

BÖLÜM 2: 28. KURBAN KİM?
Başkomiser Doğan, eski arkadaşı Ertan'dan çok önce evine varmıştı. Gelir gelmez çocuklarına sarıldı, onlara ve sevgili eşine hal ve hatır sordu. Çocukların okul ve dersleriyle ilgilendi, yemekten önce masada biraz sohbet ettiler. Sonra üçü birlikte mutfağa giderek masaya yemek için gerekli tabak, kaşık, çatal, bardak gibi şeyleri getirdiler. Doğan masada salata yapmaya başladı, büyük oğlu Caner yoğurt ezerken kızı Tomris de annesine yardım için mutfakta kaldı. Caner babasına çekinerek sordu:
"Baba, yarın öğleden sonra derslerim boş. Senin işyerine gelebilir miyim?"
"Elbette gelebilirsin ama sıkılırsın. Madem derslerin boş, arkadaşlarınla birlikte gezin, sinemaya filan gidin."
"Anlıyorum, benim gelmemi istemiyorsun emniyete sen."
"İstemez olur muyum oğlum? Seninle gurur duyuyorum her zaman. Geçen geldiğinde bir olayın çözülmesine yönelik ipuçlarını değerlendirip suçluları yakalamıştık."
"Tamam işte baba, belki yine aynı şey olur. Zaten ben de polis olmak istiyorum, meraklıyım bu işlere."
"Biliyorum oğlum, polislik her şeyden önce sabır, dikkat ve zeka ister. En önemlisi de cesaret tabii, sende bunların hepsi var."
"Teşekkür ederim baba. Yarın öğleden sonra mutlaka geleceğim."
Ertesi gün Başkomiser Doğan öğle yemeğini yedikten sonra hemen odasına dönüp oğlunu beklemeye başladı. Caner bir süre sonra kapıyı tıklatarak sırtında okul çantası ile içeri girdi. Sanki orada yıllardır çalışan bir polis gibi saygıyla selam verdi, hazır ol vaziyetinde kapıda beklemeye başladı. Babası gülümseyerek oğluna seslendi:
"Oğlum, sen daha polis olmadın ama bu tavrın hoşuma gitmedi değil."
"Şimdiden alışmaya çalışıyorum baba, sen de dedeme böyle yaparmışsın çocukken, annem söyledi."
"Bakma sen annene, biraz abartmayı sever o. Neyse, sen öğle yemeğini yedin mi? Yemediysen dışardan yemek söyleyeyim."
"Yedim baba, sağol. Bu tahtadakiler nedir?"
"Meşhur Konyaaltı Canavarı'nın suç işlediği bölgeler ve katlettiklerinin isimleri. Haritada işlenen cinayetlerin sıralaması da var."
Caner hemen ayağa kalktı, duvardaki haritaya biraz daha yaklaştı. Sırtından çantasını çıkartıp sandalyenin yanına bıraktı ve bir elini çenesine koydu, diğer eliyle de dirseğini destekledi. Babası gülümseyerek ona bakmadan edemedi.
"Hayrola, tam iki yıldır peşinde olduğumuz Konyaaltı Canavarı hakkında bir şey mi gördün?"
Babasının bu biraz da alaycı sözleri üzerine Caner ellerini indirdi, arkasında bağlayarak haritaya daha da yaklaştı. Birden gözleri parladı ve babasına dönerek haykırmadan edemedi:
"Evet baba, sizin de dikkatinizi çekmiştir mutlaka. Katil şimdiye kadar tam yirmi yedi cinayet işlemiş. Yirmi sekizinci cinayetten önce onu bulmanız lazım. Galiba ben bir ipucu buldum."
"Ne, nasıl?"
Diyen Başkomiser Doğan koltuğundan kalkıp oğlunun yanına gelerek elini onun omzuna koydu ve ikisi birlikte haritaya bakmaya başladılar.
"Baba, ben televizyonda polisiye dizi ve film izlemeyi çok severim bilirsin. Seri cinayetlerde mutlaka öldürülen kişiler arasında bir bağlantı vardır. Bu bağlantıyı siz de fark etmiş olmalısınız."
"Ne gibi bir bağlantı anlamadım."
"Baba, ilk öldürülen kişinin adı Ahmet, ikincisi Bekir, üçüncüsü Cemil, dördüncüsü Çetin. Bu böyle alfabetik sırayla gidiyor ve yirmi yedinci öldürülenin adı Yasin. Yirmi sekizinci kurban baş harfi "Z" olan biri olacak."
Başkomiser Doğan önce afalladı, şaşkınlığını belli etmemeye çalışarak buna karşı çıktı:
"İyi ama Türkçe'de yirmi dokuz harf yok mu?"
"Evet, doğru. Ama Yumuşak G ile başlayan isim olmadığı için yirmi sekizinci cinayet olacak bu. Belki katil ikinci tura geçecek, yeniden A ile başlayan isimleri öldürmeye başlayacak."
"Açıkçası bunu şimdiye kadar fark edemedik. Hemen cinayet masasındaki polisleri çağırayım da onların da fikrini alayım."
Başkomiser Doğan masasına oturdu ve hemen dahili hattan cinayet masası polislerini aradı. Biraz sonra ikisi sivil biri resmi giyimli üç polis kapıyı tıklatarak içeri girdiler ve saygıyla selam verdiler. Başkomiser Doğan onlara hemen haritayı göstererek az önce bulunan ipucunu onlarla paylaştı.
"Arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi seri cinayetlerde film ve dizilerde olduğu gibi bir sıralama, mantık ve bağlantı aramak lazımdır. Hiçbir seri cinayet rastgele ve keyfi olarak işlenmez. Aynı zamanda seri katiller dünyanın en zeki insanlarından sayılabilirler. Birçok ağır suç işleyip yıllarca yakalanmayanlar var. İşte bu cinayetlerin de en önemli ipucunu az önce oğlum ve ben yakalamış bulunuyoruz. Cinayetler tamamen alfabetik sırayla işleniyor. Siz ne dersiniz?"
Cinayet Masası polislerinin üçü de haritaya ve isim listesine dikkatle baktılar. Komiser yardımcısı Kartal, Başkomiser Doğan'a dönerek:
"Haklısınız Başkomiserim. Geçen benim de dikkatimi çekmişti, size söylemedim gülersiniz diye. Ama sıradaki kurbanın adının mutlaka Z harfi ile başlaması gerekmez. Herkes tehlike altında sayılabilir. Aylardır kimse geceleri sokağa bile çıkamıyor."
Başkomiser Doğan hepsine oturmaları için el işareti yaptıktan sonra konuşmasını sürdürdü:
"Arkadaşlar, bu konuda sanırım hepimiz hemfikiriz. Şimdi bir plan yapmamız ve seri katili son cinayeti işlemeden yakalamamız gerekiyor. Önce siz ikiniz Konyaaltı'ndaki bütün mahalle muhtarlıklarına gidip kayıtlı kişilerin isim listesini ve adreslerini alacaksınız. Komiser Kartal, sen de Nüfus Müdürlüğü'ne giderek yine bütün mahallelerdeki kayıtlı kişilerin listesini alacaksın. Kimseye de bahsetmeyeceksiniz bundan, anlaşıldı mı?"
Üçü birden: "Emredersiniz Başkomiserim" diyerek izin isteyip ayrıldılar.
Baba ve oğul makam odasında yalnız kalmıştı ve çalışma saatinin sonuna yaklaşmışlardı. Başkomiser Doğan telefonla iki çay söyledi, çaylarını içerken biraz sohbet ettiler. Doğan, oğlunun meslekle ilgili sorduğu sorulara ciddiyetle yanıt verirken içinden hem takdir ediyor hem de ona hayranlık duyuyordu.
...
(Devam edecek)
Not: Görsel yapay zeka ChatGPT ile oluşturulmuştur.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 3.1k Okunma |
499 Oy |
0 Takip |
15 Bölümlü Kitap |