8. Bölüm

8. Bölüm "Defter"

Sena İ.
mimoza_yaziyor

Hoşgeldinnn✨ Buraya kadar geldiğin için teşekkür ederim.Umarım beğenirsin🌺

 

 

Bazen özgürlük,sadece nefes alabileceğin bir yer hayal etmekle başlar"

 

 

🌺🌺

Biraz yaklaşıp yatağın üstünde ne olduğuna baktığımda ondan istediğim şeyler olduğunu görmüştüm.

Küçük boy bir eskiz defteri ve pakedinde 6 renkli resim kalemleri vardı. Ayrıca küçük birde kalemlik. Yatağa oturup kalemliğe uzandım ve fermuarını açtım. İçinde ufak bir kalemtıraş,silgi ve kurşun kalem vardı.

Yavaşça ve içimden gelerek gülümsedim. 6 aydır ilk kez böyle gülümsüyordum sanırsam.

Sırtüstü uzandım ve eskiz desterinin ilk sayfasını açtım. Renkli kalemlere ihtiyacım yoktu, zaten kullanmayacaktım. Tükenmez kalem işimi görürdü.

Kalemi incelerken aslında ne kadar ince düşündüğünü farkettim. Eğer kurşun kalem alsaydı bir süre sonra kullanamayacaktım ama tükenmez kalemi uzun bir süre kullanabilirdim. Tek sıkıntım hamlelerimi geri alamayacak olmamdı ama zaten içimdeki karmaşıklığı döküyordum kağıda. Geri dönüşü olmasına gerek yoktu.

Yavaşça çizgiler çizmeye başladım. Beynimdeki şeyleri kağıda aktarıyordum ve şimdiden ortaya karmaşık şeyler çıkmıştı. Bir kız vardı resimde, yapayalnız. Aynı benim gibi...

Kızın etrafında insanlar vardı ama mutlulardı, kız ise ortalarında kalmıştı ve susmaları için yalvarıyor gibiydi. Benim yansımam gibiydi, o kadar insanın içinde yalnız kalmış.

İnsanlarda aynı onun gibi beni anlamazdı. Evet çevremde çok insan vardı, hepsi benim iyiliğimi düşünüyordu ama ben yalnızdım. En acısıda buydu; kalabalığın içinde yalnız olmak...

Kalemim kendiliğinden aktı ve resim bitti. Birkaç dakika sürmüştü ama ben içimi dökmüştüm. Resme son bir bakış attıktan sonra rastgele karalamaya başladım. Birkaç yuvarlak ve karalama işimi görmüştü, artık anlaşılmazdı. İnsanların üstünü çizmiştim, artık sadece kız ve o vardı...

O, kıza bakıyordu ama diğerlerinden farklıydı. Herkesin içinde parlıyordu, kıza elini uzatıyordu. Belki onu dahada bataklığa çekiyordu ama kız onu kurtuluş sanıyordu. O kızı anlamıştı sanki, farklı bakıyordu. Yardım etmek istiyor ama korkuyor gibiydi.

Resimde sadece onlar kaldığında rahatlamıştım. Artık gereksiz sesler, insanlar yoktu. Sadece onlar vardı ve parlıyorlardı.

Kalemi defterin üzerine koydum ve hala sırt üstü uzanırken kafamı kolumun üzerine koyup deftere bakmaya başladım. Defter benim için umut ışığıydı. Kimilerine göre basit bir defter ve çizim olsa bile benim için çok şey ifade ediyordu. Belki çaresizliğimi, belkide o ufacık umut ışığını...

Ben uzanırken kapı açıldı, Naz içeriye elindeki yemek tepsisiyle girdi ve ardından kapıyı kapattı. Bana kısa bir bakış attığında önümdeki eşyaları görmüştü ve yavaş yavaş süzmeye başlamıştı .

Tepsiyi komodinin üstüne bıraktıktan sonra yanıma geldi. O yanıma gelince yatakta doğrulmuş elimi korumacı bir tavırla defterimin üstüne koymuştum.

Yanıma gelmişti ama bana bakmıyordu. Gözü defterimdeydi. Elini defterime uzattı ama defterimi çevik bir hareketle alıp göğsüme bastırdım.

"Onu nereden buldun?"

Çok güzel, şimdi nasıl açıklama yapacaktım?

"Seni ilgilendirmez"

"Ne demek beni ilgilendirmez? Ne saçmalıyorsun sen!"

Defteri göğsüme daha fazla bastırdım ve ayağa kalktım.

"Beni rahat bırak!"

Bana nefretle bakıyordu.

"Sana onu nereden bulduğunu sordum. Yine o verdi değilmi? Onu bir bulursam-"

"Ne yaparsın? Döver misin mesela"

Deftere uzandı ama ben geri çekilince eli boşlukta kaldı.

"Bana bak!"

Bir adımda aramızdaki boşluğu doldurdu. Bir saniye içinde eliyle çenemi kavradı. Bir eliyle kolumu diğer eliyle çenemi, yanaklarımı sıkıyordu ve canımı acıtıyordu. Defterimi sıkı sıkıya tutuyordum ama Naz sinirden gözü dönmüş gibiydi.

"Sana onu kimin getirdiğini sordum"

Yüzümün dibine girip neredeyse tıslar bir ses tonuyla konuşmuştu. Çenemi kavradığı için sesim çıkmıyordu. Anca anlamsız sesler çıkıyordu.

Kafamı geriye atıp kurtulmaya çalıştım ama olmuyordu. Kolunu gevşetmek için defterimi yatağın üzerine atmaya çalıştım ama atar atmaz yere düşmüştü.

Zayıf bedenim Naz'ın uzun ve iri bedeni altında eziliyordu. Gücümü topladım ve onu üstümden itmeye çalıştım. Oda ne yaptığını farketmiş olsa gerek durdu ve direnmedi.

"Bırak!"

Kollarını kendimden kurtarıp uzaklaştım. Onunsa gözü yerdeki defterimdeydi.

"Bunu getirdi değilmi ha?"

Çevik haraketlerle eğilip defterimi eline aldı. Orta sayfasını açıp iki yandan tutarak koparacaktı.

"Ne yapıyorsun bırak onu!"

Üstüne atılıp defteri almaya çalıştım ama izin vermiyordu. Beni tek bir hamleyle duvara yapıştırmıştı.

Ben yerimden tekrar kalkıp üstüne doğru gidecekken o defterimin sayfalarını tek tek koparıyordu. Delirmiş gibiydi ve ne kadar bağırırsam bağırayım dönüp bakmıyordu. Arkasından tekrar gidip defterime uzandığımda sırtını dönerek parçalamaya devam etti.

Bağırıp çağırıyordum, durmasının söylüyordum ama nafileydi. Defterimi parçaladıktan sonra yatağımın üstüne dönüp renkli kalemleri aldı. Zaten altı tane olan kalemleri ortadan ikiye parçalamıştı.

"Sen ne yapıyorsun ya? Şikayet edeceğim seni!"

Sadece bunu duymuş gibi bana döndü. Üstüme yürümeye başlamıştı. Korkak gibi görünmemek için yerinde duruyordum , ağlamamaya çalışıyordum ama gözyaşlarım hazır vaziyette bekliyordu.

"Şikayet mi? Sıkıyorsa et hadi, sonuçlarında katlanabilecek misin?"

Dibime gelip söylemişti. Açık açık tehdit ediyordu.

Bunu anlatsam bana kim inanırdı? Kim benim arkamda dururdu? Yada anlatacak kimsem varmıydı? Burası benim cehennemimdi. Buradan çıkmak zorundaydım ama gittiğim her kapı beni geri çeviriyordu. Tüm imkanları kullanmıştım.

"Seni öyle bir şikayet ederim ki"

Alay eder gibi güldü.

"Et... Sence sana kim inanır?"

Doğru söylemişti. Gerçekten bana inanmazlardı ama sessiz kalamazdım.

"Seni buradan göndereceğim"

Sırıtışı dahada büyüdü. Artık resmen alay ediyordu.

"Dene bakalım küçük kız... Ama eğer gönderemezsen-"

"Gönderemezsem ne olur?"

"Onuda o zaman düşünürüz ama iyi şeyler olmayacağı kesin"

Ellerini tekrar bana uzattığında refleksle geri çekildim ama umursamadı. Tekrar elini bana uzattı ve üstümdeki kıyafetin yakasını düzeltti. Yüzünü giderek dahada yaklaştırıyordu. Boyunun benden daha uzun olması onu avantajlı hale getiriyordu.

"Birdahaki gelişime kadar odayı tertemiz yapmanı istiyorum"

Ellerini iterek kendimden uzaklaştırdım. Ama o bunu umursamadı.

"Uslu kız ol tamam mı? Sesini çıkardığını duymayayım"

Sesimi çıkarmaktan kastı bana yaptıklarını kimseye söylemeyecek olmamdı. Ama yanlış düşünüyordu, sesimi kullanacaktım. Ve bir şekilde Naz buradan gidecekti.

Beni tehdit ederek susturacağını sanıyorsa yanılıyordu.

Odadan hızlı adımlarla çıktı ve ben tek başıma kaldım. Dayanamayıp yere çöktüğümde odanın her yerine dağılmış kağıtları gördüm. Hiç acımamıştı.

Önümdeki kağıdı almak için eğildiğimde gözyaşım kağıdın üzerine düşmüştü. Artık dayanamıyordum.

Tek tek kağıtları toplamaya çalıştım ama çok fazlalardı. En sonunda pes ettim. Yatağıma yaslandım ve kendimi biraz olsun sakinleştirebilmek adına gözlerini tavana diktim.

Şekilleri bulmaya çalıştım, ama hiçbir şey canlanmıyordu. Son günlerde kendimi oyalama yöntemim şekiller olmuştu ama bazen o bile işe yaramıyordu.

Gözyaşlarım dinmiyordu bir türlü. İç çekmeye başlamıştım. Bu kadar abartacak birşey değildi elbette ama Umut ışığımdı. Beni tekrar hayata bağlayan şeyide kaybetmiştim.

Pes etmeyecektim. Pes etmek yoktu.

Sindirmeye çalıştım öylece. Biraz kendimi toparlayıp gözyaşlarımın dinmesini bekledim. İyi şeyler düşünmeye çalıştım ama hayatımda iyi olan birşey yoktu. Geleceği aklıma getirdim. Gelecekte ne olacaktı? Yada ben, gelecekte olacak mıydım?

Bir günümün bile garantisi yokken geleceği düşünmek saçmaydı.

Güçlü olmak zorundaydım. Nerede olursam olayım kimseye boyun eğmemeliydim. Anlık gelen güçle dizlerimin üstünde kalktım ve kağıtları yeniden tek tek toplamaya başladım.

Tüm kağıtları topladığımda hepsini aynı hizaya getirdim ve komodini açtım. Kıyafetlerin en altına kağıtları ve kalemleri yerleştirdikten sonra onları gizledim ve komodin çekmecesini kapattım. Elbette bu burada kalmayacaktı. Belki birilerine beni şikayet edecekti ama umurumda bile değildi. Babam beni buraya bırakırken istediklerimi yapabileceğimi söylemişti. Şimdiye kadar istediğim hiçbir şeyi yapmasamda artık canıma tak eden noktadaydım. Bundan sonra ne istersem onu yapacaktım ve en sonunda buradan kurtulacaktım. Tek çıkış noktam falan yoktu. O testlerde bir kere bile temiz çıkarsam saniyesinde buradan çıkardım ama imkansız gibi bir şeydi. İçerden birilerini ayarlamak gerekiyordu ama kimse yüzüme bile bakmıyordu.

Elbet birgün bende özgürce dolaşacaktım. Sadece çabalamam gerekiyordu.

Odanın köşesine gittim. Oturduktan sonra ayaklarımı birbirinin üstüne uzattım. Kollarımı göğsümde topladıktan ve iyice yaslandıktan sonra gözlerimi odaya diktim. Bu oda ceza odasından bin kat kadar daha iyiydi ama hala berbat durumdaydı. Odada tek bir pencere bile yoktu. Sadece tavana en yakın yerde içeriye hava girmesi için bir düzenek kurulmuştu. Zaten oda olmasa şimdiye kadar ölmüştüm.

Ben öylece oturup düşüncelerle dalmışken kapı çalındı. Kafamı kapıya doğru çevirdiğimde kapı yavaşça açıldı ve içeriye Nalan girdi. Nalan benim burada iyi anlaştığım tek insan olabilirdi. Ayrıca benim psikoloğumdu, testlerimin sonucunada doktorumdan daha çok bakıp ilgileniyordu.

Yavaşça içeriye girip kapıyı ardından kapattı.

"Nasılsın?"

Odaya kısa bir bakış attı. Sanırım şu defter kalem olayını duymuştu ve durum kontrolü yapmaya gelmişti. Yoksa beni odasına çağırırdı.

"Burada nasıl olabilirim sence"

"Öyle demesen"

Ne diyecektim başka?

"Başka ne diyeceğim"

"Bilmem... Sadece kötü olduğunu söyleyebilirsin"

"O zaman şöyle söyleyeyim. Fazlasıyla kötüyüm ve yanlız kalmak istiyorum"

Yanıma gelmiş ve oturmuştu. Aramızda azıcık mesafe vardı. Oda aynı benim gibi duvara yaslandı ve ayaklarını uzattı.

"Yanlız bırakmaya niyetim yok"

Eninde sonunda sende gideceksin.

"Niye geldin?"

Tebessüm edip ve bana doğru baktığında göz göze gelmiştik.

"Niye geldiğimi zaten tahmin ediyorsun değilmi?"

"Tahmin edemeyecek kadar salak olduğumu düşünmüyorum"

Kaşlarını hafiften çatmıştı.

"Salak değilsin, aksine çok akıllı bir kızsın Mayıs "

Gözlerimi kaçırdım ve sesimi kıstım.

"Hıhı ne demezsin"

Ağzımın içinde söylediğim şeye karşı kaşlarını biraz daha çattı ve pozisyonunu bozup yanıma geldi. Tam yanıma oturduktan sonra ellerini ellerime uzattı ama silkelenerek istemediğimi belirttim. Ellerini geriye çekerken konuşmaya başlamıştı.

"Bu konuyu daha fazla uzatırdım ama şuan çok daha farklı bir şey için buradayım. Bana neler olduğunu anlatmak ister misin?"

"Zaten bilmiyor musun?"

Dudaklarını büzdü.

"Anlatmayacaksın değilmi?"

Hayır asla anlatmayacağım der gibi baktığımda zaten anlamıştı.

"Pekii" dedi kafasını eğerek. " Bunların bir açıklaması olmalı değilmi?"

"Nasıl bir açıklama yapabilirim?"

"Mesela defterin nereden geldiğini açıklayabilirsin. Birde yasaklara uymaman var tabi"

"Yasaklara uymaman konusu çok saçma. Sadece birileriyle konuştum bu benim en doğal hakkım değilmi?"

"Evet en doğal hakkın ama burada değil"

"Nasıl?"

"Mayıs sen nerede olduğunu bilmiyor musun? Sen akıl hastahanesindesin. Neden geldin peki?" Sorusuna cevap ister gibi bana baktı ama cevap alamayınca kendi kendisini cevapladı. "Bağımlılık. Kaç yaşındasın sen? Daha hayatının baharındasın Mayıs. Gezip tozman gerekiyordu, yaşıtların gibi sınava girmen belkide kendine yeni bir hayat kurman. Ne bileyim bir şekilde yaşaman lazımdı ama sen şuan ne durumdasın farkında mısın?"

Gözümden tek damla yaş yanağımdan süzüldü. Evet farkındaydım, ama umurumda bile değildi. Onun için herşeye katlanabilirim demiştim. Zaten katlanıyordum. Ne olursa olsun katlanacaktımda, boşuna yolumdan döndürmeye çalışıyorlardı. Sonuçta herkesin yolu kendine doğruydu.

"Sence umurumda mı?"

Sesimi yükselterek konuştuğumda irkildi.

"Burada nelere katlanıyorum biliyor musun? Yada perde arkasında bana nasıl davrandıklarını. Neler yediğimi, daha doğrusu yiyemediğimi? Ama sözde çok iyi bakılacaktım. İstediğim olacaktı ve 20 gün içinde çıkacaktım değilmi? Sözler vermiştiniz, sözünüzü tutsanıza"

"Sana gayet iyi bakılıyor. Hatta fazla salmış olmalılar ki içeriye defter bile sokabiliyorsun"

"Peki sonra o deftere ne olduğunu biliyor musun?"

"Ne olabilir ki? En fazla saklamışsındır"

Delirmiş gibi güldüm, ben böyle yapınca geriye doğru yelkenmişti.

"Saklamışımdır...tabi ya saklamışımdır..."

Aniden ayağa kalktım ve defteri sakladığım yere yani komidine doğru yürüdüm. Yanına geldiğim gibi sinirle çekmeceyi açarak kıyafetlerimi daha sola çekiştirip defterin yırtılan sayfalarını elime aldım. Geriye döndüğümde ayağa kalkmış olduğu yerde beni izliyordu.

"Bak, defterin son hali görüyor musun? Bana çok iyi davranıyorsunuz ya hani, buda onun eseri"

Sayfaları üzerine doğru fırlattım. Kağıtlar yavaşça yere düşerken Nalan şaşkındı. İnanamıyor gibi kağıtlara bakıyordu.

"Bu da ne Mayıs? Ne saçmalıyorsun sen?"

"Saçmalamıyorum, başıma geleni söylüyorum."

"Bunu kim yaptı?"

"Kimin yaptığının bir önemi varmı sence?"

"Tabiki de var! Bana ne olduğunu anlatmak zorundasın!"

"Anlatayım. O çok sevdiğiniz bana çok iyi davranan naz varya hani. Geldi bağırdı çağırdı hatta tehdit etti biliyor musun? Yaptıklarını kimseye söylemeyecekmişim inanabiliyor musun?"

"Naz yapmaz Mayıs, emin misin?"

"Ben Naz'dan başka birini mi görüyorum Nalan? Başkası benim odama giriyor mu?"

"Hayır"

"O zaman niye inanmak istemiyorsun?"

"Sana inanıyorum ama-"

Sözünü kestim ve ona bir adım daha yaklaştım. Artık seslerimiz iyice yükselmişti.

"Ama ne? Sen benim burada ne yaşadığımı bilmiyorsun. Söyleyincede inanamıyorsun? Ben yalan söyleyen birisimiyim Nalan? Sana daha önce yalan söyledimmi?"

"Hayır söylemedin"

"Neden inanmak istemiyorsun?"

"İnanıyorum tabiki. Bana herşeyi anlatmak ister misin? Hem belki yardımcı olurum"

"Bena sadece beni buradan çıkararak yardımcı olabilirsin"

"Bunu yapamayacağımı biliyorsun"

"İstesen yaparsın Nalan. Beni kandırma çünkü ben çocuk değilim"

"Diyelim ki buradan çıktın. O zaman ne olacak? Nasıl temizleneceksin? Nasıl insan içine karışacaksın? Nasıl normal insanlar gibi davranabileceksin söyler misin?"

"Ben gizlerim, kimsecikler bilmez. Hem istersen sende gel, benim yanımda dur. Uydur bir şeyler ama beni buradan çıkar ne olur"

Yatağa doğru yürüyüp üstüne oturdu. Düşünüyor gibiydi. Yanına gidip diz çöktüm. Yüzüne bakıyordum sadece.

"Ben artık dayanamıyorum Nalan. Herşey üstüme geliyor artık, duvarlar beni boğacak gibi geliyor. Burası beni dahada kötü yapıyor görmüyormusunuz? Ben buraya geldiğimde kaç kiloydum, şuan kaç kiloyum? Neden peki? Ne doğru düzgün yemek veriyorsunuz nede iştah bırakıyorsunuz. Siz beni böyle mi iyileştireceksiniz ha?"

Uzun uzun düşündü, gözlerime baktı ve beni kaldırdıktan sonra yatakta yanına oturttu. Derin düşüncelere dalmıştı. En sonunda konuştuğunda aradan dakikalar geçmişti.

"Ben her şeyi düşüneceğim tamammı? Sadece bana birkaç gün süre ver. Ama en sonunda seni kurtaracağım Mayıs"

"Gerçekten mi?"

"Gerçekten güzelim. Bana güveniyor musun?"

Bölüm : 05.09.2025 22:37 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...