
Miran
Zühre ile konuştuktan sonra hemen karakola geri döndüm. Dinlediğimiz telefon kayıtlarından bir şey çıkmamıştı. Ben de artık bunu kendi yöntemlerim ile halledecektim.
Hemen Kendi odama geçip kilitli çekmecemden dosyayı çıkardım. Gizliden aralarına karıştığım vakit belki lazım olur diye bu mekanların isimlerini almıştım. Bu yerler Cengiz Başaran' ın saklandığı yerlerin isimleri idi. Dosyayı alıp hemen incelemeye başladım.Gel gör ki polis arkadaşlarımın şehit olması sebebi ile kullanmak istemezdim. Umarım bu yerlerden birindedir. Gerekirse her yere tek tek bakıp o iti saklandığı delikten çıkaracağım. Kanınızı yerde bırakmayacağım.
Aradan geçen bir saatin ardından belirli bir rota oluşturup belirli bir plan kurmuştum. Her şey bu plan dahilinde ilerleyecekti. Aynı anda baskın yapacaktık. Böylelikle haber almasını engelleyecektim ve kaçış ihtimalini ortadan kaldıracaktım.
Bu planı hemen üst amirlerim ile konuşup harekete geçtim. Odama geçtim ve çelik yeleğimi giyip silahımı kontrol ettim. Yanıma yedek silah ve şarjör aldım. Bu operasyon riskli olacaktı. O yüzden her ihtimali düşünmemiz gerekiyordu. Daha fazla oyalanmadan odadan çıktım.
Ekibimin yanına geldiğimde bütün hazırlıklar bitmiş beni bekliyorlardı. Yanlarında ise bu görevde bana yardım edecek silah arkadaşlarım vardı. Ekip liderleri ile konuşup yola çıkacaktık. Bu yüzden başım ile işaret verip yanıma gelmelerini istedim. Miraç ,Uraz , Poyraz ve Cem yanıma geldiler. Ekipten biraz uzaklaşıp konuşmaya başladık.
"Her şey hazır mı?"
" Hazırız başkomiserim. Gideceğimiz bölgeye, onunla ilgili bilgi ve donanımlara sahibiz . Tüm güvenlik önlemleri ve yedek ekipmanlar hazır." deyip başı ile beni onayladı Uraz. Ardından bakışlarımı diğerlerine çevirdim.
" Bizde hazırız başkomiserim."(Miraç)
" Bizde öyle başkomiserim."(Poyraz)
Cem' e dönünce ,
"Ekip tamam mı ?" dedim .
" Evet başkomiserim. Tüm hazırlıklar tamamlandı sizi bekliyoruz."
"Tamam o zaman , gazamız mübarek olsun. Göreyim sizi aslanlarım. Kendinize dikkat edin . Sağ salim istiyorum hepinizi. Allah yardımcımız olsun." dedim ve herkese son kez bakıp arabalara doğru ilerlemeye başladık. Herkesin bindiğinden emin olduktan sonra yola çıktık.
Arabada sessizce ilerliyorduk. Kimseden ses çıkmıyordu. Hepsi operasyonu düşünüyordu. Cengiz itini bulmak için yola çıkmıştık. Umarım bu operasyon başarı ile biterdi. Çünkü bu itler tutuklanmadıkça bana huzur yoktu. Kardeşlerime verdiğim sözü tutacaktım. Sağ gözümden düşen yaşı hızla sildim. Kimsenin ağladığımı görmesini istemiyordum. Bana göre ağlamak zayıflık değildi fakat ben mesleğim gereği içimde yaşardım her şeyi. İçim kor gibi yansa da ses etmez , sessizce küle dönmeyi beklerdim. Fakat bizler vatan aşkıyla Anka kuşuna benzerdik. Küllerimizden yeniden doğmayı bilirdik.
Aradan geçen bir saatin ardından telsizden gelen ses de bütün dikkatimi oraya verdim.
"Kanaryadan kartal'a ,kanaryadan kartal'a operasyon yerine vardık. Sizden haber bekliyoruz tamam."
"Kartal'dan kanaryaya ,kartal'dan kanaryaya pusuda bekleyin ve Ateş emrimi bekleyin, tamam."
"Anlaşıldı, tamam."
Mekanlar arası yarım saatlik mesafe vardı. Her ihtimale karşı belirli konumlarda inşaa edilmiş yanında kaçış ihtimaline karşı helikopter pisti bulunuyordu. Hepimiz ayrı ayrı gruplar ile operasyon olacak saklanma yerlerine gidiyorduk. Operasyon yerine ilk varan Uraz'ın ekibiydi. Kanarya onun ekibinin kod adıydı. Hepimiz iletişim halinde operasyon yapacaktık. İnşallah bir kişiye daha zarar gelmezdi, çünkü gerçekten kaldıramazdım.
Aradan geçen yarım saatin ardından bu sefer Şahin ekibinin sesini yani Poyraz ' ın sensini telsizden duymaya başladım.
"Şahin'den kartal'a ,şahin'den kartal'a operasyon yerine vardık. Sizden emir bekliyoruz tamam."
"Kartal'dan Şahin'e kartal'dan Şahin'e pusuda bekleyip ateş emrimi bekleyin, tamam."
"Anlaşıldı, tamam."
En uzak yerler benim ve Kırlangıç ekibinin idi. Artık son kartları oynayacaktık. Kırlangıç ekibi yani Miraç da vardığına dair haber verince direksiyonu daha da sıkmaya başladım. Son patinajı dönmüştüm. Biraz dan operasyon yerine varacaktık. Cem' in sesi ile düşüncelerimden sıyrıldım ve hafifçe başımı ona dönüp,
"Efendim Cem ." Deyip tekrar yola odaklandım.
"Az bir sakin mi olsan . Bak ellerini sıkmaktan bembeyaz etmişsin. " deyince ellerime baktım . Sıktığımı biliyordum fakat bu kadar ileri gittiğimin farkında değildim. Hemen ellerimi gevşetip Cem' in sesi ile tekrar ona odaklandım.
"Az kaldı abi . Allah'ın izni ile o itleri yakalayacağız. Sakin olmalısın."
" Nasıl sakin olayım. Lan itler yüzünden yasımızı bile tutamadan silah aldık elimize . Ama andım olsun o adamı rahat bırakmayacağım. Şehitlerimiz rahat uyuyacak. Yoksa bana nefes almak dâhi haram olur."
" Anlıyorum seni inan hepimiz öfkeliyiz. Ama en azından operasyon bitene kadar."
Haklıydı. Operasyon için sakin olmalı , her türlü sonucu düşünmeli ve önlem almalıydık. Başımı onaylar şekilde sallayıp tekrar yola odaklandım.
Artık olay yeri ile aramda iki yüz metre vardı. Bu yüzden arabaların farlarını kapatması için emir verdim. Fark edilmemeliydik. Olay yerine yüz metre kala arabaları durdurduk ve araçlardan indik. Hemen silahımı çıkartıp ekibe döndüm. Sessiz olmak için el işareti ile üç kişi arkaya üç kişi sağ tarafa üç kişi sol tarafa ve biz altı kişi önden saldıracağız diye emir verdim.
Ekip arkadaşlarım hemen yerine geçti . Telsizi alıp ,
"Kartaldan diğer ekiplere , kartaldan diğer ekiplere operasyona başlıyoruz. "
Hepsini tek bir ağızdan anlaşıldı deyince işaret verip hemen operasyona başladık.
Bu mekan baya kalabalıktı. Ön tarafta en az on adam vardı. Görünüşe göre evin etrafını çevirmiş koruyorlardı. Bu da Cengiz itinin burda olduğuna dair şüphelerimi arttırıyordu. Sessiz adımlarla öne doğru ilerledik.Silahlara susturucu takıp böylelikle dışardakileri daha silahlarına davranmadan halledebilir ve içeridekiler kuşkulanmazdı.
Teker teker adamları hallediyorduk. Silahlarına davranmalarına izin vermediğimiz için çok sessiz ilerliyorduk . Hızla kapının önüne kadar geldik. Fakat o an bir silah sesi duyuldu. Sessiz operasyonun yerini ateş sesleri doldurdu.
Kapı aralığından içeri baktığımda Cengiz' in arkaya doğru üç adamla konuştuğunu gördüm. Hemen kulaklıktan diğer ekibe seslendim.
"Arkayı koruyun . Cem size doğru geliyorlar. Dikkat edin elimizden kaçırmayalım."
" Tamam abi sakin ol . O iti çıkarmayacağım. Ateşe devam edin az kaldı."
Ateş etmeye devam ediyorduk ve bir bir adamları hallediyorduk. İçerisi dışarıdan daha kalabalıktı. Karınca sürüsü gibi her yerden çıkıyorlardı.
Yarım saatlik bir çatışmanın ardından sesler yavaş yavaş kesiliyordu. Her iki silahı birden kullanıyordum. Yedek kurşun getirmemiz çok işimize yaramıştı. Elimdeki silahın son şarjörünü değiştirdim ve tekrar ateş etmeye devam ettim .
Son adamı da vurduktan sonra dikkatli bir şekilde içeri girdik. Diğer ekip arkadaşlarım tek tek odaları kontrol etmeye başladı. Ben de hemen yaralı polis var mı diye bakmaya başladım.
İki polis yaralıydı . Biri sağ omzundan vurulmuş diğeri ise karnından vurulmuştu. Hem ambulansı aradık . Gelen sağlık ekipleri yaralılar ile ilgilenmeye başladı .
Cengiz kaçmaya çalışırken ayağından vurulmuştu. Oda şuan tedavi görüyordu. Gerçi hak etmiyordu geberesice. Ama cezasını çekmesi için tedavi olup uzun yaşamalı ve ölmek için her gün yalvarmalıydı.
Diğer ekiplerin gittiği yerlerde çatışma olmamış hatta bize yardım için gelmişlerdi. Ekip olarak merkeze sağ salim dönmüştük iki yaralı dışında.
Çok şükür onların durumu da iyi idi.
Cengiz' i tekrar tutuklayıp adliyeye sevk ettik. Kaçtığı için cezasına bir yıl daha eklendi. Onu kaçıran adamı da bulup yakalamıştık. Oda nöbetçi mahkemeye sevk edilmişti . Onun da karanlık işleri vardı ve dosyası baya kabarıktı. Buna bide hapisten adam kaçırma eklenince otuz yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Tekrar ceza evine nakil olacağı gün operasyonu bizzat ben yönetip polis sayısını üç katına çıkarmıştım. Çok şükür ki artık rahat nefes alabilirdim.
İşlemleri hallettikten sonra şehit arkadaşlarımı ziyarete mezarlığa gittim.
"Rahat yatın artık intikamınızı aldık." gözümden düşen yaşlara engel olamadım.
" Çok erken gittiniz be. Beni öyle bir yükün altında bıraktınız ki ...." hıçkırığım sözümü böldü. Derin nefes alıp elimi kalbime koydum.
" Buram varya buram cehennem gibi yanıyor. "
Yazardan
Miran mezar başında omuzları sarsılarak ağlıyordu. Günlerdir öfkeyi , nefreti , acıyı ve en önemlisi hissettiği ölümü içinde yaşıyordu. Hepsini bir bir göz yaşına döküp acıları ile mezarları suluyordu. Bilmiyordu ki bu ilk kaybı olmayacak. Hayata devam edecek ve en sevdiklerinden olacak.
Bu dünya idi. Bu gün güvendiğimize yarın güvenemiyorduk. Hep en sevdiklerimizden vuruluyorduk. Peki yaşamak buna değer miydi. Elbette değerdi. Onlardan aldığımız yaralar bile geçmişte yaşadığımız güzel günleri silemiyordu. Ve en önemlisi her zaman özlemle anılıyordu. O yüzden alınan yaralara rağmen hayat yaşamaya değerdi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |