15. Bölüm

13.Bölüm/Depoda kıvılcım

Starry_nightt
berra._4

Annabell'in gözünden

🌃(45dakika önce)...

"Benim aklım sende kalırsa ne olacak.Gel buraya." Muhafızı yakasından tutarak çektim.Beni ilgi çekici bulduğunu gayet net görüyordum ama neden kaçıyordu anlamıyordum.Kargaşanın içinde onu bulmaya çalışırken her yeri turlamıştım resmen.

 

Hala köşe bucak kaçmaya çalışıyordu.Neresine baksam diye şaşırdım yüzünde sapsarı saçları çok daha dikkatimi cekiyordu.Yine de yeşil gözlerine bakarak konuştum."Şimdi seni bırakır mıyım sanıyorsun."Somurtkan ve aynı zamanda eğlenceli bir tavırla "Bırakmaz mısın?" Dedi.Mücevherlerle süslü takımına şakasına yumruk attım."İstediğimi yapana kadar benimle buradasın." Ağır kadehi eline tutuşturdum ve kurnazca göz kırptım.Sanırım bu onun için bile hızlı olmuştu.

 

Her neyse.Başka ne zaman bu lüks saraya girme fırastım olabilirdi ki?En iyisi değerlendirmekti.

 

"Neden benden kaçtığını anlamıyorum.Muhafızların partide eğlenmesi yasak mı?" Gürültüden dolayı sesli konuşmak zorundaydım ve bu boğazımı acıtıyordu.Her ne kadar böyle ortamları sevsem de bir süre sonra çekilmez oluyordu.Kral Arthur Salvador ortalarda bile yoktu.Bu gibi önemli günlerde halkla bir iki muhabbetin önemli olduğunu sanırdım.

 

Balonun başlaması üzerinden bir buçuk saat geçmesine rağmen Alberta'yı da görememiştim.Nerede olduğunu merak ediyordum fakat biraz daha bekleyebilirdi.

 

Karşımadaki adamı incelemekten alamadığım göz bebeklerim onun cevabını beklerken büyüyordu.Peynir sürülmüş ekmek gibi teni ve hafif tombul yanakları ona daha zarif bir yakışıklılık veriyordu.

 

"Sadece işimle başka şeyleri karıştırmak istemiyorum.Yanlış anlamanı istemem.Seninle takılmak hoşuma gitmiyor değil." Dediğinde ağzım kulaklarıma vardı.

 

Tamam.En azından benden nefret etmemişti.

 

Bitirdigi içkisinini tekrar şarapla doldurdum."Buna sevindim." Ağzıma tarçınlı bir kurabiye attım.Yanımdaki kızların ciyaklamaya benzer seslerine homurdanarak karşılık verdim.

 

Fiyasko sarılı bir elbise giymiş olan sallanarak yan gözle bana baktı.Kulaklarımı tırmalayan bir sesle bağırdı."Sanane ve benim ne yaptığım.Bak dökerim bu kırmızı şarabı üstüne o güzel elbisem mahfolur." Kolunu yukarı doğru kaldırdığında etrafa sıçrayan içecek geriye doğru kaçmasaydım az daha üstüme geliyordu."Delirmiş bu insanlar."Dedim.Olanları gülerek izleyen muhafıza döndüm."Hadi biz bahçeye çıkalım."

 

"Orası da kalabalıktır ama." Yüzüme kalbimi hızlandıracak kadar yaklaştı. "Ama ben daha güzel bir yer biliyorum." Hafifçe sırıtışı bile beni büyülüyordu.Güldüğünde dudakları aşşağıya doğru kayıyordu.

Rüyamda görsem bu kadar çekici bir erkekle karşılaşamazdım yemin ederim.

Koluna girerek "Götür beni." Dedim.

 

Kalabalığın arasından sıyrılırken nereye gittiğimizi bile göremiyorum.Yanlışlıkla carptığım kişilerden özür diliyerek onun hızına yetişmeye çalışıyordum.Sonunda etrafta hiç kimse kalmadığında merdiven altı bir yere gelmiştik.Trabzanların çok arkasında kalmamıza rağmen koca pencere ortamı aydınlatıyordu.Atlasam çıkabileceğim kadar yere yakın,kalın ahşaptan yapılmış,çiçeklerle süslenmiş bir pencereydi.

 

Hemen kenarına oturdum.Ayaklarım neşe ile kıpırdanıyordu."Çok güzel bir yermiş burası" Dedim o da yanıma gelirken.Ceketini topladı ve tam karşıma oturdu.Işıldayan gözlerle ona bakarken dudaklarına melankolik bir gülümseme hakim oldu.Önümde solan yüzüne ne olduğunu sormak için yaklaştım.Sıcak yanaklarına elimi koymak istiyordum fakat şimdilik biraz daha mesafeli olmamız gerektiğinini düşünüyordum.

 

"İyi misin?" Dedim sadece.Camın ardındaki loş ışıklar cebinden çıkardığı metale yansırken konuştu."Sana bir hediye vermek istiyorum." Uzattığı elindeki şeye baktığımda antika bir pusulaydı.Parmaklarımı açtı ve avucuma koydu."Bu gün bitse de seni bir daha görmek istiyorum.Lütfen bunu al...Ve değerli yüzünü,seni her istedigimde görebilmem için bana armağan et." Ellerini saçlarımın arasına geçirdi ve daha da yaklaşırken "Nerede olduğun önemli değil.Seni tekrar bulacağıma eminim." Dedi.

 

Belimi kavradı ve dudaklarımızı buluşturdu.İçim kıpır kıpır olurken bunun ilk öpücüğüm olmadığını kendime hatırlatmaya çalıştım.Ama yine de bu çok yakıcıydı.Dudakları ağzımı da içine aldığında heyecandan kıkırdadım.

 

Bende tam elimi sarı saçlarının arasından geçirmeye kalktığımda yeri gümbürdeten sesle duraksadım.Onu omuzlarından iterek kendimden uzaklaştırdım.İkimiz de aynı anda cama doğru baktığımızda yerde kanlar içinde yatan bir kadın vardı.

 

________________________________________

Alberta

☀️(Sabah)...

 

Karanlığın içinde ışık gözümü alıyordu.Heryerim tutulmuştu.Sızlanarak gözümü açtım ve olanları hatırlamaya çalıştım.

 

Onu yaralamıştım ve korkudan camdan aşşağıya atmıştım.Nefes almadığından emindim fakat gözümü camdan kısa bir süreliğinde ayırıp tekrar baktığımda ortadan kaybolmuştu.Kargaşa yoktu.Bu yüzden olanları kimsenin görmediğini düşünüyordum.Daha sonrasında uyuşturucunun etkisiyle ve vücudumun enerjiye yenik düşmesiyle uyuyakalmıştım.Bunu yapmadan önce son irademle elimdeki derin kesiği,elbisemin bir parçası ile zar zor sarabilmiştim.

 

Acıya karşı dişimi sıkarak ayağa kalktım.Dün gece olanlar hala midemi bulandırıyordu.Tuvaletin yerinde kurumuş kan izleri vardı.Ne yapacağımı bilememiştim.O kadar korkmuştum ki karıncayı bile incitemeyen ben ölü bir bedeni camdan aşşağıya kolaylıkla atabilmiştim.Nereye kaybolduğunu bilmiyordum.Sürünerek gidecek halde değildi ve büyük ihtimalle onu oradan biri almıştı.

 

Zaten beni tuzağa düşüren de revirdeki çocuk değil miydi? Artık ikisinin birlikte calıştığından emindim.

En azından elimde emin olduğum biri vardı.Daha sonra bunun için bir şeyler düşünecektim.

 

Mavi tonundan eser kalmamış elbiseme bakarak iç çektim ve tuvaletin kapısını yavaşça açarak dışarıya göz attım.Simdilik birileri yok gibiydi.Tam ayağımı dışarı atmışken yanımda biten iki hizmetçiyle geri adım attım.

 

"Kesinlikle her zamankinden bin kat daha yakışıklıydı.Mavi takımının içinde adeta bir yunan tanrısı gibi görünüyordu." Dediğini duydum birinin.Buna karşılık hıza cevap veren diğerinin sesi daha az heyecanlı gibiydi.

"Üzerindeki mavi değil siyahtı bir kere.Ayrıca bütün planların boşa gitmiş gibi görünüyordun."

 

"Evet.Haklısın fakat bir dahakine çok daha iyi bir elbise seçeceğim.Ayrıca sen prensi benden daha iyi gözetlemiş gibi duruyorsun."

 

Kapının küçük aralığından bakarken bunu söyleyen kız,yanındakinin yüzüne doğru genişçe bir çorba kepçesi sallıyordu.

"Çek şunu gözümün önünden."Dedi diğeri.Arkasından kışkışlayarak ekledi."Daha fazla oyalanırsan değerli prensciğinin gözünden duşeceğin kesin.Ayrıca o artık Kral oldu.Onun yanındayken pot kırsan ne gülerim ama." İçten bir kahkaha patlattı ve sonunda ikisi de farklı taraflara dağıldı.

 

Uzun ve boş konuşmaları sonunda bittiğinde hızla koridora atladım ve merdivenlerden inmeye başladım.Bu sefer de birilerinin ayak seslerini duyduğumda bulunduğum kattaki bir odaya attım kendimi.

 

Neyseki kapılar ses çıkartmadan kapanabiliyordu.Sadece adımlarını duyduğum kişi gittikçe bu tarafa yaklaşıyordu.Panikten ellerim titremeye başladığında kaçacak bir yer bulmak adına istemsizce geriye adım attım.

 

Atmaz olaydım.

 

Götümle tuşuna bastığım piyanonun sesi neden bu kadar yüksek olmak zorundaydı!?

 

Arkamı döndüğümde burası müzik aletleriyle dolu bir odaydı.Aralarındaki büyük ve beyaz piyano hariç hepsi tozla kaplanmıştı.

 

Adamın sesi kapının dışından içeriyi buldu."Orada biri mi var?" Dedi.

 

İçimden öyle küfürler saydırıyordum ki şu an.Odada arkasına saklanabilceğim kadar geniş hiç bir şey yoktu.Yine de korkumu göz ardı ettiğimde bir şans var gibiydi.

 

Pencerenin yanına durdum.Muhafız kapıyı açmak üzereydi.Tek kaçış yolum atlamaktı.

Tamam.Bunu yapabilirsin.Sadece ikinci kattasın.

Hay sikiyim bu çok korkunçtu!

 

Kapıya kısa bir bakış attığımda kol inmek üzereydi.Serbest kalan dil ile aynı anda camdan adımımı atmam bir oldu.

 

Aslında bu çok abartı olurdu.Sadece camdan aşşağıya sarktığımı söyleyebilirdim.Çünkü boyumun biraz altında diğer camın üst çıkıntısı vardı.

 

İçeride dolaşan muhafızı hissedebiliyordum.Açık cama doğru yaklaşırken kollarımdaki sızı da artıyordu.Bulundugum yerin yüksekliğine baktığımda öncekinden çok daha iyidi.Bu yüzden kendimi aşşağıya bıraktım.

 

"Off." Bacaklarım kırılmamıştı en azından ama hep bu kıçım başıma dert oluyordu.Acıyla arkamı ovuşturdum.Muhafızı hatırladığımda hızla duvarın köşesine sindim.

Umarım görmemiş veya duymamıştır.

Bundan emin olduğumda rahatladım.

 

Sarayın yan bahçelerinden birindeydim.Çimlerle kaplı,çok fazla kullanılmadığını sandığım bir yol uzanıyordu sol tarafımda.Yinede bu dar yer bir çok biblo ile dekore edilmişti.Ayaklarımı zorlayarak kenimi yürümeye ikna ettim.Canım çok yanıyordu fakat şimdilik idare etmem lazımdı.Bu saraydan kimseye görünmeden çıkmak istiyordum.

 

Sakat adımlarla yaklaşık iki dakika yürüdüğümde kocaman bir bahçe ile karşılaştım.Dümdüz biçilmiş çimler üzerinde uzanan şekilli ağaçlar,asimetrik şekilde uzayan bir şelale,çardak,tenis kortu ve hatta atış alanı bile vardı.Butun aktiviteleri sığdırabileceğiniz dev gibi bir alandı.

 

Sarayın içinden arka bahçeye çıkış kapısı tam solumda kalıyordu.Onun önüne de güzel bir sandalye koltuk takımı atmışlardı.Yanlarında bulunan kolonlar ise denizin ve doğanın birleşimi gibi sihirle süslenmişti.

 

Daha fazla baktıkça çimlerde koşturasım,yuvarlanasım geliyordu.Sanki içimdeki bütün sıkıntıları bu şekilde atabilirmisim gibi...Yavas yavaş ilerlerken temiz havayı içime çektim.Tam bu esnada bahçeye giren biriyle tıkanmaktan öleceğimi sandım.Hemen kendime geldim ve ses çıkarmadan depo olduğunu sandığım bir kapıdan içeri girdim.Kapıyı kapatmadım sadece duvara yaslandım.Bahçedeki küçük kız bağırdı "Abi hadi geldim ben."

 

Abi mi? Ne abisi be!

 

Karanlık depoda gözüm hiçbir şeyi göremezken kızın sesinin yaklaştığını hissediyorum.

Bu gün gerginlikten ölmezsem sevinecektim.

 

Elimi boşluğa uzatarak gidebileceğim yerleri anlamaya çalıştım.Buralarda bir yere saklanabilirdim sanırım.Her yer koca yığın eşya ile doluydu.Yıkmaktan korktuğum için daha temkinli adımlar atarak içeriye doğru ilerledim.Kız bu sırada hala sesleniyordu.

 

"Hadi ama abi.Yine seni beklemekten ağaç olacağım."

 

Sonunda görebileceğim küçük bir aralık bulduğumda geri geri yanaşmaya çalıştım.Biraz dardı.Kendimi araya girmeye zorlamaya çalışırken alnımdan ter damlacıkları akıyordu.

 

Omuzlarımı daralttım ve sonunda küçük alana yerleştiğimde rahatlayamadım çünkü tam arkamdan "Geliyorum." Diyerek kalkan bir adam bütün dengemi altüst etti.Omuzuma kafasıyla sertçe çarptığında öne doğru düşmek üzereydim fakat beni son anda tuttu ve bu sefer tek başıma düşeceğime onunla birlikte eşyaların üstüne yığıldık.Belimi kavrarken ve nefesini yüzümde hissederken arkamızdaki bütün hersey dağılmıştı.Sert cisimler sırtıma batarken hiç bir şeyi düşünecek durumda değildim.Sıkı bedeni üzerimdeyken sadece onun gözlerine bakabiliyordum.

 

Kesinlikle deşifre olmuştum.Sıçmıştım.Ama an o kadar içine çekiciydi ki gözlerim dudaklarına kayarken bunu fark etmemiştim bile.O da hiç bir tepki vermiyordu ve bu benim daha çok kafamı karıştırıyordu.Sanki teslim olmuşçasına öylece duruyordu.

 

Hayır.Buna çekilemezdim.

 

Altından çıkmak için kıpırdandım.Bu kadar rahatsız edici bir an olamazdı.Ben onun elini belimden çekmeye çalışırken deponun içine çoktan girmiş kız bize bakıyordu.Karanlıkta gözlerini belertmiş ne olduğunu anlamaya çalışırcasına bakıyordu."Oha" Dedi.

"Oha." Dedim.

Yuh yani.Ayı gibi çullanmıştı üstüme.

 

Ayrıca Arthur'un kardeşi mi varmış?

 

Neye şaşıracağımı şaşırmış durumdaydım.

 

Bölüm sonu...

_________________________________________

Ta ta ta tammmm🤍😌Nasıl bölümdüü? Oylamayı ve yorum yapmayı unutmayın.Gercekten okuyanları burdan anlamak istiyorum.Bu bölüm ilk defa aralarında daha net bir çekimin olduğunu hissettik gibi.Ama daha nefreti görmedik nereye diyebilirsiniz.Onu bnede daha düşünmedim valla hemen evlendirebilirim.Yok yok olmaz öyle şey.PEHOSHSOSHİSJ Bekleyin siz devamını bakalım neler olacekkk🫶🏽Seviliyorsunuz🧜🏻‍♀️🫧

_________________________________________

Bölüm Vibe:

+ Artık bölümleri çok fazla uzun tutmayı düşünmüyorum.Oncekiler 2.000 kelime flndı.Hem zaten zar zor bölüm yazıyorum hemde uzun sürdüğü için çok fazla göz önüne çıkmıyor bu yüzden.Ama en heyecanlı yerlerde bitirerek sizi canlı tutacağım 😌🙏🏿merak etmeyin🎀

Bölüm : 29.08.2025 20:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...