12. Bölüm

12. Bölüm "Toplantı"

Sena İ.
mimoza_yaziyor

 

 

“Karanlığın en sessiz anı, özgürlüğün kapı açtığı andır.”

 

🌺🌺🌺🌺🌺

Hastaneye girdiğimde dışarıdan biraz olsun daha sıcak bir ortam karşıladı beni. Normalde hep girişte bekleyen çalışan yoktu. Dışarıda kasvetli bir hava vardı, rüzgarlıydı ve birkaç saate yağmur yağacak gibiydi. Kimse yoktu, ışıklar ortamı tamamen aydınlatmayıp loş bir ortam sağlamıştı. Şuan tam dizilerdeki terk edilmiş hastanede gibi hissediyordum.

Neşem birden kaybolmuştu, yinede hala sıcacıktı ve daha cesur hissediyordum. Başta tedirgin olsamda hızlı hareketlerle merdivenlere yöneldim. Asansöre binecek kadar cesareti henüz toplayamamıştım. Kesin benim şansıma denk gelirdide asansör bozulurdu.

Nalan'ın odasına girdiğimde beni sessizlik karşıladı, oda boştu. Kaşlarımı çattım. Normalde hep odasında olurdu ama bu sefer yoktu. Bozuntuya vermemeye çalışarak kendi odama doğru gittim, giderken toplantı odasının olduğu kısmın ışığının açık olduğunu gördüm ama bana birşey demesinler diye o taraftan geçmedim. Önce Nalan'la konuşmak istiyordum.

Odama girip kapıyı açar açmaz yatağımın üstüne oturup bacaklarını sarkıtan Nalan'ı gördüm. Görür görmez uzunca nefesimi verdim çünkü rahatlamıştım. Sesimi duyar duymaz kafasını kaldırıp bana baktı ve doğruca yanıma geldi.

"Mayıss! Neredesin sen ya!"

Hiç beklemeden bana sarıldığında şok olmuştum resmen. Kesinlikle beklemiyordum.

"Hey sakin ol!"

Benden ayrılıp uzaklaştı ve bedenime baktı. Sanırım yara izi veya kan olup olmadığını arıyordu, elleri iki omuzumdaydı. Birşey olmadığını görünce beni tekrar göğsüne çekti. Şuan ilgiden boğuluyordum!

"Ne demek sakin ol Mayıs ya! Aklımı yitiriyordum resmen! Neredeydin sen bakayım buz gibisin yemin ederim ya!"

"Sadece bahçede oturuyordum ama uyuyakalmışım. Uyanır uyanmaz geldim zaten"

Bana inanmayarak baktı ama gerçekten uyuyakalmıştım. Yani en azından onunla karşılaşmadan önce!

Onunla karşılaştığım kısacık iki dakikayı düşününce vücudumda bir sıcaklığın gezindiğini hissettim. Aklımda sadece o vardı. Uzaktanda görsem, sadece bir gölgeymiş gibi görsemde görür görmez birşeyler olmuştu. Ne olduğunu bende bilmiyordum ama kesinlikle birşeyler olduğu kesindi.

Ben onu düşünürken dünyadan bağım kopmuştu. Sanırım Nalan bunu görmüş olmalı ki beni sarsmaya başladı.

"Hey kime diyorum! Dünyadan Mayısa beni duyuyor musun! Ben iki saattir ne konuşuyorum burada?!"

İrkilerek kendime geldiğimde o kaşlarını sanki mümkünmüş gibi daha fazla çatmış ve bana doğru eğilmişti.

"Dalmışım... Ne diyordun ki?"

"Offf Mayıs seninle uğraşılmaz valla...diyordum ki üşüyüp hasta olursan eve gittiğinde babana ne hesap vereceğim?"

Bir anda gözlerim fal taşı gibi açıldı. Eve gidecek miydim gerçekten!?

"Ne! Eve mi gidiyorum yoksa?"

Kıkırdadı, Nalan kıkırdayınca çok tatlı oluyordu.

"Beni dinleseydin herşeyi duyardın. Söyle bakayım sen nelere daldında öyle yanakların kızardı?"

Ellerim otomatikmen yanaklarıma gitti. Yanaklarım fazla sıcaktı ve bu ikinci defa oluyordu! Neden oluyordu bu yahu!

"Benn.... Hi-hiç birşeye dalmadım nereden çıkardın ya?!"

"Ooo kekelemelerde başlamış Mayıs hanım, kim o yakışıklı. Hastalardan birimi yoksa? Baştan söyleyeyim bu hastanedekilerin hepsi manyak kesinlikle kabul etmiyo-"

 

Birden üzerine atlayıp elimi ağzına bastırdığımda susmak zorunda kalmıştı. Elimi bırakır bırakmaz kahkaha atmaya başladı ve o kahkaha atınca bende ona eşlik etmeye başladım. Ben bile duygu değişimlerimi kontrol edemiyordum.

 

"Ya Nalan hadi söyle artık, eve gidiyor muyum? Gelirken gördüm de toplantı odasının ışıkları açıktı Yönetim kuruluna mı çıkacağım yoksa?"

 

Birden normale döndü ama burukça bir gülümseme vardı yüzünde, çözemiyordum. Çünkü Nalan hiçbir zaman duygularını tam olarak belli etmiyordu, her zaman gizemli bir tarafı vardı, asla bir dakika sonra nasıl davranacağını kestiremiyordunuz.

 

"Sanırım gidiyorsun Mayıs. Hemde bu sefer gerçekten gidiyorsun ama Yönetim kuruluna çıkacaksın tabiki. Ne durumda olduğunu görmek istiyorlar. Onları ikna etmek epeyce zor oldu ve birkaç dakika içinde toplantı odasında olmamız gerekiyor."

 

"Sen varya sen..." Mutlulukla Nalan'ın boynuna atladım. Hemde hiç düşünmeden. Duygularıma göre hareket etmeyi yavaş yavaş öğreniyordum sanırım."...cansın sen çok seviyorum seniii!"

 

Kahkahalara boğulmuştuk. Sanki düşmek istercesine sallanarak sarılıyorduk ve durmazsak ilimizde yeri boylayacaktık. Nalan bunu farkedince hemen kendisine çeki düzen verdi.

"Şşş sakin oll! Hadi üstüne kalın birşeyler giyde gidelim bir an önce bizi bekliyorlar. Yolda sana ne sorabileceklerinide anlatırım hem."

"Tamamm!"

Ondan ayrılıp kıyafetlerimin olduğu komodine yöneldim. Nalan kapıda bekleyeceğini söyleyerek odadan çıkmıştı. Komodinden ultra kalın bir kazak ve derli toplu gözükmek adına bir pantolon aldıktan sonra hızlıca giyindim. Odadaki tek aynanın yanına gidip saçlarımı olabildiğince tarayıp ellerimle şekil vermeye çalıştım. Son olarak elimi yüzümü düzeltip kendime çeki düzen verdikten sonra hazır hissediyordum.

Kapıya çıktığımda Nalan'la beraber yürümeye başladık.

"Bak şimdi Mayıs, seni zorlayacaklarını kesinlikle düşünmüyorum zaten bende orada olacağım ama ne olur ne olmaz diye söylüyorum. Öncelikle kendini tanıtmanı isteyecekler, sonrasında buradan çıktıktan sonra bir hayalin olup olmadığını sormak isteyebilirler. Anne baba adın, uyuşturucu hakkında ne düşündüğün veya kendini onu unutmuş gibi hissedip hissetmediğin kısaca herşey. Sen her zaman sakince cevap ver, düşün ve bekletmekten korkma tamam mı?"

Oflayıp derin bir nefes verdim, Nalan benden daha fazla panikti ve neredeyse toplantı odasına doğru gelmiştik. Her adımda sanki birkaç zinciri kırıyor gibi hissediyordum, vücudumdaki panik dalgaları dahada hızlanıyor gibi geliyordu ve artık bende paniktim!

"Tamam herşeyi anladım Nalan sakin ol! Birşey olursa sana bakarım sende durumu kurtarırsın tamam mı?"

"Hiç merak etme o iş bende güzelim!"

Toplantı odasına gelmiştik. Nalan aralık olan kapıyı açarken son kez hazır olup olmadığımı sordu ve derin nefesler aldık. Odadan içeriye girdiğimde onlarca çift göz bana bakıyordu ve ben artık titriyordum. Nalan yerine geçerken benim için yarım daire şeklindeki masanın tam önüne koyulmuş olan sandalyeyi işaret ettiler ve hızla gidip oturdum. Ellerimi birbirine kenetlemiş ve kendim hakkındaki tüm bilgileri unutmuştum.

Sırayla tek tek yüzlere bakmaya başladım. En başta doktorum vardı, yanında büyük ihtimalle stajyer olan bir hemşire ve daha ne iş yaptıklarını bilmediğim bir sürü insan. Tam ortada Feride yani müdür vardı, yanında ise ben dışarıya çıkarken sürekli imza attıran o kadın. İmzacının yanında yaşlıca bir adam vardı, keldi. Ufak tefek gibi görünse de aynı Gargamel gibiydi. Buruş buruştu ve kocaman bir burnu vardı. Burnunun yüzünün yarısını kapladığını söyleyebilirdim. Arada kalan orta yaşlardaki sarışın kadın ve esmer genç kızı yine tanımıyordum ama en sonda Nalan vardı.

 

Yavaşça Nalan'a bakınca bana kafasını salladı, tebessüm eder gibi baktı. Sanki sakin olmamı söylüyordu ama imkansız gibiydi şuan. Sadece yumuşak yatağımda yatmak ve stresten uzak olmak istiyordum.

 

Gargamele benzeyen adam bana yiyecek gibi bakıyordu, zaten ilk söze başlayan da o oldu.

"Mayıs Koral, bize kendini tanıtır mısın? Neden burada olduğunu bilmek istiyorum"

"Beni zaten tanıyorsunuz ama çok merak ediyorsanız söyleyeyim, buraya babamın adını lekelememek için geldim ve temizlendiğime inandığınız için çıkıyorum. Bu süreç içinde aldığınız paraların devamı gelemeyeceği için üzgünüm."

Gözlerimi kısıp ukala bir tavır takıntım. Konuşmaya başladıkça rahatlamıştım. Ve asla üzgün değildim.

"Aslında hiç üzgün değilim!"

Gargamele benzeyen adam sinirlenmiş olmalı ki pancara dönmüştü.

"Sen kendini ne sanıyorsun be!"

Ayağa kalkmak için yeltendi ama yanındaki kadın koluna dokundu. Dokunur dokunmaz yerine sinmişti, hala bana kötü kötü bakıyordu. Kolunu tutan kadın gargamele bir bakış attıktan sonra bana döndü.

"Sevgili Mayıs, buradan çıktıktan sonra ne yapmayı düşünüyorsun? O 'eski' ve burada olmana sebep olan arkadaşlarınla hala görüşecek misin?"

Eski arkadaşlarım...tam 7 ay olmuştu görmeyeli. Tam 7 ay olmuştu seslerini duymayalı...Burada olma sebebim olabilirlerdi, herşeyin cezasını ben çekiyor olabilirdim ama ben kıyamazdım ki. Yine giderdim yanlarına, hatta onların sırlarını açık ettiğim için özür dilerdim belki. Eski halimize dönebilirdik... Yeniden girebilirdim o sınava, tıp okuyabilirdim ama hala zaman var mıydı?

İşte bundan şüpheliydim.

Herşeye geç kalmış hissediyordum. Ben buraya tıkılıp kalmışken dışarıda akıp giden bir hayat vardı. Yeni trendler, yemekler, şakalar, diziler… Hepsi benden habersiz yaşanıyor, sonra da sessizce unutuluyordu. Sanki dünya beni beklemiyor, benim yokluğumu fark etmiyordu bile. Herkes kendi hayatının telaşında, kendi küçük mutluluklarının peşindeydi. Ben ise zamanın gerisinde kalmış bir hayalet gibi, sadece buradakilerden duyduklarımla yetinmek zorunda kalıyordum.

Ben eski arkadaşlarımla görüşür müydüm bilmiyordum. Yeniden o ortama girmek çok güçtü. Artık yeni bir ben olmak istiyordum, kendime yeni hobiler bulmak, yada tamamen normale dönüp yaşıtlarım gibi sınava çalışmak istiyordum. Tek dileğim,son aylarımı unutmak, hiç yaşanmamış gibi kabul etmekti.

Herşey sanki bir rüyaymışcasına.

"Bunlara çıktıktan sonra karar vereceğim, zaten Nalan hep yanımda olacak. Her saniye neler yaptığımı size bildirecektir. İstediğiniz de bu değil mi?"

Kadın cevabını almışcasına kafasını eğdi. Tüm gözler üzerimdeyken iki kız tüm söylediklerimi not alıyordu, artık onların stajyer olduğuna emindim.

Nalan ve Gargamelin arasındaki orta yaşlarda olan sarışın kadın bana daha dikkatli bakmaya başladı ve söz hakkı aldı.

“Yakınında olacak kişileri dikkatle seçmek zorundasın biliyorsun değilmi? Seni tekrar uyuşturucuya bağımlı hale getirebilecek tarzda kişileri reddedebilecek misin?"

Hala bağımlıyken ve temizlenmiş numarası yapıyorken gelen bu soru biraz komikti.

"Reddedebileceğimi biliyorum. Birdaha buraya gelmek istemeyeceğimden emin olabilirsiniz."

"Peki ya gelirsen-"

Sözünü kestim, çünkü birdaha gelmeyecektim.

"Gelmeyeceğim. Hatta hastanenin yakın çevresinde bile dolaşmayacağıma emin olabilirsiniz"

Sarışın kadın bir şeyler daha söylemek için ağzını açtı ama müdür Feride'nin çalan telefonu konuşmasına müsaade etmedi. Feride telefonu açtı, ciddi bir ifadeyle dinlemeye başladı ama dik bakışlarını üzerime dikmişti. Bu oldukça rahatsız ediciydi.

Birkaç saniye sadece dinledi, kaşlarını çatmıştı ve sinirli olduğunu seziyordum.

"Neden peki?... Anladım... Bu kurallara aykırı olmaz mı?... Peki, nasıl isterseniz..."

Telefonu kapattığında bana doğru son bir bakış attı ve masadaki insanların üzerinde gözlerini gezdirdi.

"Arkadaşlar müsaade edelim Mayıs biraz dinlensin."

Bana doğru döndü ve kapıyı işaret etti. Gözlerim Nalan'ı bulduğunda onunda şaşkın bakışlarla bana ve müdüre baktığını gördüm.

"Bu buradan çıkacağım anlamına mı geliyor?"

"Bunu düşüneceğiz, sen şimdi odana git ve dinlen. Zaten Nalan hanım sana gerekli bilgileri verecektir"

Yavaşça ayağa kalktım, tedirgin adımlarla çıkışa yürüdüm. Koridora çıktığımda müdürün sesini hala duyuyordum ama ne dediğini tam olarak anlamıyordum.

Umursamadım, zaten yorgunluk üzerime çökmüştü. Odama gidip uyumak istiyordum.

Odama doğru giderken birkaç hemşirenin daha toplantı odasına gittiğini gördüm. Geçerlerken bana dik dik bakıyorlardı. Ama bir yandan sanki bana acıyormuş gibi bakıyorlardı.

Odama gittiğimde kendimi yatağıma attım. Uzandığım anda uyku bedenimi terk etmiş, yerini merak almıştı. Neden beni bir anda odadan çıkarmışlardı? Müdürü kim aramıştı? Babam olabilir miydi? Sanırım babam olmasını istiyordum ama yapmazdı. Babam ne olursa olsun kurallara sadık kalırdı. Hemde bu hastane konusunda oldukça hassasken yapacağını sanmıyordum.

Peki ya sonuç ne olacaktı? Nalan birkaç dakika sonra bu odaya geldiğinde bana ne diyecekti? Gerçekten kurtuluyor muydum yoksa tutsak mı kalacaktım? Herşey belirsizdi. Sanki araftaydım.

Doğrulup son kez odaya baktım. Ben bu odada kalmak istiyor muydum? Kesinlikle hayır.

Kurtulmam gerekiyordu, hemde bir an önce.

_____

Bana asırlar gibi gelen dakikalar boyunca öylece bekledim. Her zamanki gibi yatağın üzerine oturmuş, stresle ellerimle oynuyordum. Kapı aniden açıldığında kafamı kaldırdım, Nalan gelmişti. Gülüyordu, demekki sonuçlar iyiydi.

"Nalan... Ne olur gidiyorsun de"

Gözleri dolmuştu bile , yanıma gelip sarıldı uzun uzun.

"Valizini topla Mayıs... Yarın buradan çıkıyoruz"

Dediklerini idrak ettiğim an binbir his bedenimi sarmalamıştı. Sonunda özgürdüm. Sonunda buradan çıkıyordum ve artık yüzleşme zamanı gelmişti...

🌺🌺🌺🌺🌺

 

Selam! Nasılsınız? Bölümle ilgili fikirlerinizi ve ufacık oyunuzu buraya alabilir miyim?✨

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 17.11.2025 20:27 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...