

İçeri girdiğinde sanki odanın bütün havası çekilmişti ve nefes almakta zorlanıyordum.Dağılmış kömür karası saçları,altları şişmiş soluk yeşili gözleri ve basit kıyafetleriyle çok yorgun görünüyordu.Onu asla böyle tahmin etmemiştim.Dik duruşlu,küstah ve bencil o adam nerdeydi?
Ağzını yaya yaya konuştu"Yeni gelen hanginiz?"Elimi kaldırdım."Hııhı beni takip edin."dedi ve kapıdan çıktı.Ne gevşek adam bu böyle,insan bir 'merhaba,tanıştığımıza memnun oldum,hoşgeldiniz' falan der dimi?Ama yok bunlardan ne beklenir ki.
Bu davranışı karşısında iyice sinirlenmiştim.Sen şimdi görürsün gevşek.Sert adımlarla odanan çıkacarken Annabel arkamdan seslendi "Alberta,ben burda bekleyeceğim."arkamı dönüp kafa salladım.Telaşla ekledi"Beni merak etme."Daha o kadar yakın olduğumuzu sanmıyordum ama yine de"Tamam."dedim ve kısaca koridoru taradıktan sonra Arthur'un sol köşeden döndüğünü gördüm.
Hızlı adımlarla yanına gittim ve omzuna bir yumruk attım.Yavaş vurmama rağmen düşecek gibi oldu.Tutmaya asla yeltenmedim."Hey!Sen ne kaba bir insansı böyle,gelmiş bir de emir veriyorsun."Aslında emir vermesi normaldi sonuçta yarın kral olacaktı fakat zaten onun hakkında düşüncelerim iyi değildi bir de damarıma basması yüzünden patlayıvermiştim.
Dediklerime yüz vermeyince "Sana diyorum"diye bağırdım.Tam o sırada koridorda iki tane muhafız belirdi.Hızla üzerlerime doğru gelirlerken ne yaptığımı sorguluyordum.Attıkları her adımda kalbim daha çok çarpıyordu.Korkma kızım güçlü dur!Zaten çok bir şey yapmadım ki sadece sesimi yükselttim.Düşünmeden yapılan davranışların sonucu.Kahretsin!Arthur'la tanışma fırsatını riske atmamalıydım.
"Majesteleri,iyi değil gibi duruyorsunuz dilerseniz size eşlik edelim"
"Hayır,hayır kendim halledebilirim"
"Peki kızı ne yapalım?"
"Bırakın kalsın"
Bunu duyduğumda içimdeki rahatlama tarif edilemezdi.Muhafızlar aynı anda "Nasıl emrederseniz" dediler ve baş selamı vererek gittiler.Sonunda serbest kaldığımda zarafetimi bozmadan Arthur'a doğru yürüdüm.
Uslu ve çekici bir kız olmalısın hırçın değil! Ama bu gün her ne yapsam da Arthur'un keyfi olmadığından işe yarayacağını sanmıyordum.Sanırım ilk buluşma çöpe gitmişti bile.Yanına vardığımda burnuma ağır bir alkol kokusu doldu.Midemi bulandıran bu kokuyu solumamak için nefesimi tuttum.Hızla başımı aşşağı yukarı salladım ve gitmemizi işaret ettim.Biraz daha nefes alamazsam patlıyacaktım.Neyse ki denileni anlayacak kadar kendindeydi ya da ben öyle düşünüyordum,önümden sarsak adımlarla yürürken aklımdan bunun başıma bela açmayacağını ümit ediyordum.
Vardığımız yerde kristal camlardan oluşan kare pencerelerin ortasında su kadar temiz şeffaf bir kapı ve kapının ardından görünen bir ağaç vücudu vardı.Ağaç.Aklıma hemen Petra'nın verdiği şişe geldi.Bahsettiği ağaç bu olmalıydı.Sıvıyı Arthur'a görünmeden içebilirdim ama ya kamera varsa?İşte bunu hiç aklıma gelmemişti.
Ne yapabilirim diye deli gibi düşünürken aklıma bir fikir geldi.Yüzümü Arthur'un tersi yönüne çevirdim ve öksürür gibi yaptım,bu sırda diğer elimle içime koyduğum küçük şişeyi aldım ve iki elimde ağızımdayken kafaya diktim.Umarım bu saçma bir fikir değildir ve yakalanmamışımdır.
Tekrar Arthur'a döndüğümde benimle hiç ilgilenmiyordu.Bütün ağırlığını kapıya vermiş duruyordu.Kolu tutan parmak boğumlarının beyazlaştığını görebiliyordum.Yardım için birilerini çağırmalı mıydım?Şimdi burada onu kolayca öldürebilirdim ama benden şüphelebilirlerdi.Şüpheyi bırak direkt kabak gibi ortaya çıkardım.
Saçma.
Her neyse artık buraya gelmiş bulunuyorum ve ne istiyorsa hemen yapıp çıkacağım.O zamana kadar bayılmayacağını düşünüyordum.Hem ters giden bir şeyler olursa yüksek ihtimalle kameralar çalışıyordur.Neyime güvenip böyle bir şey yapıyordum bilmiyorum tek istediğim bu yerden bir an önce çıkmak.
"Girelim mi?" dediğimde ne söylediğimi anlamamış gibi oldu fakat sonra dayandığı kapıdan uzaklaştıp yüzüme bakmadan geçmemi bekledi.Yanından geçerken gözlerinin doldu dolu olduğunu gördüğümü sandım.
Bu her neyse gerçekten çok ilginç olmaya başlıyordu.Biri bana oyun falan mı oynuyordu?Bu asla beklediğim Arthur olamazdı.Ama ona acımayacaktım.Çünkü onlar bize acımamıştı.
İçerinin havası nemliydi.Toprak ve deniz esintisinin yanında hafif bir lavanta kokusu ciğerlerinize doluyordu.Her taraf camla kaplı olduğu için dibinizdeki manzara sizi sanki suyun içindeymişsiniz gibi hissettiriyordu.Büyük ağacın kökleri bütün odayı sarmıştı.Camın arasından giren esinti saf beyaz yaprakları zarifçe uçuruyordu.
Şu an gerçekten stresli olmasam buranın rahatlatıcı olduğunu düsünebilirdim.Ne yapmam gerektiğini söylemesi için Arthur'a döndüm.Eliyle cama asılmış kelimelerin olduğu metal tabelayı gösterdi.Bu neydi böyle?Her bir yere gittiğimde büyülü sözler söylemek zorunda mıydım?
"Elini ağaca koy ve kelimeleri söyle"dedi.Ağır ağır gözlerini kırpıştırarak ekledi."Gerçekten inanarak yapmalısın."Oyalanmadan elimi ağacın gövdesine yerleştirdim ve kelimeleri söylemeye başladım.
⚜️Selvian toré lun'na éshalum⚜️
(Bağlandım ruhlar ağacına.)
Parmak uçlarımda oluşan ışıltılı dallar adeta kök salar gibi kolumu sardı...
⚜️Nirael domë vessa'lun⚜️
(İçimi gör diye.)
Büyülü his yavaş yavaş bütün bendenime yayıldı...
⚜️Thévar lunial gir'senn falën⚜️
(Tek bir hatamı hissedersen.)
Sanki ağaçla bir bütün olmuştuk ve ben yerimden kıpırdayamıyordum...
⚜️Vel'moré syra talien thir⚜️
(Bütün benliğim sana aittir.)
Bu sefer içindeki his hiç iyi değildi.Endişelenmeye başlamıştım.
⚜️Mïren'dal vestra nael⚜️
(Hapset beni içine.)
Düşme sesiyle irkildim.Kapıya baktığımda Arthur yerde duruyordu.Vicudu titriyordu.Telaşla elimi ağaçtan çekmeye çalıştım.
Çık! Çıksana! Bir kaç kere daha direndikten sonra büyülü ipler kendiliğinden çekildi.Serbest kalır kalmaz hızla Arthur'un yanına çöktüm.Titremesi durmamıştı ve ağzından beyaz köpükler çıkıyordu.Elim ayağım birbirine girdi.Ne yapmam gerektiğini bilmediğim için sadece "Yardım edin!"diye bağarmaya başladım.Bu sırda onu ellememeye çalıştım.Bilmediğim şeyleri yapmak durumun daha kötüye gitmesine yol açabilirdi.
Yardım çağırmaya devam ederken saray çalışanı bizi gördü.Elindeki tepsi yere düştüğünde tiz bir ses çıktı.Gözlerini korkuyla açtı ve elini ağzına götürdü."Hayır!Hayır! Lütfen yanlış anlamayın.Ben bir şey yapmadım.Sanırım nöbet geçiriyor lütfen yardım çağarın!" Kadın zar zor yutkundu,başını sallayıp hızla uzaklaştı.
Al başına belayı.Şimdi ona benim bir şey yaptığımı sanacaklar.Hata yaptın Alberta onu böyle görünce uzaklaşıcaktın işte yanından.Ama ben nereden bilebilirdim ki böyle olacağını.Sadece fazla içmiş gibi görünüyordu ama şimdi önümde ne olduğunu bilmediğim bir şekilde nöbet geçiriyordu.
Kısa bir süre sonra aynı kadın yanında üç doktor ve muhafızlarla geri gelmişti.Doktorların işlerini yapması için Arthur'un yanından çekildim.İyice beti benzi atmış,alnında ter damlacıkları birikmişti.
Erkek doktor hemen benim kalktığım yere çöktü ve Arthur'un başını destekleyerek vucudunu yan çevirdi.Bu sırada yardımcılarından biri ağzınadan çıkan sıvıyı örnek için topluyordu.Her ne kadar düşmanım olsa da onu bu halde görmek canımı yakmıştı.
Endişeleniyor muydum?
Evet,ama onun için değil kendim için.
Ya görevim daha başlamadan biterse?Kralı öldürme suçundan hapislerde çürüyecektim.Ya da beni ruhlar ağacının içine hapsederler.Yetmezse daha çok acı çekeyim diye eziyet ederler.
Tanrım ben neler düsünüyordum.
"Nöbet ne zamandır devam ediyor?!"diye bir ses kulaklarımda çınladı.Yanağıma inen tokatla düşüncelerimin arasından sıyrıldım"Doktor sana diyor duymuyor musun!"
"Bi-bilmiyorum yedi sekiz dakika olmuştur"
Bunu duyan doktorun yüzü dehşetle çarpıldı.Yüzünü elleriyle sıvazladı ve yanındaki kıza az önce alınan tükürük örneğinin sonucunu söylemesini istedi.Fısıltıyla konuştukları için hiç bir şey duyamıyordum.Adamın yüzü duyduklarıyla daha da kötü bir hal aldı.Herkes susmuş doktorun ne diyeceğini merak ediyordu.
Nefeslerim sığılaşmaya,bacaklarım titremeye başladı.Bir elimle duvardan destek aldım.Adam,ölüm gibi gelen saniyelerin ardından konuştu "Majesteleri zehirlemiş,hem de yüksek bir dozda" o an bütün bakışlar üzerime döndü...
Biri benimle oyun mu oynuyordu?
________________________________________
"Evet zehirledim nolmuş!?"
"Düşünmeden hareket ediyorsun!Onu kendinden uzaklastirmaya çalıştığını anlıyorum ama böyle olmaz.Ya onu birdaha hiç gormeyeceksin yada bu durumu kabulleneceksin."
"Nasıl kabullenebilirim sence nasıl! İçinde olduğum durumu bilmiyormuş gibi konuşma.Daha fazla da üstüme gelme." Kız adamın göğsüne sert bir yumruk attı.Sonrasında içi acıdı.Aslında bunu yapmak istememişti fakat bu konu onu deli ediyordu.
"Birini bulmuşlar."dedi adam.Kıza belli etmemeye çalışsa da içten içe sessiz kahkahalar atıyordu.
"Ne?"
"Arthur'u öldürmesi için birini bulmuşlar." Pis sırıtışına engel olamadığında kız ona sert bir bakış attı.
"Bir düşünsene hiç bir şey yapmamıza gerek kalmayacak o kız bizim için herşeyi helledecek"
Kız sesine engel olamayarak karşı çıktı."Farklı taraflarda olduğumuzu ve birbirimize saygı göstermemiz gerektiğini unutuyorsun herhalde.Boyle yapacaksan bu iş olmaz."
Adam kendisi için değerli olsa da onun için Arthur'dan vazgecemezdi.Kaç sene onu korumuştu şimdi de vazgeçmeyecekti.
"Neymiş bu iş düzgün anlat.Ayrıca kız dedin,bunu nasıl yapacak?" dedi kız.
"Tabi ki de güvenini kazanarak."
Adam onu omzundan dürttüğünde kız hiç de eğleniyor gibi durmuyordu.Gözleri buğlanmaya başlamıştı ama bakışlarında ölüm vardı.İçinde büyük bir fırtına kopuyordu.
Sadece bir çıkar uğruna ihanet edilerek ölmek.O buna layık degildi.Yıllardır onu koruyordu,bazen olmayacak şeyleri hayal etmekten kafası patlıyordu.Ve şimdi öylesine bir kızın gelip Arthur'u elinden alması acımasızcaydı.
Düşünceler aklımı bulandırırmaya başlarken kapıyı hızla çarparak odadan çıktım ve teçhizatlarımızı sakladığımız yere gittim.Sivri uçlu,sapı parlak zümrüt taşlarla süslenmiş,ete derin gireceğine emin olduğum bir hançer seçtim ve botuma sıkıştırdım.
Arthur'a zarar veremezdi.Vermemeliydi.
O kız her kimse son nefeslerini almalıydı çünkü onu öldürecektim.
Bölüm sonu...
______________________________________
Ayy bu son kısımları yazmak o kadar guzeldi ki.Aralarda hafif gerilimin olduğu sahneleri yazmak çok hoşuma gidiyor nedense🙌🏽
Acaba bu kız kim ve niyeti ne?
Bu bölüme görsel koymuyorum çünkü bir dahaki bölümde ana karakterlerimizi toplu koyacağımm
Okuyanlar kendini belli ederse çok mutlu olurum🎀
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 2.18k Okunma |
1.38k Oy |
0 Takip |
17 Bölümlü Kitap |