8. Bölüm

6.Bölüm

Semoşş😻
semalandimm

Miran

 

Çıkan avukatın ardından pencereden dışarı bakmaya devam ederken görüş alanıma yine o avukat girdi. Yolda tepine tepine gidiyordu. Sanki öfkesini yoldan çıkarmak ister gibi. Biraz yürüdükten sonra dönüp karakola baktı ve bir şeyler söyledi. Başını kaldırıp benim pencereme bakınca hemen kaçtı. Ne olduğunu anlamadım. Kafamı iki yana sallayıp düşünmeyi bıraktım. Akşam ki operasyon da olacak bütün olasılıkları düşünmeye başladım.

 

Aradan geçen uzun zamanın ardından akşam için herşey hazırdı. Şimdi hemen çetenin yanına gitmem gerekiyor çünkü akşam olacak operasyon için herşeyi kontrol etmem ve çetenin şüphelenmemesi gerekiyor.

 

Eve gelip üstümü değiştirdim . Siyah bir tişört giydim . Altına da siyah kot pantolon ve konverslerimi giydim. Deri ceket alıp evden çıktım. Filmlerde bilinenlerin aksine bu çete takım elbiseli değildi . Gangster gibi giyiniyorlardı. Onlar gibi giyinemesem de elimden geldiğince onlara benzemeye çalışıyordum. Arabamı almayacaktım. Bu tür gizli görevler için kullandığım bir motorum vardı ona bindim ve yola çıktım.

 

Kaskımı çıkarıp ellerim ile saçlarımı dağıttım . İyi bir imaj çizmem gerekiyordu . Bir kaç dakika öylece gireceğim binaya baktım. Kapıda Moruk bekliyordu. Adamın lakabı bu idi hepsinin farklı bir lakabı vardı. Benim de bir lakabım vardı tabii. Bana da "Avcı"diye sesleniyorlardı. Çünkü ben onların avlarını yani masum çocukları öldürüyordum . Tabi bu onların zannettikleri idi . İlk geldiğimde onlarca yaralı çocuk görmüştüm . Kiminin böbreği alınmış kiminin dalağı. Tabi bunlar yetişebildiğim ve öldürme adı altında hastaneye gönderdiğim çocuklardı. Tabii her çocuk bu kadar şanslı olmuyordu. Bazılarının kalpleri alınmış bazılarının ise gözleri alınmış ve kalbi durmuştu. Onlar benim kalbimde bir yara olarak kalacaktı. Yetişemediğim her çocuk ruhuma pranga olacaktı. Çünkü biz onları koruyamadık. Bu aslında hepimizin hatası.

 

Kapıya doğru yavaş ve dikkatli bir şekilde yürümeye başladım . Etrafı inceliyor ve bir aksilik var mı diye kontrol ediyordum. Bakışlarımı kapıdaki görevliye çevirdim.Moruk, 65 yaşının sonlarında idi . Kafasındaki saçları kazıtmıştı. Kafasının her yerinde değişik şeyleri simgeleyen dövmeler bulunuyordu. Kısa boylu tıknaz biriydi. Ya anlamıyorum ,senin yaşındaki insanlar namaz kılar, tövbe eder ölüyorum diye. Torunları ile vakit geçirir .Bu anca dövmeci dövmeci gezsin . Milletin torunlarını katletsin. Sanırsın ölümsüzlüğü bulmuş . Bak yine sinirim tepeme çıktı. Az daha dayan Miran oğlum . Az kaldı taburelerine tekmeyi vuracaksın .Öfkene yenilme her şeyi berbat etme . Ölen masumlar için dayan ,dayan ki bakacak yüzün, alacak nefesin olsun.

Kapının önüne gelince Moruk' a baş selamı verdim . Hak etmiyor ama. Polislere karşı her ayrıntıyı düşündükleri için bir şifre oluşturmuşlardı. Şifreyi bilen girebiliyordu. Çok akıllılar ya şuan içeri girenin bir polis olduğundan habersiz .

"Aydınlık karanlığa kavuşana dek ." Diye parolayı söyleyip açılan kapıdan içeri girdim .

İçerisi loştu. İçeriye giren biri dışarının gündüz olduğunu anlayamazdı. Keskin sigara ve alkol kokusu mide bulandıracak derece de kötüydü. Genzimi temizleyip patronun odasına doğru ilerledim . Kapıyı iki parmağımla üç defa tıklatıp beklemeye başladım . İçeriden gelen komut ile kapıyı açıp içeri girdim.

" Gel Avcı, gel ."

İçeride başka bir adam daha vardı . Karşılıklı oturup içki içiyorlardı. Patronun bana seslenmesi ile bakışlarımı ona çevirdim. Patron 1.75 boylarında hafif kilolu ve kirli sakallı bir adamdı . Üzerinde atlet ve şort vardı. Giydiği kıyafetlerden bacağındaki ve kolundaki dövmeler görünüyordu. Sırtının tam ortasındaki ay ve akrep vardı. Akrebin sinsiliğini rol model almışlardı. Bu yüzden gece sinsice hareket edip akrep gibi zehrini akıtıp evlere ateş düşürüyorlardı. Ona daha da yaklaştım.Karşısında ayakta bekledim.

"Bak bu Kemal. Namı diğer Kunduz . Bu geceki kurbanı tanıyor. Evlerinde bahçıvanlık yapıyor. Bu gece ailesi bir partiye davetli. Evde sadece çocuk ve bir kaç çalışan kalacak . Bu gece hareket edeceğiz. Önceden yaptığımız bir kaç testte kalbi Orhan Bey'in oğluna uygun . Bekleyecek vaktimiz ve uygun başka zamanımız yok bu gece bitmeli."

Şaşkınlıkla Kemal 'e baktım nasıl olurda ekmek yediği kaba pislerdi aklım almıyor.

" Patron, bak ailesi zenginmiş . Başımız yanmasın."

"Korkma oğlum . Bir kaç söze ve sahte evrağa bakar . Güvenlik kamerasını hallettik mi evden çıkıp kaybolmuş imajı vereceğiz. Cesedi de sen yok edeceğine göre ortada bir şey kalmıyor." Diyip yüksek sesle kahkaha atıp içki bardağını başına dikti.

Hay boğulup geberesice bir bitmediniz. Ama durun ben sizi bitireceğim. Seni gülüşünde boğacağım lan it.

Derin nefes alıp kendimi sakinleştirdim. Dayan bitiyor bu gece hepiniz cehenneme yollayacağım.

Odadan çıktıktan sonra terasa doğru yürüdüm . Artık tek hamleyi bekliyorduk oda bir saat sonra ki çocuk sevkiyatı idi. Suç üstü yakalayıp içeri tıkacaktık. Cebimden bir sigara çıkarıp yaktım . Terastan şehri izleyerek içmeye başladım.

 

Aradan geçen sürenin ardından kapı önünde hareketlilik olmaya başladı.

"İşte şimdi başlıyoruz." Deyip yüzümdeki tehlikeli gülüşü silip aşağıya indim . Birileri "Mal geliyor." diye bağırıyor telaş içinde etrafa konuşturuyordu.

 

Patronun yanına gidip sessizce beklemeye başladım. Tır yavaş yavaş yaklaşıyordu . Patronun yüzünde kocaman bir gülümseme vardı . Çünkü bu çocukta üç kişiye uygun organ vardı. Bu sayede aldığı paranın üç katını tek seferde alacaktı. Fakat onun bilmediği ve hayallerini yıkacak bir şey vardı. Biz önceden planı yapmış , sevkiyatın yapılacağı güzergahı biliyorduk .Teslimat yapılmadan önce değişim yapılacak şoförlerin yerine polisler geçecekti. Binanın etrafı sarılmış keskin nişancılar her ihtimale karşı yerlerini almışlardı. Bitecekti. Bitmek zorundaydı...

 

Tır geri geri yaklaşıp durdu.iki adam hemen kapıya yeltendi . Açılan kapıdan çocuk yerine polisler fırladı. Patron elini silahına atıp;

" Lan! Ateş edin . " Diye bağırdı. Ben daha erken davranıp eline ateş ettim ve etkisiz hale getirdim. Elinin acısı ile elini tutmuş bağırıyordu:

 

"Lan! Sen kimsin? Bu ne demek oluyor Avcı." Diye bağırıp salyalarını yüzüme akıttı.

" Ben Başkomiser Miran Çeviksoy , Sen peki?" Korku ve şaşkınlık ile bana bakmaya devam etti. Cevap vermesine izin vermeden tekrar konuştum.

"Sen de şu ciğeri beş kuruş etmez , vicdandan yoksun ,Allah korkusu olmayan , korkak bir embesilsin."deyip yüzüne tükürdüm.

"Gerçi sen yüzüne tükürülmeyi değil tükürükte boğulmayı hak ediyorsun. Gerçi daha neler neler hak ediyorsun da söylemeyeceğim. Biraz heyecan olsun demi." Deyip tehlikeli bir şekilde sırıttım ,artık elime düşmüştü. Ona yapacaklarımı hayal bile edemezdi . Bunu sırf o masum canlar için yapacaktım . Böyle bir şey yaptığı için aldığı her nefeste pişmanlık duyacaktı. Ölmek isteyecek fakat ölmeyecekti. Arafta kalacak , yanacak fakat su vereni olmayacaktı.

 

Kısa sürede etkisiz hale gelen adamlar ile operasyon bitmişti. Karakola dönmüş ifadelerini almıştım. Onlar nezarethaneye ben de evime gitmiştim. Dün geç olduğu için Miray' ı arayamamıştım. Saat öğlene geliyordu fakat yeni karakola gelmiştim. Dün gecenin yorgunluğunu anca atmıştım. İçeri geçmeden Miray' ı aramak istedim . Yaklaşık bir aydı operasyon için çalışıyordum. Onu tehlikeye atamaz kendimden şüphelendiremezdim. Önce Miray' ı arayıp sonra annemlere dönüş yapacaktım. Telefonu alıp Miray' ın adına tıkladım ve beklemeye başladım. Telefon çaldığı gibi hemen açtı.

 

"Oo sümüklü sen beni arar mıydın?" Bu kız benim sinirlerimi hoplatmadan duramıyor galiba. Derin bir soluk alıp;

"Kızım daha kaç kere diyeceğim sana geçmişteki olayları gün yüzüne çıkarma . Biri yanlış anlayacak." Laftan anlamaz ki bu kız . Ulu orta söylüyor. Hayır karizmamız çiziliyor. Etrafa bakıp saçlarımı düzelttim . Karizmamı çizemedim. Olayın çözülmesi üstümden yük kaldırmıştı . Üzerime çöken rahatlık ile Miray' la konusmaya devam ettim.

"Doğru sözün yanlış anlaşılacak neyi var ki?" Al işte ben ne dedim sakalım yok ki. Acaba takma sakal mı alsam, benim ki uzayana kadar bir etkisi olur belki . Derin nefes alıp kendimi sakinleştirdim . Madem sen durmuyorsun ben de seni kendi silahın ile vururum.

"Madem geçmişten söz ediyoruz, ben de bunu hatırlatmak isterim. Benim sümüklü olduğum zaman yanımda sidikli bir kız vardı hatırlıyor musun ,adı neydi ?" Sessizce vereceği tepkiyi bekledim.

"Ee! Görevin bitti mi Miran , ne zaman geleceksin?" Dediği şey ile az daha bir kahkaha patlatıyordum. Ama tuttum kendimi . Bu hep böyle idi , Can parem benim. En ufak şeyde hemen u dönüşü yapardı. Tabi bu bana yönelikti . Başkalarına karşı çok dişliydi.

"Oo , şuan da bir U dönüşü mü yaşanıyor?" Gülmemek için alt dudağımı ısırdım.

" Yapma Miran ama, sana olan özlemimden ne dediğimi biliyor muyum?" Daha fazla üstüne gitmek istemediğim için konuyu kpatma karar verdim.

"İnanmadım ama sen inandım say. Evet görevim bitti . Dün akşam operasyonun son aşaması idi. Ve bitti çok şükür. Bir haftaya orada olacağım canım. Senle de gelirken bol bol vakit geçiririz." Deyip arkamı döndüm ve bahçeyi kolaçan ettim . Hayret avukat bozuntusu hala gelmedi diye düşünürken Miray'ın sedi ile ona odaklandım.

 

" Tamam sen gel görüşürüz. Zühre ile sana çok güzel yemekler de yaparız."

Zühre de Miray gibi benim dosttan öte kardeşim gibidir . İki yıldır tanışmamıza rağmen çok çabuk kaynaşmıştık . Gözleri anneme çok benzediği için ona "Sarmaşık" derdim. Çok özledim be ikisini.

" Tamam bak söz verdin, unutma. Şimdi kapatmam lazım, görüşürüz." Deyip telefonu kapattım . Konuşmak iyi geldi. Karakola girmek için arkamı döndüm. Ve kapıdan içeri geçen avukatı gördüm.

" İşte geldin avukat bozuntusu. Bakalım bu gün nasıl bir hakaret edeceksin."

 

*******

 

Bölüm : 15.02.2025 00:48 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...