
16. BÖLÜM
Ölmeyecektim.
Emin olduğum tek şey sadece buydu , ölmeyeceğim .
Sıkıntıyla oturduğum yerden kalktım ve kaçıncı olduğunu bilmediğim bir şekilde , beni getirdikleri odayı tekrar gezmeye başladım. Ellerimi belimde kavuşturdum ve dans ede ede odayı turladım.Oda kesinlikle harikaydı. Bembeyaz duvarları ve kırık beyaz olan fayanslarla adeta havada süzülüyor gibi hissediyordunuz .
Yere serilen küçük ve kısa tüylü halıyla avizelerden sarkan inciler adeta uyum içinde klimadan gelen esintiyle hareket ediyor , huzurlu hissetmenizi sağlıyordu.
Ve evet gerçekten huzurluydum. Tanımadığım , hatta kaçırıldığım adamın evinde huzurlu hissediyordum.
Tekrar oturmaya karar verip kendimi kırmızı deri koltuğun üzerine bırakıp bacak bacak üstüne attım. Odadan çıkmayı ilk geldiğimde denemiştim ama kilitli olduğunu anlayınca , aptallığı bırakıp yerime kurulmuştum . Artık birilerinin gelmesi gerekiyordu.
En az yarım saat daha boş boş oturduktan sonra , kapıdan gelen kilit sesiyle oturduğum yerde dikleşip kapıdan giren kişiye bakmaya başladım.Ayağa kalkmaya tenezzül dahi etmemiştim.
‘’ Hadi kalk ‘’ diyen adamın sesiyle kaşlarımı hava kaldırdım ve kafamı yana doğru sallayarak cıkladım.
‘’ Ne kadar kabasın ‘’ durdum ve yavaşça ayağa kalkıp kapıya ilerledim ‘’ Kadınlarla nasıl konuşacağını bilmiyormusun ? Yoksa bu havaların sadece ekmek parası için mi ?’’
Adamın arkadan gelen hırıltılı sesi ile istediğimi almış gibi yürürken konuşmaya başladım ‘’ Bende öyle düşünmüştüm ‘’ deyip kafamı arkaya çevirip ona baktım ve gözlerimi devirip önüme döndüm . Umarım buradan kaçacağım zaman insan öldürme durumda kaldığımda ilk önce bunu yok etmezdim .
En az 175’di. Neredeyse aynı boydaydık , hatta topuklularımı giyseydim bu adamı geçeceğim kesindi.Kısa olmasına rağmen kalıplıydı .Sol yüzük parmağındaki alyansla evli olduğu kesinleşiyordu . Burada olmasının yüzde ellisi ekmek parasıydı.
Ne kadar da zekisin Buğu.
Geçtiğimiz koridorları tek tek kafa kazıyordum. Ama şunu söylemem gerekirse ev ... Kesinlikle benim olmalı . Az önce çıktığım oda giydi her yer . Kusursuz.
Sonunda geldiğimiz oda bir kat aşağıd solda kalıyordu.Ve bu kat daha çok giriş katı gibiydi . Büyük bir hol ve beyaz koltuklarla sarılı bir oda . Adam geldiğimiz kapıyı tıklatınca odadan gelen ‘Gir ‘ sesiyle kapıyı açtı .Elini geriye doğru uzatıp beni durdurdu . Ama ben içeriye bakmak için kafamı uzatınca tıslarcasına mırıldandı.
‘’ Ekmek paramı alın terimle kazanmamı istiyorsan işimi zorlaştırma ‘’dedi ve üzerine çeki düzen verip karşısındaki adamla sessizce konuşmaya başladı . Gözlerimin dolmasıyla arkaya doğru bir adım attım . Ah be kızım şu merhamet duygusunu bir kenara bırakman lazım.Yoksa parçalanacak kişi biz olucaz .
Adama olan mahçubiyetimle kafamı ayaklarıma eğdim . Salak yüreğim benim.
Adamla olan konuşması bittikten sonra odadan çıkıp yanıma geldi ve eliyle az önce geçtiğimiz salonu işaret etti.Adımlarımı sabit turak beyazlara bürünmüş koltuklara doğru ilerledim . Her yer ve tüm eşyalar bembeyazdı . Fakat o halı ...
Ah hadi ama o neden kırmızı.
Yanaklarımı şişirip kendimi saatlerdir oturduğum koltuklardan bir başlasına bıraktım ve bacak bacak üstüne atarak sessizce söylenmeye başladım.
‘’ Yukarıda beklettiğiniz yetmedi mi ? ‘’ dedim umursamaz gibi. Ama asıl işimi unutuyor gibi hissediyordum. Aşağı kata inmem gerekiyordu , hemde acilen .
Bacağımın üzerinde asılı olan ayağımı aşağı yukarı hareketlerle oynatıp ritim tutmaya başladım.Zaman sanki durmuş, benim hareketlerimle beraber akmaya devam ediyordu . O yüzden duramazdım , hareket etmem gerekiyordu.
En sonunda karşıma oturan adam ani bir hareketle ayağa kalkınca kafamı arkaya doğru eğdim ve kimin geldiğine baktım . Ah ... Beyefendi sonunda benimle konuşmaya karar vermişti . Bu dakikliği beni benden almıştı .
Karşımdaki adam gibi ayağa kalkmadım , sadece hareketlerini izlemeye başladım ve ne kadar uyuşuk olduğuna bir kez daha kanaat getirdim . Bu adam nasıl mafyaydı , işlerini bu yavaşlıkla hareket eden adam en az elli kere öldürülmüştü.
Buğu ... Sanane kızım .
‘’Ayağa kalkmayacak mısın Bulut’’ dedi tam karşımda ayakta durmya başlayan adam .
Alaycı bir gülüşle kafamı ters yöne çevirdim ve kendime engel olamayarak ağızımdan bir kıkırtı döküldü.Ne saçmalıyordu bu küçük bit?
‘’ Pardon ‘’ dedim tüm ciddiyetimle ou süzerek ‘’ Saygıyı hak ettiğinizi düşünseydim , bırakın oturmayı ayakta beklerdim ‘’ dedim oturduğum yerde dikleşirken .
Adam kaşlarını meydan okurcasına kaldırarak yukarıdan bana bakmaya başladı.
‘’ Seni öldürecek şey , öğreneceklerin değil ‘’ dedi ve çenesiyle beni işaret ederek ellerini cebine yerleştirdi . ‘’ Seni gebertecek şey o aptal çenen olacak ‘’ deyip arkasını dönüp tekli koltuğa ilerledi.
‘’ Öleceğimi düşünmüyorum ‘’ diyerek tamamen kendimi ölmeye zorladım . Aferin sana kızım devam.
Adam bana cevap bile vermeye tenezzül etmeyerak yüzümü incelemeye başladı. sanki yüzüme taktığım cesaret maskesinin altını görüyor gibi bakıyordu yüzüme . Ama orada göreceği tek şey , ailesi için can alabilecek bir kadındı. Güçlü bir kadındı.
‘’ Artık incelemeniz bittiyse konuşun ‘’ durdum ve gerçek anlamda tiksinerek yüzümü buruşturdum.’’Konuş’’ dedim elimde kalan son ciddiyetle .
‘’ Babana ne kadar benziyorsun ‘’
‘’ Bunu konuştuk’’ dedim sesimin yükselmesine engel olamadan.
‘’ Peki ‘’ dedi . Gözlerini gözlerime kilitleyerek ‘’ Mezarlıkta ... ‘’ durdu ‘’ ...neden kaçmadın’’
Bu gelen soruyla sadece ona bakmaya devam ettim . Ona dosyaları almak için yakalandığımı söylemeyecektim elbette .Fakat bu soru lal kesilmemi engellememişti. Cevap vermem gerektiğinin farkındaydım .
‘’ Ceva-‘’
‘’ Adın ne ? ‘’ dedim hem cümlesinin yarıda kalmasına hemde sorusunu cevapsız bırakmamı sağlayacak , aklıma ilk gelen cümleyle.
Kafasını geriye atıp gür bir kahkahayı serbest bırakırken aynı ciddiyetimi korumaya devam ettim.Nasıl havalıyım ama (!)
Kahkahası yavaş yavaş volmünü azaltırken kafasıyla onayladı ‘’ Seni cevaplayalım o zaman ilk olarak’’ dedi ve oturduğu “koltukta neredeyse yatay pozisyona geçerek işaret parmağı şakağına başparmağınıda çenesinin altına koydu . Düşünmeye başladı.
‘’ Ben aslında kişiden kişiye farklılık gösteririm ‘’ dedi gerçekten ciddi bir ifadeyle .
‘’ Bir nevi iki yüzlüyüm diyorsun yani ‘’ dedim bende ona meydan okurcasına .
Sıktığı çenesinin gocurdamasıyla kafasını olumlu anlamda salladı.’’ Sen ne dersen de . ‘’ durdu ve dudaklarını büktü ‘’ sadece hak edene hak ettiği şekilde davranıyorum.’’ Dedi . Bu sefer ciddi bir ifade ile kafasını sallayan bendim .
‘’ Çok haklısınız ‘’ dedim ciddiyetimi koruyarak ve elimden geldiğince biraz daha dikleştim.’’ Herkese hak ettiği gibi davranmak gerekiyor ‘’ öne eğilip parmağımla onu işaret ettim;’’ Peki sen neyi hak ediyorsun ?’’
Bu dediğime hiçbir şekilde alınmamıştı , ama yüzündeki hayranlığı asla gizlemiyordu.
‘’ Şu an bir saygıyı veya ;her neyse ‘’ dedi elini havada savurarak ‘’Hak eden ben değilim . Sensin.’’ oturduğu yerde düzeldi.’’Saygımı kazandın Buğu ‘’
Bu lafın üzerine dudaklarımı büktüm .
‘’ Beyim- ‘’
Arkadan konuşan adamın sesini kesen el havaya kaltığında adamın gözlerine odaklandım.Ve beklemediğim bir şekilde adam hızla ayağa kalkıp bana yaklaşıp elini uzattı .
‘’ Dile benden ne dilersen ‘’
Hadi ama hangi savaş filminde düşman tarafının veliahtını kurtarmıştım.
‘’ İsteyeceğim şey boyunuzu aşmasın ‘’ diyerek adamın elini tutup ayağa kalktım ve elini sıktım.
‘’ Saygımı kazanan herkes , benden istediği her şeye önünde sonunda kavuşur ‘’ dedi ve eli çekti.Fakat aynı sümüklü böcek gibi yapıştığım elini bırakmadım.
‘’ İsminniz ‘’ dedim rica eder gibi.
‘’Remzi ‘’ dedi ve durdu ‘’ Remzi De-‘’
Dış kapının ani bir şekilde kırılıp açılmasıyla salonda bulunan üç kafa da o tarafa döndü.
‘’ Sen ne yaptığını sanıyorsun ‘’ diye gürleyen Alaz Çınar’ın sesiyle şaşkın bir şekilde Alaz’a bakmaya başladım . O- nasıl ?
‘’Bak abi dedik başımızın üstünde tuttuk ‘’ dedi ve bize yaklaşarak beni bileğimden yakalayıp arkasına çekti . Ne yaptığını sanıyordu?
‘’ Sana defalarca anlattım ‘’ dedi ve bir saniyelik bana dönmesiyle tekrar Remzi’ye döndü.’’ Defalarca söyledim . Ondan . Uzak .Dur. Dedim ‘’ dedi ve elinin ne ara kalktığına emin olamadığım bir yumruğu adama geçirdi . Olduğum yerde kas katı kesilirekn Alaz’a bakmaya başladım.
‘’ Senin burada ne işin var ‘’ dedim en sonunda kendime gelmeye başlamışken . Remzi yana doğru düşen kafasını zar zor havaya kaldırırken kanayan dudağına ve burnundan akan sıvıyı silmeye çalıştı.
‘’ Asıl senin burada ne işin var Buğu ‘’ dedi . İsmimi söyleyişindeki tedirginliği sezmiştim . Kaşlarımı çatarak kafamı anlamaz bir şekilde yana yatırarak ona baktım.
Alaycı ve hüzünlü bir kahkaha atarak Alaz’ın tamamen önüne geçtim.
‘’ Eğer sende bana sipariş vereceksen biraz geç kaldın ‘’ dedim ve kolumda duran sate bakmak için elimi havalandırdım. ‘’ Yakşaık olarak...’’ durdum ve küçük hesaplamalar yapıp dudağımı büktüm.’’Bir 5 saat geç kalmışsın ‘’ dedim .
Dehşete düşmüş bir şekilde bana bakarken elinde duran bileğimi biraz daha kendine çekip elimi kalbinin üstüne koydu.
‘’ Senin burada olduğunu o heriften yeni öğrendim . Buraya gelirken kafamın içinde ölümünle ilgili kaç tane senaryo döndüğünü bilmiyorsun ‘’ dedi . Doğruyu söylediğini fark edebiliyordum.
‘’ Baran ‘’ durdu ‘’ O herif senden ne istedi de girdin bu eve ‘’ dedi sert bir sesle.
‘’ Neden sana söyleyeyim ‘’ dedim ciddiyetle. Alaz’a güvenmek istemiyordum.
‘’ Bana güvenmek zorundasın ‘’ dedi elimi daha sıkı tuarken ‘’ Bu oyunda sadece bana güvenmek zorundasın Buğu . Seni kardeşine de , gerçeğe de götürecek tek kişi benim. Sapık gibi her hareketini izleyen Baran veya karşısına geçip dosyaları istemeye geldiğin Remzi Demir değil ‘’
Kulaklarımın uğuldamaya başlamasıyla gözlerimi Alaz’ınkine sabitlemeyi başaramıyordum. Kendime hakim olamadığım bir kıkırtıyla ağlamaya başladım. O beni kardeşime götürmekten mi bahsetmişti ? O ne demişti ?
Hıçkırıklarım dudaklarımda adeta şimşek etkisi yaratırken kollarımı Alaz’a doladım . Ağlarken kahkahalarım ve hıçkırıklarım birbiriyle dans etmeye başlamıştı . ‘’ Yaşıyor ‘’ dedim Alaz’dan ayrılırken. ‘’ benim bebeğim yaşıyor ‘’ .
Alaz sadece kafasıyla onaylamasıyla kolundan tutup onu sürükledim.
‘’ Hadi dosyaları alalımda beni kardeşime götür ‘’ dedim . Hızla hareket ederken Alaz sadece kafasını iki yana salladı.
‘’ O dosyalar Baran’ın eline geçmeyecek Buğu . Duydun mu beni ‘’ Alaz’ın hızla kurduğu cümleyle kaşlarımı çattım.
‘’ Burada o kadar saat boşuna durmuş olamam ‘’ dedim sinirle. ‘’ En azından o dosyalar bende duracak ‘’ dedim işaret parmağımı aramızda ileri geri oynatırken. Başta tereddütle gözlerime bakmaya başladı fakat sonradan kafasıyla onayladı beni .
Ona arkamı dönerek evin merdivenlerinin oraya yöneldim . Fakat attığım ilk adımla tökezleyerek dengemi sağlayamayınca Alaz yanıma gelip koluma girdi.
O . Alaz Çınar benim hayatımı kurtarıyordu. Daha ilk karşılaşmamızda nefretimi kazanan Alaz, beni kurtarıyordu . Hemde bu oyunda en çok güvendiğimden . Baran’dan.
Merdivenden inerken ona döndüm.
‘’ bana neden yardım ediyorsun ‘’ dedim ona.
‘’ Bunu sonradan anlayacaksın ‘’ diyerek beni kilitli olmasına rağmen tek bir omuz darbesiyle açılan kapıdan içeri soktu.
Odadan içeri girdiğimde karşılaştığım raflar dolusu mavi dosyalarla dehşe düştüm.Yirmiye yakın kitaplık türü dolaplar vardı ve her rafı aralıksız bir şekilde doluydu. Dehşetle ağızım açıldı. Her yer dosyaydı.
‘’ Bu ne böyle ‘’ dedim korkuyla etrafa bakarken.
‘’ Senin o ‘ Hayallerinden ‘ olan herifin saklısı ‘’ dedi sesini benim gibi incelterek. Sanki kendi evi gibi bir dolaba yaklaştı ve camını açıp içinden 5 tane dosyayı alıp tekrar eskisi gibi kapattı. Fakat merdivenden gelen toplu ayak sesleriyle dosyaları elime koyum beni arkasına çekti.
Bir eli benim elimi tutarken diğer eli beline gitti. Yani sanırım, silahına.
Elimdeki dosyalarla arkasında dururken kollarım dosyalar yüzünden ağrımaya başlamıştı.Bunların içinde umarım uvuz yoktur.
İç sesimden gelen çağrılara ve saçma teklifleri bir kenara koyup kapının karşısında ellerinde silahlarla bize bakan adamlara baktım.Hepsi , çok korkutucuydu . Birisinin gözler kendinden geçmişti .Aynı şeye benziyordu...
‘’ Zombi gibi ‘’ dedim kendime engel olamayarak. Alaz silahına onlara doğru tuarken yavaşça bana dönüp gözlerini kapattı.
‘’ Lütfen dikkatimi dağıtma ‘’ dedi kendini gülmemek için sıkarken . Mahçup bir şekilde kafamı sallayarak tekrar onlara ZOMBİLERE döndüm.
‘’ Dosyaları bırakın ve defolun . Yoksa pişman olursunuz ‘’ diye klişe cümle kuran adama en gerçekçi göz devirmemi göndererek Alaza fısıldamaya başladım.
‘’O adam bana ne istersem vereceğini söylemişti.’’ Dedim fısıldayarak.
‘’ O isteğini sakla ‘’ dedi ve şaşkınca bana döndü.
‘’ Ne dedi dedin ‘’ dedi şok içinde . Bense anlayamayarak tekrar ettim.
‘’ Ne istersem vereceğimi söyledi ‘’ dedim sakince .
‘’ Desene çenen ilk defa işe yaradı’’ diye bana lafı çakıp önüne dönderken.Yüzümü buruşturarak seniyle onu taklit ettim.
‘’ Benden aldığı ve onu kendi pisliklerine kullandığı kız kardeşime saysın bu dosyaları ‘’ dedi ve beni önüne alarak adamların arasında merdivenlerden çıkmaya başladı.
Onun kız kardeşi mi vardı ? Hemde bir Demirle çalışan.
Dilimin ucuna gelen soruları yutarak dosyaları onun eline bıraktım. Ve heyecanla karşısına geçtim.
‘’ O’’ dedim ve nefesimi kontrol etmek için durdum. ‘’ Yaşıyor demi? Ya yanlışbiliyorsan ? Ya gerçekten öldüyse ? Ya onu benim kardeşim sanıyorsan ? ‘’ diye sorularımı art arda sorup gözlerimi doldurdum. Ya gerçekten bana sadece umut veriyorsa ? Beni sadece kendisine çekmek için kullandığı bir oyunca bu ?
‘’ Lütfen soru sorma , anlatacağım . Herşeyi ‘’ dedi ve beni geldiği arabasına bindirdi .
Heyecanla etrafı izlerken hızla arabayı çalıştırdı.
‘’ 21 Mart patlama günü ‘’ dedi bana yandan bakarken . Bense ona hiç bakmadım ve yolu izlerken onu dinlemeye devam ettim.
‘’ Kardeşin evde değildi ‘’ demesiyle ona döndüm. Hiç yara almamış mıydı.
‘’ Ama ben onu morgda gö- ‘’ diyecek oldum ama sözümü kesip bana bıkmış bir ifade ile baktı.
‘’ Susarsan eğer anlatacağım ‘’ dedi ve bir nefes çekerek konuşmaya devam etti.
‘’ Kardeşin o gün evde değildi . Çünkü patlamayı planladıklarını anlayınca evden çıkarabildiğim şeyleri çıkardım.’’ Dedi
‘’ aptal ‘’ dedim yanaklarımdan akan yaşlarla ona ‘’ Kardeşimi kurtardın ve ailemi kurtaramadın mı ? ‘’ dedim hıçkırarak.
‘’ Buğu ‘’ dedi ve burun kemerini sıkıp ofladı ‘’ Sus ki anlatayım ‘’
Sinirle ona bakarken yanağımdan akan yaşları sildim.
‘’ Kardeşini çıkarmak kolay olmadı, kardeşini kaçırdım. Yani evet kulağa garip geliyor olabilir , ama Gökçe ablaya ve Enes abiye evden çıkın desem bana inanmayacaklardı.’’ Deyip kafasını olumlu anlamda kafasını salladı.
‘’ Gerizekalı ‘’ deyip yine ve yine sözünü kestim ve bu sefer omzuna hızla vurdum. ‘’ Bana onca zaman neden söylemedin ‘’ burnumu çekip sesimi alçalttım.’’ Başta neden benim nefretimi kazandın ‘’
Gözlerindeki kırgınlığı görmem için kafasını bana çevirdi. O da gerçekten üzgündü ama bazı şeyleri bilmemem için bana söylememişti kardeşimin yaşadığını.
‘’ Sana zaten çok yakındım . Sen bilmesen bile . Mert ve Beril neden sevgililerdi sanıyorsun.Senin sürekli olarak nasıl olduğunu bilmek için Mert Beril’le konuşmaya başladı. Evet haklısın kızın duygularıyla oynandı ama seni anca böyle göz önünde tutabilirdim . Baran’ın eli üzerindeydi.Sana gönderdiği o çiçek sence senden etkilendiği için mi ? ‘’ dedi yüzünü iğrenir gibi buruşturdu.
‘’ Bırak Baran’ın senden etkilendiğini , seni tanıdığını bile sanmıyorum ‘’ dedi en ciddi haliyle .
Ağızım açık onu dinlerken kafasını salladı.
‘’ Şimdi istediğini sorabilirsin ‘’ dedi.
‘’Yani Baran mı asıl düşman ? ‘’ dedim inanamayarak . ‘’ Mert ve sen iyi insanlarsınız yani ‘’ dedim ona bakarak .
‘’ Evet Baran düşman , ama ben ve Mert için söylediğine katılamam ‘’ deyip bana göz kırptı.
Yüzümü ekşiterek ona baktım ve tekrar konuşmaya başladım.
‘’ Ben bir daha o eve gidemem ‘’ dedim daha çok kendime söyler gibi.
‘’ Gitmen gerekiyor yoksa senin bazı şeyleri bildiğini anlar ve sen daha kardeşine kavuşamadan ölürsün. ‘’ dedi ve dehşetle bana baktı. ‘’ Eren’le tek başıma başa çıkabileceğimi sanmıyorum ‘’ dedi ciddi bir şekilde.
Tekrar heyecenadan gözlerimi açınca karıncalanan parmaklarımı avuç içlerime bastırdımve Alaz kafasını ellerime çevirdi.
‘’ O eşek sıpasının senin kardeşin olmama ihtimali yok ‘’ deyip gerçek bir gülümsemeyle geldiğimiz evin bahçe kapılarının açılmasını bekledi.
Yerimde kıpırdanarak kemerimi çıkardım ve arabanın durmasını bekledim.
‘’ Nerede kalıyor ‘’ dedim yerime duramayarak.
‘’ Üst kat en son oda ‘’ dedi bana hem merhamet hemde seviyle bakarken .En sonunda arabanın durmasıyla hızla inip giriş kapısında bekleyen görevlileri geçtim. Koşar adım üst kata çıktığımda en son odaya döndüm.Hızla yaklaştım ve yavaşça kapıyı tıklattım.
İçerinden gelen herhangi bir ses yoktu ama sakince kapıyı araladım. Alaz’ da bana yetişmişti.
İçeri girince buranın, muhteşem olduğunu gördüm. Heryer arabalarla doluydu. Halının üzerindeki yol desenleri ve yatağın arabalı olmasıyla ağlayarak etrafa bakmaya başladım.
‘’ Yok ‘’ dedim hayal kırıklığıyla .
‘’ Bulut , çık aslanım biziz’’ diyen Alaz’ın sesiyle arabalı çadırın arkasından açılan kapak sesiyle küçük bir beden bize doğru yaklaştı.
İlk önce Alaz’a bakan beden Alaz’dan aldığı küçük bir kafa hareketiyle gülümsedi.
‘’ Ablam ‘’ deyip bana yaklaşan bebeğime sıkıca sarılıp onun hizasına eğildim.
Hıçkırıklarım durmazken çatallaşan sesime aldanmadan , sadece tek kelime ettim.
‘’ Eren’im ‘’
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |