4. Bölüm
Starry_nightt / Su Altı Krallığı / 3.Bölüm| Sonsuzluğun Kapısı

3.Bölüm| Sonsuzluğun Kapısı

Starry_nightt
berra._4

"Hadi uyan artık!Biz kaldırmasak hala uyuyor camış gibi.Kalksana kızım kalk Aaaaa!" Şu an sabah sabah dürtülerek uyanmayı deneyimliyordum.Bi dakika Kızım mı?Ama annem bana böyle seslenmez ki.Ah Tanrım şimdi hatırladım.Buraya geleli çok olmamıştı fakat ona bir daha dönememe korkusu içimi yiyip bitiriyordu.Benim dışımda kimsesi yoktu.Annemin bana ihtiyacı vardı ama ben onun yanında değildim.Umarim kendini yalnız ve korkmuş hissetmiyordur.

 

Petra'nın beni son kez dürtmesiye gözlerimi açtım.Açmaz olaydım.İllet kadın tepemde dikilmiş bana sinirle bakıyordu."Kalk da bişeyler ye.Bu gün büyük gün." Bir anda sinirli halinin yerini neşeli bir hal almıştı."Kahvaltıyı mutfağa hazırladım,oyalanmadan gel." dedi ve gitti.Yatakta doğruldum ve gözlerimi ovuşturdum.Bi dakika ben dün koltukta uyuyakalmıştım ama burası başka bir odaydı.Drake beni buraya mı taşımıştı?Ahh şimdi utançtan bayılacağım.Drake'in olduğunu düşündüğüm odaya kobalt mavisi ve bej rengi tonları hakimdi.Her odada olduğu gibi duvarlar candızdı fakat Drake'in eşya zevkinin burayı daha iyi bir hale getirdiği söylenebilirdi.

 

Petra'nın sözünü unutmadan yataktan kalktım.Duvarda asılı duran kırık aynada yüzüme baktım.Saçlarım bana her zaman ihanet ederdi bugünde şaşmadı.Yüzüme çeki düzen vermeye çalışırken aynanın kenarından gözüken boya dikkatimi çekti.Aynayı kenara çektiğimde altında küçük bir çocuk tarafından yapıldığı belli olan çizimler gördüm.İlk geldiğim odadaki tabloların aksine rengarenk çizimlerdi bunlar.Drake'in odasında olduğuna göre bunlar onun resimleriydi.O bu renkli çizimleri saklamaya çalışırken annesi karanlık tablolara bakmayı tercih ediyordu.Anlam veremediğim bir şey daha.

 

Ben bunları düşünürken burnuma balık kokusu dolmaya başladı.Okyanusa kıyısı olan bir kasabada yaşadığım için elbette balığa bayılırdım fakat daha önce hiç kahvaltıda yememiştim.Bunun midemi bulandırmayacağından emin değildim.İsteksiz bir şekilde Drake'in odasının yan tarafında olan mutfaktan içeri girdim.

 

Kahvaltıda gergin bir sessizlik vardı.Sanırım ortalama on dakikadır yemeğime eziyet ediyordum.Sadece yemeğim değil ben de eziyet çekiyordum.Birini öldürmek asla benim yapabileceğim bir şey değildi.Ve birazdan gideceğim düşüncesiyle karnıma ağrılar giriyordu.Sonra aklıma dün Drake'in krallık hakkında anlattığı şeyler geldi.Çok fazla dinleyemediğim bu konuşmada 'Yetmedi yeryüzünde yaşayanların da yer şeyini sömürdü' demişti.O zamanlar küçük bir çocuk olmama rağmen hatırlıyordum.Kasaba halkı uzun zaman kıtlık çekmişti.Geçinebilmek için annem sürekli çalışmıştı.O kadar yoruluyordu ki gözümün önünde günden güne erimesini izliyordum.Bu durumda hasta olamaması imkansızdı.Artık eli ayağı tutmamaya başlamıştı.Onun yerine ben çalışmaya başlayınca hem anneme bakmak hem de işime devam etmek zorundaydım.

 

Çok zor zamanlardı.Ve şimdi düşününce suyun içindeki geçitten geçtiğinizde buraya en yakın yer Steamburg kasabasıydı.Yani o zamanlarında Drake'in dediğine göre on beş sene öncesiyse bu krallık o krallıktı.Goldgeist krallığı.İşte şimdi içimdeki öfke harlanmıştı.Kendi hayatlarını güzelleştirmek için bizimkini mahvetmeye ne hakları vardı! Şimdi bu fırsat elime geçmişken onlardan intikamımı alacaktım.Kasabam için ama en çok da annem için...

 

Yemek bittiğinde hep birlikte sofrayı topladık.Bunu yaparken Petra hiç konuşmamıştı.Bulaşıkları yıkarken çaktırmadan yüzüne baktığımda kaşları çatıktı ve sürekli bir şeyler düşünüyor gibiydi.Ona ne olduğunu sormak istedim fakat sonra vazgeçtim.Her ne kadar daha bir gün bile kalmamış olasam rağmen evde çok daralmaya başlamıştım.Drake buna senelerdir nasıl dayanmış aklım almıyor.

 

Sıkıcı işimiz bittiğinde nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde üçümüzde koridordaydık.Tam da geçitin olduğu yerde.Ama şu an görünürde yoktu.Açılması için büyü falan mı yapacaktık?Ne mesela abrakadabra?Off şu an ne saçmalıyorum.Kendini rahatlatamayacaksın kızım al işte geçit de yerinde yok eee o zaman kaçışın da yok.

 

"Şimdi,açıklamam gereken pek bir şey olduğunu sanmıyorum.Sadece veliaht'ın güvenini kazanacak ve onu öldüreceksin" öldürmek kelimesi ağzından o kadar rahat çıkıyordu ki gören de oyun oynuyoruz sanır.Cani kadın."Aslında direkt kralın kendisinin ölmesini tercih ederdim ama zaten yakında geberip gider.Ben onun krallığının gözünün önünde ellerinden kayıp gitmesini istiyorum.Belki sonra onu da öldürebiliriz.Hah harika bir fikir.Acı çeksin.Acı çeksin ki-"

 

"Offf hadi anne uzatma,Alberta ne yapacağını biliyor" Petra oğluna ters bir bakış attı ve konuşmaya devam etti."Geçitin açılması için şunları söylemelisin.İyi dinle çünkü buna dönşünde de ihtiyacın olacak."

 

 

 

 

⚜️Ezra'n thalum orendi!⚜️

 

 

 

(Açıl sonsuzluğun kapısı)

 

 

 

 

⚜️Farel'na telorien mor⚜️

 

 

 

(Beni dilediğim yere götür)

 

 

"Bunları söylerken içinden nereye gideceğini düşünmelisin.Goldgeist krallığı.Anlaşıldı mı?" Şu an o kadar stresliydim ki umarım söylediklerini yanlış anlamamıştım.Sadece düşün ve kelimeleri söyle.Kolay gibiydi.Yapabilirim.Ama ondan sonrası için hiç de emin değilim.Derin bir nefes alıp tam kelimeleri söylemeye başlamışken Petra'nın "Dur!" demesiyle durdum.

 

"Tanrım aptal kafam az daha unutuyordum."dedi ve koridordaki tuğlayı çıkardı.Yuh yani kadın duvarın içine gizli bölme yapmış.Elinde küçük bir şişeyle yanımıza geri döndü.

 

"Oraya gittiğinde krallığın güvenliğini sağlamak amacıyla diktikleri ağaca seni bağlayacaklar.Bu ağaç senin ruhunu görür.Eğer kötü bir niyetim varsa sonun iyi olmayabilir.İşte bu yüzden hazırladığım bu formülü ihtiyacın olduğunda iç." hafifçe gülümsedi "Şimdi gidebilirsin,bol şanslar" vay be küçük de olsa bu da bir şey.

 

Darke'e döndüğümde kafasını yerden kaldırdı.Bi an ne yapacağını şaşırmış gibi durdu sonra elini omzuma koydu "Bu gerçekten çok saçma." annesi onu dürttü "Ama umarım şans seninle olur Alberta." dedi ve geri çekildi.

 

Artık gitme vaktiydi.Bunu yapacaktım.Ne olursa olsun artık bu yoldan dönüş yoktu.Gözlerimi kapadım.Kelimeler ağızımdan dökülmeye başladığında aynı anda aklımdan krallığın adını geçiriyordum.

 

 

 

 

⚜️Ezra'n thalum orendi!⚜️

 

Goldgeist ,Goldgeist krallığına,Goldgeist krallığına

 

 

 

 

⚜️Farel'na telorien mor⚜️

 

Goldgeist karllığına,Goldgeis-

 

 

Öne doğru uzattığım parmaklarımda karıncalanma hissettiğimde gözlerimi açtım.Vay canına.Etrafımdaki renk cümbüşü göz alıcıydı.Bir süredir geçitte süzülüyordum.Daha önceki bu kadar uzun sürmemişti

 

"Ahh"

 

Sonunda geçitten çıktığımda neye çarptığımı görmek için kafamı kaldırdım.Gözlerim ışığa alışmaya çalışırken benim yaşlarımda bir kıza çarptığımı gördüm.Hemen yanına gidip kalkması için yardım ettim.Kafasını kaldırmadan yere saçılan elbiseleri toplamaya başladı.Bu sırada söyleniyordu."Kimse sonsuzluğun kapısını bu kadar acemi kullanmaz! Ve bu da bana denk geldi.Tanrım bir işim de rast gidemez mi!?" Bütün elbiseleri tekrar koluna yerleştirdiğinde beni baştan aşşağı süzdü.Sanırım yabancılar burada pek hoş karşılanmıyordu.

 

Yüzüne küçük bir tebessüm ekledi. "Bağardığım için üzgünüm.Şu anda bu elbiseleri birine yetiştirmem gerekiyor ben gelene kadar buradan ayrılmazsan on beş dakikaya seni bulurum anlaştık mı?"dedi ve ben daha onay vermeden koşturarak gitti.

 

Geldiğim yere baktığımda küçük dilimi yutmamak için kendimi zor tuttum.İşte Goldgeist krallığı bütün heybetiyle tam karşımda duruyordu...


Bölüm sonu...

 

______________________________________

 

Drake:

 

 

 

 

Toprak gibi çocuk maşallah bulamış çıkarmışlar resmen.🙏🏿

 

 

 

 

Ay bu arada önceki taslaklarımda büyülü sözler için ayrıca bir dil düşünmemiştim fakat şimdi değiştirdim ve bence guzel kelimeler çıktı ortaya.Sizce?

 

 

 

 

Tabi ki ben uydurmadım yani bu devirde yapay zeka diye bisey var.(😑Bütün büyü bozuldu şimdi✌🏽)

 

 

 

 

Yorumlarınızı bekliyorum bu aradaa

 

 

 

🫶🏽💗

Bölüm : 29.07.2025 12:48 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...