9. Bölüm

7. BÖLÜM

Yasin ve Berra
yasinveberrayazar

​"Mert! Bunların burada ne işi var? Kesin bizi izlemek için buradalar ama bunun hesabını ödeyecekler!"

​Atlas öfkeyle soluyordu. "Alyacım, birazdan eve gideceğiz ama bunları görmezden geleceğiz. Sanki hiç fark etmemişiz gibi davranacağız ki asıl amaçlarına ulaşalım," dedi.

​Alya ise adeta donup kalmıştı; sevdiği adamı tekrar görmek onu sarsmıştı. Onun burada olması canını yakıyordu. En sevdiği kuzeninin düşmanı çıkması tam bir hayal kırıklığıydı ancak bunu Atlas’a belli etmemesi gerekiyordu.

​Zoraki bir sesle, "Tamamdır abi," dedi.

​Atlas, hemen yanında bulunan Mert’e döndü:

"Mert, bunların niyetini öğreneceksiniz! Bu mekana yaklaşmak ne demekmiş onlara göstereceğiz."

​Atlas bir hışımla arabasına yönelirken Alya da peşinden gitti. Ancak karnı çok aç olduğu için yediği yemeklerden dolayı ağır adımlarla yürüyebiliyordu. Sonunda arabanın ön koltuğuna bindi. Atlas, arabayı çalıştırmak için hırsla uğraşırken Alya’nın ağzını bıçak açmıyordu. Kuzeninin bu sinirli hali onu hem korkutuyor hem de üzüyordu.

​Atlas sonunda motoru çalıştırdı ve evin yolunu tuttu. İkisinde de derin bir sessizlik hakimken Atlas, navigasyonun talimatlarına dişlerini sıkarak söyleniyordu:

"Bir sağa git diyorsun, bir sola... Karar ver artık!"

​Bu durum Alya'nın yüzünde küçük bir tebessüm oluştursa da eve varana kadar tek kelime etmedi. Yarım saat sonra otoparka girdiklerinde Atlas, ciddiyetini koruyarak konuştu:

"Sen eve gir, ben geleceğim."

​Alya sadece başını salladı. Hâlâ yaşadığı şokun etkisindeydi ve hıçkırarak ağlamak istiyordu. Eve adım atar atmaz odasına kapandı, yatağındaki ayıcığına sarıldı ve on dakika içinde yorgunluktan uyuyakaldı.

​O sırada dışarıda olan Atlas, Mert’i aradı:

"Bir şey buldunuz mu? Ne işleri varmış bizim yerimizde? Orayı nasıl keşfetmişler?"

​Mert’ten cevap gelmeyince Atlas, bu sessizliğin "hiçbir şey bulamadık" demek olduğunu anladı ve telefonu sinirle kapattı. Mert ne kadar uğraşsa da eline somut bir kanıt geçmiyordu.

​Atlas o gece eve girmemeye kararlıydı. Yiğitlerin mekanına doğru yürümeye başladı. Dikkat çekmemek için arabasını kullanmamıştı. Adımlarından öfke okunuyordu. Issız sokakta köpek havlamaları ve baykuş seslerinden başka bir şey yoktu ama Atlas bunları duymuyordu; zihni sadece Yiğit’in neden onları izlediğiyle meşguldü. Mekana yaklaştıkça nabzı daha da hızlanıyordu.

​Zifiri karanlık gecede, mekanın güçlü ışıkları etrafı gündüz gibi aydınlatıyordu. Kapıdaki korumaları fark edince hemen sağdaki kalın bir ağacın arkasına gizlendi. Uzun bir süre girişi gözledi. Aslında Yiğit’i görebilse saklandığı yerden çıkıp onunla yüzleşmeyi hedefliyordu ancak Yiğit ortalıkta yoktu. Alya’yı da evde daha fazla yalnız bırakmak istemiyordu; kız ona emanetti. Bu yüzden geri dönmeye karar verdi.

​Eve vardığında anahtarını çıkarıp kapıyı açtı ancak içeride ışıkların yandığını görünce bir an duraksadı. "Yoksa Alya mı kaçırıldı?" düşüncesiyle dehşete düştü. Hızla Alya’nın odasına koştu. Kapıyı açtığında onu yatağında huzurla uyurken görünce derin bir nefes aldı. Rahatlamış bir şekilde kendi odasına geçti ve yatağa girer girmez derin bir uykuya daldı.

​"Abi, abi kalk! Sabah oldu Atlas abi, uyan!"

​Atlas gözlerini araladı. "Ne, sabah mı oldu?"

​"Evet abi."

​"Ne ara oldu yahu? Günaydın... Vallahi bu gece çok rahat uyumuşum."

​Alya gülümseyerek, "Ben de abi ama çok acıktım, kahvaltı yapalım," dedi.

​"Olur yapalım. Güzel bir yumurta yapayım da midemiz bayram etsin."

​"Tamam abi, ben ekmek almaya gidiyorum o zaman. Kaç tane alayım?"

​"İki tane yeter, zaten iki kişiyiz."

​"Tamamdır, görüşürüz, bay bay!"

​"Hadi çabuk git, ne olur ne olmaz!"

​"Tamam abi, rahat ol."

​Atlas, dünkü olayları kafasından atmaya çalışarak yataktan kalktı. "Neyse," dedi kendi kendine, "Mert halleder. Ben kuzenimle güzel bir kahvaltı yapayım." Mutfaktaki meşhur terliklerini giyip işe koyuldu. Buzdolabından üç yumurta ve sucuk çıkardı. Yumurtaları çırparken Alya da elinde ekmeklerle eve dönüyordu.

​Ancak Alya bir anda durdu ve bir ağacın arkasına saklandı. Karşısında Atlas’ın evini gözleyen yabancı adamlar vardı. "Acaba Yiğit’in adamları mı?" diye düşündü. Adamlar kısa bir süre sonra oradan ayrılınca Alya fırsat bu fırsat diyerek eve doğru koştu. İçeri girdiğinde nefes nefeseydi.

​Atlas onu görünce endişelendi: "Ne oldu Alya, bu halin ne?"

​Alya su içip soluklandıktan sonra, "Abi çok korktum," dedi.

​"Neyden korktun?"

​"Adamlar evi izliyordu, o yüzden hemen gelemedim."

​Bu haberle Atlas’ın sinirleri tekrar gerildi. "Mekana gidiyorum, geliyor musun?" diye sordu.

​Alya, "Yok abi, ben bugün evde dinleneceğim, çok yorgunum," diyerek teklifi reddetti. Aslında niyeti farklıydı.

​"Tamam, kapıyı kimseye açma. Benim anahtarım var zaten."

​Alya onaylarcasına başını salladı. Atlas evden çıkar çıkmaz Alya camdan onun uzaklaşmasını izledi. Yiğit’i kendi gözleriyle görmek, onun gerçekten kötü biri olup olmadığını anlamak istiyordu. Atlas’ın hazırladığı yumurtadan bir çatal alırken, "Cidden döktürmüş abim," diye mırıldandı.

​Yarım saat sonra Alya ceketini giyip yola koyuldu. Navigasyonu açtı ama şarjının azlığı onu tedirgin ediyordu. Kaybolmadan hızlıca varmalıydı. Yirmi dakikalık hızlı bir yürüyüşün ardından mekana ulaştı ve Atlas’ın yaptığı gibi bir ağacın arkasına gizlendi. Çok geçmeden Yiğit’i gördü.

​Aynı anlarda Atlas, mekana girmiş "Mert nerede?" diye bağırıyordu. Mert yanına gelince Atlas patladı:

"Mert, elin adamının korumaları evimin önüne kadar geliyor, bizi izliyor ve Alya’yı korkutuyor! Ne hadle!"

​Mekanda ölüm sessizliği vardı. Atlas bağırmaya devam ediyordu:

"Size boşuna mı para veriyoruz? Bizi koruyamayacaksanız ne işiniz var burada? Bu gizli mekanda kuş uçmayacak dedim ama adamların lideri dibimize kadar geliyor! Hepinizi kovayım mı, bunu mu istiyorsunuz? Görevinizi yapın!"

​Mert titreyen bir sesle, "Abi, Savcı Bey seninle görüşmek istiyor," dedi.

​Atlas donup kaldı. "Savcı mı? Devletin savcısının benimle ne işi olur?"

​"Abi, galiba şu patlamayla ilgili..."

​Atlas, korkusunu gizlemeye çalışarak, "O zaman Savcı Bey’i bekletmeyelim, gidelim hemen," dedi.

​Arabada Mert, Atlas ve en güvendiği avukatı Göktuğ vardı. Adliyenin önüne geldiklerinde Atlas derin bir nefes aldı. İçeride onları Yiğit’in avukatı karşıladı ama Yiğit ortada yoktu. Savcının odasının önüne geldiklerinde ceketlerini iliklediler. Savcı, "Girin," deyince içeri geçtiler.

​"Hoş geldiniz Atlas Bey. Sizi sorgu odasına alalım. Yanınızda sadece avukatınız olsun lütfen."

​Sorgu odasına geçtiklerinde Atlas’ın alnından soğuk terler boşanıyordu ama soğukkanlı görünmeye çalışıyordu.

​Savcı söze girdi: "Neden burada olduğunu biliyor musun Atlas Bey?"

​"Evet."

​"Nereden biliyorsun? Ben henüz bir şey söylemedim."

​"Tahmin ettim diyelim."

​"Bakalım... Peki, çağırma sebebim ne?"

​"Patlamadan dolayı herhalde?"

​"Doğru tahmin Atlas! Ama bunu ben söylemeden senin dile getirmen biraz şüpheli geldi. Patlama sırasında neredeydin?"

​"Mekandaydım."

​"Yiğit ile neden küstünüz?"

​Avukat Göktuğ hemen araya girdi: "Sayın Savcım, lütfen sadece patlamayla ilgili soruları yöneltin."

​Savcı gülümsedi: "Peki, öyle olsun. Olay vaktinde Yiğit’in mekanının oralardaydın. Peki, neden 'mekandaydım' diyorsun?"

​Savcı içinden "Şah mat!" diye geçirdi. Atlas’ın iyice terlediğini gören Göktuğ, "Sayın Savcım, müvekkilim biraz rahatsız, süreci hızlandırabilir miyiz?" dedi.

​"Sayın avukat, ben sorularımı soruyorum ancak müvekkiliniz cevap veremiyor. Hazır olduğunuzda tekrar çağıracağım, hem Atlas Bey de o zamana kadar iyileşmiş olur."

​Dışarı çıktıklarında Göktuğ, "Adliyenin en sert savcısına denk geldik, işimiz zor. İnşallah yaptığımız belli olmaz," dedi. Atlas sadece "İnşallah," diyebildi.

​Alya, Yiğit’i görünce onunla konuşmak istemişti ama korumaları aşamayacağını anlayınca uzaklaşmaya karar verdi. Tam ağacın arkasından çıkıyordu ki Yiğit onu fark etti. Yiğit’in gözleri hayretle açıldı. "Onun burada ne işi vardı?"

​Alya, takip edildiğini anlayınca koşmaya başladı. Adliyenin önünde soluklanırken Yiğit de hemen arkasındaydı. Tam o sırada Adliye binasından Atlas ve Göktuğ çıkıyordu.

​Atlas, Alya’yı orada görünce şoke oldu. Ona evde kalacağını söylemişti! Bakışlarını biraz yana kaydırınca Yiğit’i gördü. Alya ve Yiğit aynı karedeydi...

Bölüm : 25.01.2026 20:13 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...