.
Bir insanın hatasını kabul edip secdeye kapandığı bir an vardır.
Bunlar manşet olmaz.
Ama Allah katında çok ağırdır.
Şeytanın en sevdiği oyun tam da buradadır:
İnsanı kötülüğe değil,
Allah’ın adaletini sorgulamaya itmek.
Oysa gerçek şudur:
Allah adildir.
Ama dünya mahkemesi değildir.
Son Söz: Kalbin Yeri
İnsan bu terazinin neresindedir?
Tam ortasında.
Ne melek kadar masum,
ne şeytan kadar kibirli.
İnsan düşer.
Ama kalkma ihtimali vardır.
İnsan yanılır.
Ama tövbe edebilir.
Kalp kararabilir.
Ama bir “Ya Rabbi, ben yanlış yaptım”
bütün karanlığı yıkabilir.
Ve belki de en büyük huzur cümlesi şudur:
Dünya dengedir ama adalet ahirette tamamlanır.
Hak sessizdir ama ağırdır.
Allah merhametlidir ve asla adaletsiz değildir.
Bu bilince varan kalp,
haberlerin gürültüsünde kaybolmaz.
Kötülüğü görür ama ona teslim olmaz.
Dengede kalır.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.91k Okunma |
264 Oy |
0 Takip |
185 Bölümlü Kitap |