3. Bölüm

3. Bölüm

zeynepppp_160
zeynepppp_160

3. BÖLÜM

 

Normalden çok hızlı ilerliyorduk . Yemekleri yetiştirmiştik ama tabaklara servis etmemiştik . Güzel bir sunum olması için elimizden geleni yapıyorduk . Ben ve Arda bir yandan tabaklara sosları yayarken ; Beril ve Burak’ta etleri tabaklara düzgün bir şekilde koymaya çalışıyorlardı.

Tüm tabakları hallettikten sonra önü açık olan ada tezgahın üserine koyduk ve garsonu çocuğu çağırdık. Çocuğu onların yanında değilde bizim yanımızda bekletmiştik ki garson olduğu anlaşılmasın .

Garson yanımıza geldiğinde tabakları tek tek ve sakince verdim . O da tabakları benden aldığı gibi yürümeye başladı. Masaya yaklaşınca tüm gözler hızlı bir hareketle ona döndü . Çocuğun korktuğu belliydi . Ellerinin titrediğini kasenin içinde sallanan çorbalardan anlamak zor değildi .

Aralarında küçük bir konuşma geçti ve garson çocuk elindeki yemeklerle geri yanımıza geldi ve bana yaklaştı ;

‘’ Abla ‘’ dedi tedirginlikle . Sabahki mal çocuktan eser kalmamıştı resmen . Ne demişlerdi çocuğa ?

‘’ Noldu bir şey mi oldu ? Yemekleri neden vermeden geldin ‘’ dedim teleşla .

‘’ Seni çağırıyorlar . Şefini çağırır mısın dediler ‘’ dedi bana . Yok artık garson olduğunu anlamışlar mıydı?

‘’ Tamam tepsiyi de al gel benimle ‘’ dedim ona . Ve hızla masaya yürümeye başladım . Dik ve kararlıydım .

Masaya gelince ayakta sahte bir gülümsemeyle hepsine selam verdim .

‘’ Buyrun beni çağırmışsınız ‘’ dedim en kibar halimle (!)

‘’ Buğu Bulut değil mi ?’’ dedi Baran Demirin menejeri olduğunu düşündüğüm kadın . Yüzünde şakasız 2 ton makyaj vardı ve gerçekten yüzünde absürt duruyordu . Peki ya üzerindeki elbiseye ne demeli . Tek kelimeyle REZALET .

Kafamı sakince hareket ettirip onayladım ve bunu sesli bir şekilde de beyan ettim ;

‘’ Benim ‘’

‘’ Bize servisi garsonların değil aşçıların yapacağını söylemiştik ama ‘’ dedi sahte bir samimilikle . Aa gerçekten mi ?

‘’ Ben veya aşçılarımdan herhangi biri size servis yapmak için dört yıl okuyup üstüne yüksek lisans yapmadı . Biz sadece yemekleri hazırlar, süsleriz . Ondan sonrası bizi ilgilendirmez ‘’ diye karşık verdim ciddi bir şekilde .

Muhsin bey fazla gergin bir şekilde ayakta dediklerimi dinlemeye çalışıyordu. Ben onunla konuşurken ciddiydin oysaki , gerçekten servisi yapacağımı mı düşünmüştü ?

‘’ Biz Muhsin Bey ile böyle konuşmamıştık ama ‘’ dedi bana karşılık . O sırada söze Alaz Çınar atladı .

‘’ Şef haklı boşuna okumadılar onca yılı ‘’dedi fazla samimi bir şekilde . Neyin samimiyetiydi bu? Kaşlarımıı kaldırdım ve menejere baktım ve Alaz Çınarı gösterdim .

‘’ Alaz Bey’ de onayladığına göre bir sıkıntı kalmadı ‘’ dememle birlikte Alaz salağı tekrar söze atladı .

‘’ Alaz diyebilirsin ‘’ dedi bana . PARDON . Nereden geliyordu bu samimiyet . Ben tam lafa atlayacağım sıada Barancığım söze atladı . Bu gün ayrı bir yakışıklı mı olmuştu Allah Allah.

‘’ Seni şef hakkında bir daha uyarmayacağım Alaz ‘’ dedi ona sert bir bakışla . Peki benim hakkımda onu daha önce ne zaman ve neden uyarmıştı . Hadi bunu geçtim beni nereden tanıyorlardı !

İkisinin de lafının ortasına atlayıp konuya dahil oldum . Ve Alaz salağına döndüm .

‘’ Gereksiz samimiyete gerek yok ‘’ dedim kendimden emin bir şekilde . Baran Demir bu lafımın üzerine memnuniyetle gülümsedi . Bende o sıra garsona kafanla işaret verdim ve tabakları önlerine koyması için geri çekildim . Tabakları koyma işi bitince ben yine hafifçe öne doğru yaklaştım .

‘’ Gelmişken size yemekleri tanıtmak isterim ‘’ dedim aynı samimiyetsizlikle . Hepsi kafasıyla onaylayınca Çorbalardan başladım.

‘’ Çorbamızın adı ‘YEŞİL ÇORBA ‘ bu ismi ona veren en büyük etkenlerden birisi brokoli temelli olması .’’ dememle hepsinin yüzü buruştu .

‘’ Brokolinin tandını gizleyen kremalar kullandık . Gönül rahatlığı ile içebilirsiniz’’ dedim onlara . Baran Demir bu açıklamama karşı bana dönüp gülümsedi . Bildiğime göre brokoliyi seviyordu . Fakat çorbada hayır .

‘’ Ana yemeğimiz hünkarbeğendi ve Mercan balığı . En iyi aşçılarımdan birisi olan Arda Ergüç yaptı . Bayılacağınıza eminim . Kendisi çok yeteneklidir ‘’ Son cümleyi Ardaya bakarak söyledim ve kocaman bir şekilde bana gülümsemesiyle ona öpücük attım . Arkasını dönüp gülmeye başlayınca boğazımı temizledim ve devam ettim.

‘’ Çorbayı kim yaptı peki ‘’ diye sordu Barancığım . Az önce yaptığım gözünden kaçmamştı .

‘’ Çorbanızı da Burak Solak hazırladı . Kendisi yine takım arkadaşı gibi çok yeteneklidir ‘’ diye cevapladım onu . Yemekleri anlatırken aşçılarımın adlarını söylemekte kararlıydım .

‘’ Tatlı olarakta suflemiz var . Evet farkındayım pek uyumlu bir seçenek değil ama bu tattan mahrum kalmanızı istemedim . ‘’ dedim onlara

‘’ Tatlımızıda Beril Alay hazırladı . Aşçılık serüveninin daha çok başında olmasına rağman harika yemekler ve tatlılar yapar ‘’ diye anlattım onlara .

Alaz Çınarın yanında oturan ve Alazın getir götür işlerini yapmasına rağmen Alazdan daha havalı olan adam konuşmaya başladı ;

‘’ Siz şef değil misiniz ? Sizin yemeğiniz nerede ?’’ demesiyle en samimiyetsizinden bir kahakaha attım . Ve konuşmaya başladım .

‘’ Kusura bakmayın . Birisinin getir götür işini yapan birisinden bunu duymak çok komik geldi ...’’ dememle birlikte Baran Demir kocaman bir kahkaha attı . Adam kıpkırmızı olmuştu . Sinirlendiği fazlasıyla belliydi. Ve ben konuşmaya devam ettim .

‘’ Kendimden önce aşçılarımın neler yapabildiğini görmenizi istedim . Ben hünkarbeğendinin yanında tabağınızda duran Mercan Balığını yaptım sizin için . Çok özel bir balıktır . Çok nadir bulunur ve yılın bu aylarında , balık tutmanın yasak olduğu zamanlarda bulunur . Sizin için Norveçten geldi bu sabah ‘’ dedim

Herkes çok memnun kalmıştı anlattıklarımdan ve bende izin isteyip diğerlerinin yanına geçtim . Beril hızla yanıma gelip bana sarıldı .

O daha bizim yanımızda çok yeniydi . Çok zor şartlardan geçmişti ama hepsinin üstesinden kolayca gelmişti . Staj zamanlarında işi bitmiş olasına rağmen hep bizim yanımızda durur akşama kadar bize yardım ederdi . İşinde çok başarılıydı.

Beril’den sonra yanıma Arda geldi .Ben bu restorana geldim geleli oda buradaydı . benden önce o şefti ve şefliği yapmak istemediğini söyleyip bana devretmişti . Tam bir ağabeyidi. Hepimize kardeşine nasıl sahip çıkıyorsa bizde öyle sahip çıkardı .Ne kadar geveze de olsa seviyordum onu .

Son olarakta Burak yanıma gelince ona da sarıldım . O aramızda en masumumuz du . Hemen her şeye kalbi kırılabiliyordu. Ama bunu asla belli etmeyi sevmezdi . O yüzden size kırıldığını asla anlayamazdınız.

‘’ Sen varya . Birtanesin ‘’ dedi beni sıkıca sararken .

‘’ Sizi herkese öveceğim demiştim . Şaka değil bu ‘’ dedim omzuna hafifçe yumruk atarak .

Masadaki her şey bitmişti. Garson çocuk masayı toplayıp yanımıza gelince Baran Demir bana sesledi ;

‘’ Buğu Hanım bakabilir misiniz ?‘’ dedi. Hızlı adımlarla masaya yaklaşınca Baran Demirde ayaklandı.

‘’ Lavabonun nerede olduğunu söyler misiniz? ‘’ dedi. Beni buraya bunun için mi çağırmıştı gerçekten . Donuk bir ifadeyle konuşmaya başladım

‘’ Kolidorun sonundan sola dönerseniz göreceksiniz ‘’ dedim fakat o kafasını salladı ;

‘’ Eşlik eder misiniz acaba ‘’ dedi bana . Anlamayarak ona baktım . Söylemiştim işte . Ben mi yaptırakacaktım tuvaletini .

Bıkkınlıkla kafamı salladım ve önden yürümeye başladım .

‘’ Yemekler harikaydı . Ellerinize sağlık ‘’ dedi yolda sakince ilerlerken .

Sadece ;

‘’ Biliyorum ‘’ diyerek onayladım onu .

Tuvalete gelince kapıya dokunmadan elimle geçmesi için işaret ettim fakat o bana dönerek bakmaya başladı .

‘’ Sizi lavaboya getirdiğime göre ben geri döneyim ‘’ diyerek yürümek için ilk adımımı atmıştım ki kolumu tuttu . Film çekiyoruz da benim haberim mi yok bugün . İğrenir bir şekilde koluma baktım ve ardından kolumu çektim .

‘’ Bir daha ki görüşmemize kadar kendine çok iyi bak Bulut. Sana ihtiyacım olacak ‘’ dedi ben ondan bir adım uzaklaşmışken .

Ben daha azımı açıp bir çift laf edememişken tuvalete girip kapıyı yüzüme kapattı .

Benimle derdi neydi ? Beni nereden tanıyordu ? Ve dahası O kimdi ?.

Bölüm : 08.08.2025 13:56 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...