
Duygular…
Tanrı’nın insana verdiği en tehlikeli lütuf.
Çünkü akıl sınır çizer, ama duygu sınır tanımaz.
İnsan ne tamamen göktendir ne de bütünüyle yeryüzünden.
Topraktan yaratılmış bir bedenin içine üflenmiş ilahi bir nefha taşır.
Bir yanımız secdeye kapanmak ister,
Bir yanımız ateşe doğru yürür.
Ve belki de insan, iki denizin tam ortasındaki o görünmez çizgidir.
Bir tarafı tuzlu, bir tarafı tatlı.
Bir tarafı arşa yükselen dua,
Bir tarafı içini kemiren arzu.
Duygular işte bu iki deniz arasındaki akıntıdır.
Bazen insanı öyle bir yükseltir ki, kendini göğe değmiş sanır.
Bir bakışı kutsallaştırır,
Bir sesi kader zannettirir,
Bir sevgiyi sonsuzluk ilan ettirir.
Ama aynı duygu…
Bir gecede insanın içini zindana çevirebilir.
Aynı kalp hem cennet bahçesi olabilir
Hem de karanlık bir kuyu.
İnsanı yarı melek yarı şeytan sanmak kolaydır.
Ama hakikat daha ağırdır:
İnsan seçebilen bir varlıktır.
Onu tehlikeli yapan da budur.
Şeytanın en büyük zaferi duygular değildir.
Şeytanın en büyük zaferi, insanın duygularını hakikat sanmasıdır.
Öfkeyi adalet zannetmek.
Kıskançlığı sevgi sanmak.
Bağımlılığı aşk sanmak.
İsyanı özgürlük sanmak.
İnsan bazen kalbini ilahlaştırır.
“Böyle hissediyorum, demek ki doğrudur” der.
Oysa his, her zaman hakikat değildir.
Duygular gökyüzüne çıkan bir merdiven de olabilir,
İnsanı kendi nefsine secde ettiren bir put da.
Belki de asıl mesele,
Duyguları susturmak değil…
Onları eğitmektir.
Çünkü duygu bastırıldığında çürür,
Serbest bırakıldığında taşar,
Ama terbiye edildiğinde insanı olgunlaştırır.
İnsan, karışmayan iki denizin ortasında duran o sınırdır demiştik ya…
O sınır kaybolduğunda felaket başlar.
Eğer ruh tarafı ağır basarsa insan incelir, merhamet olur, teslim olur.
Eğer nefis tarafı ağır basarsa insan sertleşir, kibir olur, sahiplenir.
Ve belki de hayat,
Bu iki deniz arasında dengeyi koruma sanatıdır.
Duygular seni arşa çıkarabilir,
Ama arşa çıkan her şey hakikate ulaşmış değildir.
Duygular hayatını cehenneme çevirebilir,
Ama o cehennem bile bazen insanı arındıran bir ateştir.
İnsan, düştüğü yerden öğrendikleriyle yükselir.
Yanıldığı yerde kendini tanır.
Yandığı yerde arınır.
Ve belki de en büyük sır şudur:
Duygular ne Tanrı’dır ne şeytan.
Duygular, insanın imtihan sahasıdır.
Onları yöneten kurtulur.
Onlara teslim olan sürüklenir.
Ve insan…
Kendi içinde kopan fırtınaların ortasında
Hâlâ bir seçim yapabildiği sürece
Yeryüzünün en tehlikeli
Ama en kıymetli varlığı olmaya devam eder.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.91k Okunma |
264 Oy |
0 Takip |
185 Bölümlü Kitap |