
12. Bölüm
Günler birbirini kovalıyordu. Hergün yeni bir günün başlangıcı değil ,dünün aynısıydı.Yorgunluktan mahvoluyor , ertesi güne dinç uyanmaya çalışıyordum. Eski maratonum devam ediyordu.
Bu gün restorana gidecektim . O yüzden az da olsa mutlu oluyordum.
Bir hışımla girdiğim banyodan yaklaşık yarım saat sonra çıkınca kendimi dolabın karşısında buldum. Bu günün kombinine bir türlü karar veremiyordum.Neyi seçsem absürt duruyordu üzerimde.En sonunda bir gömlek ile mavi kotumu alıp giymeye başladım.Zor gün kombinimdi bunlar.
Kıyafetlerimi giydikten sonra saçlarımı kurutup her zaman ki gibi uçlarını dalgalı bir şekilde yapıpı bıraktım. Makyaj yapmak istemiyordum ama bana oradan göz kırpan maskarayı kıramayıp sürdüm.Kısa bir parfüm banyosunun ardından takılarımı da takıp çantamla odadan çıktım. Bu eve geleli neredeyse 1,5 hafta oluyordu ve ben sanki kendi evimmiş gibi sahiplenmiştim.
Tabi bu süre zarfında ne Baran’ı ne de Kerem’i görmüştüm. Ama sağ olsun,Alaz hergün arıyor halimi hatrımı soruyordu.Numaramı nasıl bulduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu . Üstelik bu adamın kaç tane numarası vardı böyle ? Her gün farklı numaralardan ulaşıyordu bana.
Alaz ile doyum olmayan sohbetlerimizi şu an bir kenara bırakalım ve birlikte şu restorana gidelim . Hemen .
Evin çıkış kapısına geldiğimde Aysu her zamanki gibi elime bir sandviç sıkıştırdı .
‘’Ya Buğu ‘’ dedi ben daha kapıdan çıkmadan. Meraklı gözlerle ona döndüğümde çekinir bir şekilde bakmaya başladı.
‘’ Efendim ‘’ dedim sesimi meraklı tutmaya çalışarak.
‘’ Bende senle restorana gelsem olur mu ? Artık evde sıkılmaya başladım ‘’ dedi.Sevinçle onun gözlerine baktım. Burada olduğum sürece bana destek olup yanımda olan tek Aysu’ydu . Arkadaş hatta dost olmuştuk onunla .
‘’ Tabiki ‘’ dedim kocaman gülümseyerek.Eliyle bir dakika işareti yaparak hızla karşıdaki odasına gitti.Yarım saniye sonra elinde çantasıyla yanımdaydı.
‘’ Teşekkür ederim. ‘’ demesinle onun koluna girip buradaki arabalardan birine geçtik.Bir sürü araba vardı.Her gün farklısına biniyordum. Bu günde sıra bundaydı. Arabayı çalıştırıp hızla bahçe kapısına yaklaştım. Arabada beni ve Aysu’yu gören görevliler hızla bekletmeden kapıyı açıp bizim çıkmamızı bekledi.
Hızlı sürmüyordum ama bu arabalarda gaza sakince bassam , hatta ayağımı gaz pedalına yaklaştırsam hız ibresi bir anda 80-90 ‘ı gösteriyordu.O yüzden Aysu’yu kemerini takması için tenbihlemiştim.
Restoranın yakınlarında arabayı park edince sakin ama temkinli adımlarla aşağı indim. Etrafa kısa ve tedirgin bakış atarak Aysu’nun yanına gittim. Şu an tek değildim ve başıma bela açacak işlerden uzak durmam gerekiyordu.
Mesela yanlışlıkla (!) adam bıçaklamamak gibi.
Aysu tedirgin olduğumu anlamış olacak ki bana yumuşak bir ifadeyle gülümsedi.
Aysu. Aysu Çiçek . 21 yaşında babasının peşinde olan bir genç kadın. Babasını sevdiğinden değil ,ondan intikam almak için arıyordu onu. Annesinin intikamını.
Bu aralar sıkça gerçekleşen kadın ve çocuk cinayetlerinin ardından cinnet geçirme noktasına gelmişti. Her katledilen kadın ve çocuk için sanki kendi annesi , kendi kardeşi gibi ağlıyor yas tutuyordu. Ama onlar da annesi gibi susmak zorunda kaldığı için dahada hırslanıyor , gözü dahada koyulaşıyordu. Susmak ZORUNDA bırakılan her bir hemcinsi ve çocuklar için birer çığlık atıyordu her gün. Ama asla korkmuyordu. Dim dikti. Kalbi ve yüreği yaralı olsa bile çığlıkları bu cinayetler devam ettikçe susmayacaktı . Herkes gibi , her kalbinden yaralı anne gibi kalbi sönmüş,gözünü adalet hırsı bürümüştü. Adalet istemekten ve bağımaktan vazgeçmeyecekti. VAZGEÇMEYECEKTİK.
Yanıma gelince beraber restorana girmeye başladık. Artık buraya her girişimde tedirgin oluyordum çünkü birisinin beni izlediğine yemin edebilirdim . Ama hayır kanıtlayamazdım.Yanaklarımı şişerek restorana girip mutfağa ilerlemeye başladık. Restoranın içi hala aynıydı. Bir değişiklik yoktu.
Mutfağa ben daha girmemiştim Aysu benden önce davranıp içeri girdi. İçeridekileri az çok tanıyordu. Ben son kez restoranın içine göz gezdirmeye başladım Bu sadece alışkanlıktan dolayıydı .Son olarak restoranın arka tarafına doğru kalan loş ışığın altında oturan bir gurup erkek topluluğuna döndüm. Şu an seçebildiğim 5 kişi vardı . Ve bu tarafa mutfak girişine , yani bana bakıyorlardı. Hafifçe gülümseyip onlara tebessüm ederken onlar elini kaldırıp garson çağırır gibi beni çağırdılar .
Hiç oralı olmadan , beni çağırdıklarını anlamamış gibi yanımdan geçen garsona seslendim.
‘’ Güven ... Sanırım garson çağırıyorlar . Beyefendilere bir bakalım ‘’ diyerek kadına gülümsedim . O da aynı şekilde bana gülümseyip küçük bir kafa hareketiyle beni onaylayıp adamlara doğru yürümeye başladı.
Bende hızlı bir şekilde mutfağa girip içeridekilere seslendim.
‘’ Selamlar . Nabersiniz ?’’ diyerek kollarımı ilk olarak yeni şefimiz Beril’e açtım.O da beni yanıltmayarak hızlı adımlarla gelip bana sarıldı . Beril ile Aysu yaşıttı. Benden 2 yaş küçük bebekti ikiside .
Berilden ayrılıp Burağa sarıldım. Arda en sondu.
‘’ Gözümüz yollarda kaldı Bulut . Bu hafta geçiktin ‘’ onu onaylayıp dudaklarımı sarkıtabildiğim kadar sarkıttım.
‘’ Evet ya ‘’ diyerek sitemimide edince Ardaya döndüm. Sanki tanıyamıyormuşum gibi gözlerimi kısıp işaret parmağımı ona uzattım.
‘’ Siz şey ... ‘’ dedim ve düşünür gibi yaptım.
‘’ Dünyanın en yakışıklı erkeği ‘’ der demez Arda beni kendine çekip sıkıca sarıldı . Gülerek bende kollarımı onun boynuna dolayınca olduğumuz yerde sallandık. Arda’nın yerinin bende hep ayrı olduğunu söylemiştim demi ?
Gülerek ayrıldığımızda her zamanki gibi yanaklarımı öpüp ayrıldı. Hadi ama doğruyu söyleyin . Eridiniz demi ?
Kendime çeki düzen verip Aysu’nun yanına geçtim. Merhametle bana bakıyordu.
‘’ Konuşucaz ‘’ diyerek fısıldayınca ona sırıttım.O sırada mutfak kapısı açıldı. Güven , az önceki garson gelmişti.
‘’ Buğu abla şefi istiyorlar ‘’ dedi ve mutfaktan bir hışımla çıktı.
Beril ayaklanınca onu durdurdum. Onu tehlikeye atacak değildim. Aysu ne olduğunu anlayınca Ardaya kaş göz işareti yaptım . O da beni anlayınca mutfağın arka kapısını açtı ve bekledi.
‘’ Sen dur Bero . Ben hallederim bu dangalakları ‘’ dedim ve hareketlendim. Gerilmişmiydim ? Evet. Korkuyor muydum ? Kesinlikle . Peki nereme güveniyordum ? Totoma .
Kendime kısa bir motivasyon cümlesi kurduktan sonra saçlarımı geriye savurup dışarı çıktım.
‘’ Savaşa gidiyor , güzellik derdinde ‘’ . Kapıdan çıkarken Buraktan duyduğum bu cümleyle gülmemek için kendimi sıktım ve adamlara ilerlemeye başladım. Her attığım adımda sırtım dikleşiyor, adamların sırıtışları artıyordu. En son masanın yakınına gelince bende onlar gibi , Baran’dan öğrendiğim gibi gevşek gevşek sırıtmaya başladım.
‘’ Buyrun beyler . Beni istemişsiniz. Yemeklerde kusur mu var ? ‘’ dedim en samimiyetsiz halde .
‘’ Yok’’ dedi aralarından biri. Kolları çizik içindeydi. İntihar eğilimi olduğu aşikardı
‘’ Bende öyle düşünmüştüm zaten. Sadece beni neden buraya kadar yorduğunuzu sormaya geldim ‘’ dedim ciddileşerek.
Başka birisi sırıtarak konuşmaya başladı. Konuşurken sağa sola sallanıyordu. ‘’ Şu masadaki yemekleri bir anlatsana ‘’ dedi ve durdu. Cümleleri net telafuz edemiyordu .
‘’ Yemeği sipariş ederken menüden bakmadınız mı ‘’ dedim tersleyerek.
‘’ Ohoo bu nasıl hizmet ‘’ dedi ve ayaklanmaya başladı.Dengesini sağlıyamıyordu.
‘’ Barancığına hizmet ederken gözlerin parlıyordu ‘’ dedi. Nevrim dönmeye başlamıştı.
‘’ Demekki Baran’ın seviyesinde değilsiniz ki size yapmıyorum o hizmeti.’’ Kolları çizili adamın yanındaki ayaklandı. Ama dengesini sağlayamayan adam çoktan üzerime yürümeye başlamıştı bile. Sakin sakin geriye doğru adımlarken son anda durdu ve leş kokan ağızıyla konuşmaya başladı.
‘’ Oo siz bey seviyesini de geçmi-‘’ daha fazla konuşmasına fırsat vermeden elim karıncalanırcasına adamın yanağına çarptı (!)
Tam elimi çekmiş başka bir şey söylenecekken arkadan başka adamlar gelmeye başladı . Yüzleri kar maskesinden dolayı kim oldukları başkaları tarafından seçilemezdi. Ama bu adamlar başkaydı. Onu nerede görsem tanırdım. Pardon onu değil , gözleri.
Yanıma gelip yüzündeki kar maskesini çıkardı.
‘’ Sen şu çeneyle nasıl bu kadar yaşadın aklım almıyor ‘’ dedi hem hırsla hem sırıtarak. Bir saniye ifadesi yaparak onun arkasındaki adamın önüne geçtim .
‘’ Yemekleri sormuştun ‘’ dedim en ciddi ifademle . ‘’ Yemeği bilmem ama az önce yediğin tokat sağ bileğimden çıktı. Omzumdan destek alarak geriye doğru gerildim.’’ Dedim . aynı şekilde canlandırıyordum da . Adamsa mal görmüş gibi beni izliyordu .Zaten hala ayakta duruyor olması mucizeydi.
‘’ Sonra hızla-‘’ dedim ve tokadımı yine geçirdim ‘’... hızla yanağına dokundurdum ‘’ dedim .
Baran arkada son ses kahkahasını atarken restorandaki müşteriler korkuyla bize bakıyordu .
‘’ Çok özür diliyorum bu çıkan gerginlikten dolayı ‘’ diyerek etraftakilere seslenip arkamdakileri gösterdim.
‘’ Girişte biliyorsunuz güvenlikler var ama sanırım içeri gizlice alkol sokmuşlar ‘’ dedim vay vay der gibi.
‘’ Böyle pislikler her yerde . Ama lütfen sıkmayın canınızı . Arkadaşlar şimdi gidiyor ‘’ dedim sakince ama üzgün bir yüz ile .
‘’ E bu kaçıncı ‘’ diye bir sitem yükseldi bu kalabalığın arasından . ‘’ Kaç kere oldu böyle şeyler bu restoranda . İzliyoruz internetten .’’ dedi sinirle . Ve tahmin edin çenesini yine kim tutamadı . BEN.
‘’ İnternetten izliyorsun , kötü şeyler olduğunu anlayabilecek beyine sahipsin . O zaman niye geliyorsun . ‘’ durdum ve nefes aldım fakat Baran arkamda durmuş sus diye uyarıyordu.
‘’ Canlı canlı izlemeye mi geldin ‘’ dedim. Hızla, korkuyla sandalyenin altına saklanan Güven’e döndüm . Adamı işaret ederek.
‘’ Beyefendi hesabı istiyor Güven , yardımcı olalım ‘’ dedim .
Baran bana yine gülümserken bende ona gülümsedim.
‘’ Hayırdır . Kaç gündür yoksun . Bu anı mı bekledin?’’ dedim. Ama zamanlaması çok iyiydi . Yoksa bu adamlardan gerçekten dayak yiyeceğim belliydi. Ah şu çenem.
‘’ Kaç gündür ortada değil , senin yanında yoktum.’’ Kolunu rahatça omzuma attı ‘’ Çok mu özledin beni yoksa ? ‘’ diyerek her zamanki sırıtışını yolladı. Boynumu kolundan kurtarıp ‘ he he ‘’ der gibi gözlerimi kıstım.
‘’ Ya ne demezsin ‘’ diyerek öbür kar maskelilere döndüm . Parmağımı dudağıma götürerek ‘’ O piti pi ti ‘’ durdum. ‘’ Kim olduğunuzu tahmin mi edeyim ? ‘’ dedim yok artık dermiş gibi. Hepsi dediğime sırıtarak kar maskelerini çıkardı.
Kerem , Alaz ve Mert .
Bir dakika Mert mi ? Beril’in eski sevgilisi olan Mert.
‘’ Oha lan . Bu bitin ne işi var ? ‘’ dedim hem şok içinde hemde sinirle. Bu gerizekalı Beril’i aldatması yetmemiş gibi bunlarla mı takılıyordu. Mert de mi bunlar gibi pisliğe bulaşıyorlardı ?
‘’ o da bizden ‘’ diyen Alaz’a döndüm.
‘’ Sen bu adamla Beril’in duygularıyla mı oynadın ? ‘’ dedim büyük bir hayal kırıklığı ile.İnanamıyordum .Kanım ne zaman Alaz’a ısınmaya başlasa , beni hep şaşırtıyor ve vicdanıma kaçıncı olduğunu sayamadığım hançeri saplıyordu .
Sinsice kaşları havaya kalktı ve sırıtıştan öte zafer kazanmış gibi bana bakmaya başladı.
‘’ Sen gerçekten bu kadar ruhsuz musun ? ‘’ dedim ona doğru. Gözlerimden rahatça ona karşı olan hayal kırıklığım okunuyordu. O benim gerçekten bu cümleleri hissederek ve onun hakkettiğini düşünerek söylediğimi anlayınca yüzündeki zafer sönmeye başladı.
‘’ Geber ‘’ dedim ve herkese arkamı dönerek ilerlemeye başladım. Baran da böyleydi. O da sadece bana umut veriyordu , ama ...
Her neyse Baran’ da dahil herkesin benden uzak durması lazımdı. Çünkü ben buraya ne aşık olmaya gelmiştim ne de hayal kurmaya . Sadece ailemin intikamını alacak ve sonra onların hayatından çıkacaktım .
Ya bu yolda canımı verecektim , ya da insanları canından edecektim .
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |