
Mafya lideri Atlas aynen şunu söylemişti: “Herkes gizli alana girsin, derhal!” diye bağırmıştı. Herkes bu bağırışın ardından hızlı bir şekilde gizli alana koşuşturmuştu. Yaklaşık 10 dakika içinde herkes gizli alanda toplanmış, lider Atlas’ın ağzına bakıyorlardı. Sonra Atlas herkesin görebileceği bir yere çıktı ve bazı şeyler söyleyecekti. Bunu sadece sağ kolu Mert biliyordu, o yüzden diğer kişiler hem Atlas’ın o halinden korkmuşlardı hem de ne diyeceğini bilmedikleri için ağzından çıkacak lafı merak ediyorlardı.
“Değerli dostlarım, bugün büyük bir zafer kazandık ve bu mutluluğu sizlere de söylemek için buraya topladım. Ama buradan dışarıya laf çıkarsa hepiniz arada kaynarsınız!” diye bağırdı ve şöyle devam etti: “Neyse… Bu mutlu haberi size söylüyorum. Biliyorsunuz ki mafya lideri olan Yiğit, yani eski dostum olan Yiğit’in bize karşı tuttuğu belgeleri öğrendik. Biz de boş durmayıp hemen onların sahip oldukları yerlere adam gönderdik ve tam bir hafta sonra elimize o belgeler geldi. Şu an belgeler bizde. Ama ders olsun diye belgelerin olduğu kulübeyi patlattık.” diye konuştu.
Hemen ardından Atlas’ın sağ kolu Mert bir şeyler söyledi: “Planımız kusursuz işledi ama bu plan bozulursa sadece bir kişi değil hepimiz yanarız. O yüzden buradan laf çıkmasın!” diye bağırdı. Ve Atlas, “Dağılabilirsiniz.” dedi. Bunun ardından gizli alandan çıkarken hem mutlu hem şaşkınlardı; hem yüzlerinde zafer gülüşleri vardı hem de bir yandan geçirdikleri şoku atlatamamışlardı.
Herkes dağıldıktan sonra Atlas, Mert’i yanına çağırdı ve şu sözleri söyledi: “Yiğit’i tanırım. Bu işin peşini bırakmaz. O yüzden dikkat edelim ve diğer tarafa ajan yollayacağım. İşimizi ne olur ne olmaz sağlam alalım.” dedi. “Haydi evlere dağılalım, bugün çok yoruldum ve üstüne üstlük yarın daha fazla yorucu olacak.” dedi ve görüşüp evlere dağılmışlardı.
Artık gizli alanda kimse yoktu. Hatta arabasına binip eve doğru yol almıştı ve en sevdiği müziği açıp yolun tadına bakıyordu. Ta ki… Yolda birisi yatıyordu. Hemen aracından aşağı indi ve adamın yanına doğru gitti. Nabzına hemen baktı ve rahatlamıştı; adam yaşıyordu. Adamın yüzünü akşam karanlığıyla ilk başta tanıyamamıştı ama daha dikkatli bakınca kendi adamı olduğunu anladı. Kimse görmeden arabasına koydu ve yola devam etti ama bir yandan da şunları söylüyordu: “Emir uyan, Emir uyan! Kim yaptı bunu sana, söyle!” diye konuşuyordu. Ama hâlâ Emir baygındı.
Eve vardılar ve Atlas, Emir’i sırtına alıp eve götürdü. Koltuğuna oturmuştu ama bir yandan da Atlas’ın alnından terler akıyordu. Buna rağmen mutfağa gidip bir bardak su doldurdu, oturma odasına gidip Emir’in suratına döktü. Emir birden irkildi, hemen etrafına bakındı. “Burada ne işim var?” dercesine etrafına bakıyordu. Atlas hemen araya girip, “Sokakta baygındın, seni gördüm eve getirdim.” dedi. Emir’e bir şey söyleme fırsatı vermeden, “Kim yaptı bunu sana? Niye yerde baygındın?” deyince Emir, “Endişelenme abi, önümdeki taşı görmedim. Ona basınca dengemi kaybedip düşmüşüm.” deyince Atlas, “İyi bari… Bir şey oldu diye korktum. Evine bırakayım seni.” deyince Emir de “Gerek yok abi, ben kendim giderim.” dedi. Atlas da “O zaman dikkat et, özellikle yolda giderken.” deyince ikisi de birden güldü.
Emir evden çıkınca Atlas da hemen kulübeden aldıkları belgeleri incelerken bir anda ayağa kalktı ve “Bunu bana nasıl yaparsın?!” deyip yerine oturdu. Ve şunu söyledi: “Onlar gününü görecek. Yarın ajanımı seçeceğim ve içinize göndereceğim! Her şeyden haberim olacak.” dedi ve sinirle yatak odasına gitti. Yatağının içinde güzelce uyku çekti.
---
“Oh be, sabah olmuş.” dediği vakit zil çalmıştı. Kapıya doğru gidince, “Ne varsa sabah sabah be…” diye söyleniyordu. Kapıyı açınca Mert elinde ekmekle gelmişti. Atlas da “Hoş geldin.” dedi ve mutfağa doğru yürüdü. “Sen sofrayı hazırla, ben yumurta hazırlayacağım.” dedi. Mert de “Tamamdır abi.” dedi.
Mert sofrayı hazırlarken Atlas da yumurtayı hemen hazırlamış, sofraya getiriyordu. Mert de “Hemen döktürmüşsün abi.” dedi. Atlas da “Ne zannettin, mafya da olsak bir şeyler yapıyoruz.” dedi ve yemeklerini yemeye başladılar. Mert bir yandan ağzına yumurtayı atarken bir yandan da Atlas’a bir şeyler demeye çalışıyordu. Sonunda ağzındakini bitirmiş ve söze başlayacakken Atlas, “Bekle, çay doldurup geliyorum.” dedi.
Atlas gelene kadar Mert tabağını bitirmişti. Atlas da gelirken Mert’e, “Ne diyecektin, söyle?” dedi. Mert de, “Abi, seçeceğin ajanı belirledin mi? Eğer istersen ben olabilirim.” diye söylendi. Ama Atlas, “Sen olamazsın. Yiğit seni tanıyor, hemen ele veririz.” diye konuştu. Lafı biter bitmez çayından bir bardak içti ve “Hadi kalk, çok işimiz var.” deyip üstünü giydikten sonra evden çıkıp özel yerlerine gidiyorlardı.
Yolculuk boyunca kimseden ses çıkmıyordu ve tam tamına yolculuk 30 dakika sürmüştü. Binanın önüne geldiklerinde Mert kapıyı açıp, “Buyur Atlas abim.” deyip kapısını açtı. Atlas, “Teşekkürler Mert.” dedi. Şimdi ikisi de binaya giriş yaptılar. Atlas’ın girdiğini gören kişiler birden sustu ve binada sessizlik oldu.
Atlas, “Merhaba arkadaşlar, şimdiden herkese iyi çalışmalar.” diye seslenmişti ve hemen yanına Emir’i çağırdı. Emir, “Efendim abi?” dedi. Atlas, “Odaya gel benimle.” demişti ve ikisi odaya yürüdü.
Atlas Emir’e gizli bir şey söyleyecekti. Emir, “Dinliyorum abi.” dedi ve Atlas da söze başladı: “Seni ajanım seçtim. Diğer tarafa temizlikçi olarak seni işe sokacağız ve Yiğit’in neler yapıp neler planladığını bana ileteceksin. Sana özel kulaklık vereceğiz, kulağına takarsın. Önemli bir şey olduğunda söylersin. Tamam mı?” Emir hemen “Tamamdır abi.” dedi ve Atlas’ın ona verdiği işe girme belgesi ile şimdiden başlamıştı.
Kulaklıktan Emir’i “Mert” diyecekti. Bu yüzden Mert kulaklarını hoparlöre vermişti ve Emir’in ona seslenmesini bekliyordu. Derken Emir birden bir şey dedi: “Mert bey, Mehmet bey olay yerine girdi!” demişti. İlk başta Mert anlamamıştı ama yakalanmamak için Yiğit’e “Mehmet” demişti. Mert de hemen, “Anlaşıldı.” diye konuştu.
Emir, Yiğit’in odasını dinlemeye çalışırken Yiğit’in kardeşi Yalçın odaya girdi ve Emir hemen oradan uzaklaştı.
Bir yandan da Atlas evrakları inceliyor, “Bunu da yapmazsın be!” diye bağırıyordu. Mert de beklemekten sıkılmış ve çay almaya gitmeye karar vermişti. Tam kapıyı açacakken Emir seslendi:
“Mert! Yakalandık! Ama çok önemli bir şey öğrendim!”
Mert ayaklandı ve “Hemen buraya gel!” diye bağırdı ve Atlas’ı aradı. Atlas da olayı öğrenince hemen üst kata çıktı ve Mert’in yanına geldi. Herkese bağırarak, “Emir’i koruyun!” diye bağırıyordu.
Binanın önünde beklemeye karar verdiler. Tam 9 dakika geçmişti ve Emir uzaktan geliyordu. Atlas’ı görünce sevinmişti ve şöyle dedi:
“Abi, öğrendim! Belgeler ge—”
dedi ve vurularak öldürülmüştü.
Atlas da kızgın bir hâl içerisinde, “Bu burada bitmedi! Bekleyin!” diyerek önüne ne geldiyse yıktı. Ama akıllarda şu vardı: Emir’i neden vurdular? Yakalandığı için mi? Yoksa önemli bir şey mi söyleyecekti? Veya ikisi de mi?
Ertesi gün Emir’in cenazesi için mezarlığa gitmişlerdi. Lakin mezarlıkta Yiğit de vardı…
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |