5. Bölüm

3.BÖLÜM

Yasin ve Berra
yasinveberrayazar

Yiğit ve Emre ne kadar arasalarda bir türlü sandık, belge veya yanıkta olsa onlara benzer bir şey bulamadılar. Her bir köşeye, her bir deliğe, her yere baktılar ama yoktu. En son Eren dayanamayıp:

“Artık ne aradığınızı bize de söyleyin!” diye bağırınca, Yiğit ve Emre yanmış olan kulübeden dışarı çıktılar. Eren'in suratı, sorduğu sorunun cevabını bekler gibiydi. Kollarını birbirine bağlayıp Emre’yle Yiğit’in karşısına dikilip önce Emre’ye, sonra da ise Yiğit’e dik dik baktı. Yiğit de aynı şekilde Eren’in karşısına geçip kollarını bağlayıp dik dik ona baktı.

 

Eren de:

“Tamam ya! Ne zaman söyleyeceksin onu de bari!” dedi. Yiğit, kafasını sallayıp yavaş ama bir o kadar da hızlı duran adımlarla odaya doğru ilerledi. Diğerleri de meraklı bir şekilde peşinden gitti. Odaya giderken Yiğit’in aklına o belgenin yedeği olduğu geldi ve içi rahatladı. Derin bir nefes alıp birkaç saniye tutup geri nefesini verdi.

 

Bu sefer çok sakin bir şekilde odasına gitti. Yerine oturup gülümsedi. Kilitli çekmeceyi açıp belgeleri oradan çıkarttı ve arkadaşlarının gelmesini bekledi. Arkadaşları sırasıyla odaya girdi ve herkes donup kaldı. Hepsi çok şaşkın, aynı zamanda ne olduğunu sorgular gibi bakıyordu. Çünkü Yiğit olan şeylere rağmen gülümsüyor ve hiçbir şey olmamış, yaşanmamış gibi duruyordu. Demir dayanamayıp:

“Artık ne olduğunu söyler misin?” dedi.

 

Ardından Altay da:

Aynen abi artık söyle! İlk başta sinirli ve sanki bir şeyleri biliyor gibiydin. Şimdi ise olan olaylara rağmen gülmeye başladın. Sanki bu olaylar yaşanmamış gibi. Artık söyle, bizim de bilmeye hakkımız var!” dedi.

 

Yiğit önce ayağa kalktı ve sonra eliyle oturmalarını işaret etti. Hepsi oflayarak yerlerine oturdu. Yiğit ise onların o hallerine gülüyordu.

 

Altay yine dayanamayıp:

“Abi, söyle artık. Biz de bilmek istiyoruz. Ne olduğunu, Emre ile ne aradığınızı… İkinizden biri söylesin artık, dayanamıyoruz.” dedi.

 

Yiğit de:

“Tamam, tamam. Sakin olun. Anlatacağım her şeyi de. Yalçın yok mu? O nerede? Sizinle değil miydi? Nereye gitti? Dışarıda başka bir şey mi oldu ben odaya gelirken?” diye sordu.

 

Eren ise hemen:

“Herhangi bir şey olmadı. Hatta benim yanımdan geliyordu… Fark etmemişim gittiğini. Off… Nereye gitti ki? En iyisi ben gidip onu bulup getireyim buraya.” deyip odadan ayrıldı.

 

Diğerleri ise hâlâ meraklı birer çocuk gibi şaşkın şaşkın Yiğit’in suratına bakıyordu.

 

Yiğit ise gülerek yerine oturdu ve:

“Ya, bana öyle bakmayın. Anlatacağım her şeyi. Ne o suratlarınızın hâli? Çok gülesim geldi. Hâlâ öyle bakmaya devam ediyorsunuz. Biraz gülün ya…” deyip gülümsedi. Sonrasında masaya bıraktığı belgeleri eline aldı ve hepsini incelemeye başladı. Herhangi bir eksik olup olmadığına ve gözden kaçırdıkları bir bilgi var mı diye bakıyordu. Yiğit belgelere odaklanmışken Emre de sessizce yanına gelip:

“Yiğit, bu belgelerde neler yazıyor? Neden bu kadar önemli? Bizden sakladığın bir şey mi var?” deyip Yiğit’in yanına oturdu.

 

Yiğit ise Emre’ye cevap vermeden ciddi bir şekilde belgeleri incelemeye devam etti. Emre ise üstelemeyip geri doğru yaslandı.

 

Tam o sırada kapı açıldı ve Yiğit hariç herkes kapıya doğru baktı. Yiğit ise hâlâ pür dikkat belgeleri inceliyordu.

 

İçeri giren kişi kimsenin tanımayıp sadece Yiğit’in tanıdığı biriydi. İçeri giren kişi Emir’di. Emir, Yiğit’e bilgi veren ve onunla yeni çalışmaya başlamış biriydi. Ama kimse onu tanımıyordu; sadece Yiğit tanıyordu.

 

Emir, “Yiğit!” diye seslenince Yiğit Emre’ye bakıp:

“Hoş geldin. Biz de tam olanlar hakkında konuşacaktık. Gel, şuraya otur. Belki bildiğin bir şeyler vardır; yardımcı olursun bize de.” deyip onun yanına gitti ve eliyle oturması için bir yeri işaret etti.

 

Hemen onun ardından odaya Eren ve Yalçın geldi. Yiğit Yalçın’a doğru yönelince Eren hemen lafa girdi:

“Yalçın bir arkadaşını görmüş. Olanlar hakkında belki bir şey görmüş veya şahit olmuştur diye ona sormaya gitmiş. Herhangi bir sorun yok yani.” deyip Yiğit’in Yalçın'a bir şey demesine engel oldu. Eren, Yalçın’la birlikte yerlerine geçti. Yiğit de belgelerin yanına gitti. Öncelikle Emir’i tanıttı:

“Evet arkadaşlar, Emir benim beraber çalıştığım bir arkadaşım. Daha önce birçok kez burada bulundu ama siz onu burada görmediniz. Hatta hiçbir yerde görmediniz, değil mi?” dedi.

 

Herkes sorgular gibi bakınca Yiğit de konuşmaya devam etti:

“Arkadaşlar, öyle bakmayın. Selam verin Emir’e.” deyip göz kırptı.

 

Hepsi birden “Hoş geldin kardeşim.” dediler. Emir de “Hoş buldum.” der gibi kafasını eğdi.

 

Sonra Yiğit belgelere yöneldi.

“Evet arkadaşlar, artık asıl konumuza gelelim.” dediği esnada Altay “Oh be, şükür!” dedi ve diğerleri bu duruma güldüler. Altay’ın tepkisi hepsinin komiğine gitmişti. Yiğit bile onun bu tepkisine gülmüştü.

 

Yiğit de lafa girip:

“Hazırsanız anlatmaya başlayalım.” deyince, hepsi birden Yiğit’e yönelip meraklı bir şekilde dik dik ona bakmaya başladılar.

 

Yiğit ciddi bir şekilde ifade takınıp anlatmaya başladı:

“Bu elimdeki belgeler, o yanmış kulübede aradığım belgelerin yedeği. Peki bu belgelerde ne var? Neden bu kadar önemli? Arkadaşlar, bu belgelerde mafya lideri Atlas ile ilgili bazı önemli bilgiler yazıyor. Eğer ki Atlas ile aramızda bir şey olursa bu bilgiler bize yardımcı olur diye düşünmüştüm ki öyle de oldu. Artık bir şey olursa, Atlas bizi tehdit etmeye falan kalkarsa bu bilgileri kullanacağız. Kulübeye ise bakma sebebim bu belgelerden orada da bulunuyordu. Ancak kulübeye baktığımda ne bu belgelerden ne de bunlara benzer bir yanık parçaları görmedim. Şimdi diyeceksiniz, o kâğıtlar kül olmuştur; nereden anlayacaksın?” diye.

“Ama kulübeye girip baktığımda içerisi o kadar yanmamıştı. Öyle kuvvetli bir ateş yoktu. Oradan anladım ve etrafa baktım ama bulamadım. Yani buradan anlayacağınız, aramızda bir hain var. Çünkü kulübede ki belgelerin yerini kimse bilmiyordu ama yangından önce o belgeler yerinden alınmıştı. Yanan kulübeye ise bunu anlamak için girdim. Bakıp incelediğimde ise alındığını fark ettim.” dedi.

 

Altay:

“Peki bize bunu daha önce niye söylemedin? Biz niye bunu şu an öğreniyoruz?” diye sorular sordu.

 

Yiğit de:

“Altay, sakin. Ben de bu belgeleri daha yeni hazırladım. Sizden saklama gibi bir niyetim yoktu. Sadece aradan biraz zaman geçtikten sonra söyleyecektim.” dedi.

 

Bunun üzerine Demir:

“Peki, aramızda birinin hain olduğunu söyledin. Bu kim olabilir? Aklında herhangi bir isim var mı? Şüphelendiğin biri var mı?” diye sordu.

 

Yiğit de:

“Şu an öyle herhangi şüphelendiğim biri yok. Ama elbet en kısa zamanda o kişiyi bulacağız. Çok yakınlarımızda olduğunu hissediyorum. Hislerimin doğru olduğunu da biliyorum. Çünkü bizi çok iyi tanıyan, her şeyimizi takip eden biri olmalı. Belki de şu an bizi dinliyor, anlamaya çalışıyordur. Belki de onu bulmak için çalışacağımızı şu an duyuyordur. Bunları bilemeyiz. Ama o kişi bizi dinliyor ve çok yakınımızda." deyip sırasıyla herkese baktı. Herkes birbirine sorgular gibi bakıyor, birbirlerini inceliyordu.

 

Yalçın, abisine bakarak: “Âğabey, aramızda şüphelendiğin biri mi var? Varsa bize de söyle. Bizim de haberimiz olsun, biz de bilelim.” dedi.

 

Yiğit ise bilmediğini, şüphelendiği biri olmadığını belirtmek için kafasını salladı ve yerine oturdu. Daha sonra Emir: “Yiğit, ben artık gideyim. Bir işim vardı, onu halledip gelirim.” dedi

 

Yiğit ise: “Tabii tabii, gidebilirsin. Diyeceklerim bu kadardı.” deyip Emir’e izin verdi.

 

Emir odadan çıkıp gitti. Emir gittikten sonra odadaki herkes şaşkın, bir o kadar da meraklı bir şekilde birbirlerini sorgulamaya, birbirlerine dik dik bakmaya devam etti.

 

O gün sona erdiğinde herkes odalarına ayrıldı. Ertesi gün, kahvaltıdan sonra yeniden odada toplandılar. Onlar odada otururken kapı çaldı ve içeri telaşlı bir şekilde biri girdi. Bu kişi görevliydi.

 

Yiğit, “Ne oldu?” der gibi bir bakışla görevliye baktı. Görevli ise: “Efendim, buraya biraz uzak bir yerde Emir’in öldüğü haberi alındı. Emir’i öldürmüşler.” dedi.

 

Altay tam bir şey diyeceği sırada Eren onu susturdu ve Yiğit: “Tamam, çıkabilirsin.” dedi.

 

O gün Emir’in cenazesi vardı. Yiğit de resmi, siyah bir takım elbise giyip ciddi bir ifadeyle o cenazeye katıldı. Cenaze bitimine kadar orada bulundu.

 

Bölüm : 30.11.2025 13:07 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...