12. Bölüm

10. BÖLÜM

Yasin ve Berra
yasinveberrayazar

Ozan etrafta gezinirken aklına bir anda Yiğit’le olduğu zamanlar ve okul zamanları geldi. Kendini o zamanlarda gibi hatırlayıp düşünmeye başladı.

 

​"8 YIL ÖNCE"

 

​Ozan artık liseye başlamıştı. Ortaokulu sona ermiş, yaz tatilinin de sonuna gelinmişti. Yarın liseye başlayacaktı ama içinde bir korku vardı. Kimseyle anlaşamıyor, herkesten uzak duruyordu. O liseye ise ilk gidişi olacaktı. "Oradakiler bana nasıl davranır? Onu severler mi? Büyükler bana karışır mı?" Bir sürü şey düşünüyor ve bu ihtimalleri düşündükçe ürperiyordu. Dayanamayıp Yiğit’in yanına gitti.

 

​— Yiğit abi bir bakar mısın? dedi.

​Yiğit de, "Tabii ki Ozan, gel bakalım," deyip kafasıyla onaylayarak Ozan’ı yanına çağırdı. Ozan hemen gidip anlatmaya başladı:

 

​— Abi ben okula gitmek istemiyorum, çok korkuyorum. O oradakiler beni sevmezse ya kötü davranırlarsa... Beni istemez, dışlarlarsa... Büyükler bana sataşırsa... Ben tek kalırsam ne yapacağım?

​deyip sustu. Yiğit şaşkın ama kendinden emin konuşmaya başladı:

 

​— Merak etme, öyle olmayacak, ben inanıyorum sana. Gayet güzel anlaşacaksın. Okuldan gelmek bile istemeyeceksin, eminim. Çok iyi bir çocuksun, herkes sana çabuk ısınacak. Kendine güven yeter ki. Büyüklere gelince bir şey yapamazlar. Eğer ki yapmaya çalışırlarsa bana veya öğretmenlerine söyle, gerekeni yaparız, emin ol, dedi.

 

​Ozan da başını sallayıp, "Teşekkür ederim abi. Elimden geldiğince dediğin gibi olacağım. Kendime güveneceğim, dikkat edeceğim," dedi. Yiğit de, "Aferin aslanım. Kendine güven, her şeyi başarabilirsin. Ben sana güveniyorum ve inanıyorum. Umarım her şey gönlünce olur," dedi

ve çok samimi bir şekilde gülümsedi. "Asla korkma ben varım. Bir şey olursa hiç çekinmeden söyle bana. Elimden geldiğince hatta fazlasıyla yardımcı olacağımdan şüphen olmasın. Hep yanında duracağım. İyiliğin için her şeyi yapacağım, ben senin abinim. Benden hiç çekinme," deyip kocaman bir gülümseme takındı.

 

​— Hadi gel sarıl abine bakalım, deyip kollarını açtı.

​Ozan kollarını kocaman açıp koşarak Yiğit'e sarıldı. Birbirlerine sımsıkı sarıldılar. "Benim akıllı bıdığım, kendine güven çok başarılı olacaksın," deyip saçını okşadı. İkisi de çok mutlu bir şekilde birbirlerine sarıldılar.

 

​Sabah olunca Emre, Ozan’ı okula götürdü. Ozan okula giderken Yiğit’in ona dediklerini düşünüp kendini motive ediyordu. Okula mutlu bir şekilde gitmek istiyordu. Sonuçta öğrenciler sadece onu değil, kimse kimseyi tanımayacaktı; çünkü hepsi liseye daha yeni başlamıştı. Sakin bir şekilde okula bir giriş yaptı. Sınıfını ararken karşılaştığı şeyle ağzı açık kalmış bir şekilde bir anda duraksadı. Karşısına sarı saçlı, mavi gözlü çok güzel bir kız çıktı.

 

​Kız arkadaşlarıyla konuşup şakalaşıyor, kahkahalar atıyordu. Ozan o kızı görünce önce şok olmuş, sonrasında da gülümsemişti. Kıza dalmışken bir anda birinin çarpmasıyla kendine geldi. İçinden, "Ne yapıyorum ben böyle?

 

Tanımadığım, bilmediğim bir kıza nasıl böyle bakarım? Ya sevgilisi varsa yanlış anlaşılır," diye geçirdi. Sınıfı aramaya devam etti. Sonunda sınıfı bulduğunda içeride çok biri yoktu; girip istediği güzel bir yere oturdu. Dersin başlayıp öğretmenin gelmesini beklerken sınıf bir anda dolmaya başladı.

 

​Hoca geldikten hemen sonra sınıfa gelen kişiyle Ozan şok geçirdi. Sınıfını ararken ona şok geçiren kız, onların sınıfındaydı. Şaşkın bir şekilde kızı takip ediyordu gözleriyle. İçinden, "İnanamıyorum, gerçekten bizim sınıfta mı? Gerçekten aynı sınıftayız. Off çok stres oldum ne oluyor bana? Neden böyle oluyorum? Bir şey de olmadı, bu kız beni neden bu kadar etkiledi? Allah'ım ne oluyor bana?" diye geçirdi. Hocanın konuşmasıyla kızda olan gözleri hocaya çevrildi. Hoca, "Hadi bakalım çocuklar, ben kendimi tanıttığıma göre sıra sizlerde. Sırasıyla ayağa kalkıp kendinizi tanıtın bana," dedi. Herkes sırasıyla kendini tanıtırken sıra kıza geldiğinde Ozan, kız konuşurken çok dikkatli bir şekilde onu dinledi.

 

​Ozan, "Demek adı Asena. Ya çok güzel, adı da aynı kendisi gibi çok güzel," diye içinden geçirirken sıranın kendisine geldiğinin farkında bile değilken arkasındaki çocuğun onu dürtmesiyle kendine geldi. Hemen kendini tanıtıp yerine oturdu. Ama bu durum onu utandırmıştı.

 

Çünkü sıranın ona geldiğini fark etmediği için herkes ona bakmıştı. Ama onu asıl utandıran bu değil, kızın ona bakıp gülümsemesiydi. Kızın böyle yapması onu utandırmıştı. Çok utanmıştı. O gün gün içinde Ozan sürekli kızı takip etti. Yani kız sınıftayken ne yapıyor diye sürekli ona baktı. Günün sonunda çok mutlu, aynı zamanda çok garip bir hisle okuldan ayrıldı.

 

​Eve geldiğinde koşarak Yiğit’e sarıldı. Yiğit onun bu halini görünce çok şaşırdı ama çok da sevindi onun bu kadar mutlu ve enerjik olmasına. "Ne oldu bakalım bıcırık? Seni bu kadar mutlu eden şey de ne anlat bakalım," derken Yiğit, Ozan’ın saçını okşayıp ona gülümsedi. Ozan da, "Anlatacağım Yiğit abi. Ne olduğunu ben de anlamadım. Bu yüzden senden yardım almam gerek," dedi. Birlikte salona gidip oturdular. Yiğit, "Hadi anlat bıcırık.

 

Çok merak ettim. Neymiş benim miniğimi bu kadar mutlu eden şey?" Ozan da gülümseyip heyecanlı bir şekilde olanları ve hislerini Yiğit’e anlattı. Yiğit de gülerek Ozan’ı dinledi.

 

​— Hahaha! Benim akıllı bıdığım aşık olmuş olabilir mi acaba? deyip Ozan’a güldü.

 

​Ozan, "Yiğit abi öyle mi dersin? Ben şimdi o kızı seviyor muyum? Ondan mı ne hissettiğimi anlamıyorum?" deyip şaşkın bir şekilde Yiğit’e baktı.

 

​— Olabilir bıdığım olabilir. Sonuçta daha küçüksün böyle duygular yaşaman gayet normal böyle hissetmen de. Sen merak etme kısa zamanda her şeyi çok iyi anlayacaksın. Duygularını, hissettiklerini. Zamanla her şey anlaşılır bir hâl alacak. Bekleyelim ve görelim bakalım, diyerek Ozan’ın saçını okşadı.

 

​Ozan, "Abi ben ilk defa böyle oluyorum. Ters bir şey olmaz değil mi?" dedi. Yiğit, "Hayır abiciğim. Bu duyguların normal. İlk defa yaşadığın için garip gelebilir ama olması gereken normal duygular ve hisler bunlar. Merak etme ters bir şey olmaz. Böyle kötü hissedersen veya herhangi bir şey olursa rahatça çekinmeden tıpkı bugün yaptığın gibi bana anlatabilirsin," dedi. Ozan da, "Çok teşekkür ederim canım abim," deyip sıkıca sarıldı. "Hâlâ seninle konuşurken veya sarıldığımda küçük bir çocukmuş gibi hissediyorum," dedi Ozan. Yiğit ise onun bu dediğine çok mutlu olup, "Hâlâ benim için öylesin miniğim. Seni o dışarıda bulduğumuz zamandaki o minik çocuksun. Sen benim gözümde hiç büyümedin. Hâlâ o minik çocuksun bıcırık," dedi.

 

​"Ya Yiğit abim... İyi ki benimlesin çok mutluyum. Bana çok iyi bakıyorsun," dedi ve biraz birlikte vakit geçirdiler. Ozan’ın okuldaki her günü böyle mutlu geçti.

 

Kimse onunla konuşmasa da kızın o sınıfta olması, onu görmesi mutlu olmasına yetiyordu. Yaklaşık birinci dönemin bitmesine yakın Asena ve Ozan yakınlaşmaya başladılar. Asena sürekli Ozan’ın yanına gidiyor, onunla uzun uzun konuşuyordu. Karne günü gelip çattığında Ozan sırf Asena için güzelce hazırlanmış, çok güzel elbiseler giyip saçını güzelce yapmıştı. Aynanın karşısına geçip kendine baktığında çok şaşırmış ama çok da sevinmişti. Hiç bu kadar yakışıklı olacağını düşünmemişti. Mutlu bir şekilde Yiğit’le birlikte okula gittiler. Ozan karne günü olduğu için Yiğit’in de gelmesini istemişti. O gün Ozan Asena’yla vakit geçirince Yiğit de uzaktan onları izlemişti. Ozan’ın ilk defa biriyle böyle anlaşıp yakın olması Yiğit’i mutlu etmişti. Çünkü Ozan’ı artık bulduğu bir çocuk gibi değil kendi canından, kanından biri olarak görüyordu.

 

​Bu 6 yıl boyunca Ozan mutlu bir şekilde okuluna gidip geliyordu. 4 yılın sonunda liseyi bitirip reşit olduğunda Yiğit’ten verdiği sözü tutmasını istedi. Bu söz şuydu: Ozan yıllar önce çok küçükken Yiğit’e, "Ben de seninle çalışıp sana yardım etmek istiyorum," demişti. Ama bu durumu Yiğit kabul etmemişti. Ozan’a, "Çok küçüksün, senin çalışıp bana yardım etmek yerine güzelce oyun oynayıp eğlenmen gerek. Ben elimden geldiğince senin için her şeyi yapacağım," dedi. Ozan itiraz edip daha çok yardım etmek isteyince Yiğit de ona, "Tamam sana görev vereceğim ama bir şartım var," dedi. Ozan da dinliyorum der gibi başını salladı. Yiğit, "18 yaşına geleceksin ve o zamana kadar güzelce eğlenip oynayacaksın," demişti. Ozan da kabul etmişti.

 

​Artık o gün gelip çatmıştı. Ozan 18 yaşına girdi, liseyi de bitirdi. Ozan bu durumu, böyle bu şekilde söz verdiğini Yiğit’e anlattı. Yiğit kabul etmeyip itiraz etse de Ozan bu durumu kabul etmedi ve, "Abi bana söz verdin, artık sana yardım etme zamanım geldi. Bana verdiğin sözü tutmak zorundasın. Ben bana gösterdiğin ilginin, değerin, emeğin karşılığını vermek istiyorum. Sana yardım etmek istiyorum. Lütfen bana verdiğin bu sözü tut. Yıllarca bu zamanı, sana yardım etmeyi bekledim. Beni reddetme, bu isteğimi yerine getir. Seninle birlikte çalışayım, işleri birlikte yapalım," dedi. Yiğit de dayanamayıp kabul etti ve ona şu görevi verdi...

 

​Yiğit, Ozan’a Atlas ile birlikte bir şekilde yakınlaşıp onun bilgilerini toplayıp kendisine bildirmesini istemişti. Bu görev kolay gibi görünse de aslında çok zordu. Çünkü Atlas tanımadığı insanlara güvenmez, güvenmesi de yıllar sürerdi. Yiğit ile Atlas ne kadar yakın bir arkadaş olsalar da ikisinin de birbirinden saklı yaptığı işler olabilirdi. Bu yüzden Ozan’a böyle bir görev vermişti.

​Çok dikkatli olması gerektiğini, tehlikeli bir durum hissettiğinde kendisine söylemesini istemişti. Bunun üzerine Ozan gitmek için hazırlandı. Çünkü bu görevi yapabilmek için Atlas’a yakın bir yerde bulunması gerekiyordu. Bu görevi ne kadar yapmak istese de onu üzen bir durum vardı: Oradan ayrılacaktı ve bu durumda Asena’dan da ayrılacaktı. Ondan uzakta kalacaktı.

 

​Ne kadar süreceği belli olmayan bu görev için gitmesi gerekiyordu. Bunu Asena’ya söylemesi gerekliydi ama nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Asena’ya buluşmak istediğini söyleyip konuşup anlaştılar. Bir mekanda buluştular. Mekana ilk gelen Ozan olmuştu.

 

Onlara uygun güzel bir masa ayarladı. Asena gelir gelmez hemen koşup Ozan’a sarıldı. Sonrasında masaya geçip bir şeyler sipariş edip güzelce yediler. Ozan "Asena sana bir şey söylemem gerekiyor. Ama lütfen sadece dinle" dedi.

​"Ozan önemli bir şey mi oldu? İyisin değil mi? Bir şey mi yaptılar?"

 

​"Sakin ol Asena. Her şeyi

söyleyeceğim sana. Benim bir iş için buralardan gitmem gerekir. Özür dilerim bir anda söylemek zorunda kaldım. Yarın gideceğim buralardan. Gitmeden önce de seni görmek istedim. Çünkü bir şey itiraf etmem gerek" dedi.

 

​Ortamda kısa bir sessizlik oluştuktan sonra Ozan dayanamayıp "Asena... Ben senden hoşlanıyorum" dedikten sonra susup öylece kaldı. Çünkü bunu söylerken çok çekinmişti. O gün ikisi de birbirlerine aşk itirafında bulunup günün sonunda acı bir vedada bulundular.

 

​Bir sonraki gün Yiğit, Ozan’ı görevini yapması için oradan gönderdi. Bu düşüncelerin ardından Ozan odaya gidip orada uyuyakaldı. Geçmişi düşünmek nedense ona ağır gelmişti.

 

​BÖLÜM SONU...

 

 

 

 

Bölüm : 19.02.2026 19:25 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...