

BÖLÜM 4: KONYAALTI’NDA PANİK
Başkomiser Doğan’ın talimatıyla son derece gizli kalması gereken sır sadece üç günde bütün Konyaaltı ilçesine yayılmıştı. Cinayet Masası’nda görevli üç polis memuru da bu sırrı sadece eşlerine söylemişler, onlardan söz almışlardı. Ancak eşleri de bu sırrı sadece en yakınları olan ve adının baş harfi Z olan kişilere gizli kalması koşuluyla söylemişler, söyledikleri kişiler de yine aynı şekilde birer kişiye bu gizli bilgiyi ulaştırmışlardı.
Hafta sonu tatili bittikten sonra Pazartesi günü sabahı Başkomiser Doğan’ın makam odasındaki kapısı çalındı. “Gir” komutuyla birlikte kapıda görevli memur:
“Başkomiserim, sizinle görüşmek isteyen bir yerel basın muhabiri var. Eğer uygunsanız içeri alayım mı?”
“Evet Bayram, şu anda uygunum, gelsin içeri.”
Polis memuru Bayram kapıyı açtı ve beklemekte olan gazete muhabirini içeri aldı, selam vererek dışarı çıktı. Muhabir:
“Efendim, ben Yeni Akdeniz gazetesinden geliyorum. Adım Teoman Karaca. İzniniz olursa önce birkaç fotoğrafınızı çekebilir miyim?”
“Hoş geldiniz Teoman Bey, sizi tanıyorum ve yazılarınızı okuyorum. Zaten daha önce de gelmişiniz. Önce buyurun, oturun. Size ne ikram edeyim?”
“Çayınız varsa alayım, çok teşekkür ederim.”
Başkomiser Doğan telefonu kaldırdı ve bir numarayı tuşlayarak iki çay getirmelerini istedi. Telefonu kapattıktan sonra muhabire döndü.
“Evet, benimle ne konuda görüşmek istiyorsunuz? Yine Konyaaltı Canavarı hakkında mı soru soracaksınız?”
“Evet Başkomiserim. Bize ulaşan bir habere göre sonuncu kurban hakkında bir ipucu yakalamışsınız, önce sizi tebrik ederim.”
“Olabilir, neymiş bu ipucu, onu da biliyor musunuz?”
“Efendim, sıradaki kurban ismi Z hafiyle başlayan biri olacakmış ama bu bilgi çok gizliymiş. Ben de kimseye söylemeden sizinle görüşmek istedim bu konuyu.”
Kapı çalındı ve yine Başkomiser Doğan’ın “Gir” komutuyla içeri çaycı girerek önce başkomisere, sonra da muhabire çaylarını bıraktı, geri geri gidip selam vererek dışarı çıkıp kapıyı kapattı. Başkomiser Doğan az önce aldığı bilgiyi merak ediyordu.
“Bu bilgi size nasıl ulaştı, kim söyledi size?”
“Efendim, biliyorsunuz ki haber kaynağımızı gizleme hakkımız var. Haberin doğruluğunu teyit etmek için sizinle görüşmek istedim sadece.”
“Anlıyorum, bu haberin basında yer alması halkı korku ve paniğe sevk edebilir, bu yüzden gizli kalmasını istemiştim ama pek gizli kalmamışa benziyor.”
“Haklısınız Başkomiserim, basın meslek ilkelerinden biri de böyle halkı korku ve paniğe kaptıracak bilgi ve haberleri yetkili kurumlardan izin almadan yayınlamamaktır. Aksi halde suç işlemiş oluruz.”
“Teoman Bey, siz yetenekli ve iyi ahlaklı bir basın mensubusunuz. Yıllardır bu işin içindesiniz ve diğer muhabirleri pek kabul etmesem de sizi her zaman kabul edip sorularınızı yanıtlarım. Resmi olarak söylemem gerekirse aldığınız duyum hakkında size bilgi veremem. Yanlış veya doğruluğu hakkında da bir yorumda bulunamam.”
“Anladım Başkomiserim, bu haberin gazetemizde şimdilik olay aydınlanıncaya kadar yer almayacağına söz veriyorum. Çay için ve bana değerli vaktinizi ayırdığınız için ayrı ayrı teşekkürler. İyi çalışmalar dilerim, hoşça kalın.”
“Güle güle Teoman Bey, gazetenizi okumaya devam edeceğim. Size de iyi çalışmalar.”
Gazeteci Teoman koltuğundan kalkıp elini uzatarak Başkomiser Doğan’ın elini saygılı bir şekilde sıkıp kapıdan çıktı. Başkomiser Doğan’ın canı sıkıldı, biraz da sinirli bir şekilde telefona sarılıp Cinayet Masası’nda görevli polisleri makamına çağırdı. İçeri giren polisler onun sinirli halini çok iyi bildiklerinden elleri önde çekinerek içeri girdiler.
“Buyurun arkadaşlar, oturun. Öncelikle sizleri tebrik ederim. Az önce gelen muhabir Teoman, Konyaaltı Canavarı’nın sıradaki kurbanının ismi Z ile başlayan birisi olabileceğini bildiğini söyledi. Tabii ki haberin kaynağını açıklamıyor. Bu haber ona nasıl ulaştı, bilen var mı aranızda?”
Polislerin üçü de birbirine baktı, Komiser Ülker söz alarak konuştu:
“Başkomiserim, ben sadece ağabeyim Zübeyir’e söyledim, o da Konyaaltı’nda oturuyor ve onu memleketimiz Çorum’a gitmeye ikna ettim, hatta biletini de alıverdim. Dün akşam buradan ayrıldı.”
“Başkomiserim, ben de sadece eşime söyledim. Kimseye söylemeyeceğine de yemin ettirdim.”
“Ben de dayımın oğlu Zekeriya’yı aramıştım ama kimseye söylemeyeceğine söz verdi ve hemen o akşam Manisa’ya gitti zaten.”
Başkomiser Doğan sırayla hepsini de dinledi. Onlara kızmaya hakkı yoktu çünkü aynısını kendisi de yapmış, eşine oğlu vasıtasıyla da olsa bu sırrı açıklamıştı.
“Arkadaşlar, görünen o ki bu artık bir sır olmaktan çıktı. Şimdi bir plan yapmamız gerekiyor. Önce Nüfus Müdürlüğü ve muhtarlıklardan aldığınız isim ve adresleri getirin bakalım.”
Üçü de kalkıp dışarı çıkarak ellerinde birer dosyayla birlikte tekrar içeri girdiler. Dosyaları duvar kenarındaki uzun masaya bıraktılar ve Başkomiser Doğan da yanlarına gelerek birlikte incelemeye başladılar. Başkomiser Doğan, Komiser Ülker’e işaret ederek bilgisayarın başına oturttu ve adı Z ile başlayan kişilerin isim ve adreslerini liste haline bilgisayara yazmasını istedi.
Konyaaltı Antalya’nın merkez ilçelerinden en küçüğüydü ama yine de üç yüze yakın baş harfi Z olan isim belirlenmişti. Bu işlemler öğleye kadar sürdü, herkese birer çıktı alınarak ayrı bir şekilde dosyalandı ve öğle yemeğinden sonra yine birlikte çalışmak ve bir plan yapmak üzere paydos ettiler.
...
(Devam edecek)
Not: Görsel yapay zeka ChatGPT ile oluşturulmuştur.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 3.1k Okunma |
499 Oy |
0 Takip |
15 Bölümlü Kitap |