
GECE UYANIŞI: ÖLÇÜ, KADER VE İMTİHAN
İnsan bazen hiçbir sebep yokken uyanır.
Alarm çalmamıştır. Gürültü yoktur. Açlık yoktur. Susuzluk yoktur.
Ama gözler bir anda açılır.
O an odanın sessizliği farklı gelir.
Karanlık daha derin, zaman daha yavaş gibidir.
Ve en garibi…
Zihnin bir düşünceyi eline almış seni bekliyordur.
Gündüz kaçtığın sorular, gece seni bulur.
Çünkü gündüz dünya konuşur,
gece ise kalp.
İnsanın içindeki soru
İnsan sadece yaşayan bir varlık değildir.
Aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır.
Yemek yemek, çalışmak, gülmek, üzülmek…
Bunlar yaşamın parçalarıdır.
Ama “neden?” sorusu hayatın kendisidir.
Bir gece insanın aklına şu düşer:
“Bu dünya neden böyle?”
“İyi ve kötü neden birlikte var?”
“Her şey neden ölçülü?”
“Allah neden bazı şeyleri zararlı yaratmış olabilir?”
Bu sorular korkulacak sorular değildir.
Aksine, insanın uyanışının başlangıcıdır.
Çünkü soru sormayan kalp uyur.
Dünya neden kusursuz değil?
İnsan çoğu zaman kusursuz bir dünya hayal eder.
Acının olmadığı, hatanın olmadığı, riskin olmadığı bir dünya.
Ama böyle bir dünyada bir şey eksik olurdu:
Seçim.
Eğer hiçbir şey zarar veremiyorsa, insan kendini korumayı öğrenemezdi.
Eğer hiçbir şey zor değilse, sabır diye bir kavram olmazdı.
Eğer yanlış mümkün değilse, doğru kıymetli olmazdı.
Kusursuz bir dünyada iyilik, iyilik sayılmazdı.
Çünkü başka seçenek olmazdı.
Bu yüzden dünya kusursuz değil;
ama anlamsız da değil.
Bu dünya bir sınav salonu gibidir.
Sınav salonu rahat olmak için değil, ortaya çıkmak içindir.
Ölçü: Evrenin gizli kuralı
İnsan hayatı incelerse çok büyük bir gerçeği fark eder:
Her şey ölçü üzerinedir.
Güneşin dünyaya uzaklığı biraz değişse hayat biterdi.
Oksijen biraz artsa yanardık, azalsa boğulurduk.
Kalp biraz hızlı atsa yorulur, biraz yavaş atsa dururdu.
Evren bağırarak şunu söyler:
Her şey bir denge üzerine kurulu.
İnsan hayatı da aynı kurala tabidir.
Az yemek → sağlıklı
Çok yemek → hastalık
Az uyku → yorgunluk
Çok uyku → halsizlik
Az sevgi → yalnızlık
Aşırı sevgi → bağımlılık
İnsanı yıkan şeylerin çoğu kötü şeyler değildir.
İnsanı yıkan şeylerin çoğu ölçüsüz şeylerdir.
Bu yüzden hayatın en büyük bilgeliği şudur:
İnsan doğru ile yanlışı değil, ölçüyü öğrenir.
Kader: Bilmek ve zorlamak arasındaki fark
Kader çoğu insanın sandığı gibi bir zincir değildir.
İnsan kaderi “yazılmış bir senaryo” gibi düşünür.
Oysa kader, daha çok “bilinen bir sonuç” gibidir.
Bilmek zorlamak değildir.
Bir öğretmenin çalışmayan öğrencinin başarısız olacağını bilmesi gibi…
Bilgi vardır ama zorlama yoktur.
İnsana verilen en büyük armağan özgür iradedir.
İnsan seçebilir.
İyi olmayı da seçebilir, kötü olmayı da.
Sabretmeyi de seçebilir, vazgeçmeyi de.
Affetmeyi de seçebilir, kin tutmayı da.
Ve işte tam bu yüzden hayat değerlidir.
Çünkü insan seçerek şekillenir.
İmtihan: Kim olduğunun ortaya çıkması
İmtihan ceza değildir.
İmtihan ortaya çıkıştır.
Hayat insana sürekli sorular sorar:
Güç eline geçince nasıl biri olacaksın?
Kırılınca kalbin sertleşecek mi, yumuşayacak mı?
Kaybedince vaz mı geçeceksin, büyüyecek misin?
İnsan çoğu zaman hayatın kendisine yaptığını düşünür.
Ama hayat çoğu zaman insanın içindekini ortaya çıkarır.
Zorluk karakteri üretmez.
Karakteri ortaya çıkarır.
Kötülük neden var?
Bu soru insan kalbinin en ağır sorusudur.
Eğer dünya sadece iyilikten oluşsaydı,
iyiliğin değeri olmazdı.
Eğer karanlık olmasaydı, ışık fark edilmezdi.
Eğer acı olmasaydı, şefkat doğmazdı.
Eğer hata olmasaydı, bağışlama olmazdı.
İnsan kalbinin en güzel duyguları,
en zor anlarında ortaya çıkar.
Sabır, acının çocuğudur.
Merhamet, kırılmanın meyvesidir.
Olgunluk, kaybın hediyesidir.
Bu yüzden acı sadece yok edilmesi gereken bir şey değildir.
Bazen yön gösteren bir işarettir.
Gece neden düşündürür?
Gündüz insan dünyayı duyar.
Gece ise kendini.
Gündüz yapılacaklar listesi vardır.
Gece sorulacaklar listesi.
Gece sessizliktir.
Ve sessizlikte insan kendi kalbini duyar.
Bu yüzden birçok insan hayatın en büyük sorularını gece sorar.
Gece uyanmak bazen bir rahatsızlık değil,
bir davettir.
Dur.
Yavaşla.
Düşün.
Son söz
Bu dünya mükemmel olmak için değil,
anlamlı olmak için yaratılmış gibidir.
İnsan hatasız olmak için değil,
öğrenmek için vardır.
Ve belki de hayatın en büyük amacı şudur:
İnsan ölçüyü bulana kadar yürür.
Sorular sorana kadar büyür.
Arayana kadar yaklaşır.
Ve bir gece ansızın uyanıp
“neden?” diye soran kalp,
aslında yolculuğa başlamış kalptir.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.91k Okunma |
264 Oy |
0 Takip |
185 Bölümlü Kitap |