
3.Bölüm
Zühre
Bu gün ev de Miray ile hummalı bir çalışma vardı. Bu gün Miran eve geliyordu. Onun için bir sürü yemek ve tatlı yapmıştık. Adam polis doymuyor ki bir iki çeşit yapalım. Peki bu adam bu kadar yemeğe rağmen neden kilo almıyordu anlamıyorum. Ben sürekli yediğim yemekleri eritmek için diyetle uğraşıyorum, bu haksızlık ama. Düşüncelerimden Miray'ın sesi ile sıyrıldım.
"Zühre bana unu uzatır mısın? Bu kurabiyeyi de yapınca işim bitiyor. Sen de durum nasıl?" Miray yemek yapmada çok iyi olmasa da tatlı da efsaneydi. Çok güzel tatlı yapardı. Çoğu zaman onun yüzünden kilo alırdım.
"Sadece yaprak sarma kaldı .Oda on dakika için de bitmiş olacak. Yani benim işim bitti sayılır."Miray'ın mutluluğu gözlerinden belli oluyordu. İkisi kedi köpek gibi didişseler bile birbirlerini çok seviyorlardı.
"Süper! Zühre, beğenir yemekleri değil mi ,az olmadı değil mi?" Bir anda Miray'ın mutluluğu silindi. Endişeli ve hararetli konuşmaya başlayınca sakinleşmesi için ellerini tutup,
"Sakin ol canım ,her şey güzel ve eksik değil merak etme hem benim yemeklerimi beğenir mi bilmiyorum ama senin tatlı ve kurabiyelerine bayılacağı kesin." Miray şen şakrak haline geri döndü ellerini çarparak,
"Beğenecek tabi,hem beğenmez ise zorla yediririm . Öyle bakma Zühre kaba kuvvet değil benim yaptığım israf olamasın diye ." başımı iki yana sallayarak sen değişmezsin bakışı attım.Miray'ın eski haline dönmesi beni de mutlu etmişti.
Miray Yaprak sarmasına bakıp iç çekti. Bunun üzerine,
"Ne oldu canım ?" diye sordum .Gözleri dolu dolu bana baktı.
"Miran'ın ne kadar çok sevdiğini hatırladım. Annem çok güzel yaprak sarma yapardı. Küçükken Miran annemin dibinden ayrılmazdı .Sırf yaprak sarma yapsın diye peşinden koşar "Yapak sayma ,Yapak sayma " diye ortalıkta dolanırdı. Annem de onu kırmaz ona yapardı. İnanır mısın ,derin dondurucu da her zaman hazır bulundururdu Miran için. Çok güzel günlerdi . O günleri anımsadım bir an." Sesindeki duygu o günlere olan özlemi ve ailesine olan bağlılığını belli ediyordu.
"İyi o zaman , bugün Miran ile eski anıları yaprak sarma ile yâd edersiniz."bu dediğimle bana bakıp kocaman gülümsedi .
"Evet hatta bunu sen ile beraber yapacağız daha güzel olacak."
Aradan geçen iki saatin ardından biz de duş alıp hazırlanmıştık . Miran ile elli dakika önce konuşmuştuk . Bir saate gelicem demişti. Tahmini on dakikaya gelirdi. Biz de Miray ile salonda oturmuş onu bekliyorduk . Kapı zilini duyunca aynı anda ayaklanıp kapıya doğru yürüdük.
Kapıyı açtığımda Miran kapının önünde bütün heybeti ile duruyordu. Bu adam çok yakışıklıydı. Kumral saçları, kahve gözleri, beyaz teni ve kavisli çenesi ve yüzüne tam oturan burnu ile sanki bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibiydi . Polis olmasının avantajıyla enfes bir vücudu vardı. Bütün polisler mi öyleydi yoksa bu Miran ' a mı özgü idi. Ama Miran benim için olmayan kardeşim gibiydi . İki yıldır tanışmamıza rağmen Miran ve Miray ile çok yakındık. Birbirimizin bütün kirli çamaşırlarını bilirdik. Düşüncelerimi Miray'ın sesi böldü.
"Oyy ! Benim sümüklüm gelmiş, hoş gelmiş."
"Kızım geç içeri kapı eşiğindeyiz . Kaç defa diyeceğim halka açık yerde öyle söyleme. "
" Yaa kimse yok ama. Hem çok özledim seni."
" Ben de çok özledim can parem."
Onlar birbirine sarılırken ben de onları izliyordum . Miran , Miray 'a hep "Can parem "derdi. Tabi sinirli olmadığı anlarda. Çünkü Miray onu sinirlendirince oda ona sidikli derdi. Tabi benim lakabım da vardı . Bana "Sarmaşık " derdi. Göz rengimi çok sever , annesine benzetirdi. Miray ile Miran ayrılınca ben de sarılmak için Miran 'a yaklaştım.
"Ooo! Bizim yakışıklı prens gelmiş. Hoş gelmiş." Gülümseyerek kolumu açıp ona doğru giderken o da karşılık vermek için gecikmedi.
"Sarmaşığım , hoş bulduk. Nasılsın."
"İyiyim şükür . Seni sormalı asıl . Göreve gittim dedin, bir aydır haber alamadık . Çok merak ettik seni."
"Zorlu bir görevdi. Ama bitti bir aylık izindeyim. Bol bol vakit geçiririz artık."
" Süper! Hadi salona geçelim ."
Kapı önünde yaptığımız sohbeti salona geçerek devam ettik. Aç olduğumuz için direkt sofraya oturmuştuk. Miran sofrayı görünce çok sevindi. Çünkü en sevdiği yemekleri yapmıştık. Yemekten sonra çay ve tatlılarımızı alıp salona geçip koyu bir sohbete başlamıştık.
" Ay , Miray bize doğum anınızı tekrar anlatır mısın?"
"Aman Zühre, yaklaşık on defadır anlatıyorum . Hiç mi sıkılmadın?"
"Ama Miray çok komik . İnsan hiç bu hikayeden sıkılmaz tekrar anlat lütfen."
Miray daha fazla ısrarlarıma dayanamayıp anlatmayı kabul etti.
26 Yıl önce
Mehmet ve Hasan yeni nöbetten gelmişlerdi. Sınır bölgesinde askerlerdi. İkisinin de eşi hamileydi. Artık doğuma sadece günler kalmıştı .
Ayşe, Miran' ın annesi 8 aylık ,Hatice ise Miray' a dokuz aylık hamileydi. İki arkadaş heyecan ile bekliyordu çocuklarını.
Ayşe ile Hatice yine oturmuş bebek için kazak örüyorlardı. Hasan ile Mehmet ise gazete okuyordu.Sessizliği bölen Hatice'nin çığlığı oldu. İki gündür çok sancısı vardı. Ortalığı telaşa vermemek için söylememişti. Ama şuan ki sancısı dayanılacak gibi değildi. Hasan ve Mehmet'in eli ayağı birbirine girmişti.Mehmet ve Hasan'ın kendine gelmesini sağlayan ses yine Hatice oldu.
"Ayy! Ölüyorum burda beni hastaneye götürsenize neden öyle dikildiniz. Ayy!"
"Tamam sakin ol nefes al hemen gidiyoruz."
Hatice'nin çığlıklarına dayanamayan Ayşe de ona da yardımcı olmak amacıyla ;
"Hatice nefes al ver ,al ver ,al ver . Hu hu hu."
Hatice ile yaptığı egzersizler ve ıkınması ile Ayşe'nin de doğumu başladı .Hatice'nin çığlıklarını bölen Ayşe'nin çığlığı oldu.
"Ayy! Benimki de geliyoorr." Hasan ile Mehmet tam birbine girdi . Ne yapacaklarını şaşırdılar . Kapı önünde doğuma hazırlık olsun diye beklettikleri doğum çantalarını alıp arabaya bindiler ve hemen hastaneye gitmek için yola çıktılar. Bir süre sonra Hasan , Mehmet' e;
"Abi sence de bir terslik yok mu ?"
"Ben de onu düşünüyorum Hasan ama bulamadım."
"Sence de araba çok sessiz değil mi?"
"Evet. Ana! Bizimkileri unuttuk ya."
"Dön abi dön bittik biz inşallah bir şeyleri yoktur."
"İnşallah ama biz bittik ,artık ömür boyu söylerler ."
Mehmet ve Hasan eve dönüp eşlerini kapı önünde bekler halde buldular.Acı ve sinirin vermiş olduğu etki ile kıpkırmızı olmuşlardı. Hasan ve Mehmet arabadan hemen inip eşlerini arabaya bindirdiler . Kadınların tüm sitemlerine sessizce baş salladılar. Çünkü hatalı olduklarını biliyorlardı.
Hastaneye vardıklarında hemen doğumhaneye alındılar.Artık uzun süren heyecan dolu bir bekleyiş onları bekliyordu.
Saatler süren bekleyiş sonucu nihayet Miray doğmuştu . Aradan geçen yarım saat sonra da Miran dünyaya merhaba demişti. İkisini de istek üzerine aynı odaya almışlardı. Hatice ve Ayşe yorgunluğun etkisi ile çok bitkin görünüyorlardı. Mehmet Ayşe'nin alnından öpüp ;
"Beni ne kadar mutlu ettin anlatamam. Şükür sebebimsin."diyip oğlu Miran'ı kucağına alıp koklayıp öptü. O esnada Hasan da Hatice'nin yanın da ellerini öpüp;
" Ömrüm ,benim aile eksikliğimi önce kendi varlığınla sonra da kızımızla tamamladın. Nasıl bir baba olurum bilmiyorum ama senin çok iyi bir anne olacağına eminim.Sizi çok seviyorum."dedi ve kalkıp Miray'ı kucağına aldı ve öptü. Sonra eşinin kucağına bıraktı. Hasan ve Mehmet hemşire gelince bebeklerin emzirilmesi için odadan çıktılar. Kapı da Hasan Mehmet 'e ;
"İsim düşündün mü?"
"Hayır düşünmedim . Sen düşündün mü?"
"Biliyorsun , benim bir ailem yoktu. Anne baba sevgisi görmedim. Ona yeter miyim bilmiyorum . Ama kızım benim hayatıma güneş gibi doğdu. Karanlığımda bana ay ışığı oldu. O yüzden ona "Miray " ismini düşünüyorum."
"Çok güzel düşünmüşsün tertip . O zaman ben de ona benzer "Miran" ismini koyacağım . Hele bir hanımlara söyleyelim."
Mehmet ve Hasan eşlerine söyleyip onlarında onayını alınca çocukların ismini Miray ve Miran koydular. Ve bol bol dua ettiler.
Günümüz
Yİne hem bol kahkahalalı hem de sona doğru duygusal olan hikâyeyi dinlemiştim. Her dinlediğimde beni hem güldüren hem de gözlerimin dolmasına sebep oluyor.
Miray ' ın babası kimsesizliğini eşi ve kızıyla kapatmaya çalışıyordu. Miray'ın babası Adanalı , Miran' ın babası ise İzmirli idi. İkisi de görev yerlerinde tanışmış bir daha birbirlerinden ayrılmamışlar. Emeklilikten sonra da Bursa' nın bir ilçesine taşımışlar. Kalabalık şehirden uzak sakin bir yerde kalmak istedikleri için şehir merkezinden uzak yan yana iki müstakil evde yaşıyorlar şuan.
Miray her zaman olduğu gibi anlatınca durgunlaşıyordu. Çünkü ailesinden uzak yaşıyordu. İnsan gittiği yerde her ne kadar mutlu olursa olsun aile özlemi daima oluyordu. Onu çok iyi anlıyordum . Benim ailem de İstanbul'da yaşıyor. Her zaman onlara özlem duyuyordum. Ama görev aşkı buna dayanmamızı sağlıyordu.
Keyifli sohbetin ardından Miran yol yorgunu olduğu için odalarımıza geçtik erkenden . Miran sürekli geldiği için ona ait bir oda hazırlamıştık. Ve şimdi günün yorgunluğunu atmak için güzel bir uykuya ihtiyacım vardı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |