

Kahretsin! İşte merakına yenik düşersen görürsün o geçitin arkasında ne varmış.N'olurdu normal bir şekilde yaşasan.Ölür müydün?Asıl şimdi öldün kızım.Aptalım ben.Aptal.
Adama karşı koymaya çalışıyordum ama hem midem bulandığı hem de boğazıma dayalı bir bıçak olduğu için hareketlerim etkili değildi.Tamam şimdi burada ölecektim.Kimse beni bulamayacaktı.Ben kafamda sonumu yazarken adam beni sarstı ve hızlı bir hamleyle hançerini tenime daha çok batırıp boğazıma kesik attı.
"Konuşsana! Kimsin? Neden buradasın? Yoksa onun adamlarından mısın!?" dedi.
Beni biraz daha sıkıştırırsa şuracıkta panik ataktan bayılacaktım.Boğazım gerçekten çok acıyordu.Zar zor da olsa yutkunup konuştum.
"Ben buray- Ahhh" daha fazla konuşamadım.Çünkü göz ucuyla boğazımdaki kesikten göğsüme doğru ince bir çizgi halinde akan kanı gördüm.Zaten altüst olan midem iyice ağzıma geldi.Hırıltılı bir sesle "Lütfen" dedim.Daha fazla tutamayıp ayaklarımın dibine kustum.Adam sonunda beni bırakıp yanıma geldi.
"Gerçekten özür dilerim.Sanırım biraz abarttım.Annem hep yabancılara karşı tetikte olmamızı söyler.İyi misin?"
O hızlı hızlı konuşurken başım dönmeye başladı.Tutunacak bir yer aradım.Boşluk.Boşluk.Boşluk.Elim her seferinde boşluğa gidiyordu.Etraf iyice karardı.Daha fazla dayanamayıp yere yığılacakken yabancının kolları beni tuttu.
°°°°°°°°°°
"Sana söylediğim hiç bir şeyi yapmıyorsun.Vicdanına yenik düşmemelisin hele ki düşmanlarımız varken.Ya onlardan biri olsaydı.Oracıkta işini bitirmeliydin.Hiç mantıklı düşünmüyorsun!"
"Yeter! Denedim ama ben senin kadar taş kalpli olamıyorum anne üzgünüm"
"Yazık.Çok yazık.Ben olmasam kendi başının çaresine asla bakamazdın.O yufka kalbin yüzünden kıyıda köşede ölüp giderdin"
"Herkesin hataları olur anne.Ama artık dayanamıyorum! Bırak istediğimi yapayım.Eğer sonum vicdanım yüzünden olacaksa da olsun."
Daha fazla bu tartışmayı dinleyemiyecektim kafam iyice allak bullak olmuştu.Bunları sonra düşünürdüm.Hafifçe kıpırdanıp gözümü açtım.Ne kadar süredir baygındım acaba?Kızlar beni merak etmiş midir?Ahh ya annem ile babam?Boğazım hala yanıyordu.Ama sanki daha iyi gibiydi.Elimi yarama götürdüm.Üzerini sarmışlardı.Sonra gözüm üstümdekilere kaydı.Mayom yoktu onun yerine kahverenginin farklı tonlarındaki büyük kumaş parçalarının üç yerinden işlemeli eski tokalarla birbirine bağlandığı bir elbise vardı.Boyu biraz kısaydı.
Etraf bir anda sessizleşti.Kafamı kaldırdığımda ikisi de bana bakıyordu.Kadının gözleri üzerimdeydi.Sanki her an bir hamle yapabilecekmişim gibi tetikte duruyordu.Benimkiyle aynı kıyafeti giyiniyordu.Upuzun siyah saçları,yeşil gözleri ve güzel ama birine baktığında yerin dibine gömecek kadar sert bakışlı bir yüzü vardı.
Adam ise iyice yakınıma gelmişti.Konuşmam için ağzımın içine bakıyordu.Adam dediysem de benden iki-üç yaş daha büyük duruyordu.Kahverengi ama sarıya da çalan çok güzel saçları,toprak rengi gözleri vardı.Sanki toprağın arasına gömülmüş değerli mücevherler gibi parlıyordu irisleri.Vicudu çok yapılı değildi.Annesinin aksine bakışları içimi eritecek kadar yumuşaktı.Ama ona ismi her neyse hâlâ çok sinirliydim.İnsan bir durur önce dinler dimi?Annesini gururlandırmak istediğini anladım ama buna benim denk gelmem pek hoş olmadı.
Kadın "Ben daha fazla dayanamıyorum" diyerek kapıya doğru yürüdü,eşikte durdu ve beni işaret etti "Bunun için bir şeyler düşüneceğim" Gözlerini kısıp elini ikimizin arasında gezdirdi "Ben gelene kadar kızdan sakın gözünü ayırma ve gereksiz konuşma Drake.Birazdan yanıma gel." bunu dedikten sonra hızla arkasını döndü ve gitti.Nereye düştüğümü sorgulamalı mıydım?Umarım bu Drake denen oğlanla iyi anlaşırız yoksa bu kadın beni gözünü kırpmadan öldürür.Oğlana doğru döndüm fakat bana bakmıyordu.Derin düşüncelere dalmış gibiydi.Hüzünlü duruyordu.Annesiyle aralarında geçen konuşmayı duyduktan sonra ona biraz acımış olabilirim.Hayır kızım kimseye güvenmemelisin az daha seni öldürüyordu.Ama yapmamıştı.Hiç tanımadığım biri de olsa birini üzgün görmeye dayanamazdım.Yavaşça koluna doğru uzandım.
Ama ben daha ona uzanamadan ani bir şekilde geri çekildi.
"Uzak dur!" kaşlarını çattı ve belinden hançerini çıkarıp bana doğrulttu.Eli mi titriyordu?
Tekrar uzanmaya çalıştım.
"Sen iyi misin?" Bunu gerçekten içimden gelerek sordum çünkü Drakein duygularının bu kadar çabuk değişebilmesi beni endişelendirdi.Ne olduğunu anlamaya çalışır gibi ona baktım ama hiç tepki vermedi.Sonra kaçar gibi odadan çıktı.Çıkıp gittiği kapıya öylece bakakaldım.
O gidince etrafı iyice inceleme fırsatım oldu.Çok büyük bir oda değildi.Duvarları toprak ve tuğladandı.Üzerinde anlam veremediğim karışık tablolar asılıydı.Bunları yapanın iyi resim çizme yeteneği olduğu söylenemezdi ama ne yaşıyorsa sanki bütün duyguları o tabloların içineydi.
Bunun dışında odada tek kişilik bir yatak,yatağın yanıbaşında bir komodin ve tabloların yanında duvarları süsleyen(pek süs olduğu söylenemez)keskin mızraklar asılıydı.Mızrakların altında ise sanki yerin on kat altından çıkarılmış gibi duran çok eski ama değerli gibi duran bir sandık vardı.Yataktan kalktım ve sandığın yanına çömeldim.Elimi sandığın üzerinde gezdirirken gözüm kilit yerindeki işlemeye kaydı.Bir kılıcın iki yanından çıkan melek kanatları.Özenle buraya konulmuş gibiydi.Ben sandığı hayranlıkla izlerken içeriye geldiler.Kafamı kaldırıp onlara baktığımda kadın şok geçirmiş gibi bana baktı ve üzerime doğru hızla geldi.
"Sen napıyorsun burda.Annen baban sana başkalarının eşyalarını karıştırmaman gerektiğini öğretmedi mi? Çekil ordan!"
Sertçe kolumdan tuttu ve beni kaldırdı.Gözlerinden alevler fışkırıyordu.Böyle davranması sandığa olan merakımı arttırmıştı.İçinde ne olabilirdi ki?İnsan cesedi falan mı?Bu kadından onu beklerdim.Ama sanki gözlerinde biraz da hüzün var gibiydi.Kafam iyice karışmıştı.
Drake de olanları şaşkınlıkla izliyordu.Annesinden iğreniyor gibi duruyordu.Çok değişik.Kim bilir neler yaptı da kadın koskoca oğlanı bu hale getirdi?Of beni ne alakadar eder dimi?Zaten yakında buradan gideceğim.
Kadın bana doğru döndü ve konuştu
"Zaten buradan gidemeyeceğini biliyor olmalısın.Bu yüzden sana işe yaraman için çok güzel bir görev buldum" dedi ve pis pis sırıttı.Sanırım buradan çıkış yoktu.
- DRAKE ❤️🩹
Eli elimi tuttuğunda parmak uçlarımdan göğsüme kadar bir ürperti hissettim.Sıcak ve tatlı bir ürperti.Simsiyah saçları,ela gözleri,çıkık köprücük kemikleri...o kadar güzeldi ki.Ona saatlerce bakıp içinde kaybolmak istiyordum.Ama hayır zaten yakında gidecek.Bu yüzden ona bağlanmamalıyım.Bu farkındalıkla elimi ondan biraz hızlı çekmiş olacağım ki yüzüme bu hareketime anlam verememiş gibi baktı.Ahh hadi ama kızın dikkatini kendine değil başka şeylere çekmelisin Drake.Konuya nereden girsem diye düşünme söyle işte bir şeyler.Tanrım neden bu kadar stresliyim ki.Tamam konuşacağım.
"Ben doğduğumdan beri annemle birlikte burada yaşıyoruz.Burası onun odası."dedim ve duvara asılı mızrakların yanına yürüdüm."Bu mızrakların üzerindeki desenleri annem işledi.Kendisi gerçekten yetenekli bir kadın"sonrasında bir fısıltı kadar sessizce ekledim "Keşke anneliği de öyle olsa"Ama olmayınca olmuyordu işte.Belki de herkes anne olmamalıydı.Aslında ben küçükken çok güzel anılarımız olurdu.İkimizin de herşeye rağmen güldüğü,anne sevgisini içimde hissettiğim zamanlar.Ama sonra ne olduğunu anlamadığım bir şekilde benden uzaklaşmaya başladı.Bunun benimle ilgili olduğunu sanmıyorum ama sanki hayattan bezmiş gibiydi.Sanki etrafına buzdan bir kabuk örmüştü.Ona ne olduğunu sorduğumda hep kabuğuna daha çok çekildi.Bana hiç bir şeyi anlatmadı.En küçük bir şeye bile sinirlenmeye başladı.Ona üzülüyor muydum kızıyor muydum bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey vardı biz bir daha asla eskisi gibi olamadık.
"Gerçekten çok güzellermiş" dedi.Sonra ayağımızın dibindeki sandığı gösterdi"Bunun içinde ne olduğunu biliyor musun?"
"Hayır bilmiyorum.Zamanında içinde ne olduğunu ben de merak ettim ama annem bunun sözünü açtığım an sessiz kalmayı tercih etti.Çoğu şeyi kendi içinde yaşayan bir kadın.Bana fazla şey söylemez.Ben de üstüne çok gitmem,eğer gidersem gördüğün gibi agresifleşebiliyor."
"Anladım.Ama yine de sonuçta o senin annen.Bazen sana yükselsede eminim seni çok seviyordur.Umarım aranız daha iyi olur" dedi ve omzumu sıvazladı.Ona kendisini bana dokunabilecek kadar rahat hissettirmem hoşuma gitmişti.Keşke ben de elimi onun yumuşacık duran saçlarının arasından geçirebilseydim diye düşündüm.Arsız düşüncem yüzünden kendime kızdım.Sanki hiç insan görememiş mağaradan çıkmıştım.Saçmalama.
"Hadi bana diğer yerleri de göster yoksa şuracıkta uyuyakalacağım." dedi.
"İstersen daha sonra gezdiririm.Yani hiç gezdirmeyebilirim de.Gösterilecek çok fazla yer yok."
Tek istediğim sadece seninle biraz vakit geçirmek.
"Of zaten bu benim aptallığım.O kadar yoruldun bir de üstüne geliyorum."
"Sorun değil.Zaten bende merak ediyordum." dedi ve ikna edici bir tavırla kapıya yöneldi.Ben de arkasından yürüdüm.
Bir iş yapacaksın batırıyorsun.Beceriksiz.Bir şeyi de düzgün yapsan şaşarım.Aptal.Aklını kullanmıyorsun.Biraz acımasız olmalısın.
Hayır.Yapamam.
Senden hiç bir şey olmaz.
Sus!
Sus!
Sus!
Sonunda sustuklarında sımsıkı yumduğum gözlerimi açtım.Alberta bana bakıyordu.Hayır bana öyle bakma lütfen.Bana acıyormuş gibi bakma.Kendi istediklerimi yapabilirim.Kendi başımın çaresine bakabilirim.
Ben güçlüyüm...
Ben güçlüyüm...
Ben güçlüyüm...
HAYIR DEĞİLSİN
YETER !
Daha fazla gözlerine bakamadım.Benden konuşmamı bekliyordu.Gözleri kadar yumuşak bakıyordu ki kendimi açıklama gereği hissettim.
"Şu sıralar kendimi pek iyi hissetmiyorum.Bunu sana da yansıttıysam üzgünüm.Sanırım biraz fazla üstüme geliyorum.Geliyor."
"Hayır önemli değil.Kendini bu konuda kötü hissetmeni istemem." dedi ve o adımını atmadan nazikçe önüne geçtim.Sonuçta evi gezdirecek kişi bendim.Yanından geçerken tuz ve yasemin kokusu burnuma doldu.Bir daha asla duyamayacağımı düşündüğüm bu kokuyu zihnime kazıdım.Eski tahta kapı gıcırdayarak açıldı.
"Aslında kapıya gerek bile yok çünkü buraya genelde kimse gelmez.Senin gibi davetsiz misafirler dışında.Sadece annemle biz varız.Annem de benimle çok fazla konuşmadığı için genelde yalnızım."
ama sen bana iyi gelebilirsin.Birlikte vakit geçirirsek yalnızlığımı seninle giderebilirim.Alberta ne güzel de bir isim değil mi?...
Ama hiç bir şey demedi.
.....................................................................
-ALBERTA 🖤🦢
Sonunda kapıdan çıktığımızda sol tarafımda geniş bir koridor uzanıyordu.Yerlerde soğuk kumlar vardı.Duvarın iki tarafına da tek tük fenerler asılmıştı.Buraya geldiğim yer.O anı tekrar hatırlayınca aklıma geride bıraktığım ailem ve dostlarım geldi.Hayır şimdi duygulanmamalısın.Onları bulacaksın ve bulduğunda artık zengin olacaksınız.Hiç bir zaman ümidini kaybetme.
Sağ tarafıma baktığımda ise görünürde üç kapısı olan,diğerine göre daha kısa bir koridor uzanıyordu.İki tarafında duvarlarında da boyum kadar, derin kemerler vardı.Biraz yaklaştığımda kenarlarında girintili çıkıntılı işlemeler olduğunu gördüm.Yeleleri uçuşan bir at,kanadı kırılmış bir kadın,yıkıntıdan kalan enkaz parçaları ve küçük bir bebek.Anlamlandıramadığım bu desenler gerçekten çok güzel görünüyordu.
Drake'e bakmıyordum ama yanımda durduğunu hissediyordum.Şu an ortam o kadar sessizdi ki nefes alışverişlerişini duyabiliyordum.Bu durum biraz rahatsız ediciydi.Bunu anlamış olacak ki yanımdan hızla çekildi ve koridordaki ilk kapının önünde durdu.Yanına gittim ve birlikte odanın içine girdik.
"Burası annemin rölyeflerini yaptığı çalışma odası."
Küçük bir odaydı.Odada,yerde duvara dayanmış bir sürü taştan yapılmış tablo,geniş bir masanın üzerinde dağınık bir şekilde duran tornavida,zımpara kağıdı,hamur,pense vb.eşyalar ve sol köşede bordo rengi bir koltuk vardı.Odanın havası daraltıcıydı.Toz taneciklerinin havada dolandığını görebiliyordum.Bunun sebebi renklerin hep koyu olması da olabilirdi.
Ben odayı incelerken Drake koltuğa oturmuş,bana bakıyordu.
"Eee sormak istediğin bir şeyler mi var?"
Onunla konuşabileceğim başka bir zaman olmayacağını düşündüğüm için aklımdaki soruyu sordum.
"Var ama sizinle ilgili değil.Bana bu Goldgeist krallığı hakkında bildiklerini anlatır mısın?" dedim ve yanına oturdum.
"Aslında bununla ilgili pek bir şey bilmiyorum ama söylentilere göre bu krallık uzun zamandır var ve en zengin zamanlarını 15 yıl önce yaşamış.O zamanlar birbirinden ayrı yaşayan bir çok topluluk vardı.Onların altınlarını aldı.Yetmedi yeryüzünde yaşayanların da her şeyini sömürdü.Kral Kendrick çok küstah,gaddar ve olaylardan da anlayacağın üzere paragöz bir insan.Kralın karısı kraliçe Ariana yakın zamanda öldü.Şu anda kendisinin ağır bir hastalık geçirdiğini duydum.Eğer ölürse onun yerine tahta oğlu Arthur geçecek.Arthur hakkında pek bilgim yok.Sanırım halkla haşır neşir olmayı seven biri değil.Tüm bildiklerim bu kadar."
Hayal meyal gelen bu konuşmayı dinlerken gözlerimin kapandığını fark etmemiştim.Acmaya çalıştım ama olmayınca kapalı kalmalarına karar verdim.Oturduğum koltuğa iyice yerleştim ve uykunun kollarına kendimi bıraktım.
....................................................................
~ DRAKE❤️🩹
Anlatmam bitince Alberta'ya döndüm fakat gözleri kapalıydı ne ara uyuduğunu anlamadım.Çok yorulmuş olmalı.Yerinde kıpırdandığında başı düşecek gibi oldu,hemen tuttum.Bir elimi koltuk altından,diğer elimi bacaklarının arasından geçirdim ve onu yavaşça koltuktan kaldırıp benim odama götürdüm.Annem buraya geleceğini söylemişti ama şu an görünürde yoktu.Neyse şu an onun nerede olduğunu düşünemeyeceğim.Hala kucağımda olan Alberta'yı yatağa yatırıp,üzerini örttüm.Uyurken o kadar narin görünüyordu ki,siyah bir kuğuya benziyordu.
Onunla ilgili yanlış fikirlere kapılmadım.Sadece insan bu tek düz, hergunu aynı olan hayatın dışında içini dolduracak saf ve güzel hissettirecek şeyler istiyordu.
Hayatımın kırılma noktasıydı derler ya?belki de öyle olurdu.
__________________________________
Şimdi okuyunca Drake'i biraz fazla mı arsız yazmışım ne? Pwuwphswiahoshspjzj Ama şimdi onun da duygularını biraz anlamak lazım kaç sene o yerde annesinin baskısıyla yaşamış ve nadiren insan yüzü görmüş.Çocuk resmen hapis olmuş oraya.Belki de o kırılma noktası gerçektir?
Her neyse umarım bölümler sizi tatmin ediyordur.Ama bu daha hikayenin başı ve ilk yazdığım zamanlar bu yüzden ilerleyen bölümlerde-sarayın da içine girdigimizde-her şey daha akıcı olacaktır.
+Şu an buraya ilk defa kitap yüklediğim için daha önceki yerlerden kopyala yapıştır yaparak ekliyorum.Fakat yazı stilini değiştirmek istediğimde kelimeleri seçemiyorum.Özellikle iç konuşma bolumlerini yan yazı stiliyle yazmıştım.Şu anda burda yapamıyorum üzgünüm.🙌🏽
Teşekkürler🗡️🫧🎀
Yorum yaparsanız sevinirimm
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 2.18k Okunma |
1.38k Oy |
0 Takip |
17 Bölümlü Kitap |