
Yiğit telaşla Emre’nin yanına ulaştı. Emre hemen konuştu:
"Hemen otur şuraya. Atlas’la ilgili bir sürü şey öğrendik. Sana onları söylememiz gerek".
Hepsi birden masanın çevresine oturdu. En başa Yiğit oturdu:
"Dinliyorum".
Emre, "İçeri gelebilirsiniz Savcı Bey," diyerek Savcı Yasin Bey’i içeri çağırdı. Savcı içeri girince Yiğit ayağa kalkıp elini uzattı:
"Hoş geldiniz Savcı Bey".
Selamlaştıktan sonra masaya oturup konuşmaya başladılar. Savcı Yasin söze girdi:
"Yiğit Bey, buraya Atlas Bey hakkında bazı bilgileri sizlere aktarmak için geldim. Birkaç belge de hazırlayıp getirdim kanıt olması açısından. Öncelikle öğrendiğime göre Atlas Bey kısa zamanda bir seyahate çıkacakmış, kuzeni Alya’yla birlikte. Nereye, ne zaman olduğunu bilmiyorum, onu öğrenemedim ama bunu sizin öğreneceğinize eminim. Çok zor değil. Atlas Bey hakkında asıl öğrendiklerimize gelirsek; Atlas’ın sizinle düşman olmasının nedeni başka birileri de olabilir. Yani Atlas Bey başka birinin lafıyla veya zoruyla size böyle davranıyor olabilir. Çünkü öğrendiğime göre o haftalarda Atlas biriyle konuşuyor ve sonrasında sinirli bir şekilde etrafta geziniyormuş. Yani açıkçası onun kiminle konuştuğunu pek anlayamasak da tahminimizce ona yakın biri. Atlas büyük ihtimalle o kişiye yakın biri olduğu ihtimalini düşünürsek ki bence düşünmemize bile gerek yok. Çünkü sizler de biliyorsunuz ki Atlas Bey kimsenin lafına kolayca inanacak biri değil. Bu nedenle kendine yakın hissettiği veya tanıdığı, zarar veremeyeceği biri olmalı. Böyle birini tahmin edebiliyor musunuz? Tahmininizce böyle biri var mı?".
Yiğit düşünmeye başlamıştı; Atlas’ın yakınlarındaki insanları düşünüyordu. Emre söylendi:
"Bize öyle düşman olabilecek kim olur ki? Herkesle aramız çok iyiydi. İyi anlaşıyorduk. Pazarlıkları da iyi yapıyorduk. Nasıl olur da bize düşman kesilirler? Off, gerçekten aklım almıyor".
Aralarında tartışırlarken Savcı Yasin’in telefonu çaldı. Boğazını temizleyip ayağa kalkarak kapıya doğru yöneldi:
"Ben artık gideyim".
O gün aralarında bu konu hakkında çok konuştular. Yiğit’i o gün uyku tutmayınca bu konu hakkında gece boyu çok düşündü ama yine de bir sonuca ulaşamadı. Bunun üzerine Ozan’ı tekrar gönderme fikri aklına gelmişti. Ama bu durumda Ozan’ı riske atmış olurdu. Atlas eğer Ozan’ın geldiğini gördüyse veya ortadan kaybolduğunu anladıysa Ozan’dan şüphelenirdi. Belki çoktan şüphelendi bile. O yüzden o ihtimali düşünmek bile istemiyordu. Ne kadar düşünse de o gece aklına bir şey gelmedi. Düşünme işini yarına bırakıp daha fazla dayanamayarak uyudu. Bu bir hafta boyunca herkes kim olabileceğini düşünüp araştırma yaptı; herkes fazlasıyla çabaladı. Bilgiler toplamaya çalıştılar. Kim olduğu hala belli olmasa da bir sürü bilgiler edindiler.
1 HAFTA SONRA
Yiğit ayağa kalktı:
"Evet dostlarım. Bugün burada buluşma nedenimizi biliyorsunuz. Herkes bilip bilmediği her şeyi söylesin. Birlikte tüm bildiklerimizi birleştirip bir sonuca varalım. Evet Altay, seninle başlayalım".
Altay anlatmaya başladı:
"Abi ben dükkanlar hakkında birkaç bir şey öğrendim. Öğrendiğim kadarıyla Atlas’ın diye bildiğimiz mekan aslında Atlas ve bir ortağınınmış. Ortağı kim bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla yıllardır tanıdığı biriymiş. Hatta mekanın içindeki bazı bilgilere ulaştığımızda ise daha bir sürü ortaklığı varmış. Birden fazla kişiyle ortaklık yapmış".
Bunun üzerine Eren konuştu:
"Bende o sonuçlara ulaştım ama bu durum gayet normal değil mi? Sonuçta bizim de birden fazla kişiyle ortaklığımız, anlaşmamız var".
Altay cevap verdi:
"Evet Eren haklısın ama şöyle bir durum var. Şimdi biz ve Atlas kimle ortaklık yapıyorsak söylüyorduk. Bu durumda da ortaklık yapılan herkesi biliyor ve tanıyoruz. Tam tersi belgelere baktığımızda ise o isimlerin hiçbirini tanımıyordum ki siz de tanımıyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki ortaklarımızın isimlerini ben kaydediyordum ve şöyle bir durum da var; biz senelerdir Atlas’la ortaklığımızı bir sanırken Atlas bizden gizli bir sürü ortaklık yapmış".
Yalın’a yöneldi. Yalın, çantasındaki belgeyi ve bir dosyayı çıkarttı:
"Evet abi, Altay doğru söylüyor. Hatta bir tane belgeyi elimize geçirdik. Diğerlerinin ise fotoğrafları mevcut".
Yiğit sordu:
"Bunları nereden buldunuz? Mekana nasıl giriş yaptınız?".
Demir gülümseyerek söze atladı:
"Ben girdim".
Yiğit sorgular gibi bakınca Demir devam etti:
"Abi sakin bir şey yapmadık. Yani ben girdim derken kendim değil, kameraları kullandım. Biliyorsun ki teknolojiyle aram çok iyidir".
Emre kahkaha attı:
"Tabi canım tabi öylesindir. Ne demezsin".
Yiğit, Emre’ye döndü:
"Şşş... Arkadaşlar dalga geçmeden dinliyoruz birbirimizi lütfen. Ciddi bir işteyiz şu an".
Emre gülümsedi:
"Tamam tamam sustum. Olmaz bir daha".
Yalın belgeleri Yiğit’e verip konuşmaya devam etti:
"Abi burada belge ve dosya var. Belge anlaşma yaptığı tanımadığımız biriyle alakalı. Dosyayı ise bilmiyoruz. İşine yarar belki diye bulunca getirmek istedik. İçine baktığımızda pek bir şey anlamadık. O yüzden direkt sana getirdik".
Yiğit belgeyi incelemeye başladı. İsimlere ve yapılan anlaşmalara bakarken birden ayağa kalkıp öfkeyle bağırdı:
"Bu ne demek oluyor? Nasıl bizim silahlarımız için bu anlaşmayı yapar? Üstelik bizden habersiz ve silahlarımızı istemeden hemen önce yapılmış bir anlaşma. İnanmıyorum ona! Hem bizim mallarımız için bizden habersiz anlaşma yapılıyor hem de gelmiş durduk yere düşmanlık açarak silahlarımızı istiyor. Gerçekten aklım almıyor artık! Hemen bu anlaşmayı kimle yaptığını güzelce araştırıp bulun. Adamın adı yazmıyor, o kısım karalanmış. Güzelce araştırmanızı istiyorum. Bu görevi 3 kişi yapacaksınız; Altay, Yalın ve Eren. Siz üçünüz bu görevi üstleneceksiniz. Emre sen de benimle kalıp bana yardım edeceksin".
Emre asker selamı verdi:
"Emredersiniz efendim".
Hepsi birden kahkaha attı. Yiğit gülümsedi:
"Güzel güzel... Bugün de sinirimi azalttınız biraz da olsa".
Hepsi odalarına dağıldığında Yiğit, Emre’yi odasına çağırdı. Emre büyük bir neşeylikle içeri girdi:
"Evet benim görevim nedir Yiğit Bey?".
Yiğit güldü:
"Oo, bu mutluluk ne Emre? Mutlu bir haber mi aldın? Bu ne neşe ve enerji böyle?".
Emre gülümsedi:
"Yani konuşmamız için ilk defa odana çağırdın. Şaşırdım onluk ondan galiba".
Yiğit ciddileşti:
"Neyse şimdi konumuza dönelim. Bizim seninle yapacağımız görev biraz zor o yüzden yardımcıya ihtiyacım olduğu için seni seçtim. Şimdi biz seninle yalandan birkaç plan kurup Atlas’ı bu planlarla kandıracağız. O bizimle ilgilenirken diğerleri de bilgi edinecekler. Bu planları ise bir şekilde Atlas’a ulaştıracağız. Bir şekilde bu planları öğrenecek ve onu kandıracağız. Ama öncelikle seninle bu planları belirleyeceğiz".
Emre içten bir şekilde güldü:
"O süper bir görev bu Yiğit. Tam da benlik. Tehlike ve heyecan da olacak süper".
Yiğit, "Evet şimdi güzelce dinlen, yarın göreve başlayacağız," dedi. Emre kahkaha atarak, "Emredersiniz efendim. Güzelce hazırlanacağım bu görev için," deyince Yiğit de dayanamayıp kahkaha attı. Birlikte gülüştükten sonra Emre odasına gitti. Sabah yemekten sonra görev için ayrıldılar; Yiğit ve Emre çalışma odasına geçti, diğerleri dışarı çıktı.
Yiğit, "Emre az iki dakika bekle telefon edip geleceğim," diyerek odadan çıktı ve Ozan’ı aradı. Telefon çalıyor ama açan olmuyordu. Yiğit telaşla odaya döndü:
"Benim bir işim çıktı görevi yarına erteleyelim. Sen de bu sırada biraz düşün. Belki aklına güzel planlar gelir. Benim şimdi gitmem gerek".
Hızlıca eve gidip kapıyı çaldı, kapıyı Ozan açtı. Yiğit bir hışımla ona sarıldı. Ozan sordu:
"Abi bir şey mi oldu? Telaşlı görünüyorsun".
Yiğit gülümsedi:
"Önemli bir şey yok ama telefonunu niye açmadın miniğim? Seni merak ettim. Ozan bir daha telefonlarımı açmaya dikkat et olur mu?".
Ozan suratı asık bir şekilde cevap verdi:
"Özür dilerim abi odada uyuyakalmışım. Telefonum mutfaktaydı duymamışım. Bundan sonra yanımdan ayırmam telefonu. Çok dikkat ederim".
Yiğit onu sakinleştirdi:
"Sorun yok miniğim sadece bir şey oldu sandım. Meraklandım. Atlas’ın sana bir şey yapmasından korktum. Senin burda olduğunu öğrenip sonra sinirlendiğini buraya geldiğini düşündüm. Neyse miniğim iyiyse sorun yok. Kahvaltını yaptın mı?".
Ozan, "Yapmadım henüz abicim. Senin zil sesine kalktım," dedi. Birlikte kahvaltı hazırlayıp ziyafet çektikten sonra dışarı çıkıp eğlendiler. Akşam eve yorgun döndüklerinde Demir aradı:
"Abi biz araştırma yaparken bir odanın kamerasına ulaştık. Bir sürü belge ve dosya vardı. Ama ne kadar ne olduğunu anlamaya çalışsak da anlayamadık".
Yiğit, "Sakince anlat anlamıyorum. Ya da bekle neredesiniz şu anda oraya geleyim," dedi. Demir yorgun bir sesle, "Abi gelmene gerek yok şu an ofisteyiz. Yarın gelince konuşuruz. Sadece haber vermek istedim," diyerek telefonu kapattılar.
Ertesi sabah Yiğit evden çıkarken Ozan için hazırladığı kahvaltının yanına bir not bıraktı. Tam arabaya binecekken Alya onu durdurdu. Yiğit şaşkınlıkla sordu:
"Sen niye buradasın? Evimi nasıl buldun?".
Alya telaşlıydı:
"Her şeyi anlatacağım. Ama lütfen kimsenin görmeyeceği bir yere gidelim. Söylemem gereken şeyler var".
Onu garaja götürdü. Alya ağlayarak konuşmaya başladı:
"Ben... Ben çok korkuyorum. Atlas abim beni zorla buradan götürmeye çalışıyor. Sürekli sinirlenip ya bir yerleri dağıtıyor ya da... Sinirini almak için ya eşyaları kırıyor ya da masum insanları öldürüp sakinleşiyor".
Yiğit inanamadı:
"Nasıl böyle bir şey yapabiliyor? Emin misin dediklerinden? Yani masum insanları öldürdüğünden emin misin?".
Alya, "Eminim. Çünkü çoğunu benim yanımda öldürdü," dedi. Atlas’ın kendisini Yiğit’ten uzaklaştırmak için götürmek istediğini anlattı. O sırada evden gürültüler gelince Yiğit hemen Ozan’ın odasına çıktı. Ozan uykulu bir şekilde sordu:
"Abi n’oldu? Bir şey mi oldu? Neden öyle telaşlı görünüyorsun?".
Yiğit onu sakinleştirip evde gezinmeye başladı. Çalışma odasına doğru gitmeye başladı. Tam çalışma odasının kapısını açtığında gördüğü şey karşısında şok oldu. Masasının üzeri dağılmış, bazı eşyaları yerde, çekmecelerin hepsi açık ve içerisindekiler yerdeydiler. Yiğit bu duruma gerçekten çok şaşırdı; çünkü evini kimse bilmezken önce Alya sonra da bu eve girenler her kimse onlar bulmuştu evi. Ama nasıl olabilirdi? Yiğit odada gezinirken Alya’yı garajda bıraktığı aklına geldi. Evin her yerine hızlıca baktıktan sonra garaja Alya’nın yanına indi ama garaja ulaştığında Alya orada yoktu...
=BÖLÜM SONU=
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |