
İnsan kaderi düşündüğünde bazen şu soruyla karşılaşır:
Eğer bu kâinatta Allah’ın izni olmadan hiçbir şey gerçekleşmiyorsa, o halde yaşanan olayların ardındaki hikmet nedir?
Yusuf’un zindanda kalışı bu sorunun en derin cevaplarından birini içinde taşır.
Mısır’da kral bir rüya gördüğünde sarayın bütün bilginleri, rüya yorumcuları ve sihirbazları çağrıldı. Her biri rüyayı anlamaya çalıştı fakat hiçbiri kralın kalbini tatmin edecek bir yorum getiremedi. Rüya sanki kapalı bir kapıydı; anahtar kimsenin elinde değildi.
Tam o anda kralın hizmetinde bulunan bir adamın zihninde geçmişin bir hatırası kıpırdadı. Yıllar önce zindanda karşılaştığı bir insanı hatırladı. O kişi rüyaları yorumlayan, sözleri hikmet taşıyan biriydi: Yusuf.
Fakat bu hatırlayışın gecikmiş olmasının da bir hikmeti vardı. Çünkü o adam Yusuf’u çok daha önce hatırlayabilirdi. Fakat insanın zihni bazen unutkanlıkla perdelenir. Kur’an’ın anlatımına göre şeytan ona bu hatırlatmayı unutturmuştu.
Burada kaderin ince bir sırrı görünür.
Şeytan vesvese verir.
İnsan bazen o vesveseye uyar ya da unutkanlığa düşer.
Fakat bütün bu olayların gerçekleşmesine izin veren yine Allah’tır.
Çünkü Allah’ın planı insanın gördüğünden daha geniştir.
Eğer Yusuf o gün zindandan çıksaydı, belki özgürlüğüne kavuşacaktı fakat hikmetinin olgunlaşacağı yılları yaşamayacaktı. Zindan onun için yalnızca demir kapılar ve taş duvarlar değildi; aynı zamanda sabrın, tefekkürün ve içsel olgunluğun mekânıydı.
Zindanda geçen yıllar Yusuf’un kalbini ağırlaştırmadı; aksine derinleştirdi.
Orada insanları dinledi, onların rüyalarını yorumladı, düşüncelerini arındırdı ve sabrın en yüksek derecelerini yaşadı. Haksızlığa uğramasına rağmen kalbinde kin büyütmedi. Çünkü kalbi Allah’a bağlı olan insan, başına gelen olayların ardında bir hikmet bulunduğunu bilir.
Bu yüzden Yusuf’un zindanı aslında onun kaderinin hazırlık odasıydı.
Allah bazen bir kulunu doğrudan yüksek bir makama çıkarmaz. Önce onu görünmeyen bir eğitimden geçirir. Sabırla, yalnızlıkla, bekleyişle ve dua ile olgunlaştırır. İnsan o süreçte kendisini gecikmiş zanneder; fakat hakikatte kader onu büyütmektedir.
Yusuf’un zindanda kalışı işte böyle bir olgunlaşmanın hikâyesidir.
Ve sonunda o gün geldiğinde, kralın gördüğü rüyanın anahtarı saraydaki bilginlerin değil, zindandaki Yusuf’un elindeydi.
Çünkü Allah bir kuluna bir ilim verdiğinde, zaman ne kadar geçerse geçsin o ilim en doğru anda ortaya çıkar.
Böylece Yusuf zindandan sadece özgürlüğüne kavuşarak çıkmadı. Aynı zamanda bir halkın geleceğini yönetecek hikmetle çıktı.
Bu kıssa insana şu gerçeği öğretir:
Bazen insanın hayatında gecikme gibi görünen şeyler vardır. Kapılar açılmaz, dualar hemen gerçekleşmez, yollar uzar. Fakat Allah bir kulunu büyük bir hayra hazırlıyorsa, o kulun kalbini önce sabırla eğitir.
Çünkü olgunlaşmamış bir kalp büyük bir emaneti taşıyamaz.
Bu yüzden Yusuf’un zindanı aslında bir kayıp değil, kaderin sessiz bir eğitimiydi.
Ve insan kaderi düşündüğünde şu hakikati fark eder:
Allah’ın geciktirdiği şeyler çoğu zaman reddettiği şeyler değildir.
Onlar sadece doğru zamanın gelmesini bekleyen hikmetlerdir.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.91k Okunma |
264 Oy |
0 Takip |
185 Bölümlü Kitap |