5. Bölüm
Yılmaz Örmeci / Konyaaltı Canavarı / BÖLÜM 5: ŞÜPHELİLERLE GÖRÜŞMELER 1

BÖLÜM 5: ŞÜPHELİLERLE GÖRÜŞMELER 1

Yılmaz Örmeci
yilmazormeci

BÖLÜM 5: ŞÜPHELİLERLE GÖRÜŞMELER 1

Caner'in keşfi, Doğan ve ekibini yepyeni bir yola sokmuştu. Oğlunun cinayetlerin alfabetik bir düzende işlendiğini fark etmesi, başta imkânsız gibi görünse de dosyalar tekrar incelendiğinde bu düzenin varlığına dair şüphe kalmamıştı. Sıradaki kurbanın adı büyük olasılıkla "Z" harfiyle başlamalıydı. Bu bilgi hem bir fırsat hem de büyük bir baskı yaratıyordu.

Cinayet mahallerinden alınan görgü tanıklarının ifadeleri bu bilmeceyi biraz daha karmaşık hale getiriyordu. Tanıklar katili kır saçlı, kırklı yaşlarda ve gözlüklü biri olarak tarif ediyordu. Ancak kimse katilin cinsiyeti hakkında net bir şey söyleyemiyordu. "Kısa kesilmiş saçları vardı" demişti bir tanık. "Gözlük takıyordu ve düzgün bir konuşma tarzı vardı" diye eklemişti diğeri. Hemen hepsi de katilin siyah bir kar maskesi taktığını, dünya genelinde yaygın olan pandeminin son günleri olduğundan bunu normal karşıladıklarını ifade etmişlerdi. Bu ifadeler polis ekibini doğru yola yönlendirebilirdi, ama aynı zamanda hayal gücünü körükleyip yanlış izlere de götürebilirdi. Zira tarif, belli bir profil çiziyor gibi görünse de aslında birçok kişiyi içine alabilecek kadar geneldi.

Bir akşam Başkomiser Doğan, Ertan'ı ofisinde çay içmeye davet etti. Eski günlerden, çocukken yaptıkları yaramazlıklardan ve küçük sırlarından söz ettiler. Çaylar bitince Doğan izin isteyerek tuvalete gitmesi gerektiğini söyledi ve yarı şaka, yarı ciddi arkadaşını uyarmadan edemedi:

"Ertancığım, çayını masadan al ve sehpanın üzerine koy. Biraz sakar olduğunu ikimiz de biliyoruz. Masadakiler çok önemli dosyalar ve çayını dökersen hiç iyi olmaz."

Ertan, gülerek Başkomiser Doğan'a baktı ve çayını dikkatle masanın üzerinden alıp sehpaya koydu. Başkomiser Doğan kapıdan çıkarken içi rahatlamıştı ve birkaç dakika sonra döndüğünde Ertan'ı elindeki dosyayı masaya bırakırken yakaladı. Ancak bunu gördüğünü belli etmek istemedi ve iki çay daha söyleyerek sohbetlerine devam ettiler. Sohbetin tam ortasında Başkomiser Doğan birdenbire ciddileşerek Ertan'a döndü:

"Ertan, şu dosyaları incelemen tesadüf müydü?" diye sordu, gözlerini arkadaşının yüzüne dikerek. Ertan hafifçe irkildi ama hemen toparlandı.

"Doğan, senin ne kadar zor bir durumda olduğunu görmek beni üzüyor," dedi Ertan, sesine yumuşak bir ton katarak. "Yıllardır çocukluk arkadaşım olarak hep yanında olmak istedim. Bu cinayetler... İnsan dehşete düşüyor. Kim bilir sırada kim var? Belki tanıdığımız biri bile olabilir. Bu yüzden o dosyalara bakmak istedim. Merakıma yenik düştüm, hepsi bu."

Doğan bir süre sessiz kaldı. Çocukluğundan beri tanıdığı Ertan, gerçekten de yufka yürekli biriydi. Ama bu kez bir şeyler farklıydı. "Merak diyorsun," dedi Doğan yavaşça. "Ama neden bana söylemedin? Neden gizlice baktın dosyalara?"

Ertan, elindeki çay bardağını sehpaya bıraktı ve derin bir nefes aldı. "Bilmiyorum," dedi dürüstçe. "Belki senin bana güvenmeyeceğini düşündüm. Ya da belki yanlış bir şey yapmadığımı düşündüm."

"Ama yaptın," dedi Doğan sertçe. "Ertan, şu anda senin bir şeyler sakladığını düşünmemem için bana iyi bir sebep vermen gerekiyor."

Ertan'ın yüzü kızardı. "Saklamıyorum!" diye yükseldi sesi, ama sonra hemen geri çekildi. "Doğan, beni tanıyorsun. Bir sineği bile incitemem. Ayrıca senden şimdiye kadar hiçbir gizlim de saklım da yok, biliyorsun."

"Anlıyorum" dedi Doğan hafifçe gülümseyerek ama eski arkadaşı hakkında içine bir kurt düşmüştü. Gülümseyerek hiçbir şey olmamış gibi yine sohbete devam ettiler.

Birkaç gün sonra Ertan'ın sözlüsü Neşe, Başkomiser Doğan'ın ofisine gelerek onunla çok önemli bir konuda görüşmek istediğini bildirdi. Başkomiser Doğan Neşe'yi makamına kabul ettiğinde henüz tanışmıyorlardı. Neşe girer girmez söze başladı:

"Başkomiserim, adım Neşe. Gazetelerde çıkan haberler ve duyumlar üzerine size önemli olabilecek bir ipucu ya da delil sunmak istiyorum."

"Oturun önce, buyurun. Konyaaltı Canavarı ile mi ilgili?"

"Evet Başkomiserim. Benim birkaç aydır çıktığım biri var, adı Ertan. Sözlüsü olduğum için bana güvendi ve evinin anahtarını verdi. Arada bir evine gider, ortalığı toparlarım, yemek hazırlarım. Ancak dün elbise dolabında siyah renkli bir kar maskesi buldum."

Neşe çantasından çıkarttığı siyah kar maskesini Başkomiser Doğan'a uzattı, Başkomiser Doğan maskeyi iki parmağıyla tutarak göz ucuyla inceleyip şeffaf bir poşetin içine koydu. Acaba Ertan tanıdığı çocukluk arkadaşı olan Ertan mıydı?

"Bu Ertan dediğiniz kişi ne iş yapıyor peki?"

"Başkomiserim, kendisi Mimar ve Konyaaltı'nda oturuyor. Ben bir suçluyla birlikte olmak istemiyorum. Eğer suçluysa cezası verilsin, adalete teslim edilsin."

"Neşe Hanım, bu Ertan'ı ben de tanıyorum aslında. Eğer kır saçlı, kırk altı yaşında, uzun boylu, yakışıklı ve gözlüklü biriyse ve isim benzerliği yoksa aynı kişiden söz ediyoruz."

"Başkomiserim, aynı tarif ettiğiniz gibi, birkaç kez evlenip boşanmış, çocuğu olmamış ama birbirimizi seviyoruz. Kendisi bir sineği bile incitmez, çok şefkatli ve merhametlidir, evinde kedileri, kuşları da var. Bana da çok iyiliği dokunmuştu ama suçsuz değilse lütfen ona boş yere eziyet etmeyin."

"Tamam Neşe Hanım, Türk adaletine ve Türk polisine güvendiğiniz için çok teşekkür ederim. Gereken neyse yapılacaktır, merak etmeyiniz. Suçluluğu kanıtlanana kadar herkes suçsuzdur, bu adaletin en temel prensiplerinden biridir biliyorsunuz."

"Biliyorum Başkomiserim, çok iyi biliyorum. Kendim de hukuk okudum ve avukat oldum ama şimdi çalışmıyorum. İsmimin kesinlikle gizli kalmasını, Ertan suçluysa da suçsuzsa da savunma avukatlığını yapmak istiyorum."

"Kesinlikle Neşe Hanım, gizlilik ve tanıklarımızı korumak bizim de çok önem verdiğimiz temel ilkelerden birisidir. Hiç merak etmeyiniz."

Avukat Neşe ayrıldıktan sonra Başkomiser Doğan'ın içindeki şüphe daha da artmaya başlamış, içine düşen kurt adeta düştüğü yeri kemirmeye başlamıştı.

 

...

(Devam edecek)

 

 

Bölüm : 29.12.2024 03:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...