7. Bölüm
Yılmaz Örmeci / Konyaaltı Canavarı / BÖLÜM 7: TEOMANLA İŞBİRLİĞİ

BÖLÜM 7: TEOMANLA İŞBİRLİĞİ

Yılmaz Örmeci
yilmazormeci

BÖLÜM 7: TEOMANLA İŞBİRLİĞİ

Teoman derin bir nefes aldı ve defterini masaya koydu. "Doğan Bey, size bir teklifim var. Bu katili birlikte bulalım. Benim masum olduğumu kanıtlamamın en iyi yolu bu. Ne dersiniz?"

Doğan, teklif karşısında şaşırmıştı ama aynı zamanda temkinliydi. "Bu, üzerine düşünmem gereken bir teklif. Ama unutma, en ufak bir yanlış hareketinde gözlerim hep üzerinde olacak."

Teoman başını salladı. "O halde dürüst bir iş birliği için el sıkışalım. Çünkü bu cinayetlerin çözüme ulaşmasını herkesten çok ben istiyorum."

Doğan, Teoman'ın elini sıktı ama içinde hala şüphe vardı. Bu adam gerçekten masum olabilir miydi, yoksa katil olduğunu saklamak için mi bu kadar ileri gidiyordu? Sorular hala cevap bekliyordu.

Teoman, masanın üzerinde duran defterini işaret ederek konuşmaya başladı:

“Doğan Bey, gazeteci olabilirim ama bu şehirdeki birçok insanla yıllardır derin bağlar kurdum. Haber kaynağım dediğim kişiler bazen sizin ulaşamadığınız şeyleri fark eder. İsterseniz bu ağı sizinle paylaşabilirim.”

Doğan kaşlarını çatıp çayından bir yudum aldı. “Teoman, insanların güvenini kazanmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama bu güveni kötüye kullandığın an işbirliğimiz sona erer. Herhangi bir bilginin basına sızmasına tahammül edemem.”

Teoman, başıyla onaylayarak hafifçe gülümsedi. “Merak etmeyin, Doğan Bey. Bu kez sadece sizin için çalışıyorum. Öyleyse bana hangi bilgilere odaklanmam gerektiğini söyleyin.”

Doğan, çantasından birkaç dosya çıkardı ve masaya koydu. “Bu isimlere odaklan. Özellikle alfabetik sıradaki ‘Z’ harfiyle başlayan isimleri öğrenebilirsen iyi olur. Ama katilin profilini unutma: kır saçlı, kırklı yaşlarda, gözlüklü biri.”

Teoman dosyaları dikkatle incelerken yüzüne ciddi bir ifade yerleşti. “Anladım. Bu işin peşine düşerken çevremi de kullanacağım. Ancak katili kışkırtacak bir hamle yapmak gerekirse, medyayı da devreye sokabiliriz.”

Doğan kaşlarını kaldırarak hafifçe geriye yaslandı. “Medyayı mı? Daha fazla panik yaratmak istemiyorum, Teoman.”

“Hayır, halk arasında panik değil. Katili kontrol edebileceğimiz bir yöne çekmekten bahsediyorum,” diye açıkladı Teoman. “Örneğin, sıradaki kurbanın adını ima eden sahte bir haber. Belki bu şekilde onun tepkisini ölçebiliriz.”

Doğan bir süre düşündü, ardından başını salladı. “Bu planı şimdilik beklemeye alalım. Öncelikli hedefimiz, mevcut kaynaklardan güvenilir bilgiler toplamak. Gereksiz risk almamalıyız.”

Ertesi gün, Teoman elinde yeni bilgilerle Doğan’ın ofisine geldi. “Doğan Bey, önemli bir bilgiye ulaştım. Ziya adında bir adam, Konyaaltı sahilinde sabah koşuları yapıyor ve katilin tarifine uyan biri tarafından birkaç gündür izlendiğini fark etmiş.”

Doğan hemen hareketlendi. “Bu adamla hemen irtibata geçmeliyiz. Koruma altına alacağımız bir isim daha çıktı demektir.”

“Adamla konuştum,” dedi Teoman, sesi biraz titreyerek. “Polisten pek hoşlanmıyor. Ama benimle iletişimde kalmaya hazır. İsterseniz bir sonraki görüşmemde sizi de tanıştırırım.”

Doğan kısa bir sessizlikten sonra başını salladı. “Bu işi birlikte yürüteceğiz, Teoman. Ancak dediğim gibi, her adımımız dikkatli ve hesaplı olmalı.”

Teoman, masadan kalkarken gözleri parladı. “O halde Ziya’yı korumaya alırken, ben de çevremdeki diğer isimleri araştırmaya devam edeceğim. Belki alfabetik sıranın dışında, başka bir iz daha bulabiliriz.”

Doğan, derin bir nefes alarak elini Teoman’ın omzuna koydu. “Hadi bakalım, Teoman. Umarım bu işbirliği bizi sonuca ulaştırır.”

Bir sabah Doğan ve Teoman, balıkçılar çarşısında göz önünde pek olmayan küçük bir balıkçı barınağına doğru yürüdü. Doğan her zamanki gibi ciddi, Teoman ise enerjik adımlarla ilerliyordu. Balıkçıların sabah sohbetleri ve ağ düzenleme sesleri arasında nihayet tanık olan yaşlı balıkçı Yusuf’u buldular.

Yusuf, kırışmış yüzünde yılların denizle savaşını taşıyor, piposundan yayılan tütün kokusuyla adeta bir tabloyu andırıyordu. Doğan tanıdığı birini görmüş gibi ciddi bir tonla konuştu:
"Yusuf amca, seni rahatsız ediyoruz ama geçen ay sahilde o cinayet gecesiyle ilgili bazı şeyler gördüğünü söylemiştin."

Yusuf piposunu bir kenara koyup başını salladı. "He, doğru. Ama şunu söyleyeyim, o gece gördüğüm şeyler hâlâ rüyalarıma giriyor. Bir bakıyorsun insan, bir bakıyorsun... gölge gibi kaybolmuş."

Teoman, Yusuf’un karşısındaki tabureye atlayarak oturdu ve esprili bir şekilde konuştu:

"Gölge mi dediniz? Yusuf amca, bu katil bir hayalet filan mı yoksa?"

Yusuf, Teoman’a bir an dik dik baktı ve ardından kıkırdadı. "Hayalet dediğin, ancak benim cebimdeki para gibi kaybolur. Ama yok, bu farklıydı. Şöyle düzgün giyimli biriydi ama yüzünü net seçemedim."

Doğan sabrını koruyarak sordu: "Gözlük takıyor muydu? Saçları kısa mıydı?"

Yusuf, piposunu yeniden yaktı ve dumanı havaya üfledi. "Gözlük mü? Evet, bir gözlüğü vardı sanırım. Ama kesin miydi, yoksa dumanın mı etkisiydi, bilemem. Biliyorsun, burada sigara da tütün de bol."

Teoman araya girdi: "Yusuf amca, gözlük dışında başka bir şey hatırlıyor musun? Mesela, parfüm kokusu, ayakkabısının sesi?"

Yusuf, dudaklarını büzüp derin bir nefes aldı. "Bak hele, gazeteci çocuk, sen bunu da mı yazacaksın? Parfüm kokusunu nasıl yazacaksın gazeteye? ‘Deniz tuzu ve suç’ diye mi başlık atacaksın?"

Teoman güldü. "Yusuf amca, belki de bu kokuyu takip eder, katili buluruz.”

Yusuf kafasını iki yana salladı. "O gece, kayığın kenarında ağları toplarken ayak sesleri duydum. Dönüp baktım, biri karanlıkta yürüyordu, dümdüz ilerliyordu."

Doğan dikkatle sordu: "Yürüyüşü nasıldı? Sıradan mıydı, yoksa dikkat çekici bir şey var mıydı?"

Yusuf başını salladı. "Sıradan mı? Yok ya! O kadar rahat yürüyor ki, sanki bir yürüyüş yarışmasındaymış gibi. Ayakkabılar yeni parlatılmış gibiydi. Ama bir şey daha vardı..."

Teoman, defterini çıkarıp kalemiyle hazır bekledi. "Evet, nedir o şey?"

Yusuf gülerek, "Benim yanımdan geçerken ‘Kolay gelsin, usta’ dedi. Hangi katil böyle nazik olur ki?"

Doğan bir an için şaşırmıştı. "Nazik mi? Bu çok tuhaf. Ses tonunu hatırlıyor musun?"

Yusuf piposunu yere vurup külleri dökerken başını salladı. "Düşük sesli, ama güven veren biriydi. Hani şu politikacılar gibi. Ama gözleri... Gözleri başka bir şey söylüyordu. Gözlüklerin arkasında bir... karanlık vardı."

Doğan burada sormadan duramadı: “Peki Yusuf Bey, erkek olduğuna emin misiniz, bir kadın da olabilir mi mesela?”

Bu beklenmedik soru hem balıkçı Yusuf’u hem de gazeteci Teoman’ı şaşırtmaya yetmişti. Yusuf şaşkınlığı geçince sanki o geceyi tekrar yaşıyormuş gibi bir süre düşündü ve “Hayır” dedi. “Bundan tam emin değilim, sesi o kadar belirsizdi ki, dalgaların sesine karışmıştı ve erkek mi yoka kadın sesi mi olduğunu anlayamamıştım.”

Teoman, elindeki notlara bakarak gülümsedi. "Yusuf amca, bu gözlük olayına takıldım. Katil mi, yoksa moda ikonu mu çözemedik."

Yusuf bir kahkaha attı. "Oğlum, moda ikonuyla işim yok. Ama bu katilin gölgelerden çıktığını da unutma."

Doğan ayağa kalktı ve Yusuf’a teşekkür etti. Teoman da defterini cebine koyarken Yusuf’a göz kırptı.

"Amca, bir gün kitabımı yazarsam ilk sana imzalayacağım. Başlığı da ‘Piponun Gölgesindeki Katil’ olacak."

Yusuf, Teoman’a hafif bir tokat attı. "Sen önce balık tutmayı öğren, sonra kitap yazarsın!"

İkili, barınaktan ayrılırken Doğan, Teoman’a dönüp dedi ki: "Bu adamın piposu kadar hikayesi de dolu. Ama gölgelerdeki gerçek bizi bekliyor."

Teoman omuz silkti. "Gölgeler beni korkutmaz, Doğan. Ama pipo dumanından uzak durmayı öğrenmem lazım."

                                     

...

(Devam edecek)

 

Not: Görsel yapay zeka ChatGPT ile oluşturulmuştur.

 

Bölüm : 31.12.2024 17:26 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...