9. Bölüm
Starry_nightt / Su Altı Krallığı / 7.Bölüm| Kâbus

7.Bölüm| Kâbus

Starry_nightt
berra._4

Çok sürmeden nerdeyse bütün saray halkını önüme toplamıştım.Korkan,iğrenen,ne olduğunu merak eden tüm bakışlar üzerimdeydi.Bir elimle kalbimi diğeriyle karnımı tuttum ve acı feryatlarla eşliğinde dizlerimin üstüne çoktüm.Kafamı bacaklarımın arasına gizledim ve deli gibi saçlarımı çekiştirmeye başladım.

 

Zihnimi kötü düşüncelerle doldurmaya çalıştım.En çok da babamın ölümüyle...Bu tuz bastığın yaranın kücük bir sürtünmede kanaması gibiydi.Yıllardır onu iyileştirmeye çalışıyordum,her seferinde birazcık acıtsa da şimdi kendime bu kadar yüklenmem içimdeki fırtınayı coşturmuştu.Göz yaşlarım sel gibi akıyordu.

O akşam babam ortadan kaybolmuştu.Annemle günlerce onu aramıştık,belki sadece yaralanmıştı ve yardıma ihtiyacı vardı.Sonraki günlerde kaybolan insanların nereye gittiği anlaşıldı.Okyanusa atılan tüm cesetler çürümeye mahkum bırakılmıştı.Onu gömememiştim bile.Tek yapabildiğim suyu avcuma doldurup tanrıdan babamın olduğu yerde mutlu olmasını dilemekti.Saatlerce ağlamıştım.Göz yaşlarım koca bir okyanusa karışıp kaybolmuştu...Belki babam mutlu olmuştu,beni bulutların arasından izliyordu.Onun için hep güçlü durmaya çalışmıştım ama içimdeki burukluk hep oradaydı.Hepsi onların yüzündendi ve bunun bedelini ödemeyeceklerini sanıyorlarsa çok yanılıyorlardı.

 

Biri koluma dokunduğunda hızla geri çekildim.Sakin olmaya çalıştım.İçimdeki öfkenin yüzüme yansımasına izin vermemeliydim.Hazır hissettiğimde tekrar yüzlerine baktım.Kendime gelmek için kafamı salladım "Öldürmüş,biri herkesi öldürmüş,içerisi kan gölüne döndü,kim olduğunu görmedim,elinden zor kaçtım." sesimin aniden yükselmesinden irkildiler.Korksunlar,ama benden değil halimi görsünler ki asıl bunu yapan kişiden korksunlar.Üzerlerinde daha fazla etki etmesi için öylece durdum ama sonra hatırladım ki yaralarım vardı tekrar inledim ve yanımdaki muhafıza elimi uzattım "Lütfen yardım edin,canım çok acıyor." Şaşkına dönmüş halinden kurtuldu.Bana yardım etmeden önce kalın bir ses tonuyla ortaya emirler yağdırdı. "Durumu derhal polislere bildirin,olay yeriyle ilgili gerekli bütün araştırmaları yapsınlar ve bu durumdan şimdilik halkın haberi olmayacak.Duydunuz mu beni?" konuşması bittiğinde hiç gecikmeden bana döndü ve yavaşça yerden kalkmamı sağladı "Yaraların çok derin mi?" Hayır anlamında kafamı salladım "Peki,canın acırsa söyle" Koluma girdiğinde ben de elimi boynuna doladım.Bütün ağırlığımı üzerine vermiş olmama rağmen hiç de zorlanıyor gibi değildi.Kalabalığın arasından geçerken muhafız el hareketiyle yanımıza birini çagırdı ve üçümüz yürümeye başladık.

Sarayın daha ücra köşelerindeki bir koridordaydık.Yaralı olduğum için adımlarımı sarsak sarsak atıyordum.Birazcık abartılı bir taklit yaptığım söylenebilirdi.Bir anda ayağım beni taşıyan muhafıza takıldığında son anda beni tutmasaydı yere kapaklanıyordum.Utançdan yüzümün kızardığına emindim ama adam çok anlayışlıydı ki hemen iyi olup olmadığımı sordu.Sanırım nezaket benim zayıf noktamdı bunun üzerine yüzümün kızardıgına yemin edebilirdim.

 

Revir tarzı bir yere vardığımızda beni dikkatlice yatağa yatırdılar.Altı tane yatağı olan bu yere sanırım çok fazla ihtiyacları olmuyordu ki sarayın uzak bir noktasındaydı.Beyaz fayansları,mavi perdeleri ve sarı ışıklarıyla insana gerçekten hasta gibi hissettiriyordu.Ben dalmış giderken diğer adamla konuşan muhafız yanıma geldi."Glenn yaralarına bakacak.Ben kapının önündeyim." dedi ve tam bir asker adabıyla yanımdan uzaklaştı.Arkası dönük halde kullanacağı malzemeleri ayarlayan Glenn işi bittiğinde yanıma geldi.Zayıftı fakat boyu uzundu.Kıvırcık saçlarının arasına beyaz tutamlar düşmüştü.Yüzünde hiç bir ifadenin olmayışı az sonra yapacağım şey için tereddüte düşmeme neden oldu.Yaptığımdan etkilenmeyip beni direkt kapının önünde duran muhafıza ifşa edebilirdi.Ve eğer bu olursa kaçacak şansım olmazdı.Kendimi rahatlatmak adına rastgele bir soru sordum."Kaç yaşındasın?" sorum karşısında kaşlarını belli belirsiz çattı"On yedi."

"On yedi mi?Gençmiş." Şaşırmıştım çünkü daha çocuk olmasına rağmen gayet sert bir yüzü ve duruşu vardı.

"Neden öyle dedin?Hıh ben biliyorum çünkü yaşlanmış,hayattan bezmiş gibi duruyorum dimi?"

"Hayır,hayır öyle demek istemedim"

"Gayette öyle.Bunu söylerken yüzündeki ifade çok anlaşılırdı."

Tartışmayı kapatmak için"Özür dilerim"dedim.Benden iğreniyormuş gibi bakan yüz hatları yumuşadı."Her neyse bu kadar çok konuştuğuna göre yaraların derin değil"derin bir iç çekti"Yine de bir bakalım" Aslında şu anda durumu biraz abartabilirdim ama az sonra buna gerek kalmayacaktı.Kendimi yaralı göstermistim ama elbette ki biri bunu görecekti ve ortada bir kesiğin olmadığı anlaşılacaktı.Küçük bir şeyle bu işin hallolmasını umuyordum.Özellikle karşımdaki kişinin on yedi yaşında olmasının bunu daha etkili kılacağını düşünüyordum.İğrenç bir insanım.Yaraları incelemeye karnımdan başladı.Üzerimdeki elbise olduğu için sadece o kısımdaki kumaşı kesti ve tentürdiyotlu pamukla kuruyan kanları silmeye başladı.

"Acırsa söyle"

"Tamam"

Yavaşça işini yaparken yüzündeki ifadenin değişmesini izledim.Alnı kırıştı ve tek kaşı havaya kalktı "Ama sen yara-" demesine kalmadan kafasından tutarak onu kendime yaklaştırdım.Geri çekilmeye çalıştığında hafifçe dudağının üst kenarını öptüm.Şu an bu yaptığımdan ne kadar utanç duyduğumu bilemezsiniz.Kulağına yaklaşıp fısıldadım "Sadece rol yap" bu sırada içime soktuğum hançeri çıkardım ve çenesinin altına dayadım "Eğer yapmazsan yemin olsun seni öldürürüm" Birazcık geriye çekilerek gözlerine baktım.Pek korktuğu söylenemezdi.İşimi riske atamazdım bu yüzden bu sefer boynuna yaklaştım.Dikkati dağıldığı sırada t-shirt'ünün altından karnına bir kesik attım.Bağırmayla karışık tıslaması karşısında kapıdaki muhafız konuştu."Ne oluyor orda!?" Tek kaşımı kaldırarak Glenn'e baktım.Başka çaresi olmadığından tepkimi onayladı ve daha önce çektiği perdenin arasından muhafıza bir şey olmadığını söyledi.Bu sırada kan kumaşa bulaşmamasın diye üstünü yukarıda tutuyordum.Tekrar bana döndüğünde yüzü çok öfkeliydi.Bu sefer göğsüne dayadığım hançere bakarak göz devirdi "Çek şunu ordan." Kafamı dikleştirerek konuştum "Çekemem.Şu kanamanı durdur belki sonra" gözümle iyice aşşağıya doğru akmaya başlayan kanı göstedim.Sıkıntılı bir nefes verdi ve yarayı temizlemeye başladı."Yaptığın çok komikti" onu öpmemden mi bahsediyordu.Zaten utanmıştım şimdi daha beterim."Herşeyi ortaya dökebilirdim biliyor musun?"dedi.

"Ama yapmadın."

"Çünkü yapamam."

"Nedenmiş o?"

"Seni ilgilendirmez."Hançerin sivri ucunu tenine daha çok bastırdım."Çok korktum" dedi alayla,bu sefer ben göz devirdim.O işini yapmaya çalışırken iyice sabırsılanıyordum"Daha ne kadar sürecek?"

"Bu kadar derin kesmeseydin daha çabuk bitebilirdi asi kız"Dişlerimi sıktım"Bana bu adı mı taktın!" "Uzatmada yanındaki sargı bezini ver"Aman be ne derse desin,bana yardım ediyor ya o yeter.Dediğini ikiletmeden istediği şeyi medikal taşıma arabasının üzerinden alarak ona uzattım."Bu arada benim de yaralarımı saracağız,böyle kalmayacak herhalde?" "Sararız" Beline yerleştirdiği sargı bezini öbür tarafa geçirirken yüzünü buruşturdu.Bunun üzerine hiç bir şey demeden elindekini aldım ve yarasını ben sarmaya başladım.Sargıyı vücudunun etrafında dolarken irkildiğini hissettim.Ama bu sırada elim sırtındaydı.Kafamı birazcık yana kaydırarak arkasını görmeye çalıştım.Yer yer morarmaya başlayan kızarıklıklara karşı içim acıdı.Duraksadığımı fark eden Glenn "Bitti mi?" dedi ve aceleyle elimdeki sargı bezini aldı "Teşekkür ederim." Ses tonundan bu konu üzerinde konuşmak istemediğini anladım.Çocuk hayata küsmüş gibi duruyordu ve aklımdan geçen düşünceler bu durumu daha da kötü yapıyordu.Birileri tarafından şiddet görmüş veya kendine zarar vermiş olabilirdi.Bu düşünceleri korkunçluğuyla aklımdan attım ve bu sefer onun benim yaralarımı sarmasına izin verdim.

İşimiz bittiğinde ben kapının önünde beklerken Glenn içeriyi topluyordu.Yanımda duran muhafız benimle hiç muhattap olmuyordu.Bu tavrı iyice gerilmeme sebep olmuştu.Sonra aklıma hapishanenin önünde yaptığı konuşma geldi."Hep insanlara emir mi verirsin?" dedim.Kafasını hafifçe çevirdi ve yan gözle soruma anlam verememiş gibi tek kaşını kaldırarak baktı.

"Ah üzgünüm,yani şey demek istedim normalde bir muhafızın insanlara bu kadar katı emir verebileceğini düşünmezdim.Sizin bu konuda bir ayrıcalığınız mı var merak ettim." Sert bakışları karşısında iyice küçüldüm.Yanlış bir şey mi sormuştum?Stresten konuyu daha fazla uzatmamak için kafamı önüme çevirdiğim sırada konuştu."Aslında ben Mejestelerinin sağ kolu gibiyim.Alacağı kararlar konusunda bana danışır veya özel bir şey lazım olduğunda her zaman benden ister.On bir senedir muhafızlık yapıyorum bu yüzden bana güveni tamdır." Cümlesini gururlu bir gülümsemeyle bitirdi.Sert yüz hatlarına rağmen gülmek ona yakışmıştı.Sonra bir anda boğazını temizleyip ciddileşti.Bu sırada Glenn yanımıza geldi ve yürümeye başladık.

 

"Nereye gidiyoruz?"

 

"Seni evine bırakacağım" dedi.

 

Ev mi?Ev olamaz.Benim evim yok ki.

Aklıma Annabel geldi beni merak etmiş midir?Daha bu gün tanıştığı birini niye merak etsin ki.Hem belki olanları duymuş ve kaçıp gitmiştir.Korkmuştur benden.Ama yine de sormadan edemedim.

 

"Buraya bir kızla beraber gelmiştik o nereye gitti acaba biliyor musunuz?"

 

"Öyle birinin varlığından haberim olmadı"

 

"Hmm peki anladım."

 

Sesimdeki kırgınlığı gizleyememistim.Beni her ne kadar tanımasa da belki bekler diye düşünmüştüm.Yanılmışım.İnsanlara bu kadar çabuk bağlanmamalıydım.Ne diyeceğimi bilemiyordum bu yüzden muhafızın gözlerinin içine gizli gizli bakmaya başladım.Zeytin rengi göz bebekleri sonunda beni farketti.

 

"Bir şey mi var?"

 

"Aslında var"

 

Umarım söyleyeceğim şey beni şüpheli durumuna düşürmezdi.Kısa bir duraksamanın ardından tek kaşını kaldırarak benden cevap bekledi."Kalacak yerim yok." dediğimde Glenn'in gözleri hafiften kısılsa da muhafız tepkisizdi."Buluruz o zaman."

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Kısa bir süre sonra yumuşacık bir yatakta uzanıyordum.O kadar rahattı ki sürekli sağa sola dönmekten kendimi alamıyordum.Bu gün yorucuydu ama her şey istediğim gibi gitmişti ve şimdi bunu kendime bir ödül olarak görüyordum.Sarayda çok nadir kullanılan misafir odalarından birindeydim fakat zenginlik olunca öylesine bir yerden bile kalite fışkırıyordu.Muhafız üzerimdeki elbise yırtılınca giymem için kıyafet bile getirmişti.Anın mutluluğuyla mint yeşil yorganı üzerime daha çok çektim.Göz kapaklarım iyice ağırlaşmaya başlayınca güzel bir uykuya daldığımı sandım.

 

Uzaktan fakat bir o kadar yakından gelen fısıltılar duydum...

 

Kızım?Nerdesin güzelim?Yine uyuya mı kaldın.Alberta?Alberta!Baban yok.Gitme demiştim ona.Gitme!.Yardım et bana.Kızım nerdesin?Seni bulamıyorum.Anne...Anne...

 

"Anne!"Hızla yataktan kalktım ve odayı armaya başladım"Burdayım anne,burdayım" Yatağın arkasına,dolabın içine,kapının arkasına...Karanlık anne,çok karanlık.Seni göremiyorum! Diğer odalara da bakmalıyım.Ama nerdeyim ben?Burası ev değil.Evimiz değil.Başıma gelen şeyleri düşündükçe çıldırmaya başlıyordum.

 

Alberta!

 

Çığlık sesi kulaklarıma doldu.Kalbim sıkışıyordu.Elimle göğsümü ve alnımı ovdum.Çık aklımdan lütfen! Sıcak yaşlar yüzümü ıslattı.

 

Ağlama kızım,gel yanıma.

 

Buğulu gözlerimle doğruldum ve sesin nerden geldiğini anlamaya çalıştım.Tek şansım olan banyoya koştum.Kalbim kaburgalarımı kıracak kadar sert atıyordu.Işığı açmak için düğmeye dokundum.

Karanlık.

Tekrar.

Karanlık.

Denemekten vazgeçip korkuyla adımımı içeriye attığımda üzerime gelen gölgeden kaçamadım.Hızlı bir şekilde belimden tutarak beni havaya kaldırdı."Tuttum onu" Gırtlaktan gelen boğuk bir kahkaha ve ona eşlik eden biri daha.Adamın hemen arkasından çıkan gölge şımarıkça konuştu."Küçük kuzu annesini mi arıyormuş.Ne duygusall." Kaçmak istiyordum fakat hareket edemiyordum.Sadece olacakları izlemek gittikçe terlememe sebep oluyordu.Sadece bir kâbus diye hatırlattım kendime.Gözlerimi kapadım bitsin diye.

 

Ama hiç bir şey fark etmedi.Tekrar açtığımda artık sadece yüzler değil her taraf bulanıktı.Kulağımda sağır edici bir çınlama vardı.Elimi hareket ettirmeye çalıştım fakat bu sefer gerçekten ettiremiyordum.Her direnişiminde el ve ayak bileklerimin demir zincir tarafından kesildiğini hissediyordum.Altım yumuşaktı.Beni resmen yatağa bağlamışlardı.Her şeye rağmen daha çok direndim,dizlerimi kendime çekip durdum,işe yaramıyordu.Sonra sert bir el beni kaburga ve bacaklağımdan tutarak konuştu. "Ne zaman durmayı düşünüyorsun?"

 

Asla demek istedim,diyemedim.

 

Anlamadığım bir isim geçti cümlesinin içinde.Sanki sansürlenmiş gibi "... bu gerçekten çok saçma.Sana en başından söyledim o bizim işimize yarayabilir"

"Hayır,böyle bir şeyi kabul edemem.Bu iş burda bitecek!"

 

"Bari beni alet etmeseydin şu işlerine...Ama sana kıyamıyorum" Vıcık vıcık öpüşme seslerini kesmek için tekrar çırpındım.Kadın silüeti üzerime doğru gelmeye başladı "Misafirimiz pek rahat değil sanırım.Sana sadece basit bir soru soracağım." Yatağın kenarına oturdu "Doğru cevap verirsen belki seni ödüllendirebilirim" dedi ve oraya uzun bir sessizlik hakim oldu."Boynuna ne dersin?" Yanımdaki adam konuştu "Bazen ben bile senden korkuyorum ... " Anlaşılmıyordu.İsmi.Ne söylediği anlaşılmıyordu.Kafayı yiyecek gibi oluyordum.Kısa bir kıkırdamanın ardından kadının yüzü tekrar bana döndü."Sorum gayet açık ve sadece basit bir cevap istiyorum.Arthur'u daha önceden tanıyor muydun?"İstemsizce kafamı evet anlamında salladım.

 

Hayır.Hayır.Hayır.Öyle değil.

 

"Al işte gördün mü?" histerik bir kahkaha attı.Boynuma saplanan bıçakla ruhum yer değiştirdi ve aynı anda yüzüme sıcak bir sıvı fışkırdı.

 

Bedenim ordaydı,yatakta.Elleri ve kolları bağlı halde kanlar içinde.Katil tam üzerimde çökmüş,bıçagı titreyerek tutuyordu.Görüntü karşısında kanım dondu.Hangi insanın bunu yapacak kadar gözü dönmüş olabilir ki?Sevdiği biri için bunu yapmaya değer mi?Hayır.Bu sevgi değildi kadın resmen Arthur'a takıntılıydı.Takıntılı bir piskopat.Akan kan çarşafı gittikçe daha çok kırmızıya boyadı.Yüzünü dön artık!

Hanımefendi?

Dön!

Hanımefendi!

Dön artık şu yüzünü!

Hanımefendi iyi misiniz!?

Dönmedi.

Başka biri camdan içeri atladı ve bedenimin üzerindeki kızı yere itti.Hızla ellerini yukarıya kaldırdı ve bacaklarını da tutarak onu etkisiz hale getirdi.Bunun üzerine kızın dudakları kıvrıldı."Sana da merhaba eski dostum"...

 

Bölüm sonu...

__________________________________________

 

 

 

 

 

 

 

Of of çok iyi yazmışım lan.Uzerinden 1 yıl geçtiği için ne yazdığımı unutmuşum.(Benim kendimi övme çabaları.)

 

 

 

 

 

 

Bolümde fikir yürütebileceğiniz bir çok nokta var.Olaylarla ilgili tahminlerinizi bekliyorum.

 

 

 

 

🗡️🫧

 

+ÖNEMLİ DUYURU ❗❕❗

 

 

 

Sevgili okurlarım.Canlarım.Of.Bı baktım ki bölüm stoklarıma 7.bolum ortada yok.Var gibi ama yok.Cunku daha önce yazılarımı aldığım yer cizgistudio idi.Ve o zaman alırken ugulama mal gibi bölümleri zor açtığı ve kafayı yediği için tekrar önceki bölümü kopyalamisim.Word ve Wattpadde de aynı.Maalesef bölüm yok arkadaşlar.Kitabin aksini değiştirecek çok önemli bir bölüm olmasa da sonuçta 2.000 kelime yani.Karakterin iç konuşması vesaire açısından önemli.Ayrica Arthur ana karakterimiz ile olan,sarayın başka bölümlerine geçtikleri sahneler de vardı.Cok üzgünüm şu an.Bolumu yazalı 1 yıl oldu.Diger bölümleri paylaşmadan önce vakit buldukça o ara bölümün eksiğini kapatmaya çalışacağım.Biraz sabrederseniz sevinirim.Teşekkürler.🤧🎀🙏🏿

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 31.07.2025 14:37 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...