
15. Bölüm
Günün bitmesini , günün ağırmasını beklerken biten ve ağıran teş şey ben oluyordum zaman geçtikçe. Bilmediğim onca şey varken öğrendiklerimle başa çıkamıyordum. Delirecek noktaya geliyordum,yoruluyordum ;
Tükeniyordum.
Aysu’nun odamdan ayrılmasının ardından banyodan çıkmış kardeşimin yanına , mezarlığa gitmek için hazırlanmıştım. Bu zamana kadar her Eren’imin ağlamasından yakınmış durmuştum, ama bir gün yanımdan bu şekilde ayrılacağını bilseydim yanımdan bir saniye bile ayırmazdım.
Hava kararmaya yüz tutmuştu ve ben üzerimde rahat bir eşoftmanla salaş bir tişört giymiştim.Telefonumu da alıp odamın kapısına yöneldim.
Dış kapıya gelince görevlilerden biri hızla mutfaktan çıkıp kapıyı benden önce açıp kafasını öne eğdi.
‘’ Lütfen bana bu kadar saygı duymayın ‘’ dedim ve düşen yüzüm ile yürümeye başladım.Bu yapılan saygı şovu beni sadece utandırıyor , benden yaşça büyük insanlara karşı beni mahçup bırakıyordu.Tabikide saygı duymasınlar demiyorum, sadece abartılmasın istiyordum.
Arabaların olduğu yere kısa bir bakış atıp yürümeye devam ettim . Yürümek daha iyi gelecekti , ne kadar uzak olsa bile . Cebime attığım kulaklıklarımı çıkartıp kulağıma geçirdim ve son ses müziğimi açıp ellerimi soğukttan donmasın diye ceplerime yerleştirdim.
Çalışmayı , özgürce gezmeyi özlemiştim . Buğu olmak istiyordum , Buğu Bulut değil . Herkes , şu an etrafımda olan herkes beni tanıdığını sanıyordu . Baran bile . O bile beni tanımıyordu.Gerçek Buğu Arda’yla mutlu olan Buğuydu . Ailesinin ağlayarak yasını tutandı , katilini arayan değil.Gözyaşını saklayan değil hıçkıra hıçkıra ağlayandı asıl Buğu .
Alaz ailemi önceden tanıyordu . Evimize sıkça girip çıkan birsiydi . Ona güvenmek istiyordum. Sonuçta babasını kurtaran benim babamdı .Babasından sonra onada yardım etmişti babam . Bunu Alaz söylemişti değil mi ? O hatta benim hayalimi bile biliyordu. O kadar yakınlardı babamla . Ama ben neden hiç görmemiştim babasını . Ünlü iş adamı Ramiz Çınar . Alaz’ın babası .
O kadar yakın olmalarına rağmen babamın cenazesine gelmeyen , sözde babamın can dostu Ramiz Çınar. Evet garip farkındayım ama ... Hayır katil Çınar ailesi olamaz .
Çınar ailesi elendi.
Tanıdığım şu an sadece 1 aile kalmıştı , Demir ailesi.
Peki Baran benim ailemin katiliyse neden beni yanına çağırmış ve katili aramaya başlamıştı . Aptal bir adam değil Baran . Tam tersi çok akıllı ve zeki. Düşün Buğu ... Cenaze gününü düşün.
Açık mezarların başına yere dizlerinin üzerine çökmüş ,ağlamaktan çevresi ağrıyan gözlerimi sakince ovuşturarak ayağa kalkmaya çalıştım. Gökyüzü bu gün benimle ağlıyor , benimle yas tutuyordu.Çamur olan elbisem ile ayağa kalktım. Siyah giyinenlere tezat üzerimdeki elbise beyazdı. Çünkü babam heryerde farklı olmam için , en iyisi olmam için uğraşmıştı.Bende bu gün onu son yolculuğuna uğurlarken anneme en çok yakıştırdığı beyaz elbisesini giymiştim.
‘’ Annem orada üşür yanlız ‘’ dedim ve annemin olduğunu düşündüğüm tabuta sarsak adımlar attıp yaklaştım.Tabutu açmaya çalışıyordum ama sanki ellerimin bağları çözülmüştü. Sinirle tekrar hıçkırıklarım yükselmeye başlayınca Arda’da yanıma ağlayarak geldi.
Kollarını belime dolarken beni sıkıca kendine çeken Arda’nın kollarında çığlıklarım ve feryatlarım yükselmeye başlamıştı . Çığlıklarım asla dinmiyordu ama annemi babamı hatta kardeşimi toprağın altına , onların en huzur bulacakları yere gömüyorlardı.
Arda’nın kollarında bağırırken son kez feryat ettim. ‘’ Bari bebeğimi almayın benden ‘’
Etrafta bir sürü insan vardı. Babamın iş arkadaları ve bazı yakın dotları, annemin kimsesi yoktu ; ben dışında .Ama hayır Çınar ailesinden kimseyi görmediğime emindim.
Yaklaşık bir buçuk saatin ardından mezarlığın giriş kısmına gelmiştim .Kulağımda çalan son ses müzik sesini bastıran ağlama sesiyle hızla kulaklığımı çıkardım. Ama sesin aniden kesilmesiyle hızla mezarlığa girdim . Etrafa attığım kokru dolu gözlerle görebildiğim sadece 2 -3 kişiydi . Onlarda zaten mezarlığın başında oturmuş dualarını eden tek tük insanlardı. Ağlama sesini duymadıkları belli oluyordu . Ama ben daha girişten duyduysam onlar nasıl duyamamışı .Gerçekten deliriyor olabilir miyim ?
Uzaktan gelen bazı iç çekiş ve hıçkırış sesiyle hızlanmaya başladım . Onu hala bulabileceğimi düşünüyordum . Ölmüş birisini bulabilir misiniz ?
Evet , ama sizinde o huzura ulaşmanız gerekecektir .
Adımlarım hızlıyken kesilen ses ile birlikte , bu sefer ben ağlamaya başladım. ‘’ Ya siz duymuyor musunuz ? ‘’ diye bağırınca kafalar hızla bana döndü .
‘’ Siz duymuyor musunuz şu ağlayan çocuğun sesini ?’’ dedim bu sefer çığılık atarak . Parmaklarımı hızla saç derime geçirip etrafımda döndüm.
‘’ Yazık kızcağız kafayı yemiş ‘’ Diyen teyzeye dönünce hayalet görmüş gibi gözlerimi açtım.’’ Kafayı felan yemedim ‘’ dedim ve saçlarımdan çıkardığım parmağımı havaya kaldırdım . Ağlayan çocuk sesini hala duyuyordum . ‘’ Duymuyor musun abla ? ‘’ dedim gözlerimden akan çaresiz yaşlarla .Teyze sanki durumumu anlar gibi yanıma gelip kolunu omzuma koydu . B- bu kadın Gülay ablaydı. Onun burada ne işi var ?
‘’Kendine gel Buğu ‘’ dedi sesini alçaltırken . Dışarıdan bakılınca acınası durumda olan kıza yardımcı olan yaşlı teyze gibi duruyorduk ama olan öyle değildi.
‘’ Kendine gel ve etraftakilerin yüzüne bak ‘’ durdu ve geriye çekilirken sesini yükseltti. ‘’ Herkes eceli gelince rahata kavuşacak yavrum , bizim görevimiz eceli gelmeyene bir an önce kavuşmak ‘’ sonra ise arkasına bakmadan yürümye başladı. Ne demek istiyordu . Ne anlatıyordu bu kadın .
Ne kadar dediğini yapmak istemesem bile içimdeki son ümit kırıntılarıyla ailemin mezarlığının tam tersi yönünde olan ve başında oturan kadın ve adamın yanına ilerlemeye başladım . Yüzlerine bakacaktım. Gülay abla öyle demişti, değil mi ?
Attığım her adımda içimdeki umut daha da artıyordu . Takılıp yere düşmek üzereyken dengede durmak için ellerimi iki yana açtım ve yerden çıkan çıtırtılarla adam ve kadın hızla arkasına dönüp ayağa kalktı .
Hayır bunları tanımıyorum. Telaşla bana bakan adam ve kadını umursamadan hızla biraz daha aşağıda duran mezara koşmaya başladım. Bu mezar annemlerin mezarı gibi rengarenk çiçeklerle doluydu.
Hızla yaklaşınca kadının omzuna dokundum ve bana bakmasını sağladım . Ne yapıyordum ben böyle?Bu kadını da tanımıyordum . Ama son bir umut oarak ailemin mezarının üzstüne duran ve etrafı demirlerle çevrili olan mezara koşmaya başladım . Bir adam oturuyordu elleri ile yüzünü kapatmış bir şeyler düşünüyor gibi duran adamın yanına koştum. Gerçekten koştum .Çünkü başka şeylerin olduğuna artık emindim .
Adamın yanına ulaşınca ilk önce mezar taşına baktım . İsim pislikten dolayı silinmiş ve boyası aşağıya doğru akıyordu. Bu kadar korunaklı bir mezara , isimi tekrar yazdıramamışlar mıydı gerçekten ?.
Hırsla son adımlarımı atıp aynı şekilde adamın omzuna dokundum . Adam sakince kafasını havaya kaldırdı ama bana bakmadı . Karşıya bakıyordu . gözlerinden akan yaşları umursamadan karşısına geçtim ve gözlerine bakmaya başladım. Yine tanımıyordum. Allah kahretmesin , Gülay ablaya nasıl inanmıştım ben . Peki şu an neredeydi o aptal kadın ? Sinirle tekrar arkamı döndüm ve ağlayarak adımlarımı yavaş atmaya başladım.
‘’ Babana ne kadar çok benziyorsun Bulut ‘’
Ses ile irkilerek olduğum yere saplandım. B-beni tanıyor muydu ? Ağlayarak ayaklarımın kaymasına engel olarak arkama döndüm . Adam ağlayarak bana bakıyordu . Yüzü yaşlılıktan çökmüş bir haldeydi.Yanakları artık yüzünde bir fazlalıktan ibaretti.Gözleri yaşanmışlıklar yüzünden mosmordu . Yani ben öyle düşünüyordum. Uzun boyuna kıyasla kafası çok küçüktü. Gözleri renkli ve burnu biçimliydi. Çok benziyordu ... Aysu’ya.
Gözlerimi kısarak adama bakmaya başladım. Yargılayıcı ama bir o kadar nefretle . Çenemi havaya kaldırdım ve ağlamama rağmen kendimden emin bir şekilde konuşmaya başladım.
‘’Sen kimsin ‘’ soru sorar gibi değil emir verir gibiydim. Adamın ağızından dökülen küçük bir kıkırtı ile gözleri ateş saçmaya başladı . Tedirginlikle geriye attığım adımla birlikte adamda bana doğru bir adım attı.
‘’ Sana kimsin dedim ‘’ diyerek korkudan titremeye başlayan ellerimi yumruk yaptım.
‘’ Sen bence benim kim olduğumu tahmin ediyorsundur küçük Bulut . Babana sadece yüz olarak benzemediğini bilecek kadar sana yakınım.’’
Tükürüğümün boğazımı yakıp inmesinin ardından ağlamamı sert bir şekilde durdurdum . O kadar yakınımsa bana bir şeyler verebilirdi o zaman değil mi ?
‘’ Sen Aysu’nun babasısın ‘’ dedim gülerek . Bu sefer korkutma sırası bendeydi.’’ Ne kadar Aysu’nun babası olsan bile sen Çınar’sın ‘’ dedim kendiden son derece eminken .
Onun Çınar soyundan olduğunu nasıl mı anlamıştım. Çok basit . Hem kendinden emin bir şekilde karşısındakini aşağılayan bakışlar ve mezar. Boyası akmış mezarın alttında yazan cümle .
‘’İSTEMEDİĞİN BİR İŞİ YAPMAK ZORUNDA KALMAK SENİ YÜCELTİR ‘’
Aynı cümlenin benzerini bana bugün Alaz kurmuştu.
‘’ Bak , yine haklıyım . Yüz olarak benzeyen babana akıl olarak ta çemişsin.’’
Ama bir dakika . Hem Aysu’nun hemde Alaz’ın babası olmasının imkanı yoktu . Veya zaten öyleydi.Aysu’nun intikamını ben almayacaktım. Fakat benimde almam gereken bilgiler intikam nedenleri olursa o zaman işler değişirdi.
‘’ Babamı nereden tanıyorsun ‘’ dedim ne kadar cevabı biliyor olsamda .
‘’ Eğer sen benim aptal oğluma inanmayı seçtiysen , -ki ona inanmayı seçmişken neden bana bu soruyu sorduğunu anlamış değilim – ‘’ söznüne devam edeceği sıra sözünü kestim.
‘’ Bne kimseye inanmam , hatırlamıyormusun , babamda inanmazdı ‘’ dedim onu küçümser bir şekilde.Adam hem sırıtırken hemde hırsla bana adımlarken bende yavaşça aşağı doğru adımlamaya başladım. Eğer burada biraz daha kalırsam canımdan olucağıma emindim.
ÖLMEYECEĞİM
Fakat bu düşünce sadece 2 dakika beynimde yankılanmıştı çünkü mezarların başında oturan , az önce hepsinin yüzlerine tek tek baktığım 2 kadın ve bir erkek bana doğru yürümeye başladı.
‘’ Bu gün değil ‘’ diye fısıldayarak arkama bakmadan koşmaya başladım. Her attığım uzun adımda düşmemek için kollarımı iki kenara açmış dengemi kontrol etmeye çalışıyordum.Mezarın çıkışına gelince adamın hala orada durduğunu fakat öbürlerinin bana doğru koşmaya devam ettiklerini görünce bende durmadım ve terkrar koşmaya başladım.
Bu adam Alaz’ın babası değildi. Ramiz Çınar değildi. Bundan adımın Buğu olduğu kadar emindim .Hızla koşarken telefonumu açtım ve Baran’ı aramaya çalıştım. Beni kurtarırdı demi ?
Telefon daha aramanın başladığına dair ses çıkarmadan açıldı.
‘’ Arkandayım ‘’ diyen ses ile birlikte ağızımdan bir kıkırtı döküldü.
‘’ Neye gülüyorsun ‘’ dedi meraklı bir şekilde . Ama tedirgin olduğu kesin bir şekilde ortadaydı.
‘’ Ne kadar arkamda olsanda o gaza basmıyorsun ‘’ dedim arkamdaki adamlara bakarak . Aramızdaki mesafe gittikçe azalmıştı.
‘’ Buğu ‘’ diyen mahçup sesiyle , gördüğüne emin bir şekilde kafamı salladım.
‘’ Buradan evine kadar tek nefeste koşabileceğimi ve yakalanmayacağımı sende biliyorsun Baran ‘’ dedim ve adamlarla mesafemi açtıktan sonra durdum ve karşımdaki arabanın içindeki adama gözlerimi çevirdim.
‘’ Çiçek yalısından ne istiyorsun ‘’ dedim hırsla. Beni onlara bırakacaktı.Ona bilgi getirmem için ...
‘’ En alt kat 1B kapısının ardındaki Bulut ve Demir dosyasını ‘’ dedi ve telefonu kapattı . Arabanın içinde hala gözlerini görebiliyordum . Beni neredeyse ölüme götürüyordu ama bana güveniyordu da . Ona o dosyaları getireceğimden emindi .
Başaracaktım.
Yanıma ulaşan adam ve kadınlara bakarak telefonumu mezarlığın duvarlarına atarak parçaladım.Beni eğer ölüme gönderiyorsa yerimi de bulacaktı.
Baran’ın beni bulması gerekiyordu ...
Ölmeyecektim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |