

BÖLÜM 6: ŞÜPHELİLERLE GÖRÜŞMELER 2
Doğan'ın aklında bu kez Ülker vardı. Son dönemdeki gergin tavırları, soruşturmalara verdiği tepkiler, hatta bazı sorulara karşılık vermekten kaçınması onu gözlem altına almak için yeterliydi. Ancak Doğan, yıllarca birlikte çalıştığı bu kadını doğrudan sorgulamanın da doğru olmayacağını düşünüyordu. Bir akşam, bir dosya üzerinde konuşmak bahanesiyle Ülker'i çalışma odasına çağırdı.
"Ülker," dedi Doğan, önündeki dosyayı açıp ona doğru kaydırarak, "Şu katilin profiline bir kez daha bakmamız gerekiyor. Görgü tanıklarının tarif ettiği kişiyle, bizim listeye aldığımız şüpheliler arasında önemli benzerlikler var."
Ülker dosyaya göz ucuyla bakıp bir an başını salladı. "Evet," dedi kısa ve net bir şekilde. "Tarif çok genel. Bence yanlış izlere yöneliyoruz."
Doğan, Ülker'in bu kadar kısa bir cevapla konuyu kapatmaya çalışmasına anlam veremedi. "Yanlış mı diyorsun? Peki ya fiziksel özellikler? Kısa saç, gözlük, kırklı yaşlar? Bu tarif seni de kapsıyor, farkındasın değil mi?"
Ülker gözlerini Doğan'a dikti. "Beni mi sorguluyorsunuz Başkomiserim? Onca yıllık hizmetimden sonra böyle bir şey düşünmek sizi bile şaşırtmalı."
"Hayır," dedi Doğan sakin bir şekilde. "Ama bazı davranışların son zamanlarda dikkatimi çekiyor. Her zamankinden daha mesafeli oldun. Bazı önemli sorulara cevap vermekten kaçınıyorsun. Bu bir şey sakladığın anlamına gelmiyor mu?"
Komiser Ülker derin bir nefes aldı ve masaya yaklaştı. "Başkomiserim, size sadece bir kez anlatacağım. Erkeklerin dünyasında başarılı bir kadın polis olmak kolay değil. Sürekli sorgulanıyorsun, sürekli bir şeyleri kanıtlamak zorundasın. Bu soruşturma benim için sadece iş değil. Onca yıl boyunca kazanıp kaybettiklerimin bir özeti. Eğer mesafeli duruyorsam, bu sadece kendimi korumak içindir. Ama bu beni bir katil yapmaz."
"Bunu anlayabiliyorum" dedi Doğan. "Ama şu gözlük detayı... Tanıkların söylediklerini biliyorsun. Ve son iki ayda üç defa gözlük taktığını gördüm."
Ülker gülümsedi, ama gülümsemesi soğuktu. "Evet, çünkü artık uzağı göremiyorum. Gözlük taktığım için mi şüpheli oldum? Eğer beni sorgulayacaksanız, bunu açık açık yapın. Ama unutmayın, bir yanlış adım, yıllardır kazandığım her şeyi mahvedebilir. Ve sizi de."
Bu uyarı, Doğan'ı düşündürmüştü. Bu bir tehdit miydi, Ülker haklı mıydı, yoksa haklı görünmeye mi çalışıyordu? Ülker'in soğukkanlılığı ve sözlerindeki kesinlik Doğan'ı ikna etmiş gibi görünse de onun bir şeyler sakladığına dair şüphelerini tamamen silememişti. Masadaki dosya açık dururken, Ülker, Doğan'a sert bir bakış attı ve "Bu konuşma burada bitsin" dedi. Ardından odadan çıkarken arkasında bir dizi soru işareti bırakıyordu.
Başkomiser Doğan, bir yandan da Komiser Ülker’e çok fazla yüklendiğini düşündü ve empati yaparak kendi kendine kızdı. Kendisinin; yirmi yıldır polis olarak çalışıp birçok başarı ve madalya yanında Komiserlik unvanına okulu bitirerek değil çalışmalarıyla hak ederek gelmiş, üstelik ülkemiz için son derece zor koşullarda çalışan, hiç evlenmemiş ve yalnız yaşayan bir kadın olduğunu düşündü. Bu kez kendinden nefret etmeye başladı. Ülker’in yerinde olsaydı çok daha ağır sözler söyleyebileceğini düşünüyordu. Ancak bir yandan da seri katilin çok yakınında olduğunu hissediyor, bugüne kadar kandırılmış olma şüphesi de ağırına gidiyordu.
…
Başkomiser Doğan’ın aklından geçen bir diğer şüpheli adayı da gazeteci Teoman Beydi. Teoman da kır saçlı, kırklı yaşlarda ve gözlüklü biriydi. Onu şüpheli durumuna düşürecek birçok durum kendiliğinden ortaya çıkmıştı. Bugüne kadarki cinayetlerin hemen hepsinde gazeteci Teoman, olay yerine ilk gelip fotoğraf çeken ve basında ilk duyuran isim olmuştu. Bunu önceleri çok iyi bir gazeteci olmasına bağlamış, başarılı bir gazeteci olan Teoman’ı takdir bile etmiş, işini iyi yaptığı için övgüye layık görmüştü. Ancak Teoman’ın sadece Konyaaltı Canavarı ile ilgili olarak kendisiyle yaptığı görüşmeler dikkatini çekmiş, son olayda da sır olarak saklanması gereken bilgiyi sadece Teoman Beyin bildiğini düşündüğünde gazeteci Teoman’ın da olası şüpheliler arasında yer alabileceği zannı uyanmıştı.
Başkomiser Doğan, bu kez gazeteci Teoman'ı daha yakından incelemeye karar verdi. Teoman, cinayetlerin detaylarını basına sızdırmakla biliniyordu. Ancak Doğan'ı asıl şüpheye düşüren şey, gazetecinin bu bilgilere ne kadar hızlı ulaştığıydı. Katilin yerini bilen biri mi, yoksa bu olayların bir parçası mıydı? Bu sorular, Doğan'ı rahatsız ediyordu. Bu yüzden, Teoman'la yüz yüze bir görüşme yapmaya karar verdi.
Bir öğleden sonra, Doğan Teoman'ı Konyaaltı sahilinde bir kafede buluşmaya davet etti. Teoman, her zamanki gibi şık bir takım elbise giymiş, elindeki defterle sahneye hazır bir aktör gibiydi.
"Doğan Bey" dedi Teoman, hafif bir gülümsemeyle elini uzatarak. "Sizi görmek her zaman bir zevk. Umarım bu davet, benim son makaleme övgülerinizi iletmek içindir."
Doğan, Teoman'ın elini sıktı ama yüzünde ciddi bir ifade vardı. "Teoman Bey, bu sefer konuşmamız biraz daha ciddi bir konuyla ilgili. Bazı sorularım var."
Teoman, şaşkın bir ifade takınarak sandalyeye oturdu. "Tabii ki, Doğan Bey. Sizinle her zaman açık bir şekilde konuşmaya hazırım. Nedir mesele?"
Doğan doğrudan konuya girdi. "Son cinayetlerle ilgili yazılarında öyle detaylar veriyorsun ki, sanki olay yerindeymişsin gibi. Bu bilgilere nasıl ulaşıyorsun?"
Teoman, gülerek geriye yaslandı. "Doğan Bey, gazetecilik bir meslek olduğu gibi aynı zamanda bir sanattır. Kaynaklarımı açıklamamı beklemiyorsunuz herhalde? Bu tür bilgiler, işimizin doğasında var."
"Kaynakların kim, Teoman?" diye üsteledi Doğan, sesi sertleşerek. "Bu kadar hızlı bilgiye ulaşmak için ya polisle yakın temasta olman gerekiyor ya da..."
"Ya da?" diye sordu Teoman, kaşlarını kaldırarak. "Beni cinayetlerle ilgili bir şeyler saklamakla mı suçluyorsunuz?"
Doğan, biraz geriye yaslanarak Teoman'ı süzdü. "Şu ana kadar cinayetlerle ilgili verdiğin bilgiler, halkı korkutmaktan başka bir işe yaramadı. Ama asıl sorun, bu detayları yalnızca katilin bilebileceği kadar doğru vermen."
Teoman'ın yüzündeki rahat ifade yavaşça kayboldu. "Doğan Bey, suçlamalarınız çok ciddi. Ben sadece işimi yapıyorum. Belki de ekibinizde bir sızıntı vardır? Benim bilgim dahilinde olmayan şeyleri yayımlamam mümkün değil."
Doğan gözlerini kısarak sordu: "Peki ya görgü tanıkları? Katilin tarifine uyduğunu biliyorsun, değil mi? Kır saçlar, gözlükler... Yaşın da uyuyor, tesadüf mü bu?"
Teoman, bir an için sessiz kaldı. Ardından ciddiyetle konuştu. "Doğan Bey, sizinle aynı yaşlardayım. Görünüşümün böyle tarif edilmesi beni de rahatsız ediyor. Ama unutmayın, gazeteciyim. İşim sorular sormak ve cevapları bulmak. Bu beni katil yapmaz."
"Belki de fazla soru sormak seni yanlış yerlere götürüyordur," dedi Doğan. "Teoman, bu davada temiz olduğuna beni ikna etmen gerekiyor. Aksi takdirde, şüphelerin seni nereye götüreceğini tahmin edebilirsin."
...
(Devam edecek)
Not: Görsel yapay zeka ChatGPT ile oluşturulmuştur.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 3.1k Okunma |
499 Oy |
0 Takip |
15 Bölümlü Kitap |