
O gece kalbimde tarif edemediğim bir korku vardı.
Yanlış yapmaktan değil sadece… Allah’ı kırmaktan korkuyordum. O’nu üzmekten. O’nun benden razı olmamasından.
İnsan bazen hayatın ortasında durup kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten doğru yolda mıyım?”
Ben de tam o noktadaydım.
Bir gün dua ederken dudaklarımdan şu cümle döküldü:
“Allah’ım… benim özgür irademi al. Beni Sen yönet.”
Bu cümleyi söyledikten sonra kalbime bir sessizlik çöktü. Çünkü aslında bu dua bir teslimiyet çığlığıydı. Yanlış yapmaktan korkan bir kalbin fısıltısıydı.
Sonra anladım…
Allah insanı özgür iradeyle yaratmıştı. Çünkü sevap, seçimle anlam kazanıyordu. İyilik, zorunluluktan değil, isteyerek yapıldığında değerliydi.
Allah bizden robot olmamızı değil, O’nu kendi isteğimizle seçmemizi istiyordu.
Benim duam aslında şuydu:
“Allah’ım, beni nefsime bırakma.”
Bu cümle kalbimde yer etti.
O günden sonra dualarım değişti.
Artık şöyle diyordum:
“Allah’ım dilimi Sen yönet.
Kalbimi Sen yönet.
Ruhumu Sen yönet.
Beni nefsime bırakma.”
Bu bir kontrolü bırakma duası değildi.
Bu bir yardım isteme duasıydı.
Çünkü insan en çok kendinden yoruluyor.
Kendi hatalarından.
Kendi zayıflıklarından.
Kendi nefsinden…
Ve ben Allah’ı kırmaktan korkuyordum.
Sonra kalbimde çok yumuşak bir farkındalık doğdu:
Allah kırılmazdı. Allah incinmezdi.
O Rahman’dı. Rahim’di.
Biz hata yaptığımızda zarar gören Allah değildi… Bizdik.
Ve Allah cezalandırmak için fırsat aramıyordu; affetmek için fırsat arıyordu.
O an şunu fark ettim:
Allah’tan korkmak, Allah’tan kaçmak değildir.
Allah’tan korkmak, Allah’a sığınmaktır.
İşte o günden sonra hayatıma küçük bir alışkanlık ekledim.
Her sabah gözlerimi açtığımda tek bir soru soruyordum:
“Allah’ım… bugün Senin rızanı nasıl kazanabilirim?”
Ve o gün mutlaka bir iyilik yapıyordum.
Bazen birine güzel söz söylemekti bu.
Bazen bir sadakaydı.
Bazen bir hayvana su vermekti.
Bazen kimse bilmeden edilen bir dua…
Bazen sadece gülümsemekti.
O zaman anladım ki Allah bizden büyük mucizeler istemiyordu.
Küçük ama sürekli iyilikler istiyordu.
Her günün sonunda ise içimden şu dua dökülüyordu:
“Allah’ım bugün yaptıklarımı kabul et.
Eksiklerimi affet.”
Ve kalbimde ilk kez gerçek bir huzur oluştu.
Çünkü artık korkumun içinde bile sevgi vardı.
Kaygımın içinde bile teslimiyet vardı.
Ve dualarımın içinde bir yön bulmuştum.
Allah’ı kaybetmekten korkan bir kalp…
Aslında O’na en yakın olan kalpti. 💛
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.93k Okunma |
267 Oy |
0 Takip |
190 Bölümlü Kitap |